« Hürriyet.com.tr

Bir tatlı huzur almaya geldim Amorgos’tan ...

Ağdalı maviliklerin ortasında bir ada Amorgos... Ve adanın altın gülücüklü adamının üç torunu... İki komşu ülkenin kültürlerini barındıran, harmanlayan o tarihi doku beni yelkenliyle yola çıktığımız anda 10 knot hızla kendisine çekti. ‘Senin geçmişin benim geçmişim’ ayrımı yapamayacağımız kadar birbirimize bağlı olduğumuz güzel Ege’nin güzel insanlarıyla tanıştım orada. Hem çok tanıdık hem de çok değişik gelen yemekler tattım ve kendimi mavi-beyaz huzurun kollarına bıraktım.

ayhan@sicimoglu.com
Ayhan Sicimoğlu
Ayhan SicimoğluSeyahat Yazarı

    “Mezkûr ada Venedik’e tabi’dür. Dayiresi seksen mildür. Hem yüce dağları vardur. Ve poyraz tarafında karayele karşu bir körfez vardur. Mezkûr körfeze Yalı dirler. Ve ol körfezin ağzınun gün doğusu tarafında olan burnunun ucu sığdır, ihtiraz ideler. Eğer içme su murad olursa, zikr olan körfez içinde bulunur.”  diye başlıyor Piri Reis, “Kitab-ı Bahriye”sinde ve şöyle devam ediyor:

    “Mezkûr körfeze “Porto Katakola” dirler. Eyü limandır. İçerü girürler, ta yiğirmi kulaç su bulurlar. Demir korlar, yaturlar...”

    Baştan demirimizi esen sert rüzgara karşı 60 metre bıraktık ve kıçtan kara Katapola Limanı’na bağlandık. Amorgos, dik kayaların ve Akdeniz’de görebileceğiniz en “ağdalı mavi”nin adası. Mikonos tarzı, lüks yatlar, lokantalar Avrupa jetset tipler ve pahalı butikli bir ada arıyorsanız veya Santorini tarzı “Coffee Table Book” kitabına konu bir ada arıyorsanız, bu adaya sakın gitmeyin.

    Bir tatlı huzur almaya geldim Amorgos’tan ...

    Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye’si yanımda olmadan Ege’de yelken basmam. İlk iş Piri Reis’imi alıp, yorgunluk kahvesi eşliğinde dikkatlice incelemek oldu. Luc Besson’un meşhur filmi “The Big Blue” (1988) (Türkçesi: Derinlik Sarhoşluğu) filmi bu adada çevrilmiş.  Adaya bağlanmadan bir gece evvel yelkenlimizde filmden bazı parçalar izledik, ama ilk fırsatta büyük ekranda izleyeceğim.

    Bir tatlı huzur almaya geldim Amorgos’tan ...

    Arkadaşım Engin Bayraktaroğlu ve kameramanım Aladar ve gemici Ramazan ile Kalimnos’tan Amorgos’a keyifli bir orsa ile 10 saatte ulaştık. Yelkenlimiz 58 ft, 30 yaşında bir klasik yelkenli ve müthiş bir yelkenci... Daha sonra, Amorgos’tan yukarı Karayel istikametine yelken yaparken yakalandığımız 7 kuvvetinde bir havada 10 knot hızla kendini gösterdi.

    Bir tatlı huzur almaya geldim Amorgos’tan ...
    Bir tatlı huzur almaya geldim Amorgos’tan ...

    Amorgos’un denizden görüntüsü biraz ürkütücü. Derin lacivertten fırlayan iri kayalar. Aslında çok önemli bu iri kaya parçası ada. MÖ 2700 yılına ait yaşam izleri bulunmuş. Benim çok sevdiğim Kyklades takım adalarının en güneyinde ve Bodrum’a takribi 90 deniz mili uzaklıkta. Osmanlıcası “Yamurgi” olan ada 1566-1829 yılları arasında Osmanlı hakimiyetinde imiş. Antik Yunan’da Efes, Milet ve Yunanistan arasındaki durak imiş. Osmanlı zamanında ise, Girit-İstanbul hattının durağıymış.

    Bir tatlı huzur almaya geldim Amorgos’tan ...

    Ana Liman Katapola’ya bağlandık. 4 çekerli ATV’ler ile adayı keşfe çıktık. İlk durak tüm bu Ege adalarında olduğu gibi tepedeki eski ana şehir “Chora”

    Bir tatlı huzur almaya geldim Amorgos’tan ...

    Chora, 30 metre yükseklikte tek parça bir kaya etrafına kurulmuş. Bu kayanın içine şimdi bir kilise olan pagan bir mabet oyulmuş. Çok dik ve korkuluksuz bir merdiven ile kapısına kadar çıkılıyor. Tırmanmaya başladık ama çok sert esen rüzgar, neredeyse bizi kayadan aşağı uçuruyordu, biraz ürktük ve vazgeçtik.

    Bir tatlı huzur almaya geldim Amorgos’tan ...

    Minik köyün sevimli sokaklarında dolandık, sanat galerilerine bakındık, biblo kafelerde bir şeyler içtik. Akşam yemeğine limana döneceğiz. Bu ilk ada yemeği çok önemli. Güzel bir lokanta bulmalıyız. Bu tam bilmediğim mekanlarda internet ve kitaplara fazla güvenmem. İçime güven veren bir yerli tip bulmalıyım ve ona sormalıyım. Adam kafa dengi ve güzelliklerden anlıyorsa ne alâ.  ATV’leri kiraladığımız Thomas, rahat ve sakin bir adam, o kadar ki, sonunda para bile almadı ben de boş depoyu doldurdum ve çocuklara bahşiş bıraktım. Thomas lokantayı tavsiye etmekle kalmadı, sahibini çağırdı.

    Bir tatlı huzur almaya geldim Amorgos’tan ...En sağ oturan Engin Bayraktaroğlu, ayaktaki üç kişi üç kardeş; Dimos, Vangellis ve Yannis

    Amorgos’ta keşfettiğimiz lokanta “Capetan Dimos” oldu. Capetan Dimos balıkçı, 8 çocuklu bir ailesi var ve çok fakir, bir de üstüne ikinci dünya harbi patlıyor. Ailenin büyük oğlu iş aramaya Atina’ya gidiyor, anne baba ve yedi kardeşe para yollayacak. Syntagma meydanındaki meşhur “King George Oteli”nin “Doorman”i oluyor. Kısa zamanda tüm Atina tanıyor, “Syntagma Meydanı’nın Altın Gülücüklü Adamı”nı...

    Üç oğlan çocuğu, Atina’da dünyaya geliyorlar. Vangellis, Yannis ve dedesinin adını alan Dimos. Çocuklar köklerine dönüyorlar, dedelerinin evi, Capetan Dimos Restaurant oluyor. Vangellis, geleneksel Yunan yemeklerine yeni bir tarz getiriyor.

    Bir tatlı huzur almaya geldim Amorgos’tan ...

    Yunanlıların favasını ben bir türlü sevemedim, neden derseniz, şekersiz ve bizim damağa pek uymuyor. Bizler tüm zeytinyağlıları şekerli yeriz. “Rakomelo” adaların popüler içkisi, dijestif ve hatta kışın sıcak içilirse boğaz ağrısına iyi geliyormuş. Adaların meşhur kokulu kekik balı,“raki” dedikleri, bizim boğma rakı veya İtalyanlar’ın ‘grappa’sı arası, sert damıtılmış bir içki, tarçın, karanfil ve çeşitli kokulu otlardan yapılan tatlı bir likör.

    Yunanistanın en popüler seyahat rotaları
    Yunanistan'ın en popüler seyahat rotaları


    Soğanları, Rakomelo ile karamelize eden Vangellis, ılık fava üzerinde gezdirdi. Müthiş bir sonuç… İki tabak götürdüm. Ahtapotları uzo (Yunan rakısı) ile pişiriyor, keçi etini bal ile marine ediyor. Yemekten sonra tatlı yerine küçük kardeş Dimos, gitarla Yunanca şarkılar söylüyor. Güzel Ege geceleri koyu mavi ile kucak kucağa, Yunan melodileri eşliğinde… Yamas...

    Bir tatlı huzur almaya geldim Amorgos’tan ...

    Ertesi sabah Yannis’le pastanesinde buluştuk, birer sütlü kahve içtik ve “boureki” ler yedik. Yannis’in ailesinin köyünde ayin var imiş. Beraber ayine gittik ve hayatımda tanıdığım en enteresan papazı tanıdım.

    Bir tatlı huzur almaya geldim Amorgos’tan ...

    Father Spiros, Ege’in en güzel ve en eski manastırlarındn biri olan “The Monastery of Hozoviotissa”nın papazı. Bu manastır 1017 yılında sarp kayalara yapışık gibi yapılmış ve adanın medarı iftiharı. “Father Spiros” likör ve lokum ikram etti, hoş sohbeti ile devam etti. Çok iyi aşçı imiş. Bir dahaki sefere bana ve tüm arkadaşlarıma yemek yapacak, söz verdi. “Gençliğinde çok yakışıklı idi” dedi Yannis. Tüm turist kızlar aşık olup, peşine düşerlermiş ama Peder Spiros kızların iç çekmeleri ve üzgün bakışları arasında gece olunca manastırına dönermiş. 

    Bir tatlı huzur almaya geldim Amorgos’tan ...
    Bir tatlı huzur almaya geldim Amorgos’tan ...

    Rahibe İrene, çok enteresan bir kadın, 6 senedir, harabe iken cennete dönüştürdüğü “Aya Yorgi Valsamitis Manastırı”nda kedileri ile beraber oturuyor. Hrıstiyanlık öncesi pagan zamanlardan beri var olduğu sanılan meşhur “muhabbet eden su” varmış bu manastırda. Bilhassa Osmanlı zamanında o kadar meşhur olmuş ki, insanlar akın akın bu kaynağa gelmeye başlamışlar. 1960’larda papazlar, bu insan seline dayanamamışlar ve suyun kaynağını beton ile kapatmışlar. Manastırın keşişleri, suyu ilk önce bir bardağa dolduruyorlarmış, sonra da bardağa sorular soruyormuşsunuz, mesela evlenmeden önce veya yeni bir işe başlamadan evvel, su berrak veya bulanık şekle dönerek, bu şekilde cevap veriyormuş size.

    Yunanistanın gizli kalmış 10 adası
    Yunanistan'ın gizli kalmış 10 adası

    İrene de benim gibi 30 sene evvel ilk defa geldiği bu adanın, lacivert rengine hayran olmuş ve her sene gelmeye başlamış. 6 sene evvel de bu harabe manastır Aya Yorgi Valsamitis’i bir çok hasta ve sakat kedileri ile beraber bulmuş. Atina’dan gelip buraya yerleşmiş, kendi gayretleri ile manastırı yeniden restore ettirmiş. Kediler için veterinerler gelmiş, aşıları ve bakımları yapılmış. Bahçe yeniden tanzim edilmiş, rengârenk çiçekler ve sarmaşıklar dikilmiş. Sister İrene, aynı zamanda müthiş bir ressam, duvardaki tüm ikonları da kendisi yapmış.

    Bir tatlı huzur almaya geldim Amorgos’tan ...

    Mucize sudan bir bardak aldık, ülkem için, insanlarımız için sorular sordum. Su, ilk önce biraz bulandı, sonra berrak ve lezzetli bir şekil aldı ve ben de kana kana içtim.

    Kaynak: ayhan@sicimoglu.com