GeriSeyahat Trakya'nın can damarı: Edirne
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Trakya'nın can damarı: Edirne

Trakya'nın can damarı: Edirne

Edirne, Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış ve her bir yanı Mimar Sinan’ın eserleriyle dolu tarih kokan şehrimiz…Tuna’sıyla, Meriç’iyle, mis gibi havasıyla Edirne’ye gitmenin şimdi tam zamanı… Peki tarih kokan bu şehrimize bir hafta sonu gittiğinizde nereler gezilmeli ve hangi lezzetleri tadılmalı? İşte size Edirne gezi rehberi…

Kültürel mirasımızın en büyük izleri bu şehirde olup, külliyeler, camiler, hamamlar, kapalı çarşılar, köprüler ve kiliseleri ile yaşayan bir tarih olan bu şehrin her sokağı bizi bambaşka yüzyıla seyahat ettirirken, şehrin hat ve süsleme sanatının da en güzel örneklerine sahip olduğunu unutmayarak tıp tarihine geçen ilk uygulamaların da burada başladığını hatırlatalım…

Trakyanın can damarı: Edirne



KENTİN EN ESKİ SEMTİ: KALEİÇİ

Bu alan eski surların kuşattığı dörtgen bir alan. Edirne’nin fethi sırasında Kaleiçi tek yerleşim yeridir. Bu semtte adım başı eski zamanlardan kalma işçiliği ve zarafeti ile sizi etkileyecek evler ve hikayeler ile karşılaşırsınız. Sıcacık bu şehirde deklanşöre basma zamanı, hadi bakalım…

Trakyanın can damarı: Edirne


TAVA CİĞERİ O ZAMAN BEYA. 

Tarihi dokuyu tatmaya devam etmeden önce somut tatlarla bir canlanmaya hiçbirimiz yok demeyiz sanırım. ‘Elbette’ dediğinizi duyar gibiyim. Hadi o zaman Ciğerci’ye doğru yol alalım. Tava ciğer, benim gibi normalde ciğer sevmeyen ve asla yemeyen birinin bile rahatlıkla yediği lezzetli bir yemek. Özellikle yanında getirdikleri kuru biber çok lezzetli. Gelmeden önce ‘Aydın Tava Ciğer’i önermişlerdi bize. 15 dakika sıra bekledik. Ancak beklediğimize değdi. Kapının önündeki kuyruk korkutmasın sizi. Kuyruk beklemiyorsanız zaten iyi ciğer yemiyorsunuz demektir.

Trakyanın can damarı: Edirne


BENCİLLİĞİNİ KAPI DIŞINDA BIRAK, İÇERİ ÖYLE GİR’ (SELİMİYE CAMİİ)

1569-1575 yılları arasında inşa edilmiş, 2011 yılında Dünya Mirası listesine alınan muhteşem bir Mimar Sinan eseri. Caminin yapımında o kadar matematiksel veri var ki, insan okuyunca şaşırıyor, aklı almıyor. Mimar Sinan bu denklemleri çözerek camiyi tasarlamış. Cami kapısının girişinde bulunan zincir detayı ilk karşılaştığımız şey. Bu zincirin adı ‘Enaniyet Zinciri’ imiş. Bu Zincirle insanlar enaniyet ve benliklerini kapının dışında bırakır, günümüz tabiriyle daha camiye adım atmadan bir nevi sisteme format atarlarmış.

Önceleri caminin minareleri şehrin her yerinden gözükse de, günümüzde böyle bir durum kalmamış. Yeni yapılan binalar, evler ve yollar sebebiyle görünebilirliğini kaybetmiş. Yapı aslında Külliye şeklinde tasarlanmış ve hemen önünde bulunan.Selimiye Arastası da bu külliyenin bir parçası. Camiyi ziyaret ettikten sonra bu tarihi çarşıdan alışveriş yapabilirsiniz.

Trakyanın can damarı: Edirne


EDİRNE’YE NEFES ALDIRAN BİR YAŞAM BÖLGESİ: KARAAĞAÇ

Edirne’ye gelip Karaağaç’a gitmeden olmaz. Tunca ve Meriç nehirlerinin üzerinden geçerek buraya varılıyor. Buranın iki sınır arasında olması dostluğa karşı bir sıcaklık hissi veriyor insana. Kahve ve kahvehane kültürünün bütün imkanları ve her türlüsü, bir mimari abidesi olan eski tren garı binası ve çevresi ile Karaağaç herkesi memnun edebilecek çok barışçıl bir ortam.

Ulu çınarların gölgesinde, kuş cıvıltıları eşliğinde uzun çay sohbetleri vazgeçilmez. Hadi şimdi kendinizi yeşil ve huzura bırakın, bol bol yürüyün ve güzelim kavak ağaçlarının arasında kaybolun.

Trakyanın can damarı: Edirne

ALTINDAN SU, ÜSTÜNDEN TARİH AKAN HIRÇIN BİR NEHİR: MERİÇ NEHRİ

Türkiye sınırlarından da geçen nehrin doğduğu yer Bulgaristan’dır. Ayrıca Türkiye’de bulunan 10.büyük akarsudur. Meriç Nehri üzerinde izlenen gün batımı, büyüleyici bir güzelliktedir. Meriç Nehri’ne ait bir efsane de bulunmaktadır. İki aşığın kavuşamadığı efsanevi bir aşk hikayesinin bitimine sebep olduğu rivayet edilen nehir, hem heybetiyle, hem de debisiyle masallara konu olmuştur.

Sessiz ama ihtişamlı Meriç, güçlü ama yavaş yavaş akarken Meriç Köprüsü’nün nasıl yapıldığını, üzerinde kimlerin adım attığını, nasıl bu zamana kadar dimdik ayakta kaldığını düşünmeden edemiyor insan. Tarih sizi etkiliyorsa gidin ve çektiğiniz karelerle bu güzelliği bir kez daha ölümsüzleştirin.

Trakyanın can damarı: Edirne

ŞÜKRÜ PAŞA ANITI VE BALKAN ŞEHİTLİĞİ MÜZESİ

26 Mart 1913 Balkan Savaşı ve şehitlerin anısına yapılmış. Savaş sırasında yokluk içinde Edirne’yi savunan Şükrü Paşa’nın, Edirne’nin savunma yerlerinden biri olan Kıyık Tabya’ya mezarı getirilmiş ve anısına bir anıt yapılmış. Anıtla beraber burada bulunan tabyada, Balkan Savaşları’nı anlatan ve Edirne halkının elinde bulunan eşyalardan oluşan bir müze oluşturulmuş.

Trakyanın can damarı: Edirne

GEZİLECEK DİĞER YERLER

Ali Paşa Çarşısı, Türk İslam Müzesi, Edirne Büyük Sinegogu, Edirne Arkeoloji Müzesi, Lozan Anıtı, Rüstempaşa Kervansarayı, Edirne Bedesteni, Enez Kalesi, Saraçlar Caddesi, Kırkpınar, Bulgar Kilisesi.

Kendine özgülüğün tavana vurduğu bir yöre lehçesiyle tanışmak için bu tarih kokan güzel şehri alın planlarınıza, alın seyahat günlüklerinize. Görüşmek üzere Trakya’nın can damarı…

Trakyanın can damarı: Edirne


Fotoğraflar: Buse Turan


Yorumları Göster
Yorumları Gizle