« Hürriyet.com.tr

Engizisyonun merkezi: Lizbon'daki Şeytan Kilisesi

Dünyanın en görkemli bilgi mabetlerinin peşine düştüğüm geçen yıl yolumu Lizbon’a uzatmamın temel nedeni imparatorluk kitaplığı ‘Mafra’dan aldığım bir davet oldu. Lizbon'da 300 yıllık bu muhteşem saray kütüphanesinde geçirdiğim zaman büyüleyiciydi. Lizbon'daki Şeytan Kilisesi'nin hikayesi ise oldukça ilginç...

Mehmet CORAL
X

Kenti tanımak için kendime ayırdığım üç günde Dario Moreno’nun ölümsüz şarkısı Adieu Lisbonne bana hep yol gösterdi. Kentin en simgesel yapılarından birinin önünde ona rastlayacağımı biliyordum. Öyle de oldu. Onu, Dario’nun ölümsüz yorumuyla, delikanlılık yıllarımda, İzmir’in nostaljik asansöründe dinlemiştim. Lizbon’u, ilk kez gittiğim bütün şehirlerde hep yaptığım gibi, ciğer kokusu almış bir kedi gibi gezerken birden karşıma bütün haşmetiyle Santa Justa asansörü çıktı. Deniz seviyesindeki Baixa semtini, kentin yedi tepesi arasında en zarif mahallelerini barındıran Chiado ve Carmo’ya bağlıyordu. Tepeden kentin manzarası soluk kesiciydi. Aynen İzmir de olduğu gibi. Tek farkla ki, Dario ile benim, ufukları tarihin arka ucuna değen ata kentimizin eline su dökemezdi.

Engizisyonun merkezi: Lizbondaki Şeytan Kilisesi
Santa Justa asansörüsünün tepesinden kentin manzarası soluk kesici. 

 

LİZBON’UN SULTANAHMET’İ 

Şimdi sadede gelelim. Bu yazının konusu Lizbon’u tanıtmak değil. Pek çok kez, SEYAHAT’te, onun hakkında yazılar okumuşsunuzdur. Bugün sizi, dışarıdan bakınca son derece sıradan olan, ancak içine girdiğinizde dudak uçuklatan, bir eşini belki de dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğiniz bir mabette gezdireceğim: Sao Domingos veya halk arasındaki yaygın adıyla, Şeytan Kilisesi’nde...

 

Engizisyonun merkezi: Lizbondaki Şeytan Kilisesi
Rossio Meydanı, bizim Sultanahmet'in yarım ölçeğinde.

 

Rossio Meydanı, Lizbon’un Sultanahmet’i... İlk Roma yerleşkesindeki hipodrom. Bizdekinin yaklaşık yarım ölçeğinde. Etrafı çepeçevre lüks oteller, restoranlar, butiklerle çevrili. Yaşam burada hızlı akıyor. Şimdi yolumuzu buranın biraz arkasındaki bir sokağa çevirelim. Burada nabız yavaşlıyor. Yürüyoruz. Sıradan binaların arasında pek de etkileyici olmayan bir fasad. Igreja de São Domingos, yazıyor alınlığında... Sıradan bir yapı diye yürüyüp geçecekken, başınızı çevirip bir daha bakıyorsunuz. İsmin hemen altında, kuruluşu: 1241 yazıyor. “Hop, bi dakka!..” oluyorsunuz. “800 yıllık yapı, buraya girilir.” İki dilencinin kapı başlarını tuttuğu çifte girişten birini rasgele seçip giriyorsunuz. İlk tokadı da tam o anda yiyorsunuz. Pıhtılaşmış kan rengindeki yarım silindirik kemerli tavan...

 

Engizisyonun merkezi: Lizbondaki Şeytan Kilisesi
800 yıllık Şeytan Kilisesi, eskiden Engizisyon Mahkemesi’nin merkeziymiş.

 

Henüz toparlanamadan bir tokat da naos’un iki yanından yükselen kemer ve sütunlardan geliyor. Bunların içleri de yine aynı ürkütücü pıhtılaşmış kan ve ateş rengine boyanmış. İnsanı çarpan ayrıntı, sütunların örselenmiş, çatlamış, insanüstü bir güçle vurulmuş darbeyle yer yer kırılmış olması. Yani, binayı taşımalarına imkân yok. Zaten araları sıvanmış. Kutsanmışlık değil, daha çok bir cezalandırılmışlık duygusu hâkim bu barok mekâna. En iyisi sessizce ibadetlerini sürdüren insanların arasında bir yer bulup oturmak. 

 

Engizisyonun merkezi: Lizbondaki Şeytan Kilisesi

 

ENGİZİSYONUN MERKEZİ 

Oturduğum yerden sessizce mabedin tüm ayrıntılarını incelemeye koyuluyorum. Kendi kıyametini yaşadıktan sonra yeniden diriltilmiş garip ve insana ürküntü veren bir varlık. “Kasıtlı olarak bu hale getirilmiş” sanrısı akıl duvarlarınıza çarpa çarpa, sürekli kendini yineliyor. Sessiz bir çığlık, “Nedamet göster, yoksa halin bu olur!” diye yankılanıyor sanki. Yavaş yavaş içeriye girdiğimde mumlar yanan bir masanın üzerinden aldığım küçük broşürde yazanları düşünmeye başlıyorum. İmparatorluk döneminin en büyük kilisesi ve birçok ayrıntı... Ancak en önemli özelliği ‘Engizisyon Mahkemesi’nin merkezi olması. O korkunç kararlar burada alınıyor. Mahkûmlar, hemen ötedeki Rossio Meydanı’nda kurulan platformların üzerinde Autos de Fer-Engizisyon Ateşleri’nde yakılıyor. Böylece ruhları arındırılmış oluyor!..

 

Engizisyonun merkezi: Lizbondaki Şeytan Kilisesi

 

Mabet önce 1531’deki depremde hasar görüyor, ardından Lizbon’u yerle bir eden 1755 depreminde neredeyse tamamen yıkılıyor. 1807’de yeniden yapılıyor. 1959’da patlak veren yangında büyük hasar görüyor. Sonunda kent meclisinin aldığı dramatik bir kararla kilise yangından arta kalan enkazın üzerinde bugünkü görüntüsünü alacak biçimde onarılıyor.

 Autos de Fer ile yakılan masum canların taşlaşmış küllerinden yapılmış gibi görünen bu kiliseyi Lizbon halkı, belki de bu yüzden, bugün Şeytan Kilisesi diye anıyor.

Gidello Öneriyor: 19 Mayıs’a özel Lizbon turu

 

Aşkın, hüznün, fadonun kenti LizbonAşkın, hüznün, fadonun kenti Lizbon

Avrupa’nın en vahşi güzeli: LizbonAvrupa’nın en vahşi güzeli: Lizbon

 

Kaynak: Mehmet CORAL

Avrupa’nın 5 güzeli
YazYaz
Ağustos ayında tadını çıkaracağınız 10 keyifli rota
YazYaz
Midilli’nin yıldızı Molivos
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Sibirya'da her geçen gün büyüyen gizemli krater!
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Hem büyüleyici hem de ucuz sekiz ülke
YazYaz
Bayramın en güzel yurt içi adresleri