GeriEdirneyi Keşfet Edirne'de 9/8'lik Rota
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Edirne'de 9/8'lik Rota

Edirne'de 9/8'lik Rota

Serkan Ocak

Sanırım ilk kez bir ‘keşif’ sonrası tekrar o şehre gitmek için bu kadar kararlıyım. Çünkü iki hafta sonra (5-6 Mayıs) çok önemli bir organizasyon var: Kakava Şenlikleri. Halbuki o kadar da göbek atmış, doyasıya eğlenmiştik Edirne’de ama yetmedi… Sonrası için de planlar hazır: ‘Kırkpınar Yağlı Güreşleri...’ Üstelik son kez o tarihi stadta pehlivanlar güreşe tutuşacak. Yıkılmadan gönül gözüyle son kez görmek şart… Açılması planlanan iki de çok önemli müze (Şehir Müzesi ve Balkan Tarihi Müzesi) var...

Neyse, şimdilik filmi başa saralım, görmediklerimizi değil, gidip gördüklerimizi, yediğimizi içtiğimizi, ‘Sultanların Şehri’, ‘Şehirlerin Sultanı’ ya da ‘Şenliklerin Şehri’ni anlatalım...

Hürriyet Gazetesi’nin ‘Marka Şehirler’ projesinin altıncı durağındayız. Hatay, Aydın, Mersin, Gaziantep ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ardından bu kez Edirne’deyiz. Mesafe yakın olunca sınır şehrine keyifli bir otobüs yolculuğu yaptık. Hürriyet Dünyası’nda ilk hatıra fotoğrafımızı çektirdikten iki saat sonra Edirne’ye vardık. İlk ‘9/8’lik şoku’ otobüsten yere ilk adımı attığımızda yaşadık. Edirne Belediyesi’nin üç gün boyunca bizi yalnız bırakmayan muhteşem bandosuyla tanıştık. Biraz ürkek de olsa ilk göbeklerimizi orada attık. Çünkü burası ‘Sultan Şehri’ olduğu kadar, Romanların, eğlenmesini iyi bilen insanların şehriydi...

Edirne dendiğinde aslında herkesin aklına ilk Mimar Sinan’ın ‘ustalık esirim’ dediği Selimiye Cami geliyor. Selimiye’yi anlatmaya ne bu sayfa yeter, ne de Hürriyet Gazetesi’nin hazırladığı özel ‘Edirne’yi keşfet’ ekinin tamamı... Sadece şunu söylemekte fayda var, Edirne yalnız Selimiye Cami için bile ‘mutlaka görülmesi gereken yerler’ listenizin başında olmalı... Ama önceden mutlaka iyi okuyup gelin ya da muhteşem eseri bir rehberle birlikte gezin. Ancak Edirne demek sadece Selimiye demek değil, işe size ispatı.

Edirne Belediyesi’nin ve TÜRSAB’ın desteklediği keşif turumuzun ilk duraklarından biri Karaağaç’a oldu. Anadolu’yu Avrupa’ya bağlayan ilk demiryolunun kurulduğu ve bir zamanlar ‘Küçük Paris’ olarak nitelendirilen Karaağaç’ta II. Abdülhamit Dönemi’nde yaptırılan ve bugün Trakya Üniversitesi rektörlük binası olarak kullanılan tren istasyonunu ziyaret ettik. Ardından Atatürk önderliğinde milli mücadeleye başlayan Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık zaferini siyasi ve hukuki açıdan temsil eden Lozan Antlaşması ile ilgili belgelerin bulunduğu müzeyi ve Lozan Anıtı’nı ziyaret ettik.

Edirne düz bir şehir, en yüksek noktası 41 metre. Şehri panoramik olarak en iyi görebileceğiniz nokta Hıdırlık Tepesi olarak da bilinen Hıdırlık Tabya. Güzel bir manzaraya sahip Hıdırlık, artık güzel bir de müzeye kavuşuyor. Balkan Savaşları sırasında Edirne’de 30 tabya kullanılmış. Kıyık ve Hıdırlık Tabya hala ayakta. 1884’te kent savunması için kurulan tabyalardan Hıdırlık’ın restorasyonunda son aşamaya gelinmiş. Sezon sonuna kadar burada Balkan Tarihi Müzesi açılacak. Türkiye’nin en ilginç müzelerinden biri olacağı kesin. Edirne Belediyesi, Hürriyet ekibine güzel bir sürpriz hazırlamıştı tabya ziyaretinde. Bir zamanlar 12 bin askerin barındığı Hıdırlık Tabya’da temsili askerler bizleri bekliyordu. Asker Edirneli olunca tekmili de farklı oluyor tabi!.. “Nasılsın asker?” sorusuna “Ep aynı be ya...” cevabını alırsanız şaşırmayın...

Tabyadan sonra Avrupa Konseyi tarafından 2004’te Avrupa Müze ödülü verilen Darüşşifa’yı gezdik. Sultan II. Bayezid Külliyesi’ni oluşturan ve o dönem akıl hastalıklarının müzik ve su sesiyle tedavi edildiği Şifahane ve Tıp Medresesi, Trakya Üniversitesi tarafından Sağlık Müzesi haline getirilmiş durumda.

Ve acıktık... Edirne’ye gidip de acıkanların ilk durağı bir ciğer tavacıdır. Bizim adresimiz Kazım Usta oldu. Ciğer tavaları yerken kendimizden geçtik. Önceki gün öğlen yemeğinde ise soluğu Köfteci Osman’da almıştık. Tam kadro gidilen mekândan ayrılmak bir hayli zor olmuştu.

Ekibin bir durağı da Kırkpınar Yağlı Güreşleri Er Meydanı’ydı... Yağlı güreşler tam 655 yıldır devam eden bir gelenek. Buradaki stad 1980’te inşa edilmiş. Bu yıl son kez yani 656. yağlı güreşler yapılacak. Baş pehlivan belirlenecek, ‘ağa’ seçilecek. Çünkü yılda sadece bir kez ilgi odağı olan bu stad belediyenin yeni projesine göre, yılın her döneminde kullanılan çok fonksiyonlu bir komplekse dönüştürülecek. Hürriyet ve TÜRSAB ekibi er meydanına vardığında kaba zurnalar ve davullarla küçük bir seremoni yapıldı. Yeşil çimenin üzerinde hazır bulunan pehlivanlar da yağlanarak güreşe tutuştu. Aslında programı önceden biliyordum, “Ben de biraz yağlanır, güreşe tutuşurum bir fotoğraf için” diyordum. Ama yiğitleri görünce tırstım açıkçası... Neme lazım, o elenselerden birini yesem Edirne turunu hastanede tamamlayabilirdim...

Edirne aynı zamanda bir hoşgörü kenti. Üç farklı dine mensup insanlar yıllarca burada yaşadılar. Rotamızın sıradaki duraklarında farklı dinlere ait ibadethaneler vardı. İlki Edirne Büyük Sinagog’u idi. Bugün kentte eskisi kadar Musevi bir topluluk olmasa da yıkılmaya yüz tutmuş ‘Avrupa’nın en büyüğü’ unvanını da taşıyan bu görkemli Sinagog, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek 26 Mart 2015’te yeniden hizmete açıldı. Sıradaki durağımız ise Sveti Konstantin-Elena Bulgar Kilise’ydi. Burası da Bulgaristan’dan İstanbul’a gidene kadar yol üzerindeki tek Bulgar-Ortodoks Kilisesi... Akşam yemeğimizi ise Meriç Nehri kıyısındaki Lalezar Restoran’da yedik.

Hürriyet rotamızın son günkü durağı ise bağlarıyla meşhur Edirne’deki Arda Şarapçılık oldu. Edirne’nin birbirinden leziz peynirlerini, şaraplarını tattık. Öğle yemeğimizi de yine buradaki üretim yapılan taş binada yerken Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün de bir personeli olan Göksel Demlendirici klarnetiyle bize eşlik etti. Ama ne ne klarnet çalmak. Resmen ağlatıyor... Fantaziden blues’a, Pembe panterden Selanik türküsüne kadar üflüyor da üflüyor... Bir gün Edirne’ye giderseniz aklınızda bulunsun, il kültür müdürlüğünü arayın, Göksel’in nerede çaldığını öğrenmeye çalışın, şansınız varsa dinlemeye gidin. Pişman olmazsınız.

Edirne’de üçüncü günün son durağı Arda Şarapçılık oldu. Müzik şöleninin sunulduğu mekanda, Hürriyet yazarları şarap üretim yerlerini ve üzüm bağlarını gezdi.

Edirne’den ayrılma vakti geldiğinde ise epey zorlandık. Belediye Başkanı Recep Gürkan, 3 gün 3 gece neredeyse yanımızdan hiç ayrılmadı. Ekibi de öyle... Otobüsle yanlarından ayrılırken sanki gelin evinden ayrılıyor gibiydik hepimiz... Ama olsun, bu bir veda değildi, yine gideceğiz bu güzel insanlar şehrine...

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle