GeriSeyahat Duvarın en sanat hali
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Duvarın en sanat hali

Duvarın en sanat hali

Berlin, dile kolay, tam 28 yıl boyunca ortasından geçen 46 kilometre uzunluğunda bir duvarla ikiye ayrılmış olarak yaşadı. Yıllarca ‘Utanç Duvarı’ diye anılan yapının 1989’da yıkılışı Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ve Soğuk Savaş’ın sonunun başlangıcı oldu. 9 Kasım, duvarın yıkılışının 30. yıldönümüydü. Şehir, birleşmenin 30. yıldönümünü geçen hafta sanat enstalasyonları, konserler, sergilerle kutladı.

İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Almanya’nın başkenti Berlin, Amerika, İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği tarafından dörde bölündü. Kapitalist Batı ittifakının birleşip tek bir yönetime geçmesi ve karşılarına komünist Sovyetler Birliği’ni almasıyla başkent, tıpkı ülkenin kendisi gibi Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldı. Ancak Doğu Almanya yönetimi, Batı’ya kaçışları engelleyemiyordu. Bunun üzerine Sovyetler Birliği, Batı Berlin’i ablukaya almak amacıyla 1961 yılında bir gecede ‘Berlin Duvarı’nı inşa etti. Yıllarca ‘Utanç Duvarı’ olarak anılacak beton sınır yeterli olmayınca üzerine dikenli tel, gözcü kuleleri, mayınlı arazi gibi önlemler eklendi. Bu durum, Berlinliler için çok çeşitli zorluklara sebep oldu... Kiminin oturduğu yer Batı Berlin’de, çalıştığı yer Doğu Berlin’deydi...

Duvarın en sanat hali



Pek çok insan duvar yüzünden sevdiklerinden ayrılmak zorunda kalmıştı. Tam Berlin Duvarı’nın geçtiği Bernauer Strasse (Sokak)’ta yer alan binalardan biri sınır olarak Doğu Berlin’deyken ön cephesi Batı tarafında kalıyordu. Yakınlarına ulaşmak için binanın camlarından atlayanlar, yaralananlar oldu. Bunu gören Doğu Berlin yönetimi önce binanın ön cephesini tuğlayla kaplattı. Kısa süre sonra ise binayı tamamen yıkma kararı aldı. Resmi rakamlara göre en az 136 kişi şehri ikiye bölen duvarı aşmaya çalışırken hayatını kaybetti. Berlinliler, bu ‘Utanç Duvarı’yla tam 28 yıl yaşamak zorunda kaldılar. Kentin iki yarısının birleşmesi 1989’da mümkün olabildi. Politik atmosferin değişimiyle duvar, 9 Kasım gecesi iki tarafta da oluşan büyük kalabalıkla yıkıldı.

Önünde fotoğrafınız yoksa Berlin’e gelmiş sayılmazsınız

Zamanında büyük trajedilere sebep olan Berlin Duvarı, bugün şehrin en önemli turistik sembollerinden biri. Yıllar içerisinde duvarın geçtiği yerlere yeni yapılar inşa edilmiş olsa da şehirdeki binalardan nerenin ‘Doğu Berlin’, nerenin ‘Batı Berlin’ olduğunu anlamak mümkün. Şehrin (eski) Doğu bölgesinde daha tekdüze bir mimari göze çarpıyor; sıkıcı uzun blok binalar bulunuyor. Bu binaları gördüğünüzde eskinin ‘Doğu Berlin’inde olduğunuzu anlıyorsunuz. Şehrin pek çok noktasında duvardan parçalar anıt olarak ziyarete açık. Aralarında en bilineni Spree Nehri kıyısı boyunca duvarı görmenin mümkün olduğu ‘East Side Gallery’ ismi verilen kısım. Burada 1990 yılında çeşitli ülkelerden gelen 21 sanatçının duvarın yıkılışını ve değişen dünyayı konu edinerek çizdiği 105 farklı eser var. Grafitilerin önünde bir fotoğrafınız yoksa Berlin’i ziyaret etmiş sayılmıyorsunuz!

Duvarın en sanat hali



Bir diğer parça ise duvar ayaktayken 28 yıl boyunca iki bölgenin ortasında kalarak büyük sıkıntılar yaşayan Bernauer Strasse’de. Buradaysa hayatını kaybedenlerle ilgili bir anıt bulunuyor. ‘Terörün Topografyası Müzesi’nin yakınında bulunan bir diğer duvar parçası ise 1980’lerde duvar henüz yerindeyken çizilmiş grafitileriyle korunuyor. Şehirdeki hatıra dükkânlarında Berlin Duvarı’nın molozlarından parçalar satılıyor. Bu parçaların gerçekten duvara ait olup olmadığını kimse bilmiyor. Berlin’de ayrıca ‘Check Point Charlie’ bölgesi de dönemin sembollerinden biri olarak ziyaretçi akınına uğruyor. Check Point Charlie, Doğu Berlin ile Batı Berlin’i bağlayan üçüncü geçiş kapısıydı. Soğuk Savaş’ın en önemli sembollerinden olan bu noktada 1961 yılında çıkan Berlin Krizi’nin ardından Amerikan ve Rus tankları 16 saat boyunca karşı karşıya gelmişti. Berlin Duvarı’nın tüm tarihini Check Point Charlie’deki ‘Check Point Charlie Duvar Müzesi’, Bernauer Strasse’deki ‘Berlin Duvarı Anıtı’ ve Niederkirchner Strasse’de bulunan ‘Terörün Topografyası Müzesi’nde görebilirsiniz.

Popülerleşen Türk mahalleleri

İkiye bölünen Berlin’de duvarın geçtiği bölgeler yıllar içerisinde konut olarak değerini kaybetti. Metrelerce uzunluktaki duvar adeta ‘hapishane etkisi’ yarattığı için kimse duvara yakın bölgelerde oturmak istemiyordu. Ev fiyatları düşünce duvara yakın bölgelere şehre yeni taşınan göçmenler yerleşti. O dönemin en büyük göçmen grubu da Türklerdi. Kreuzberg, Neuköln gibi yerlere yerleşen Türkler göçmen mahalleleri oluşturdu. Duvar yıkıldıktan sonra şehrin merkezi haline gelen bu bölgeler şu anda kentin en popüler ve değerli yerleri arasında yer alıyor.

Havada yüzen 30 bin mesaj

Duvarın yıkılışının 30. yıldönümü, geçen hafta çeşitli etkinliklerle kutlandı. Aralarında en ilgi çekeni şehrin en turistik tarihi bölgesi Brandenburg Kapısı ile Berlin’in merkezindeki en güzel parklardan biri olan Tiergarten’in birleştiği noktaya yerleştirilen dev sanat eseriydi. Amerikalı sanatçı Patrick Searn tarafından hayata geçirilen enstalasyon için tam 30 bin kişi renkli flamalara duvarın kendileri için ne ifade ettiğini yazdı. Yıl boyunca gerçekleşen çeşitli atölye çalışmaları ve etkinliklerde hazırlanan flamalar bir hafta boyunca gökyüzünde dalgalandı. 30 bin farklı insanın yazdığı mesajların tümü mauerfall30.berlin sitesinden okunabilir.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle