Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Operanın genç yıldızları

    ILGAZ GÖKIRMAKLI ilgazgokirmakli94@gmail.com
    01 Haziran 2017 - 14:19Son Güncelleme : 01 Haziran 2017 - 14:20

    Çok çalışıyor, hayaller kuruyor ve sesleriyle opera sahnesinde dünyalar yaratıyorlar... Sizi üç genç opera sanatçısı ile tanıştıracağız. Mehmet Ali Tutar, Ceren Aydın Akkoç ve Selin Uzun, bu yıl 19’uncusu düzenlenen, Türkiye’nin opera alanındaki ilk ulusal yarışması Siemens Opera Yarışması’nın bu seneki kazananları...

    Opera güç kaynağım oldu 

    Siemens Opera Yarışması ilk günden beridir operaya gönül vermiş birçok sanatçıya kapılarını açıyor. Önceki yıllarda yarışanların yetiştirdiği öğrencilerin, son yılların kazananları arasında olması buna en iyi örnek. Bu seneki birinci Mehmet Ali Tutar da 2003’te dereceye giren Melih Tepretmez’in öğrencisi.
    Mehmet Ali Tutar’ın opera kariyeri tesadüfen başlıyor. 1988 yılında Mersin’de dünyaya gelen Tutar, “Ailemde hiç sanatçı yok. Annem ev hanımı, babam memur. Ancak dedem, babamın mandolin çalmasını istemiş. Babam o zaman hevesli değilmiş ancak sonra benim müzikle ilgilenmemi, mandolin, saz gibi telli bir enstrüman çalmamı istemiş. Benimse hep piyanoya merakım vardı” diye anlatıyor. Müzik, hayatında hep büyük yer kaplamış ancak üniversite sınavına girip müzik öğretmeni olmak ya da başka bir bölümde okumak gibi hedefleri varken, yolu opera ile kesişmiş.
    Uğradığı bir müzik markette Fahri Önoğlu’nun “Çok güzel sesin var, opera düşünmelisin” önerisinin ardından tüm hikâyesi değişiyor Tutar’ın. “Bu işi yapabilir miyim?” endişeleri eşliğinde araştırmalara başlıyor. 2010’da bariton Orhan Yıldız ile şan çalışmalarına başlayan Tutar, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nı kazanarak, “Babam gibidir” dediği tenor Aykut Çınar’dan eğitim alıyor.
    Çalışmalarına Antalya Devlet Opera ve Balesi’nde devam ediyor.
    Yarışma konusunda ise tecrübeli. 2014, 2015, 2016 yıllarında katıldığı Siemens Opera Yarışması’nda her seferinde finale kalan Tutar, bu yıl yarışmanın birincisi oldu. 2015’te İtalya’da ‘En İyi Genç Solist’, 2016’da da Cappucilli Opera Yarışması’nda dördüncülük ödüllerinin sahibi olmuş.
    Geçen yaz yakalandığı testis kanserini yenmesinde de mesleğinden güç almış: “İki kür kemoterapi gördüm, zorlu bir dönem geçirdim ancak yılmadım. Dostlarım ve mesleğim bana destek oldu, güç verdi.

    Sesiniz içinizden çıkan, sizin yarattığınız bir şey...

    1990 İstanbul doğumlu Ceren Aydın Akkoç, ev hanımı bir anne ve tekstil işi ile uğraşan bir babanın çocuğu olarak dünyaya geliyor. Küçük yaşlarda kurduğu hayallerinin hepsinde sahnede olmak varmış. “Sahnede farklı karakterleri canlandırmak, günlük hayatta giyemeyeceğim elbiseleri giymek beni çok etkiliyordu. Bu çok özel bir fırsat” diyerek adım attığı sanat yolculuğu, “tınısını yakından hissedebildiğim” dediği keman ile başlıyor. Ve “tamamen içinizden çıkan, sizin yarattığınız bir şey” diye tanımladığı sesini keşfederek opera ile devam ediyor.
    Ailesinden hep destek görmüş: “Ailemde sanatla ilgilenen kimse yoktu ancak benim kararlı olduğumu fark edince yanımda oldular. Bazen uzak yerlere gitmem gerekti, bazen dersler almam gerekti. Hep yanımdaydılar.”
    Akkoç eğitim almaya karar verdikten sonra başarıları art arda gelmiş. 2009’da Pera Güzel Sanatlar Lisesi Keman-Şan Bölümü’nü ikincilikle bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera Bölümü’ne giriyor.
    19. Siemens Operacılar Yarışması, ilk deneyimi. “Katılmak için hem psikolojik hem de sesim açısından en doğru hissettiğim zaman buydu” dediği yarışmaya, ikinciliği paylaştığı Selin Uzun gibi son anda başvurmuş. Seçtiği eserlerin hem yaş hem de fiziki açıdan kendine uygun olmasına ve sahnede gerçekçi durmasına dikkat etmiş. Repertuvarında yer verdiği eserlerden biri Gaetano Donizetti tarafından yazılan ‘Anna Bolena’. İki perdelik bu opera, Akkoç’un en sevdiği eser: “Giydiği kıyafetleri ve o dönemin ruhunu çok seviyorum.”
    Akkoç kazandığı burs konusunda da heyecanlı. Gideceği okul için araştırmalar yapmış, verim alacağını düşündüğü her aktiviteye katılacağını söylüyor. Sesini ve sahne duruşunu etkilediğine inandığı yoga da bu aktivitelerden.

    Opera benim için gerçek bir dünya

    “Opera benim için, tarih, mimari, estetik öğeleri barındıran gerçek bir dünya” diyor 19. Siemens Opera Yarışması’nın ikincisi Selin Uzun. 1994 İstanbul doğumlu sanatçı, resim, tiyatro ve müzikle geçen çocukluk yıllarının ardından konservatuvar sınavlarına giriyor. Şu anda hocası olan Prof. Güzin Gürel’in bir başka öğrencisi Alp Köksal ile iki aylık çalışma sürecinin ardından İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı kazanarak, Prof. Gürel ile eğitimine başlıyor.
    Genç sanatçı böylesine başarılar elde edeceğini tahmin edemiyormuş, ta ki hocası Güzin Gürel ile çalışmaya başlayana dek... Halen birlikte çalıştığı hocası Gürel için, “İstikrarımı ve motivasyonumu bu denli güçlü kılan odur” diyor.
    “Okuldan birçok arkadaşım, derece alarak bizi gururlandırmıştı” diye anlattığı yarışmaya ise son dakikalarda başvurmuş. Buna rağmen her an sahneye çıkacakmış gibi disiplinli çalışmasının karşılığını almış, repertuvarını kolayca belirlemiş. Daha önce birçok arkadaşının Siemens Opera Yarışması’nda derece alması ile gururlandığını söyleyen Uzun, kendi başarısı için “Gururlu ve güçlü hissediyorum. Aslında böylesine güzel bir yola girdiğim için biraz da korkuyorum” diyor.
    Elde ettiği sonuçtan çok memnun. Üstelik bu ilk başarısı da değil. 2016 yılında İzmir Ulusal Genç Solist Yarışması’nda üçüncülük, 2016 Ulusal Genç Yetenekler Yarışması’nda ise ikincilik derecesi var. Kazandığı Avusturya Salzburg Mozarteum Müzik Akademisi’ndeki altı haftalık burs içinse “Aldığım ödül yürüdüğüm yolda elimden tutacak kadar değerli, kariyerim için faydalı olacağına inanıyorum” diyor. Bundan sonra da operanın hep hayatında olacağından emin: “Yürüdüğüm yoldan şaşmamayı, aynı özveriyle çalışmayı hatta üzerine daha fazlasını eklemeyi düşünüyorum. Başarı bu şekilde geliyor.”

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı