GeriKadın Sağlığı Ruh Sağlığı Yasası çıkarılmalı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ruh Sağlığı Yasası çıkarılmalı

"Halen ruh hastalarının hastaneye yatırılmasıyla ilgili bir yasal düzenleme yok. Ülkemizde bu yasanın hazırlanması için hem birikim hem de gerekli alt yapı var."

Tartışmaya katılın: Toplumsal ruh sağlığımız bizi yönetenler tarafından ciddiye alınıyor mu? Görüşleriniz önemli!"Ruh Sağlığı Yasası-Hemen Şimdi"Ruh Sağlığı Platformu'nun 2006 yılında ruh sağlığı yasasını çıkarmaya yönelik başlattığı "Ruh Sağlığı Yasası-Hemen Şimdi" başlıklı kampanya devam ediyor, İstanbul Tabip Odası'nda düzenlenen basın toplantısından seslenen platform temsilcileri, bu çalışmanın Türkiye' de var olan ruh sağlığı sorunlarını çözecek ve ruh sağlığının geliştirilmesine olanak verecek bir "Ruh Sağlığı Yasası" çıkartılana dek süreceğini bildirdiler. Basın toplantısında Ruh Sağlığı Yasası'nın bugünü ve geçmişi hakkında bilgiler verildikten sonra kişilik haklarının, hasta haklarının, özel yaşamın dokunulmazlığı hakkının ayrı ayrı tanımları yapıldı. Ruh Sağ¬lığı alanında bir yasa korumasına gereksi¬nim duyulan konular ayrı ayrı tanımlandı.Platformun basın bildirisi şöyle: "Ülkemizde halen ruh hastalarının hastaneye yatırılmasıyla ilgili bir yasal düzenleme yoktur. Ancak bu alan, bugüne dek hiç doldurulmamış da değildir. Bu konuda ilk ve bilinen en geniş yasal metin 6 Mart 1876 tarihli "Bimarhanelere Dair Nizam¬name"dir. Bu tüzüğün uygulamasını düzenleyen bir yönerge de 13 Aralık 1913'de "Birnarhane ve Müşahedehane Talimatnamesi" adıyla çıkarılmıştır. Bugün bu yasal metinlerin yürürlükte olmadığını, yerine başka bir yasal düzenleme de yapılmamış olduğunu biliyoruz. çağının "Ruh Sağlığı Yasası" niteliğindeki 1876 tarihli tüzük 1853 tarihli Fransız yasasından uyarlanmış, Sultan Abdülaziz imzasıyla yayımlanmıştır. Ancak bu tüzüğün Cumhuriyet dönemine geçişte iptal edilen yasalar arasın¬da olduğu, yerine bir düzenleme yapılmadığı sanılmaktadır. Bununla ilgili şimdiye dek her hangi bir kayıt bulunamamış, herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır. Ruh sağlığı alanında yasal düzenlemeler açısın¬dan 130 yıl önce çağa uygun bir adım atılmış, ancak bu güne dek kayda değer bir şey yapılmamıştır. Özetle, yaklaşık seksen yıl¬dır bu alanda bir boşluk vardır ve doldurulmayı beklemektedir.Atomize olmuş ruhu birleştirme vaktidir...Tartışmaya katılın: Toplumsal ruh sağlığımız bizi yönetenler tarafından ciddiye alınıyor mu? Görüşleriniz önemli!Kişilik hakları "Uygulanacak bir tedavinin kişinin yararına olması ve bundan toplumca da bir yarar sağlanması hukuksal bir zorunluluktur. Ancak neyin kendisine yararlı olduğunu kararlaştırma yeterliğinden yoksun kişilerde haklarının korunması açısından önemli bir açmazla karşı karşıya kalınmaktadır: Ruh hastalığı olan bir kişinin isteği dışında hastaneye yatırılması hukuken, "kişilik hakları bakımından sağlıklı yaşam? hakkının korunması için bir süreliğine kişinin özgürlüğünün kısıtlanmasına karar vermek" anlamına gelir. Bu da kişinin haklan arasında bir öncelik belirlenmesini gerektirmektedir. Bu nedenle has-taneye yatırılmaya ya yasalarca koruma görevi verilmiş bir başka kişi (vasi) tarafın¬dan karar verilmesi, ya da yasalara ve yatırılmanın kişilik haklarına uygun olup olmadığının bir yargı kurumunca karara bağlanması ve denetlenmesi zorunludur. "Günümüzde aday ülke konumunda olduğumuz AB ülkelerinde, bunun yanında ABD, Kanada, Avustralya gibi hukuk standardı yüksek olan ülkelerde ruh hastalarının hastaneye yatırılması kararı yargıçlar tarafından verilmekte ve yine onlar tarafından denetlenmektedir. Bu ülkelerde tıbbi nedenlerle yatırılarak tedavisi gerektiği halde, kişinin yatırılmaya istekli olmadığı durumlarda, koruma altında ise yasal itiraz yollan açık olmak üzere koruyucusunun (vasisinin) istemiyle yatırılması söz konusu olmaktadır. Koruma altına alınmamış kişilerin yatırılması konusunda yasa ruh hekimine, kolluk güçlerinin "gözaltı" yetkisine benzer bir yetki vermiştir. Hekim tıbben "zorunlu-istemsiz yatış" koşullan olan kişiyi hastaneye yatırır, gerekli tıbbi, hukuki belgelerini hazırlayarak, durumu yargıca sunar. Yargıç sunulan tıbbi, hukuki belgeleri inceleyerek, gerek duyarsa başka bir hekime muayene ettirerek ya da kendisi de kişiyi görüp değerlendirerek hastanın yatırılmasını onaylar ya da sonlandırır. Bu durumda kişi, ülkemizde pek de bulunmayan bir uygulama ile "geçici koruma (vesayet)" altına da alınmış olur. "Ruh hastalarının kendi istekleri dışında tedavilerini sağlamak için özgürlükleri kısıtlanarak bir psikiyatri servisine yatırıl¬malan tıbbi ve toplumsal gerekliliktir. Bu gereklilik kişi açısından "ruhça ve bedence sağlıklı yaşama hakkı" olarak temel haklardandır (Ruh ve beden sağlığı da içinde olmak üzere herkes maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir - TC Anayasası Madde 17).Atomize olmuş ruhu birleştirme vaktidir...Tartışmaya katılın: Toplumsal ruh sağlığımız bizi yönetenler tarafından ciddiye alınıyor mu? Görüşleriniz önemli!"Kişinin bedensel ve ruhsal bütünlüğü hukuksal koruma altına alınmıştır. Kişinin kendi isteği, özellikle yasal dayanağı olmadan "maddi ve manevi varlığı"na bir girişimde bulunulması suçtur. Öte yandan istem dışı psikiyatrik tedavi, kişinin özgürlüğünün kısıtlandığı ortam ve koşullarda uygulanır. Bu görev ruh hekimlerini T.C. Anayasası (Madde 19 ve 38) tarafından yalnızca mahkemelere verilmiş bir yetkiyi kullanmak zorunda bırakmaktadır. Bu durumda ruh hekimleri hastaların tedavisini sağlamakla sınırlı olan mesleki görevlerinin üstünde bir sorumluluk taşımak zorun¬da kalmaktadır. Özel yaşamın dokunulmazlığı ve gizli kalma hakkı "Öte yandan ruhsal tedavi gören kişilerin, hastanede tedavi gördüklerinin gizli kalmasına, başkalarından daha çok gereksinimi vardır. Ruh sağlığı sorunu olan kişilerin, basın- yayın organlarında sansasyonel haber ya da magazin amaçlı görüntülenmeleri, adlarının açıklanması türünden kamuya ilan edilmeleri de hak yitimine yol açmaktadır. Bu tür hastaların tedavi hakkı kadar özgürlüklerinin ve özel yaşamlarının dokunulmazlığının korunması için de Ruh Sağlığı Yasası'na gereksinimimiz vardır.Ruh sağlığının korunması, hastalıkların tedavisi ve rehabilitasyonu için genel sağlıkla ilgili düzenlemeler yetmez "Ruh sağlığını bozan etmenler, beden sağlığını bozanlarla aynı olmadığı gibi, korunma, tedavi ve rehabilitasyon olanakları, düzeni ve örgütlenmesi de aynı değildir. Ruh sağlığını bozacağı bilinen etmenlerin engellenmesi, hastane tedavisi olanaklarının nitelik ve sayıca gereksinime uyarlanması, toplum içinde tedavi olanaklarının geliştirilmesi, ruh sağlığı bozulmuş kişilerin rehabilitasyon olanaklarının geliştirilmesi gibi birçok düzenlemenin yapılabilmesi ancak "Ruh Sağlığı Yasası" ile gerçekleşebilir.Atomize olmuş ruhu birleştirme vaktidir...Tartışmaya katılın: Toplumsal ruh sağlığımız bizi yönetenler tarafından ciddiye alınıyor mu? Görüşleriniz önemli!Aslında bu yasayı çıkarmak hiç de zor değil, istemek yeterlidir "Ülkemizde bu yasanın hazırlanması için hem birikim hem de gerekli alt yapı vardır. Türkiye Psikiyatri Derneği bu doğrultuda bir taslak hazırlamış ve Sağlık Bakanlığı'na ulaştırmıştır. Bu günde dek Sağlık Bakanlığı tarafından bu taslağa ilişkin bir geri bildirimde bulunmamış, ayrıca Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı ve üzerinde çalış¬tığı belirtilen yasal düzenlemelerin taslağına da ulaşılamamıştır. Bu yasanın çıkarılması için (her yasada olduğu gibi) ayrıca bir harcama gerekmemektedir. Hiç bir maddi bedeli yoktur. Yasa çıkarıldıktan sonra da herhangi bir harcama kalemi açılmayacaktır. Ama çıkarılacak yasanın hem var olan sorunların çözülmesi, ruh sağlığının geliştirilmesi, ruh sağlığı hizmetlerinin çağa uygun bir niteliğe kavuşturulması sürecinde tartışılmaz katkılar sağlayacağı açıktır. Ruh Sağlığı Platformu'nu oluşturan tüm meslek örgütleri ve hasta dernekleri bu yasanın gerekliliğine inanmamakta ve bu sürece katkıda bulunma arzusunu taşımaktadırlar."Ruh Sağlığının Toplumsal BoyutuRuh sağlığı olmadan sağlık olmaz: Sağlık dendiğinde çoğunlukla beden sağlığı anlaşılmaktadır. Oysa sağlık, ruh sağlığı ve beden sağlığının bütünüdür.Beden sağlığı ruh sağlığını da etkiler: Birçok kişide bedensel hastalık ortaya çıkabilir. Hem bu hastalık hem de tedavisi düşünce ve duygulan etkiler. Ciddi bedensel hastalıklar insanda belirsizlik, ağrı veya ameliyatla başa çıkma, tedaviye alışma hastalığın yarattığı yeti yitimine uyum, başkasına bağımlı olma korkusu yaratır. Ruh sağlığı genel sağlıkla bağlantılıdır. Ruhsal hastalığı olan kişilerde sağlığa yönelik olumsuz-zararlı davranışlar artar, ruhsal sorunlar ve stres diğer bazı bedensel hastalıklara zemin hazırlar.Atomize olmuş ruhu birleştirme vaktidir...Tartışmaya katılın: Toplumsal ruh sağlığımız bizi yönetenler tarafından ciddiye alınıyor mu? Görüşleriniz önemli!Ruhsal hastalıklar: Ruh sağlığı hastalıkları yaygın kanının tersine toplumun küçük bir kesiminde değil önemli bir oranda nüfusta görülür. Kişinin ger¬çekle ilişkilerini bozacak derecede ağır akli hastalıklarıyla sınırlı değildir. Hatta bu tür ağır hastalıklar bütün ruhsal sorunların küçük bir oranını oluşturur. Öte yandan söz konusu ağır ruhsal hastalıklar da günümüzde tedavi edilebilen hastalıklar kapsamındadır ve bu hastalığı olanların tedavi hakları eksiksiz kullanmaları yönünden etkin bir toplumsal düzenlemeye gereksinim duyulmaktadır.Ruhsal hastalıklar toplumun bütününü ilgilendiren bir sorundur: Ruhsal hastalıklar sık görülür, toplumun her kesimini etkiler. Tedavi edilmezlerse kişisel, toplumsal ve maddi kayba neden olur. İnsanların % 25'i yaşamlarının bir döneminde ruhsal hastalıklardan etkilenir. 75 yaşma gelmiş kişiler arasında herhangi bir ruh hastalığı yaşamış olanlar yandan çoktur (% 50.8). Belli bir zaman diliminde nüfusun %10'unda ruhsal hastalık görülür.Bugün dünya üzerinde yaklaşık 450 milyon kişinin ruhsal sorunları olduğu, 20 milyon insanın da ruhsal sorunlar nedeniyle yardım arayışı içinde olduğu bilinmektedir. Birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran yaklaşık her dört kişiden birinin başvuru nedeni ruhsal sorunları ve bunların çoğu yetersiz tedavi görmektedir.Ruh sağlığı sorunu olanların en az bir yakını olduğu düşünülürse ruh sağlığı sorununun toplumun önemli bir kesimini, hatta tamamını doğrudan ilgilendirdiğini söylemek abartı sayılmaz.Atomize olmuş ruhu birleştirme vaktidir...Tartışmaya katılın: Toplumsal ruh sağlığımız bizi yönetenler tarafından ciddiye alınıyor mu? Görüşleriniz önemli!Ruh sağlığı sorunları yeti yitimine yol açar:Yeti yitimi kişinin kendinden beklenen iş, okul, ev, toplumsal roller ve kendi bakımına ait görevlerini aksatması anlamına gelir. Birçok hastalıkta kişide yeti yitimine yol açan olumsuz etkiler ortaya çıkar. Ruh sağlığı sorunları kişide yeti yitimine yol açması bakımından tahmin edilenin tersine ön sıralarda yer almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü'nün bir araştırmasında, dünyada yeti yitimine en çok yol açan 10 hastalıkşu şekilde sıralanmıştır: 1.Depresyon 2.Demir eksikliği anemisi (Kansızlık) 3.Düşme ve ev kazaları 4.Alkol kullanımı 5.Kronik kısıtlayıcı akciğer hastalığı 6.Bipolar bozukluk 7.Doğumsal anomaliler 8.Osteoartritis 9.Şizofreni 10.Obsesif kompülsif bozukluk Görüldüğü gibi en çok yeti yitimine yol açan 10 hastalıktan beşi ruh sağlığı ile ilgili hastalıklarıdır. Dünya Sağlık Örgütü'nün geleceğe yönelik öngörülerine göre; 2020'de depresyon kadınlar ve gelişmekte olan toplumlarda başta gelen yeti yitimine yol açan hastalık olacak. Ayrıca 2020'de tütün kullanımına bağlı hastalıklardan kaynaklanan yeti yitiminin öne geçeceği tahmin ediliyor.Atomize olmuş ruhu birleştirme vaktidir...Tartışmaya katılın: Toplumsal ruh sağlığımız bizi yönetenler tarafından ciddiye alınıyor mu? Görüşleriniz önemli!Ruh sağlığı sorunu olanlar tedaviye başvurmaktan kaçınır: Ruhsal sorunu olanların toplumdan dışlanmadığı bir tarihsel geçmişimiz olduğu halde, batılı kurumların gelişmesi, kentleşmenin ve nüfusun artışı gibi nedenlerle günümüzde ruhsal sorunu olanların damgalanması ve dışlanması da toplumsal boyutta soruna yol açmaktadır. Damgalama ve dışlama bir yandan ruh sağlığı sorunu olanların tedavi başvurusundan kaçınmasına yol açmakta, öte yandan da ruh sağlığı sorunlarının çözümüne ilişkin hiçbir geliştirme çalışması yapılmaması sonucunu vermektedir.Ruh sağlığı hizmetleri yetersiz: Ruh sağlığı hizmetlerinin verildiği hastane yatakları yönünden Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında en gerideki ülkedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ülkemizdeki ruh sağlığı yatağı, olması gerekenin 1/10'u (7000/70 000) düzeyindedir. Ülkemizdeki 100 000 nüfusa düşen ruh hekimlerinin sayısı (1,2) Dünya ortalamasının (3,6) üçte biri, Avrupa ortalamasının 7,5 'te biri düzeyindedir. Yetersiz bakım, işsizlik genel sağlık sorunları gibi sorunların aşılabilmesi içinse hala önümüzde çok uzun bir yol vardır. Ülkemizin halen resmi bir ruh sağlığı politikası yok. Ruh Sağlığı hizmetlerinin örgütlenmesi yetersiz.Popüler Psikiyatri Kasım-Aralık 2008Atomize olmuş ruhu birleştirme vaktidir...

False