GeriKitap Sanat Din ve devrim arasında
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Din ve devrim arasında

Din ve devrim arasında
Kemal Varol

Kemal Varol’un ‘Sahiden Hikâye’si bir doğu kasabasının yaşantısını realist bir şekilde gözler önüne seriyor. Darbeden yaklaşık on yıl sonra, OHAL gölgesi altında yaşamaya çalışan halkın hem devletle hem de kendi içinde yaşadığı çatışmalara değiniyor.

İç içe geçmiş öykülerden oluşan ‘Sahiden Hikâye’ Kemal Varol’un ilk öykü kitabı. ‘Haw’ romanıyla 2014’te Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’nü kazanan yazar, bu kitabında ‘Jar’ romanından tanıdığımız Arkanya kasabasını anlatıyor. Kasabada yaşayan bir çocuğun gözünden Türkiye’nin doğusuna ve Doğu’nun Türkiye’sine bakıyor.
Hikâyelerin kahramanı ergenlik çağına gelmiş bir çocuk. Yazar, kahramana sadık kalarak yer yer masalsı, halk hikâyesine yaklaşan bir üslup tercih etmiş. Arkanya, Türkiye’nin doğusunda bir kasaba. Kiminin Türkçe, kiminin Kürtçe konuştuğu bir yer. Çocuğa göre üç tip insan var: Karalar, kapkaralar ve beyazlar. Çocuk, karalardan. “Kendimizi avutalım, yarın öbür gün başımız önümüze düşmesin diye esmer diyorlardı bize.” Beyazlar çocuğa göre daha şanslı. Tıpkı, babası memur olan, yeşil gözlü Şener gibi. Çünkü bütün mahallenin kızları onun gözlerine bakıyor. Üstüne üstlük tek çocuk, oysa Arkanya’nın aileleri hep kalabalık. Çocuğun sevdiği kız, Zehra da beyaz. Babası banka şefi, annesi öğretmen. Oysa Zehra, Götze’ye âşık. “Götze’nin babası Almanya’da çalışıyordu. Doğuştan şanslıydı. Bizim gibi kara kuru değil, yakışıklı çocuktu.”
Böylece sınıf farkının, çocuk yaşta öğrenildiğini görüyoruz. Doğal olarak çocuk, kadınlarla arası iyi olan küçük amcasına özeniyor. Fakat, onun gibi devrimci olamıyor çünkü şehirde OHAL var, halk tedirgin. Ne de babası gibi dindar olabiliyor çünkü kasabada yeleklerinin altında satır taşıyan köktendinci gruplar var. Bu yüzden, babası camiye gitmesini yasaklıyor. “Amcamın gölgesi devrimci, babamın işaretparmağı dindar olmama izin vermiyordu.” Nitekim, babasının korkusu gerçekleşiyor ve kasabada köktendinciler her gün birini öldürmeye başlayınca yerel halk göç etmek zorunda kalıyor. Bir cinayet haberiyle başlayan kitap, aynı cinayetin çocuktaki yıkımını göstererek sona eriyor.
Kitap bir doğu kasabasının yaşantısını realist bir şekilde gözler önüne seriyor. Darbeden yaklaşık on yıl sonra, OHAL gölgesi altında yaşamaya çalışan halkın hem devletle hem de kendi içinde yaşadığı çatışmalara değiniyor. Yazar, bu çatışmaları aktararak toplum analizi yaparken ütopik bir doğu kasabası betimlemiyor. Batıl inançlarıyla, çocuklarını döven babalarıyla, küçük yaşta evlendirilen kızlarıyla, sutyenin ne olduğunu bilmeyen çocuklarıyla, yer yer dini ve mitolojik motiflerden yararlanarak gerçek bir doğu portresi çiziyor. Aynı zamanda kitap, az ve öz bir şekilde sol eleştirisi yapıyor. “Sağ-sol çatışması yerine solun kendi çatışmaları yaşanıyordu Arkanya’da. Asıl çatışma, birbirine taban tabana zıt yapılar arasında değil, bin parçaya bölünmüş fraksiyonlar arasındaydı.”
Hikâyeler, olay eksenli ilerliyor. Olaylar genellikle birbirine bağlı. Bu sayede yazar, akıcı bir dil yakalamış. Hikâyelerdeki masalsı üslup, okuyucu ve kitap arasında küçük bir set çekiyor. Böylece okuyucu ve metin arasına mesafe konulmuş. Yani okuyucu, anlatılanlara kendini kaptırmadan yazarın bıraktığı boşlukları doldurma şansı yakalıyor. Olayların hangi yıllarda geçtiği, Arkanya’nın neresi olduğu, eli satırlı köktendincilerin o bölgede nasıl barındığı bu boşluklardan bazıları. Zaten, yazarın anlattıkları ve anlatmadıkları Türkiye’de yaşayan her okuyucu tarafından bilinmekte. Okuyucu, gayet iyi bildiği bir soruna, kendi gözünden değil, o bölgede yaşayan bir çocuğun gözünden bakarak empati yapma şansı yakalıyor. Yazarın bize sunduğu bu şans, bence kitabın en kuvvetli tarafı. Çünkü hiçbir sorun içselleştirilmeden çözülmez. Böylece hikâyeler, sahiden hikâye oluveriyor... 

SAHİDEN HİKÂYE

Din ve devrim arasında

Kemal Varol
İletişim Yayınları, 2017 
169 sayfa, 16.50 TL. 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle