GeriKitap Sanat Bir resmin hikâyesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir resmin hikâyesi

Bir resmin hikâyesi

Japonya’nın yaşayan en önemli yazarı ve son yılların ‘nöbetçi’ Nobel adayı Haruki Murakami, son romanı ‘Kumandanı Öldürmek’te sevgi ve yalnızlık, savaş ve sanat gibi kavramları işliyor. Murakami, 850 sayfalık romanında ‘Muhteşem Gatsby’ye saygı ve sevgisini de dile getiriyor.

Kumandanı Öldürmek’te mesleği portre ressamlığı olan isimsiz anlatıcı-roman kahramanı, başından geçenleri aktardığında 36 yaşında. Altı yıl öncesinin mayıs ayından ertesi yılın başına kadar, dar bir vadinin girişine yakın bir dağ başında yaşamış; “O günlerde karımla evliliğimizi bitirmiş, resmi boşanma evraklarını imzalamış, mührümüzü basmıştık; sonrasında bazı şeyler olsa da neticede evliliğimize bir şans daha verdik. (...) Tek bir kelimeyle ifade edersem ‘barıştık’ diyeceğim ve bu da fazlasıyla sıradan bir ifade olacak; ne var ki iki evlilik dönemi arasında dokuz aydan fazla bir süre vardı ve bu süre dimdik geçitte açılmış bir kanal gibi orada duruyordu, hafifçe açılmış derin bir ağız gibi bize bakıyordu.”

İşte bu dokuz aylık süreci anlatıyor kahramanımız. Güzel sanatlar fakültesini bitirmiş, geçimini portre ressamlığından kazanan genç adam, küçük yaşta kaybettiği kız kardeşine benzeterek âşık olduğu karısı Yuzu tarafından terk edildiği için mutsuz. Sıklıkla çocukluk dönemine ilişkin kâbuslar görüyor ve ansızın Tokyo’yu terk etme kararı alıyor. Birkaç ay süren yolculuğun ardından bir okul arkadaşının güzel bir vadide konuşlanmış evine yerleşecektir. Ev, arkadaşının ünlü bir ressam olan babası Tomohiko Amada’ya ait. Savaş sonrası Japon resim sanatına damgasını vuran Amada, son yıllarını bu evde geçirmiş. İsmi verilmeyen anlatıcı da artık para için portreler çizmeyi bırakıp sanat resimleri yapmak niyetinde.

Doğa güzelliklerinin içinde ama ıssız bir yerde yaşayan anlatıcı, ilk günleri çevreyi ve evi inceleyerek, yemek pişirip kitap okuyarak ve ev sahibi Tomohiko Amada’nın bıraktığı klasik müzik plaklarını dinleyerek geçirir. Bu pastoral hayat, tavanarasında Amada’nın ‘Kumandanı Öldürmek’ tablosunu bulduğu gün altüst olacaktır. Amada’nın kariyerine uygun olmayan, Mozart’ın ‘Don Giovanni’sinden esinlenmiş bu tablo bir düello sahnesini bütün şiddetiyle yansıtmaktadır.

Tam bu sıralarda yakınlardaki bir başka dağ evinde yaşayan Vataru Menşiki ile tanışır. Menşiki’nin, gerek fiziksel özellikleri gerek sınırsız zenginliği ve gerekse de gizemli kişiliği ile Fitzgerald’ın Gatsby tiplemesinin 21. yüzyıl Japonya’sına ışınlanmış bir uyarlaması olduğunu belirtelim. Menşiki önce kendi portresini yaptırmak ister. Ücretin dolgunluğu ve özgür bir stil kullanma şartının kabulü üzerine işe koyulan genç adam bunu ayağına gelen büyük bir şans olarak görmüştür. Menşiki’nin başka bir şeyin peşinde olduğunu çok geçmeden anlayacaktır. Ancak arkadaşlıkları ilerler. Üstelik her ikisi de gece vakti çalan çanlardan tedirginlik duymaktadır.

Araştırdıklarında evin yakınlarında eski bir tapınak çıkarak karşılarına. Ve ressam bir gece yarısı oturma odasında kumandanın hayaletiyle karşılaşır. Bütün bunlar kahramanımızı fikirlerin ve metaforların fiziksel tezahürlerini ima eden büyülü bir âleme götürecektir...
Artık gerçek ile gerçekdışı arasında bir çizgide hızla akan bir hikâyedeyiz. Neler olduğu ya da neler olacağından ziyade Murakami’nin gerçekdışılığı gerçeğe nasıl bağlayacağı sorusu takılacak aklımıza; inandırıcılık nasıl sağlanacak?

Murakami’nin çok sayıda romanında karşımıza çıkan karakteristik özellikler ‘Kumandanı Öldürmek’te de tekrarlanmış. Peki nedir bu özellikler diye soranlar için şöyle bir liste çıkarabiliriz: Roman kahramanı -evli ya da bekâr- daima yalnız, otuz yaşlarındaki bir erkektir. Karısı/sevgilisi tarafından terk edilmiş ve inzivaya çekilmiştir. Müzik dinler, bira ve viski içer, ev işleri -özellikle yemek- yapar. Sevgili edinmez ama cinselliğini evli bir kadınla arada bir yapılan kaçamaklarla tatmin eder. Tuhaf rüyalar görür. İyilik ve kötülüğün çatıştığı alternatif bir evrene gider. Sıklıkla bir yerlere sıkışmış ruhlarla, karanlıklara gizlenmiş tehlikeli ‘metafizik’ varlıklarla karşılaşır. Edebiyat yapıtlarına, filmlere ve müzik parçalarına göndermeler yapar. Japonya’nın işlediği savaş suçlarını referans alır...

Buradan hareketle; ‘Kumandanı Öldürmek’in kahramanının kişilik yapısı, evliliği, ilişkileri, ilgileri, rüyaları, farklı evrene yolculuğu, oradaki varlıklarla girdiği canhıraş mücadelesi, başta ‘Muhteşem Gatsby’ ve ‘Alice Harikalar Diyarında’ olmak üzere çeşitli romanlara, müzik ve resim sanatına yaptığı göndermeler ve esrarengiz tablonun geçmişinin II. Dünya Savaşı ile ilişkilendirilmesi şaşırtıcı değil. Bir kez daha gerçeklikle masalı, polisiye ile bilimkurguyu, fantastikle gerilimi melez anlatım teknikleri, ucu açık metaforlar ve kolay anlaşılır bir dille harmanlayan Haruki Murakami, hacimli ama akıcı bir romana imza atmış.

Murakami basit bir dille sürükleyici bir hikâye -aslında hikâyeler- anlatmasını seven bir yazar. Bir söyleşisinde “Günümüz toplumunda insanlar sadece kısa mesajları tüketiyor, okuyucuların bir kere başladığında ellerinden bırakamayacakları bir şey yazmak benim için önemli. Bir hikâyenin, anında bir etki yaratmasa dahi, zaman geçtikçe, okuyucuyu eninde sonunda güçlendireceğine inanırım. İnsanları güçlendirebilmeyi umuyorum” demişti.

Roman kendisini okutturmakla birlikte çok fazla malzeme kullanıldığı ve odaklanma sorunu olduğu duygusu uyandırdı bende. Özellikle fantastik öğelere hiç ihtiyaç olmadığını düşündüm. Anlatının zirvesine ulaştığı resim sanatı, müzik, yalnızlık, sevgi, mutsuzluk gibi temalar etrafında dünyevi bir hikaye kurgulasa daha etkileyici, ‘daha güçlendirici’ bile olabilirdi. Ne var ki gerçeküstü anlatımı seven bir yazar olarak Murakami’nin romanlarında ‘gerçek’ ve ‘sahte’ ya da ‘düş’ ve ‘gerçek’ kavram çiftlerinin önemli bir yeri var. Romanlarının ötesinde, sözünü ettiğim kavramlar dünya görüşüne de yansımış durumda. Murakami’ye göre “Biz sahte bir dünyada yaşıyoruz, biz sahte akşam haberleri izliyoruz. Biz sahte bir savaşın içindeyiz. Bizim hükümetimiz sahte. Ama biz bu sahte dünyayı gerçek sayıyoruz.”
Bu fikriyattan hareketle anlattığı hikâyelerin sahteliği ile gerçek dünya arasında pek bir fark görmeyen Murakami, gerçeği düş gücüyle açığa çıkarmaya çalışıyor...

Bir resmin hikâyesi

KUMANDANI ÖLDÜRMEK
Haruki Murakami
Çeviren: Ali Volkan Erdemir
Doğan Kitap, 2018
850 sayfa, 58 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle