İlklerin kadını

Hürriyet Haber
09.04.2016 - 09:11 | Son Güncelleme:

Ahmet Külahçı ile geçmişten günümüze...

İlklerin kadını

Emine Demirbüken-Wegner. Kilis’te doğmuş. Henüz 8 yaşındayken ailesiyle birlikte Berlin’e gelmiş. Şu anda Türk ve Arap kökenlilerin yoğun olduğu Neukölln İlçesi’nde ilk ve ortaokula gitmiş.

Günümüzde sınıftaki öğrencilerin yüzde 90’a yakını göçmen kökenli olduğu halde Emine sınıfındaki tek Türk kızıymış. Ortaokulu bitirdikten sonra Türkiye’ye gitmiş. Liseyi Türkiye’de bitirdikten sonra yeniden Berlin’e gelmiş. Berlin Teknik Üniversitesi’nde Alman Dili ve Edebiyatı ile İletişim Bilimleri öğrenimi yapmış.

Öğrenimine devam ederken Berlin’in Neukölln ve Kreuzberg ilçelerinde sosyal danışman olarak çalışmış. Almanca dersleri vermiş. Aynı zamanda o zamanlar Türkçe de yayın yapan Özgür Berlin Radyosu’nda (SFB) uzun süre serbest muhabir olarak çalışmış.

Emine DemirbükenWegner, 1988 yılında Türk kökenli ilk kadın olarak Berlin’in Schöneberg İlçesi Yabancılar Danışmanlığı (günümüzde uyum danışmanlığı deniyor) görevine getirildi.

Tempelhof ile Schöneberg’in birleştirilmesi üzerine 2001 yılında da görev alanı genişledi.

1995 yılında Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi’ne (CDU) üye oldu. O günleri anlatırken, bu davranışının yoğun tepki gördüğünü söylüyor.

Türkler, “CDU gibi tutucu, yabancılara karşı olan bir partide ne işin var? Bu bizim davamıza ihanettir“ diye sitem etmişler.

CDU’lular da, “Bu Müslüman’ın bizim partimizde, bizim aramızda ne işi var?” diye tepki göstermişler. Ama Emine DemirbükenWegner yılmadı. Tüm zorluklara göğüs gerdi. Doğruları söylemekten de vazgeçmeyip kararlı bir biçimde yolunda ilerledi.

İlklerin kadını

CDU’da politik çalışmalarını aktif bir biçimde sürdürdü. 2002 yılında CDU Berlin Eyalet Teşkilatı Yönetim Kurulu’na girmeyi başardı. Bu da bir ilkti.

CDU Berlin Eyalet Teşkilatı yönetiminde ilk Türk kökenli. 2004 yılında da Başbakan Angela Merkel’in genel başkanlığını yaptığı CDU’nun Yönetim Kurulu’na girdi. Bu da bir ilkti. Federal düzeyde CDU yönetiminde Türk kökenli ilk politikacı.

2006 yılında Berlin Eyalet Parlamentosu’na milletvekili olarak girdi. 2012 yılında da CDU’nun politikasına yön veren ve Prezidyum olarak nitelenen seçkin yöneticiler arasında yer aldı.

2011 yılında yapılan Berlin Eyalet Parlamentosu seçimlerinde Emine Demirbüken-Wegner bir ilki daha gerçekleştirdi. Reinickendorf 2. bölgeden direkt aday olarak girdiği seçimlerde rakiplerine şans tanımadı.

Seçimlerden sonra Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile CDU’nun oluşturduğu koalisyon hükümetinde Sağlık Senatörlüğü Müsteşarı olarak görev aldı. Bu göreve getirilince de milletvekilliğinden istifa etti. Bu yıl Eylül ayında yapılacak Berlin Eyalet Parlamentosu seçimleri için yine Reinickendorf’tan aday gösterildi. Hem de ilk sıradan. Bu da bir ilkti CDU’da.

PARTİSİNE ELEŞTİRİ

Emine DemirbükenWegner, kendi partisi içinde yanlış yapıldığını düşündüğü şeylere hep tepki gösterdi. 1999 yılındaki Hessen Eyalet Parlamentosu seçimleri öncesi Roland Koch öncülüğünde CDU’nun sürdürdüğü “Çifte vatandaşlığa hayır” (iki pasaporta hayır) kampanyasına sert tepki gösterdi.

Böyle bir tutumun barış içinde birlikte yaşama zarar vereceği gibi, birçok ülke vatandaşına böyle bir hak verildiği halde, Türklerin de aralarında bulunduğu insanlar için farklı bir uygulama talebinin eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu hatırlattı.

Yine Hessen Eyaleti’nde CDU’nun gündeme getirdiği ve Almanya’da doğup büyüyen göçmen kökenli gençlerin suç işlemeleri halinde sınırdışı edilmeleri planlarına da tepki gösterdi. Bu gençleri sınır dışı etme yerine onların eğitimlerine, mesleki eğitimlerine ve uyumlarına daha fazla özen gösterilmesi, daha fazla yatırım yapılmasını önerdi.

Yerel seçimlere katılma hakkı konusunda da partisinin politikasıyla ters düştüğünü de hiçbir zaman gizlemedi. Uzun süredir bu ülkede yaşayan göçmen kökenli insanlara yerel seçim hakkı verilmesini de hep savundu. CDU, Türkiye’ye Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyelik yerine imtiyazlı ortaklık verilmesinde ısrar ederken, Emine DemirbükenWegner, uzun vadede Türkiye’nin AB’de yerini almasını da hep savundu.

CDU DA ÇOK DEĞİŞTİ

Yaptığımız bir söyleşide Emine DemirbükenWegner, partisinin de zamanla çok değiştiğini söylemişti. “CDU’da değişim neden öyle yıllar alıyor?” şeklindeki bir soruya, “CDU 15 yıl öncesine göre çok değişti ve önemli adımlar attı.

İlklerin kadını

CDU’nun entegrasyon konusundaki girişimlerini destekliyorum. Geçtiğimiz günlerde de parti küçük kurultayında kabul edilen entegrasyon raporu olumlu bir girişimdir. Raporda uyum alanında elde edilen pozitif yaklaşımlara daha geniş yer veriliyor.

Raporda, özellikle eğitim alanında genç kızlarımızın başarı oranına yer verilmesi, bu alandaki potansiyele sahip çıkılması gerektiği yer alıyor. Üniversitede okuyan göçmen kökenli gençlerin sayısında gün geçtikçe artış olduğu, liseye gidenlerin sayısının yüzde 7’den 14’lere çıktığı yer alıyor. Bilindiği üzere her toplumun problemli alanları vardır. Bunu kabul edip ona göre çözmek için fikirler üretiyoruz.

Raporda, bu toplumun uyumu söz konusu iken bu sadece göçmenlere yönlendirilen talepler teklifler değil, genel topluma yönlendirilen talep ve tekliflerdir. Raporda onlar ve bizler tabiri kullanılmıyor. Zira, ‘Biz’, yani ortak toplumdan yola çıkıyor. Önceden konular bir bütün olarak ele alınmıyordu. İlk defa konu; ‘Biz toplum olarak nereye gidiyoruz? , ‘Bizim geleceğimiz nedir?’, ‘Bizim geleceğimizi taşıyacak olan gençlerimize, çocuklarımıza yönelik hep birlikte neler yapmamız gerekir?’ Bu birliktelik duygusu, sorumluluğu ve yükümlülüğü bu kadar gelişmemişti. Geleceğimiz göçmen gençlerin başarısına bağlıdır duygusu gelişti” yanıtını vermişti.

SORUNLARIMIZI ÇÖZMEK İÇİN ‘BİZ DE VARIZ’ DEMELİYİZ

CDU’nun Berlin’de yeni bir siyasi sayfa açtığını da söylemişti. Tabii Türk kökenlilere ve göçmen kökenlilere de bu ülkenin geleceğinin şekillenmesinde önemli görevler düştüğünü hatırlatarak, ”Sorunlarımızın çözümü sadece devletten beklenmemeli. Elimizdeki olanaklarla hem bireysel, hem de örgütlü olarak sorunlarımızın çözümünün bir parçası olmalıyız. Sorunlarımızın çözümü de, kaşımıza çıkan ya da çıkarılan tüm engellere sabırla direnerek, yılmadan bu toplumda biz de varız demekten geçiyor. Varlığımızı da yaptığımız işlerle göstermeliyiz, kuru laflarla değil!” demişti.

Tabii, ”Hangi parti ve renkten olursa olsun, bu toplumda yaşayan bireyler olarak bu toplumun sorumluluğunu taşıyor ve birtakım şeylerin değişmesini istiyorsak, mutlaka sandık başı yapıp oyumuzu kullanmalıyız” sözlerinin altını çizmişti. Emine DemirbükenWegner’in bu çağrısı, dün olduğu gibi bugün de geçerli. Gelecekte de hep geçerli olacak.

 

 



EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı