MHP lideri Bahçeli: Sinan Ateş davası derhal başlamalı

Güncelleme Tarihi:

Oluşturulma Tarihi: Mayıs 07, 2024 10:40

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'deki grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Sinan Ateş davasına ilişkin iddialara tepki gösteren Bahçeli, "Yargılama süreci derhâl başlatılmalıdır. Ne biliyorlarsa acilen mahkemeye yetiştirsinler. Bakalım hukuki süreç Ankara'da mı bitecek Pensilvanya'ya mı dayanacak hep beraber göreceğiz." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in görüşmesini değerlendiren Bahçeli "Siyasette duvar örersek yanlışa düşeriz. Sıkılı yumrukların açılması, yumuşamanın hakim olması halisane dileğimizdir. Kutuplaşmak yerine kucaklaşma lazımdır. Yumuşamanın hakim olması dileğimizdir. Siyaset kavga arenası değil konuşma sahasıdır." ifadelerini kullandı.

Haberin Devamı

MHP lideri Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Değerli vekiller, muhterem misafirler, basınımızın mümtaz temsilcileri, hepinizi hürmetle selamlıyorum. Bugünkü toplantımızı takip eden vatandaşlarımıza selamlarımı gönderiyorum.

Hangi şartlar altında kalırsak kalalım hakikati haykırmaktan çekinmeyeceğiz. Suyun üstünde bile yürüsek yüzme bilmiyorlardı diyenler çıkacak. İşimize, önümüze bakacağız. Mücadelemizden taviz vermeyeceğiz. Zulüm karşısında mazlumların yanındayız.

TATLI SU KURNAZLARINI İBRETLE TAKİP EDİYORUZ

Elinizi vicdanınıza koy desek, koyacak yer bulamayacak kimi insanların elbette bizi anlamasını beklemiyor, böylesi bir hayale kapılmıyoruz.
Çıkarlarına ters düşenleri, yollarına taş koyanları, rüzgarlarını kesenleri on metrelik kuyuya itip beş metrelik iple kurtarma rolüne soyunan tatlı su kurnazlarını tanıyor, biliyor, ibretle takip ediyoruz.

Haberin Devamı

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü intikam gününe tahvil etmek için çırpınan şehir eşkıyasının meselesi ne emek ne de dayanışmadır. Tıpkı ağababaları Marx gibi, hayatlarında tek bir fabrikaya girmemiş, tek bir emekçinin elinden tutmamış bu güruhun aklı rehinli, iradesi ipotekli, vicdanı da tutsaktır. 1 Mayıs’ta yalnızca görevini yapan ve sağduyulu tavrı sebebiyle övgü alan Türk polisine düşmanca saldıranlar, nefretle muamele edenler, biliniz ki, haçlı kalıntısı ve düşman bakiyesidir. Emek gücü, bir kimsenin çalışma ve mal üretme kudretidir.

Hayatları miskinlik, tembellik, hainlik ve tufeyli utanmazlıkla geçen küçük bir azınlığın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde sahneye çıkıp Taksim’e yürüme ve burada gösteri yapma gayesi her şeyden evvel maksatlıdır, maşalıktır, madrabazlıktır. Emek ve Dayanışma Günü’nü ülkemin her yerinde kutlamak mümkündür. Peki bu Taksim ısrarı niyedir? Buradaki amaç nedir? Emek ve dayanışmayla Taksim’in ne alakası vardır?

ÜÇ BEŞ HAYDUT 1 MAYIS'I TERÖRİZE ETTİ

1 Mayıs 1977’deki acıklı ve vahim hadiselerin tekrarı mı planlanmaktadır? Taksim inadının altında yatan hesap nedir? Emek kutsaldır, emekçilerimiz saygındır, hepsi de başımızın üstündedir. Ne var ki, emekle, emekçiyle, üretimle, alın teriyle, helal kazançla hiçbir bağ ve bağlantısı olmayan üç beş haydudun 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü terörize etme çabası, en başta emek ve emekçi düşmanlığına hizmettir.

Haberin Devamı

NETANYAHU İÇİN HESAP GÜNÜ YAKINDIR

Türkiye'nin İsrail'in yargılandığı davaya müdahil olması önemli adımdır. Türkiye'nin İsrail ile ihracatını diline dolayanların fitne çıkarları bozulmuştur. Netanyahu için hesap günü yakındır. Bundan kaçış söz konusu değildir. 35 bin kişinin dökülen kanı Netanyahu'yu boğacaktır. Hem Türkiye hem de dünyada pek çok ülke zalim İsrail'e karşı ayaktadır.

HANİ NEREDE ADALET VE HUKUKA BAĞLILIK?

İsrail'in Gazze katliamı pek çok ülkede protesto edilmiştir. Barbar saldırılar lanetlenmiştir. İsrail vatandaşları da hükümetlerini kınamakta saldırıların durmasını talep etmekte. ABD'de bir üniversitede mezuniyet töreninde öğrenciler Filistin bayrağı açmış, soykırım karşıtı sloganlar atmıştır. Öğrencilere ters kelepçe uygulaması yapan ülkelerin hali rezalettir. Hani nerede insan haklarına riayet. Hani nerede adalet ve hukuka bağlılık.

Haberin Devamı

MAZLUMLARIN SESİ TÜRKİYE'DİR

Bizim bu çifte standarda karşı karnımız tok yüzümüz dönüktür. İnsanlık zulüm karşı bilenmiştir. Takas ve ateşkes anlaşmasının çıkmaza girmesi tehlikelidir. Netanyahu müzakere sürecini dinamitliyor. Bedel ödemesi artık hukuk namusudur. BM artık devreye girmelidir. Bölge bıçak sırtındadır. ABD'nin güvenilmez politikaları cinayetleri teşvik etmekte. Gazze dünya için turnosol kağıdıdır. Türkiye yeri ve zamanı geldiğinde iç ve dış işgalcilere gününü gösterecek güce sahiptir.  Mazlumların sesi Türkiye'dir.  Gazze süreci kimin medeni olduğunu gösteriyor.

SIKILI YUMRUKLARIN AÇILMASI LAZIM

Siyasette köprü kurmak yerine duvar inşa edersek yanlışa düşeceğimizi herkesin idrak etmesinde yarar vardır. Sıkılı yumrukların açılması, çatık kaşların normalleşmesi, sertlik yerine yumuşamanın hakim olması, bunun da sürdürülebilirliği halisane dileğimizdir.

Haberin Devamı

Dinlenecek sözün doğru olması, milli ve manevi değerlerimize uygun düşmesi en makul ve mantıklı yoldur. Siyaset kavga arenası değil, konuşma ve düğümleri çözme sahasıdır. Sözün ateşiyle münakaşa ve muharebe etmek yerine; akıl ve ahlaki mutabakat ve müzakereyle Türkiye’mizin yükseliş sürecine herkes destek vermelidir. Türk ve Türkiye Yüzyılına müzahir tavır ve tutum geliştirmek her siyasi parti ve siyasetçi için milli sorumluluktur. DEM’lenmek yerine kantı, yani şekerli suyu tercih etmek, bundan da yudum yudum içmek akla en yatkın seçenektir.

YUMUŞAMA VE NORMALLEŞME MESAJI

Sayın Cumhurbaşkanımızla CHP Genel Başkanı’nın görüşmesinin esasını es geçip boş koltukla meşgul olanların boşa ve boşluğa düşmeleri pek tabii kendi bilecekleri bir şeydir. Biz boşlukla ve boş yapanlarla değil, ülkesi ve milleti için dolu heves ve heyecanları olanların ne söylediğine, neyi hedeflediğine bakıyor, bununla ilgileniyoruz. Ancak bazı kilit mahiyetli tartışma konularıyla ilgili de görüşümüzü paylaşmak istiyoruz. Bir defa siyasetin yumuşama ve normalleşmesinin vasatı Türkiye ve Türk milletinin ortak değerleri, ortak çıkarları, ortak geleceğidir. DEM’lenenlerin ayılması bir başka düşüncemiz ve temennimizdir. 

Haberin Devamı

AVRUPA İSTEDİ DİYE ADALET VE HUKUK ŞEREFİNİ İKİ PARALIK MI EDELİM?

Neymiş, CHP Genel Başkanı, Avrupa Parlamentosu’nu ziyaret ettiğinde, “saati sorunca, sen önce Kavala’yı çıkar” cevabını almış. Anlamadığımız şudur, Sayın Özel’in kolunda saati yok mudur? Haydi yok diyelim, beraberindeki arkadaşlarında da mı yoktur? Sayın Özel’in saati sormak yerine PKK’ya ve FETÖ’ye verilen destekleri muhataplarının yüzüne vurması gerekmez miydi? Türkiye hukuk devletidir, yargımız bağımsız ve tarafsızdır demesi taşıdığı sorumluluğa uygun düşmez miydi? AB’li politikacıların kara propagandasına kulak verip bunları ham haliyle ülkemize taşıyacağına Türkiye’nin egemen devlet onuruna korkusuzca sahip çıkması doğru olmaz mıydı? Bırakın Kavala’yı da kanun kaçağı FETÖ’cüleri ve PKK’lıları Türkiye’ye ne zaman teslim edeceksiniz sorusunu soramaz mıydı? Sayın Özel saati merak ederse, rahat olsun, bana sorabilir, köstekli saatimi açar, kendisiyle açık açık da paylaşırım. Kavala sevdalısı bazı kalemşörler de, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamayan bir Türkiye, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayan bir Türkiye, Avrupa Konseyi tarafından yaptırım tehdidi ile karşı karşıya olan bir Türkiye, peki bu kime yarar?” diye adrese teslim bir soruyla gündem tayin etmeye hevesleniyor. Ne yapalım, boyun mu eğelim? Yarı sömürge bir ülke olmaya tamam mı diyelim? Avrupa istedi diye adalet ve hukuk şerefini iki paralık mı edelim?

MAHKEME KARARLARI DEĞİŞTİRİLEMEZ

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Suç “eski sistemde işlendi, yeni sistemde geçersizdir” demek, devleti ve milleti bilmeyen, bilse de hasıraltı eden tetikçilerin ve kimliksizlerin harcıdır. Mahut ve malum bir cinayet davasının hazırlanan 145 sayfalık iddianame dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarına iftira atan, kan ve çamur sıçratan alçaklar koalisyonu, ne hikmetse devlet ve millet karşıtlarına kucak açmakta, methiyeler düzmektedir. Hayatlarında tek bir defa Ülkücünün hakkını, hukukunu ve haysiyetini gözetmeyen mihrakların partimizi ve Ülkü Ocaklarını bir cinayetle anma teşebbüsleri ayrıca değerlendirilmesi gereken şerefsizce bir saldırganlıktır.
Bugüne kadar niye iddianame hazırlanmadı diye sordular. İddianame hazırlandı, içi boş dediler. Davamızı yargılamak için kuyruğa girdiler.

BAKALIM SÜREÇ ANKARA'DA MI BİTECEK PENSİLVANYA'YA MI DAYANACAK? 

Milliyetçi Hareket Partisi olarak beklentimiz şudur: Mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhâl başlatılmalıdır. Kimin elinde hangi belge ve bilgi varsa mahkemeye sunmalıdır. Hatta şahit olarak dinlenmek isteyenlere mahkeme kapısı açılmalıdır. CHP’sinden İP’ine kadar malum partiler neyi biliyorsa acilen mahkemeye yetiştirmelidir. Abdestten şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz. Çiğ süt içmeyenin karnı da ağrımaz. Bakalım hukuki süreç Ankara’da mı bitecek, yoksa Pensilvanya’ya mı dayanacak, hodri meydan, hep beraber göreceğiz. Bilinmesini özellikle isterim ki, ellerinde binlerce Ülkücü şehidimizin kanı olanların feriştahı gelse biz de yaprak dahi kımıldamaz, kımıldamayacaktır. MHP ve Cumhur İttifakı şer sahiplerine müsaade etmeyecek sonuna kadar direnecektir.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!