BİR SORUDAN FAZLASI | Düğün günü ayrılık olur mu? Terk edenler ve edilenler konuştu... 'Bizim otobüsümüz neden süslü değil?'

Güncelleme Tarihi:

BİR SORUDAN FAZLASI | Düğün günü ayrılık olur mu Terk edenler ve edilenler konuştu... Bizim otobüsümüz neden süslü değil
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 25, 2022 14:40

Çıktığımız her yolda büyük hayaller bize eşlik eder. Ancak bu hayallerle yola çıkan bazı insanlar yarı yolda bırakılıyor. Bazıları ise bırakıyor… İşte düğünlerine sayılı günler kala ya da evlendikten sadece birkaç saat sonra yarıda bırakan ve bırakılanlar…

Haberin Devamı

Evlilik alınması zor bir karar. Kimi bu kararı sadece birkaç ayda alabilirken, kimi için de uzun yıllar sürüyor. Evliliğin en zor aşaması ise düğün… İlişkilerin önemli kısmı bu dönemde zedeleniyor. 

Kendini tam da böyle bir dönemin içinde bulan Sarah Gundle, düğünü yaklaşırken büyük bir endişeye kapıldı. Neredeyse her akşam ağlamak ve içini dökmek için en yakın arkadaşı Eitan ile görüşüyordu.

Bir gün onu kapıda bir kutu mendille karşılayan Eitan, "Sarah seni 16 yıldır tanıyorum. Son zamanlarda hayatın boyunca ağlamadığın kadar çok ağladın. Ne yaptığının farkında mısın sen?" dedi.

Birkaç gün sonra Sarah gelinliğini giymiş kendini aynada kendini seyrederken aklına arkadaşının sorduğu soru geldi. Gerçekten ne yapıyordu?

Düğünden bir önceki gece aileleri ve yakın arkadaşlarıyla yemek yedikleri sırada Eitan, Sarah'ya doğru eğildi ve "Bunu yapmak zorunda olmadığını biliyorsun" dedi.

Haberin Devamı

Sarah ne yapacağını bilmiyordu. Ama son dakikada her şeyi bırakıp oradan ayrılmaya cesaret edemedi.

'SEN ÇOK HAKLIYMIŞSIN'

Düğünden bir hafta sonra balayında Sarah ve eşi günlerce süren bir sessizlikle sonuçlanacak bir kavgaya tutuştu. Sarah o gün Eitan'a gönderdiği mesajda "Sen çok haklıymışsın" dedi.

Sarah altı yıl boyunca evliliğini rayına oturtmak için elinden gelen her şeyi yapsa da olmadı ve çift boşandı. 

Biz de onun hikayesinden yola çıktık, BİR SORUDAN FAZLASI serimizde evliliğin en başında ya da nikaha günler kala terk edenler ve edilenlerle konuştuk. Ancak bizde nikahtan kaçma hikayeleri biraz farklı...

‘BÜYÜK BİR OYUNUN İÇİNDE OLDUĞUMU ANLADIM’

S.L. (35)

Üniversite döneminde yaklaşık 4 yıl sevgili olduğum kişiyle okul biter bitmez evlenme kararı aldık. Hızlıca hazırlıkları yaptıktan sonra yıllardır hayal ettiğimiz düğün günü gelip çatmıştı. Harika bir düğün yaptıktan sonra yeni evliler olarak evimize doğru yola çıktık.

O sırada benim ailem eşimin şehir dışından gelen ailesini yemeğe davet etmiş. İki otobüs dolusu insan kapımıza kadar gelmişler ancak orada her ne olduysa aileler arasında bir uyuşmazlık olmuş ve polislerin de dahil olduğu büyük bir kavga çıkmış. Tüm bunlar ailemin evinde yaşanıyorken, biz de huzurla kendi evimize gidiyorduk ki telefon çaldı. Arayan eşimin kuzeniydi. Ona aileler arasında büyük bir tartışma çıktığını ve derhal Ankara’ya geri döndüklerini söyledi. Bunları duyunca eşim, “Aileme saygısızlık yapanlarla ben de durmam” diyerek arabadan inmek için bağırmaya başladı.

Haberin Devamı

Bense şok içindeydim ve onu indirmemek için elimden geleni yaptım. Ben indirmek istemeyince eşim hemen ailesini aradı ve olduğumuz yeri söyledi. Yaklaşık beş dakika içinde kuzenleri yolda önümüzü kesti ve eşimi alıp gittiler. Ben hâlâ ne olduğunu anlayamıyordum. Hemen ailemin evine gittim. Biraz sakinleştikten sonra eşimin kolundaki bilezikleri ve düğünde takılan altınların da içinde olduğu keseyi de yanına aldığının farkına vardım. İşte o zaman büyük bir oyunun içinde olduğumu anladım. Çok da uzun bir oyundu, tam dört seneme mal oldu.

Aylar sonra beni arayıp ailesinin dolduruşuna geldiği için böyle bir şeyi yaptığını söylese de her şey için çok geçti…

Haberin Devamı

‘DÜĞÜNDE KIYAMET SENARYOLARINI ARATMAYAN ANLAR YAŞANDI’

N.Y. (28)

Birkaç senelik sevgililik dönemi yaşadıktan sonra erkek arkadaşımla evlenme kararı aldık. Yaşım 23 olduğu için ailem çok erken olduğunu düşünüyor ve pek de gönüllü olmuyordu. Bir şekilde onları ikna ettikten sonra evlilik hazırlıklarına başladık. Ancak ikna süreci içinde sürekli erkek arkadaşım ve abim çekişme içindeydi. Birbirlerini bir türlü sevemediler ama benim hatırım için birbirlerine saygı duymayı öğrendiler. Ta ki düğün gününe kadar…

Düğün günü takı töreninden sonra her iki aileden de bir kişi peşimizden geldi. Ancak erkek tarafı benim akrabamı içeri sokmak istemedi. Erkek kardeşim de uzaktan olayı görünce fırsat bu fırsat deyip müstakbel eşime kafa attı. Ardından düğün salonunda kavga çıktı. Yaşanan anlar neredeyse kıyamet senaryolarını andırıyordu.

Haberin Devamı

Eşimi sakinleştirip gelin odasına aldılar, ben de peşinden gittim. O sinirle bana ailemden kimseyle bir daha görüşmeyeceğimi söyledi. Başımdan aşağı kaynar sular indi. Bir yanda çok sevdiğim kişi bir yanda canımdan çok sevdiğim ailem. Tabii ki sonuçta ailemi seçtim ve onu terk ettim. O gün salondan gelinliğimle çıkıp kendi evime değil babamın evine geri döndüm. Her güzel şeyin olduğu bizim ilişkimizin de sonu böyle oldu.

BİR SORUDAN FAZLASI | Düğün günü ayrılık olur mu Terk edenler ve edilenler konuştu... Bizim otobüsümüz neden süslü değil

‘BİZİM OTOBÜSÜMÜZ NEDEN SÜSLÜ DEĞİL?’               

A.P. (32)

Uzun bir nişanlılık döneminden sonra düğün yapma kararı aldık. Nişan dönemi uzun olduğundan aileler de birbirini çok iyi tanıyor ve seviyordu. Düğün için erkek tarafı olarak 2 adet otobüs kiraladık. Biri bizim biri de kız tarafının misafirlerini salona getirecekti. Ailem bize gelen aracın süslenmesini rica etmiş ancak benim bundan haberim bile yoktu. Kız tarafına ise standart bir otobüs gitmiş.

Haberin Devamı

Düğün salonunun önünde bizim otobüsü süslü gören kızın annesi ise hemen lafını soktu ve kendi otobüslerinin neden süslü olmadığını sordu. O sırada annem de konuya girince aralarında sözlü bir tartışma çıktı. Bu tartışmanın üzerine bütün aileler toplandı ve o iyi anlaşıyor dediğimiz kişiler neredeyse birbirlerini öldürecekti.

Eşim olacak kişi bu tartışmaya dahil olmasaydı, tüm tatsızlıklara rağmen o düğün yapılacaktı. Ancak o da dahil olup benim ailemle tartışmaya girince ben tüm akrabalarımı tekrar araçlara doldurdum ve geriye döndüm. Düğün olmadı, eşyalar konusunda da "Kim neyi aldıysa hepsini geri alacak" diye anlaştık. En azından burada sorun çıkmadan hallettik.

Şimdi ikimiz de farklı kişilerle evliyiz.

‘BEN BODRUM O MALDİVLER HAYALİ KURUYORDU’

T.M. (40)

Ben küçük bir bakkal işletiyorum, evleneceğim kişi de AVM’de bir mağazada satış danışmanlığı yapıyordu. Düğün fikri ortaya çıkana kadar ilişkimizde her şey yolundaydı. Çok zengin insanlar olmadığımız için düğünün de mütevazı olacağını düşünüyordum ki öyle de planladık. Ancak düğün harici istekleri plana katmamıştım.

Ben "Balayına Bodrum’a gideriz" derken, karşı taraf Maldivler’de hayal kuruyordu. Küçük bir bakkal işleterek düğünü zor yapıyorken Maldivler’e tatile gitmem zaten mümkün değildi. O da yetmezmiş gibi biri düğünün başında diğeri de sonunda giymek üzere iki tane gelinlik istedi. Her isteği karşısında hayretlere düşüyordum, bütçemi zorlamaya çalışıyordum ama olmuyordu. Bir şekilde bunları yapıp evlensem, bu sefer evlendikten sonraki hayallerini yerine getiremeyecektim.

Ben de bu sebeple düğüne bir hafta kala ayrılmak istedim. Belki düğüne bu kadar az kala bir kadının hayallerinin katili oldum ama bir sonraki hayalleri için de ona kapı araladığımı düşündüğümden gönlüm çok rahat.

‘ÜÇ ÇEYREK ALTIN İÇİN AYRILDIK’

C.D. (37)

Düğün sonrası balayına giderken her yeni evli gibi biz de altınlarımızı ailelere bıraktık. Evlerimiz daha yakın olduğu için benim ailemi yani erkek tarafını tercih ettik. Bir haftalık harika bir balayından döndükten sonra altınları alıp bozdurmak için kuyumcuya gittik. Ancak büyük bir şokla karşılaştık. Çünkü çeyrek altınlardan 3 tanesi sahteydi. Hemen telefona sarılıp ailelerimize haber verdik. Benim ailem şaşkınlıkla karşılarken, kız tarafı altınları benim ailemin sahteleriyle değiştirmiş olabileceğini söylüyordu. Tabii ki böyle bir şeyin olması mümkün değildi.

Daha biz kuyumcudan eve dönemeden eşimin annesi, benim annemi çoktan aramış ve ağzına geleni saymıştı. Annem de o kadar lafı kaldıramayıp geri cevap verince iş kavgaya dönüşmüştü. Her kafadan bir ses çıkarken, düğün videosunu izleyelim önerisi geldi. Mantıksız olsa da bir çözüme varması için tüm takı törenini defalarca izledik, bütün takıyı inceledik ama anlamak mümkün bile değildi.

Sonuçta birkaç bin liralık altın için hem aileler hem biz birbirimize girdik. Benim derdim altın değil, ailemin böyle bir şeyle suçlanmasıydı. Bu tartışma haftalarca sürdü. Ailem bir noktada konu kapansın diye suçları olmamasına rağmen sahte altınların yerine yenisini almayı dahi teklif etti. Ancak bu güvensizliğin üzerine bir evliliğin devam etmesi de imkânsızdı ve sonuç olarak sadece üç çeyrek altın için ayrıldık.

BİR SORUDAN FAZLASI | Düğün günü ayrılık olur mu Terk edenler ve edilenler konuştu... Bizim otobüsümüz neden süslü değil

Peki ne oluyor da düğünlerin hemen öncesinde ve sonrasında sorunlar artıyor, hatta ayrılıklar yaşanıyor? Uzman Psikolog Dr. Serap Duygulu ve Psikolog Berkay Ateş ile konuştuk.

DÜĞÜNE KADAR ATILACAK ADIMIN BÜYÜKLÜĞÜ FARK EDİLEMİYOR

İlişkilerin en stresli zamanlarının düğün dönemi olduğunu söyleyen Ateş, “Evlilik tarihi alana kadar atılacak adımın büyüklüğü idrak edilemiyor. Bunun yanında düğün zamanının yaklaşıyor olmasının getirdiği stres ve bu stresi yönetememe durumu da önemli sorunların sebebi. Kişiler aileden ayrılmanın kaygısını yaşarken, ailelerin de olaylara çok fazla müdahale etmesi, bazen de geleneklerin baskısı sorunların daha da artmasına sebep oluyor” ifadelerini kullandı ve ekledi:

“Kızını veya oğlunu evlendirmeye hazırlanan aile bireyleri arasındaki ayrılık kaygısı da gerilime vesile oluyor. Bu kaygı ve gerilim ister istemez evlenecek olan kişilere yansıyor. İki tarafın farklı aile bireylerinin bir araya gelmeye başlaması da farklı bakış açılarından kaynaklanan anlaşmazlıkları beraberinde getirebilir. Değişim insan için zorlayıcıdır. Adapte olabilmek ve uyum sağlayabilmek çoğu kişi için zorlayıcı olabilir.”

Duygulu ise kişilerin evlilikten son dakikada vazgeçme sebeplerinden birinin de özgürlük olduğunu söyleyerek, “Evlendiğinde eskisi kadar özgür olamayacağı, eşi dahi olsa başka bir insana karşı sorumlu olma veya bu sebeple akademik kariyerinin sekteye uğrayabileceği düşüncesi de sıklıkla görülen kaçma sebeplerinden” diye konuştu.

TERK EDİLEN KENDİ KIYAMETİNİ YAŞADIĞI BİR DÖNEME GİRER

Terk edilme psikolojisinden bahseden Ateş, “Terk etmek de edilmek de içerisinde ayrılık barındırdığından insanları oldukça zorlar. Kişi terk edilme durumunda sürekli ilişkisini, hayallerini, söylenen sözleri düşünür ve kandırılmış gibi hissedebilir. Devamlı olarak bir neden aramaya, sebep-sonuç ilişkisi kurmaya çalışabilir. Hatta bunlarla kalmayıp kendisini değersiz ve yetersiz bile hissedebilir. Terk edilen kendi kıyametini sorguladığı bir döneme girdiğinden etraftaki diğer insanların sevgisi de bir anlam ifade etmeyebilir” dedi.

Duygulu ise terk edilmenin başlıca sebeplerini şöyle sıraladı:

-- Kişilik çatışmaları

-- Bireysel ya da çevresel uyumsuzluklar

-- Psikolojik sorunlar

-- Diğer insanların yorum ve yönlendirmeleri

-- İlişki ya da kişiye olan güvensizlik

TERK EDEN DE OLUMSUZ ETKİLENEBİLİR

Kişinin bu süreci atlatmasında genelde kendi savunma mekanizmalarının devreye girdiğini ifade eden Ateş, “Bu gibi durumlarda insanlar uzman desteği alma konusunda daha açık olmalı, bu süreci kolaylaştırmakta oldukça yardımcı olur. Kişi geçmişinde büyük kayıplar yaşadıysa bireysel psikoterapiye de ihtiyacı olabilir” diyerek terapinin önemini vurguladı.

Tabii bu konunun bir de terk eden kısmı var. Ateş, bu kişilerde de suçlama, pişmanlık gibi bir takım olumsuz duyguların ortaya çıkabileceğinin altını çizerek, “Özellikle düğün gibi kritik yerlerde bazı insanlar partnerleri ile birbirlerine uymadıklarını çok daha önce anlayıp, bu sorumluluğu üstlenme ihtiyacı duyabilir” dedi.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!