GeriEğitim ‘Sessiz’liğinin bir nedeni olabilir
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Sessiz’liğinin bir nedeni olabilir

Dil, kendimizi ifade etme biçimimizdir. Karşı tarafa iletmek istediğimiz mesajı Türkçe’ye uygun bir söz ve ses diziminde, anlamlı ve doğru seçilmiş sözcüklerle ve-veya jestlerle aktarmamızdır. Mesajı sözlü ifade ettiğimizde konuşmayı, sözel olmayan biçimde ifade ettiğimizde ise vücudumuzu, işaretleri ve jestleri kullanırız. Gecikmiş konuşma ise bir bozukluk değil, ama dil veya konuşma sisteminin gelişmesinde yolunda gitmeyen durumların bir göstergesidir.

‘Sessiz’liğinin bir nedeni olabilir

Erken çocukluk döneminde dil ve konuşma edinimi, en önemli gelişim basamaklarından biridir. Motor ve duyusal gelişim, ses gelişimi, söz öncesi pragmatik gelişimler boyunca çocuğun dile ve konuşmaya hazırlanma aşamaları sürekli ilerler; çocuklar beyinde oluşturulan soyut düşünce tasarımından (dil), konuşma denilen somut biçime 16-18 ay civarında ulaşır. Çoğu çocuk dili zorlanmadan beklenen bir şekilde edinirken, bazı çocuklar için dil ve konuşma edinimi kolay olmamakla birlikte, karşımıza dil ve konuşma gecikmesi veya bozukluklarıyla çıkabilir.

ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE DİL VE KONUŞMA GECİKMESİ NEDİR?
Gecikmiş konuşma bir bozukluk değil, ama dil veya konuşma sisteminin gelişmesinde yolunda gitmeyen durumların bir göstergesidir. İfade edici dildeki bu gecikme, örneğin havale gibi nörolojik, otizm gibi nöro gelişimsel, zihin engeli gibi bilişsel, dudak damak yarığı gibi ağız içi yapısal bozukluk, ailesel dil gecikmesi gibi kalıtsal bir nedene bağlı olabileceği gibi, prematüre doğum veya gelişme geriliği, düşük doğum kilosu, sık geçirilen orta kulak iltihabı (otit) veya işitme kaybı, psikososyal uyaran eksikliği gibi pek çok sayıda diğer nedenlerin de yaygın bir belirtisidir. 18 aydan başlamak üzere, tipik gelişim gösteren akranlarına göre, bu çocuklarda dil edinimi daha yavaş, sözcük dağarcığı veya anlama becerisi daha sınırlıdır. 24 ay gibi, çocukta 50 sözcükten az bir dağarcık ve ikili sözcük kullanımlarının (‘baba gel’ gibi) olmaması gibi bir durumu aileler ciddiye almalı ve bir dil-konuşma terapistine başvurmalı.

GECİKME, UZUN DÖNEMDE AKADEMİK PERFORMANSI ETKİLİYOR
36 aya kadar gecikmenin aşılamaması durumunda, gecikme ‘özgül-primer dil bozukluğu’ denilen kalıcı bir dil bozukluğuna dönüşebilir. İşitsel, psikiyatrik, nörolojik kökenli bir hastalığın veya zihinsel bir engelin neden olmadığı dil bozukluğunu ‘dil ve konuşma terapistleri’, çocuklara standart dil testleri uygulayarak ve adı geçen multidisipliner alan uzmanlarından gerekli verileri de sağlayarak tanılar. Okul öncesi çocuklarının yaklaşık yüzde 7'sinde görülen dil bozukluğunun sıklığı erkek çocuklarında kız çocuklara oranla daha fazla. Dolayısıyla, dil gecikmesi gözlendiğinde kendiliğinden geçmesini beklemek erken müdahalenin olumlu katkılarını önleyebilir. Dil gecikmesi yaşayan çocuklar, belirtildiği gibi, okul öncesinde ve okul çağında da dil bozuklukları yaşama riskine sahip olur. Araştırmalar, dil ve konuşma gecikmesinin veya saptanamayan primer dil bozukluğunun uzun dönemde akademik performansı etkilediğini gösteriyor.

ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE RASTLANABİLECEK DİL VE KONUŞMA BOZUKLUKLARI NELERDİR?
Otizm: Konuşma gecikmesinin belirtilerden biri olarak görülebileceği otizm, nöro-gelişimsel bir bozukluktur. DSM-V de otizme ilişkin belirtilerin erken çocukluk dönemlerinde mevcut olduğunu belirtmekte. Otizmde risk faktörleri olarak dikkat çeken bu belirtileri ailelerin erken gelişim dönemlerinde dikkatle takip etmesi gerekir.  Bunlar çocukta kaba ve ince motor becerilerdeki yetersizlik, parmak ucu yürüme, 6-12 ay arasındaki sesleme döneminde babıldamaların (bebeklerin 2-6 aylık döneminde çıkardığı sesler) hiç ortaya çıkmaması ya da çok az oluşu, adına tepki vermeme, söz öncesi dönemde göz kontağının ve ortak dikkatin gelişmemesi, sözel olmayan jestler veya parmakla işaret etmeler gibi iletişim niyetlerinin ve taklit becerilerinin neredeyse hiç olmaması, sterotipik ve tekrarlayıcı dil ve hareket kullanımı olabilir. Otizmli çocuklarda bu belirtilerin tümü görülmeyebilir ama her çocukta birkaçına rastlanabilir. 2 yaş civarında adı geçen belirtilerin yanısıra iletişimsel konuşma repertuarı 20’den az işlevsel sözcük içeren bir çocuk için tüm şüpheler otizm tanısını akla getirse de tüm ailelerin en kötü senaryoyu düşünmek gibi bir davranış içerisine girmektense doğru bir uzmana başvurmaları gerekir. 36 ay gibi tanının doğrulanması durumunda bile erken bir tanı ve müdahale, daha hızlı yol alınmasını sağlayacaktır. Özellikle bilişsel ve davranış sorunları minimal düzeyde olan erken yaş çocuklarında dil ve konuşma terapisi işe yaramakta ve ilerleyici özellikleri engelleyebilmektedir. Dil ve konuşma terapistleri, bu çocuklarda özellikle sosyal beceriler ve iletişim üzerine çalışmaktadırlar.

Kekemelik: Akıcı konuşma, üretimin sürekli ve pürüzsüz olma özelliğidir. Konuşmanın motor üretiminde ortaya çıkan ses ve hece tekrarlamaları, ünsüz ve ünlülerin uzatılması, sözcükleri ayırma veya bloklama, sözcükleri aşırı gergin üretme akıcılık bozukluğunu (kekemelik) akla getiren belirtilerdir. Çocukluk başlangıçlı akıcılık bozukluğu, her ne kadar görülme sıklığı az olsa da, 2 ile 5 yaş arasında (ortalama 33 ay gibi) ortaya çıkabilir. Genetik ve nörofizyolojik faktörlerin bu başlangıca neden olduğu düşünülse de, popüler inanışın aksine, duygusal deneyimlerin, çocuğun mizacının ya da ebeveyn davranış biçiminin kekemeliğe neden olduğu yanlıştır. Erken tanılamada ilk adım normal gelişimsel akıcısızlık davranışları ile kekemelik benzeri akıcısızlıkların ayırıcı tanılamasını yapabilmektir. Dolayısıyle, çocuklarının kekelediğinden şüphelenen ebeveynlerin, değerlendirme sırasında dil ve konuşma terapistini ailede kalıtsal bir durumun olup olmadığı, kekelemenin tam başlama zamanı, ne kadar süredir devam ettiği ve kekemelik davranışındaki değişiklikler konusunda iyi bilgilendirmesi gerekir.  Önerilecek müdahale, yaş, cinsiyet, başlangıç üzerinden geçen zaman, aile öyküsü, eşlik eden ikincil davranışlar ve birlikte gelişen dil sorunlarının iyi belirlenmesi ile kararlaştırılır. Bu değerlendirmeyi ve müdahaleyi yapacak uzmanlar, dil ve konuşma terapistleridir.

Çocukluk başlangıçlı kekemeliğe terapi yaklaşımları geniş ölçüde bireyseldir ve çocuğun gereksinimleri ile ailenin iletişim biçimleri temel alınarak oluşturulur. Okul öncesi çocuklar için ise kapsamlı bir terapi yaklaşımı hem aile odaklı hem çocuk odaklı stratejileri içerir. Terapinin hedefi çocuğun kekemeliğini yönetebilme ve kekemeliğine dair olumsuz duygusal tepkilerini bastırma yaklaşımlarını içermelidir.

Konuşma sesi bozuklukları: ‘Sesletim’ sesleri, heceleri, ve sözcükleri telaffuz edebilme yetisi olup, bozukluğu ise bazı ünlü veya ünsüz sesleri üretme güçlüğüdür. Çocukların konuşmaya yeni başladıklarında bazı sesleri yanlış sesletmeleri üretime yardımcı olan bazı organların henüz gelişmemesi nedeniyle çok önemli bir sorun değildir. Dahası, çocukların bazı sesleri (örneğin b, d, m, k gibi) 24 ay gibi erken ürettikleri, bazı sesleri üretmelerinin ise (f, v, z, h gibi) zaman aldığı bilinmeli, gelişim tamamlanmadan çocuğun sesletim güçlüğü var diye terapiye getirilmemelidir. Çocuklar, Türkçedeki mevcut sesleri,  4 yaş sonrası en geç edinilen r sesi ile birlikte, 5 yaşına kadar öğrenebilirler; beklenen yaşa kadar o sesleri çıkarıp üretemeyen çocukların ebeveynleri Konuşma Sesi Bozuklukları için bir dil ve konuşma terapistine başvurmalıdır. Doğru sesletilmeyen sesler çocuğun anlaşılırlığını etkilediği için okula başlaması ile birlikte akademik başarısını da olumsuz yönde etkileyecektir.  Yanlış sesletilmiş sesler aksan veya şive farklılıklarına dayanıyorsa bunlar sesletim bozukluğu olarak sayılmaz.

Genelde Konuşma Sesi Bozuklukları olarak bilinen sorunlar hiçbir nedene bağlı olmadan ortaya çıktığı gibi, çoğunlukla zihin engeli veya otizm gibi gelişimsel bir bozukluğa, down sendromu gibi genetik bir bozukluğa, serebral palsi gibi bir beyin hasarına veya dudak damak yarığı gibi yapısal bir nedene veya işitme ile ilgili bir kayıp veya yetersizliğe bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Sesletim bozuklukları terapiye en iyi cevap veren konuşma bozukluklarından biridir. Dil ve Konuşma terapistleri çocuğa sesleri üretmenin doğru yolunu çıkarılmayan o seslerin ağız içindeki üretim yeri ve biçimi ile gösterir ve çocuğun dudaklarını çenesini ve dilini doğru kullanmayı öğretmek ile soruna farkındalık kazandırır.

ÇOCUĞA UYGUN KONUŞMA TERAPİSTİ NASIL BULUNUR?
Çocuğunuz için seçtiğiniz terapist mutlaka Türkiye’de dil ve konuşma terapisi lisans bölümlerinden mezun olmuş ya da bu bölümde yüksek lisans veya doktora yapmakta/yapmış olup alanda çalışan diplomalı kişiler olmalıdır. Ebeveynler Türkiye’nin tüm bölgelerindeki kurumlarda veya hastanelerde çalışan terapistlerin listesini Dil ve Konuşma Terapistleri derneğinin web sayfasında bulabilir ve gerçek bir konuşma terapisti olup olmadığını diplomalarından sorgulayabilirler (http://www.dktd.org/).

PROF. DR. İLKNUR MAVİŞ KİMDİR?
Eskişehir doğumlu olan Prof. Dr. İlknur Maviş, orta ve lise eğitimini Eskişehir Maarif Koleji’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünden lisans, Anadolu Üniversitesi İngiliz Dili Eğitimi Programından yüksek lisans, Anadolu Üniversitesi Konuşma Engellilerin Eğitimi Programından doktora ve doçentlik derecelerini aldı. Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Bozuklukları Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (DİLKOM) kurucu öğretim üyelerinden biri. Maviş, dil ve konuşma terapisi ana bilim dalı yüksek lisans ve doktora programı çerçevesinde çocuklarda dil gelişimi, çocuklarda dil bozuklukları ve ayırt edici özellikleri, yetişkinlerde edinilmiş dil bozukluğu (afazi) ve terapileri konularıyla ilgili derslerini veriyor. Türkçe konuşan afazili bireyleri değerlendirmek için hazırladığı ve standardizasyonunu tamamladığı bir afazi değerlendirme testi geliştirdi. Çocuklarda ve yetişkinlerde dil ve konuşma bozukluklarının değerlendirme ve terapilerini kolaylaştırmak üzere alanda ihtiyacı hissedilen Türkçe dil değerlendirme testlerini geliştirme amacıyla desenlenmiş çeşitli TÜBİTAK projelerinde, bozukluklarla ilgili çeşitli yurtdışı COST projelerinde yürütücü ve araştırmacı olarak görev aldı. Maviş, iki erkek çocuk annesi.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle