GeriEğitim Çocuk istismarını önlemenin en kolay yolu: Okullarda cinsel eğitim
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çocuk istismarını önlemenin en kolay yolu: Okullarda cinsel eğitim

Çocuk istismarını önlemenin en kolay yolu: Okullarda cinsel eğitim

Çocuğa yönelik cinsel istismar haberlerinin her geçen gün arttığı ülkemizde genellikle tartışmaların çoğu suçluların nasıl cezalandırılması üzerine yoğunlaşıyor. Cezalandırmanın nasıl olacağı tabi ki çok önemli fakat çocukları istismardan nasıl koruyacağımızla ilgili farkındalığın artması da gerekiyor.

Cinsel istismar 18 yaşından küçüklere yönelik yalnız tecavüzü değil bedensel teması içeren her türlü cinsel şiddeti kapsayan bir suçtur. Örneğin, cinsel bir davranış olarak çocuğun okşanması, failin çocuğu kendi organlarına dokundurtması, dudağından öpmesi gibi tüm hareketler istismar kapsamında sayılıyor.

UZAKLARDA ARAMAYIN
Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri’nin yaptığı araştırmaya göre, 18 yaşından küçük her altı erkek çocuğundan biri ve her dört kız çocuğundan biri cinsel istismara uğruyor. Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı 2016 raporları, cinsel istismarcıların yüzde 73’ünün çocuğun tanıdığı ve bildiği kişiler olduğunu gösteriyor.

Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği 2016 Çocuk İstismarı Raporu’na göre de ülkemizde cinsel tacize uğrayan çocukların yüzde 68’i akrabaları tarafından cinsel istismara maruz kaldı. Bu bulgulara göre daha çok anne-baba, dayı, amca gibi yakın akrabaların istismarcı olduğu göz önüne alınarak çocukları koruma konusu, sadece anne-babalara güvenmek ve bu konuda çocuklarını koruyup bilgilendirmelerini istemek yeterli değil. Bu konu, onların merhametine ve inisiyatifine bırakılamayacak kadar önemli.

BİLGİLENDİRMEK YETERLİ DEĞİL
Cinsel istismarı önlemeye yönelik eğitim, örgün eğitim içinde tüm çocuklara rehber öğretmen/psikolojik danışmanlar tarafından sunulabilir. Zaten rehber öğretmen/ psikolojik danışmanların asli görevlerinden biri öğrencilere psiko-sosyal gelişim dönemlerine uygun olarak okullarda cinsel eğitim sunmaktır.

Bu eğitim kapsamında “hayır demek, bedenin dokunulmazlığı, özel bölgelerin mahremiyeti, gerektiğinde yardım almak için çığlık atmak” gibi konularda bilgiler veriliyor. Okullarda verilen cinsel eğitimle tüm çocukları erken yaşta bilgilendirmek mümkün. Ancak ne yazık ki bu bilgilendirme yeterli değil. Çünkü çocuklar bu bilgilere sahip olsalar bile istismarı önlemede başka engeller var.

ENGELLER NELER?
1- Anne-babaların bilgisizliği: Hangi davranışların cinsel istismar olabileceği konusunda anne-babalar da yeterli bilgiye sahip değil. Hatta çocuk bir büyüğünün davranışından duyduğu rahatsızlığı dile getirdiğinde anne-babalar, “Amca/teyze seni sevdi” gibi telkinlerle durumu fark etmeden normalleştirebiliyor. Bu nedenle tıpkı çocuklara okullarda sunulan cinsel eğitim programları gibi belediyeler tarafından anne-babalara yönelik ücretsiz cinsel eğitim programları sunulmalı ve zorunlu hale getirilmeli.

2- Orantısız güç: Çocuklarla istismarcı arasında genellikle orantısız güç bulunuyor. Buna göre, istismarcı ya yaşı daha büyük ve fiziksel olarak daha kuvvetli ya da mevkisi gereği (öğretmen-öğrenci ilişkisi gibi) daha güçlü oluyor. Bu nedenle, çocuklar korkudan hayır diyemiyor ve susmak zorunda bırakılıyor.

3- Kol kırılır yen içinde kalır: Eğer çocuğa istismarı yapan kişi anne-babası ya da yakın akrabasıysa, istismarı bir “sır” olarak saklama ihtimali de artıyor. Özellikle ülkemize kültürel olarak “kol kırılır yen için de kalır” algısı bu sırrın ömür boyu saklanmasını zorunlu kılıyor.

4- Çocuk gelinler: Ülkemizde çocuk gelinlerin yaygın olması çocuklara yönelik cinsel istismarı normalleştiriyor. Bu noktada, cinsel istismara zemin hazırlayan çocuk yaşta yaptırılan evliliklere yönelik caydırıcı cezalar getirilmeli. Daha açık bir deyişle, yasa gereği 18 yaşını doldurmayan her birey çocuk olduğuna göre evlenme yaşı 18’e çıkarılmalı, 16 yaşında hakim izni ve 17 yaşında veli onayıyla evlenmeye izin veren Medeni Kanun düzenlemesi kaldırılmalı. Çocukların gayri resmi evlendirilmesinin önlenmesine yönelik tedbirlerin artırılması gerekiyor. Bu tür birlikteliklere meşruiyet kazandıran uygulamalar önlenmeli, erken evlendirmelere yönelik kamusal takip yapılmalı. Ayrıca bu konuda caydırıcı ve farkındalık arttırıcı kamu-spotları hazırlanarak sosyo-kültürel değişime destek olunmalı.

ÇÖZÜM İÇİN HEP BİRLİKTE ÇALIŞILMALI
Sonuç olarak, istismarı önleme yükü çocukların küçük omuzlarına bırakılamayacak kadar ağırdır. Çocukların susmaması tabi ki önemli ama daha önemlisi çocukların anlattıklarına yetişkinlerin kulak vermesi ve hemen dikkate alıp çözüm bulmasıdır. Çocukları cinsel istismardan korumak ve istismarın sürdürülebilir olmasını önlemek başta öğretmenler ve psikolojik danışmanlar olmak üzere hepimizin sorumluluğunda. Bu konunun siyasi, toplumsal ve hukuki pek çok yönü olduğu göz önüne alınarak çözüm için hukukçular, sağlıkçılar, sosyal hizmet uzmanları, psikolojik danışmanlar ve eğitimciler hep birlikte çalışmalı.

DOÇ. DR. ASLI BUGAY SÖKMEZ KİMDİR?
Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez lisans eğitimini Ankara Üniversitesi’nde, doktora eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanında tamamladı. Florida State Üniversitesi Aile Enstitüsü’nde ziyaretçi araştırmacı olarak ‘sağlıklı romantik ilişkiler’ ve ‘affetme’ konularında çalıştı. ‘Türkiye’de kadına yönelik tutum ve nedenleri’ başlıklı araştırmasıyla Koç Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi (KOÇ-KAM) Proje Ödülü’nü kazandı. Portekiz’de düzenlenen Information Integration Theory and Functional Measurement Konferansı’nda en iyi sunum ödülüne layık görüldü. Ayrıca kayıp ve yas terapisi, aile ve evlilik terapisi alanlarında uzmanlıkları bulunuyor. Şu an ODTÜ Kıbrıs Kampüsü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Programı’nda öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Affetme, ruminasyon, eşli ruminasyon ve okul ikliminin psikolojik etkileri konularında ülkemizde öncü çalışmalar gerçekleştiriyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle