O olmasaydı bugün hiçbirimiz hayatta olmayabilirdik... Huzurlarınızda 'ölümsüz' kadın

Güncelleme Tarihi:

O olmasaydı bugün hiçbirimiz hayatta olmayabilirdik... Huzurlarınızda ölümsüz kadın
Oluşturulma Tarihi: Ekim 30, 2021 07:19

Dünya Sağlık Örgütü geçtiğimiz günlerde sessiz sedasız verdiği bir ödülle 70 yıllık bir yanlışın telafisi için önemli bir adım attı. Bugün milyarlarca insanın hayatını borçlu olduğu bir isimsiz kahramana, nihayet hak ettiği paye verildi. Siz de şu an yaşıyorsanız ve sağlığınız yerindeyse, ömrünüzün bir noktasında bu kahraman kadının mirasından faydalanmışsınız demektir. Peki kendisiyle tanışmak istemez misiniz?

Haberin Devamı

Ona "modern tıbbın annesi" diyorlar ve bu ifade bile Henrietta Lacks'in önemini anlatmak için yeterli değil. Günümüzde hayatın sıradan bir parçası olan çocuk felci aşısından tüp bebek tedavisine, kemoterapiden insanın genetik haritasının çıkarılmasına ve klonlamaya birçok tıp mucizesi Lacks sayesinde yaşandı.

Bütün bunlara rağmen Henrietta Lacks adını bilim dünyası dışında bilen insan sayısı hep çok azdı. Hatta bazı tıp ve biyoloji kitaplarında fotoğrafının altına yanlışlıkla "Helen Lane" ya da "Helen Larson" yazdıkları da oluyordu. Üstelik Lacks'in hepimizin hayatına dokunmasını sağlayan hikâyesinin başlangıcı da oldukça karanlıktı.

Lacks'in ailesi uzun yıllar boyunca kadına hakkının teslim edilmesi için uğraştı. Geçen yıl, yani Lacks'in doğumunun 100'üncü yıldönümüne denk gelen #HELA100 yılında, bunun için bazı adımlar atıldı. Ailenin çabaları nihayet geçtiğimiz günlerde amacına ulaştı.

Haberin Devamı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 13 Ekim'de İsviçre'nin Cenevre şehrinde düzenlenen özel bir törenle, Lacks'in ailesine geç kalınmış bir teşekkür ödülü sunuldu. Lacks adına ödülü alan 87 yaşındaki oğlu Lawrence Lacks, annesini "ölümünden uzun yıllar sonra dahi dünyaya yardım etmeyi sürdüren benzersiz bir kadın" olarak nitelendirdi.

"HENRIETTA SÖMÜRÜYE UĞRADI"

Törende konuşan DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ise "Henrietta'nın başına gelenler yanlıştı" ifadelerini kullandı.

Tedros, "Henrietta Lacks sömürüye uğradı. O, bedeni bilim tarafından kötüye kullanılan çok sayıdaki siyahi kadından biriydi. Tedavi görmek istiyordu ve sağlık sistemine güvendi. Ama sistem ondan bilgisi ve rızası olmayan bir şey aldı" dedi.

Peki kimdi Henrietta Lacks? Milyonlarca insanın hayatını nasıl değiştirdi? Ve en önemlisi de Tedros'un bahsettiği o yanlış neydi?

Henrietta Lacks'le ilgili tüm kaynaklarda 1940'larda çekilmiş bu fotoğrafı bulunuyor. Geçmişte tıp ve biyoloji kitaplarında fotoğraftaki kişinin adı "Helen Lane" ya da "Helen Larson" olarak da karşımıza çıkıyordu.

O olmasaydı bugün hiçbirimiz hayatta olmayabilirdik... Huzurlarınızda ölümsüz kadın

Henrietta Lacks'le ilgili tüm kaynaklarda 1940'larda çekilmiş bu fotoğrafı bulunuyor. Geçmişte tıp ve biyoloji kitaplarında fotoğraftaki kişinin adı "Helen Lane" ya da "Helen Larson" olarak da karşımıza çıkıyordu.

KIRMIZI OJELİ KADIN

Uzaktan bakanlar için Henrietta Lacks, oldukça sıradan bir kadındı. Yemek yapmayı çok severdi, özellikle de makarnaya bayılırdı. En büyük zevki çocuklarından birini kucağına alıp döne döne dans etmekti. Şık giyinir, kırmızı ojesini hiç eksik etmezdi. Sadece çekirdek ailesinin değil, geniş ailesinin de duygusal ve psikolojik dayanağıydı. Evlerinin kapısı ihtiyacı olan herkese açıktı.

Haberin Devamı

Henrietta ya da sevdiklerinin ifadesiyle "Hennie", 1 Ağustos 1920'de ABD'nin Virginia eyaletinin Roanoke şehrinde doğdu. Annesini dört yaşındayken kardeşinin doğumunda kaybetti. Babası John Randall Pleasant, tek başına 10 çocuğa bakamayınca onu anne tarafından dedesi Thomas Henry Lacks'in yanına Clover'a gönderdi.

TÜTÜN TARLALARINDA ÇALIŞIYORDU

Clover'daki çoğu akrabası gibi Henrietta da erken yaştan itibaren tütün tarlalarında çalışmaya başladı. Altıncı sınıfa giderken ailesine yardımcı olmak için okulu bıraktı. 14 yaşında oğlu Lawrence'ı, 5 sene sonra ise kızı Elsie'yi doğurdu. Elsie epilepsi ve serebral palsi hastasıydı. Çocukların babası, ileride eşi olacak kuzeni David Lacks'ti.

Haberin Devamı

1941'de evlenen çift, aynı yıl bir başka kuzenlerinin yönlendirmesiyle Maryland'e taşındı. Bu sayede David, bir çelik şirketinde çalışabilecekti. Buraya yerleşen Lacks ailesi bir ev aldı ve ardından üç çocukları daha oldu. Lacks çiftinin en küçük çocukları Joseph, 1950'de dünyaya geldi.

HeLa-II hücreleriHeLa-II hücreleri

DÜĞÜM KANSER ÇIKTI

Doğumdan 4,5 ay sonra 29 Ocak 1951 günü, Lacks rahminde bir "düğüm" hissetti. Kuzenleri hamile olabileceğini düşünüyordu ama o Joseph'ın doğumundan sonra ağır kanama geçirdiği için işi şansa bırakmak istemiyordu.

O nedenle o zamanlar bölgedeki fakir siyahları tedavi eden tek hastane olan Johns Hopkins'in yolunu tuttu. Dönemin tanınmış jinekologlarından Dr. Howard Jones yaptığı muayenenin ardından kötü haberi verdi: Rahim ağzında oldukça büyük ve kötü huylu bir tümör vardı. (Kısa süre önce doğum yapmış, 6 hafta önce de kontrole gitmiş olan bir kadında bu tümörün daha erken fark edilememiş olması dikkat çekici.)

Haberin Devamı

Jones, Lacks'e epidermoid karsinom teşhisi koydu ve dönemin standardı olan radyum tüpü tedavisine başladı. (1970 yılında doktorlar bu teşhisin yanlış olduğunu açıkladı. Lacks'in kanseri adenokarsinomdu. Ama bu oldukça yaygın bir hataydı ve tedavi sürecinde bir değişiklik olmayacaktı.) Kısa süreli radyum tüpü tedavisinin ardından Lacks, sık sık kontrole gelmesi söylenerek taburcu edildi.

ÖLDÜĞÜNDE HENÜZ 31 YAŞINDAYDI

8 Ağustos günü rutin kontrolü esnasında yoğun karın ağrısı yaşayan Lacks, hastaneye yatırıldı. 4 Ekim'e kadar burada tedavi gören genç kadın, 31 yaşında hayata gözlerini yumdu. Yapılan kısmi otopside kanserin bütün vücuduna metastaz yaptığı anlaşıldı. Lacks'in cenazesi Virginia'da ailesine ait bir mezarlıkta isimsiz bir mezara gömüldü.

Haberin Devamı

Lacks'e uygulanan radyum terapisi kapsamında "Brack plakları" adı verilen radyoaktif metal parçaları, kumaş keselerin içine konuyor ve rahim ağzına dikiliyordu. Bu prosedür sırasında doktorlar Lacks'in rahim ağzından, biri kanserli biri sağlıklı olmak üzere iki adet bozuk para büyüklüğünde doku örneği aldı. Örnekler Johns Hopkins'te doku araştırmaları biriminin başı olan Dr. George Gey'e gönderildi.

HeLa hücrelerinin mikroskop altındaki görüntüsüHeLa hücrelerinin mikroskop altındaki görüntüsü

HÜCRE SAYISI BİR GÜNDE İKİYE KATLANIYORDU

Gey, o zamanlar kanser araştırmalarında kullanmak üzere bir "ölümsüz" hücre nesli arıyordu. Johns Hopkins'de rahim ağzı kanseri tedavisi gören hastalardan alınan örnekleri laboratuvarda çoğaltmaya çalışıyor ancak peş peşe başarısızlıklar yaşıyordu.

Ancak Lacks'in hücreleri farklıydı. Diğer hücreler birkaç gün içinde Petri kaplarında ölürken Henrietta Lacks'in bugün kısaca HeLa olarak bilinen hücreleri yaşamaya devam etti. Üstelik hücreler sadece yaşamakla kalmıyor, hızla çoğalıyordu. Her 20 ila 24 saatte bir, doku kültüründeki hücre sayısı iki katına çıkıyordu. Bu üreme haftalar, hatta aylarca sürdü ve HeLa hücreleri vücudun dışında da yaşayabilen ilk insan hücresi nesli olarak tarihe geçti.

HENRIETTA'NIN HABERİ BİLE YOKTU

Kısacası bilimsel açıdan bir mucize yaşandı. Ama ortada önemli bir sorun vardı. Johns Hopkins yetkilileri, alınan dokular hakkında ne hayattayken Lacks'e bilgi vermişti ne de ölümünden sonra ailesine...

Bir başka deyişle kadının hücrelerinin vücudundan alınıp laboratuvarda çoğaltıldığından haberi ve dolayısıyla böyle bir işleme rızası yoktu. Belki sorsalar seve seve kabul ederdi ama sormamışlardı. Zira o dönemde hastaların, özellikle siyahi hastaların bedenleri ve dokuları üzerinde haberleri olmadan çalışmalar yapılması oldukça yaygın bir uygulamaydı. (Bu noktada ABD tarihinin yüz karası olaylarından biri olan Tuskegee sifilis araştırmasını hatırlamakta fayda var.)

DSÖ Genel Direktörü Tedros da yaptığı konuşmada söylediği "Henrietta Lacks sömürüye uğradı. O bedeni bilim tarafından kötüye kullanılan çok sayıdaki siyahi kadından biriydi. Sistem ondan bilgisi ve rızası olmayan bir şey aldı" sözleriyle bu uygulamaları kastediyordu.

HeLa-V hücreleriHeLa-V hücreleri

KISA SÜREDE DÜNYAYA YAYILDI

Peki ya sonrası? Her ne kadar izinsiz hareket etmesi yanlış olsa da Dr. Gey bu hücrelerden ekonomik bir kazanç elde etmeyi düşünmemişti bile. O nedenle aldığı doku örneklerinden ürettiği kültürleri dünyanın dört bir yanındaki laboratuvarlara dağıttı.

Başta Dr. Gey olmak üzere bilim insanlarının sorduğu ilk soru şu oldu: Diğer hastaların hücreleri birkaç gün içinde ölürken, Henrietta Lacks'inkiler nasıl hayatta kalıyor? Lacks'in hücrelerini inceleyen bilim insanları, benzersiz bir özellik keşfetti. Normal bir insan hücresi 46 kromozom taşırken, HeLa hücreleri 76 ila 82 kromozom sahibiydi ve yapıları laboratuvardan laboratuvara değişiyordu.

BAŞKA HELA HÜCRELERİ DE ÜRETİLDİ

Uzmanlara göre bu durum kanserin hücreler üzerindeki etkisinin bir sonucu. Zira aslında omurgalı canlılarda sağlıklı bir hücrenin vücuttan alındıktan bir süre sonra yaşlanıp bölünmeyi bırakması çok doğal. Ancak kanser hücreleri bir dizi genetik mutasyon sonucu sonsuza kadar büyüme ve bölünme özelliğini kazanabiliyor. Lacks'in hücrelerindeki kromozomların 22 ila 25 tanesinde de böyle mutasyonlar bulunuyor.

HeLa hücrelerinin bu özelliklerini keşfeden bilim insanları, başka normal hücreleri de aynı şekilde ölümsüzleştirmeye çalıştı. Bu çalışmalar başarılı oldu. Bugün tıp araştırmalarının omurgası olarak görülen binlerce hücre nesli bulunuyor. Bu hücrelerin hepsi de HeLa hücresi olarak adlandırılıyor.

Ama asıl HeLa hücreleri, birçok başka açıdan benzersiz olma özelliğini koruyor.

HeLa-I hücreleriHeLa-I hücreleri

DÜNYANIN HER YERİNE VE UZAYA GİTTİ

Aradan geçen 70 yılda, dünyadaki tüm biyoloji laboratuvarlarına yayılan HeLa hücreleri, neredeyse tüm hastalıkların araştırılmasında kullanıldı. 

HeLa hücreleri sayesinde atılan ilk önemli adımlardan biri 1953'te Jonas Salk'tan geldi. Salk bu hücreleri kullanarak ilk çocuk felci aşısını geliştirdi. Henrietta Lacks'in ölümüne yol açan rahim ağzı kanserinin aşısının da HeLa hücreleri kullanılarak geliştirilmiş olması ise kaderin bir cilvesi...

1951'den bu yana 111 binden fazla bilimsel makalenin ve 17 binden fazla patentin temelini oluşturan HeLa hücreleri, sayısız ilerlemeye zemin oluşturdu. Bu başarılardan ikisi Nobel ödülüyle taçlandı.

Ama belki de en çarpıcı olanı HeLa hücrelerinin 1960 yılında uzaya ilk gönderilen insan hücreleri olmasıydı. (Dünya'nın yörüngesinde tur atan ilk insan olan Yuri Gagarin bu misyonu Nisan 1961'de gerçekleştirdi.) Dahası o tarihten sonra da HeLa hücreleri yerçekimsiz ortamda nasıl tepkiler vereceklerini merak eden bilim insanları tarafından birçok misyonda uzaya gönderildi.

HENRIETTA COVID-19'A KARŞI DA BİZİMLE BİRLİKTE

Lacks'in 31 yaşındayken öldüğünü düşündüğümüzde, hücrelerin kadının vücudunun dışındaki ömrünün içindekinin iki katından fazla olduğu söylenebilir. Hücreler halen güç kaybetmeden büyümeye ve rutin bir biçimde kullanılmaya devam ediyor. Günümüzde Covid-19 araştırmacıları da virüsün insan hücreleri üzerindeki etkilerine ve tedavi yöntemlerine dair araştırmalarında HeLa hücrelerinden faydalanıyor.

2010 yılında raflarla buluşan "The Immortal Life of Henrietta Lacks" (Henrietta Lacks'in Ölümsüz Yaşamı) isimli kitapta anlatılanlara göre, şu an dünya üzerinde Henrietta Lacks'e ait toplam ne kadar hücre bulunduğu bilinmiyor. Ancak laboratuvarlardaki hücrelerin toplamının, Lacks'in hayatta olduğu sırada bütün vücudunu oluşturan hücrelerin trilyonlarca fazlası olduğunu söylemek mümkün.

Bir bilim insanının tahminlerine göre, şu ana kadar üretilmiş tüm HeLa hücrelerini bir teraziye koyup tartmaya kalksak, 50 milyon tondan fazla ediyor. Bu miktarın büyüklüğünü şöyle anlatabiliriz: Tek bir insan hücresinin ağırlığı ortalama 1 nanogram. Yani 70 kilogramlık bir insanın vücudunda 70 trilyon hücre bulunuyor. Bir başka bilim insanına göre ise üretilmiş tüm HeLa hücrelerini yan yana eklediğimizde, dünyanın etrafını üç kereden fazla çevirebilecek uzunlukta yaklaşık 110 bin kilometrelik bir şerit elde ediyoruz.

HeLa-III hücreleriHeLa-III hücreleri

"ÖLÜMSÜZ YAŞAMI" FİLM DE OLDU

16 yaşındayken babasının geçirdiği bir hastalık sonucu yaşadığı tecrübeler üzerine Lacks'in ve ailesinin hayatına merak saran araştırmacı Rebecca Skloot tarafından kaleme alınan "The Immortal Life of Henrietta Lacks", bu neredeyse unutulmuş kadının özellikle ülkesi ABD'de tanınmasını sağladı.

Kitap 2017 yılında filme de çekildi. Başrollerinde Rose Byrne (Rebecca Skloot) ve Oprah Winfrey'nin (Henrietta'nın kızı Deborah Lacks) yer aldığı filmde Henrietta Lacks'i Renee Elise Goldsberry canlandırdı. Film sayesinde Lacks'in yaşadıklarına dair tartışma daha geniş kitlelere ulaştı.

SAĞLIK SİSTEMİNİ VE BİYOETİĞİ TARTIŞMAYA AÇTI

Lacks'le ilgili bilinenler arttıkça donörler ve aileleriyle ilgili etik kaygılar ve koruma meseleleri de mercek altına alındı. Özellikle beyaz olmayanların yaşadıkları ayrımcılıklar, ülkedeki siyasi iklimin de etkisiyle kapsamlı tartışmalara konu oldu.

Örneğin, Nature dergisinde geçtiğimiz yıl eylül ayında yayımlanan bir başyazıda Henrietta Lacks vakasının ABD'de bilimsel araştırmalar ve sağlık sistemindeki ırk eşitsizliklerini ortaya koyduğu vurgulandı. Lacks siyahi bir kadın olduğu için ve ırk ayrımcılığının temelini oluşturan Jim Crow yasaları o dönemde henüz yürürlükte olduğundan, tedavi için gidebileceği hastaneler sayılıydı. Yani beyazların aksine sağlık hizmetini dilediği yerden alabilmesi mümkün değildi.

Diğer yandan HeLa hücreleri sayesinde geliştirdikleri teknolojilerden ve ilaçlardan servet elde eden şirketlerin hiçbiri de kazandıklarını Lacks ailesiyle paylaşmaya yanaşmadı. Hatta Lacks'ler 1971 yılına kadar, annelerinin bir parçasının dünyanın dört bir yanındaki laboratuvarlarda yaşamaya devam ettiğinden bile haberdar değildi. Dahası çok yakın zamana kadar doktorlar ve bilim insanları, Lacks'in adını, hastane kayıtlarını ve genomunu açık açık yayınlarken Lacks ailesinden izin almıyordu. Henrietta'nın ailesine, araştırma amaçlı DNA sekanslama çalışmalarına kontrollü erişim konusunda söz hakkı ancak 2013 yılında verildi.

Ölümünün 70'inci yıldönümünde İngiltere'nin Bristol şehrinde Henrietta Lacks'in bir heykeli dikildi. Bu heykel ülkede siyahi bir heykeltıraş tarafından yapılmış siyahi bir kadına ait ilk heykel olma özelliğini taşıyor.

O olmasaydı bugün hiçbirimiz hayatta olmayabilirdik... Huzurlarınızda ölümsüz kadın

Ölümünün 70'inci yıldönümünde İngiltere'nin Bristol şehrinde Henrietta Lacks'in bir heykeli dikildi. Bu heykel ülkede siyahi bir heykeltıraş tarafından yapılmış siyahi bir kadına ait ilk heykel olma özelliğini taşıyor.

"HENRIETTA'DAN ALINAN DERSLER…"

Cardiff Metropolitan Üniversitesi Biyomedikal Bilimler bölümünden Dr. Maninder Ahluwalia ise BBC için kaleme aldığı yazıda, "Henrietta Lacks'in yaşadıkları sadece tıp biliminde devrimlere yol açmadı, aynı zamanda biyomedikal etik alanının ve aydınlatılmış onam kavramının dönüşümünü de beraberinde getirdi" yorumunu yaptı.

Dr. Ahluwalia, biyoetik alanında 1950'lerden bugüne çok ilerleme kaydedildiğine dikkat çekerek, "Günümüzde araştırmacılar çok daha katı standartlar uyguluyor. Aydınlatılmış onam kuralları ve bilgi mahremiyetinin sınırları net bir biçimde çizilmiş durumda. Her ülkenin yasalarında donörlerin korunması için belirli maddeler bulunuyor" dedi.

Bununla birlikte tıp araştırmalarında ilerleme kaydedilebilmesi için biyolojik malzeme örneklerinin olmazsa olmaz olduğunu da vurgulayan Dr. Ahluwalia, "Bu örnekler çığır açan araştırmaların, inovasyonun ve keşiflerin kapısını açıyor. Kamuoyunun güveni ve itimatı bu süreçte çok önemli. Henrietta'dan alınan dersler politikaların geliştirilmesi açısından çok önemli ve bilim insanlarını halen birçok açıdan güçlendirmeye devam ediyor" ifadelerini kullandı.

BAKMADAN GEÇME!