GeriDünya Merkel kurtardı, ya SPD ne yapacak?
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Merkel kurtardı, ya SPD ne yapacak?

Merkel kurtardı, ya SPD ne yapacak?

Almanya’da bekleyiş sona erdi. Almanya’da belirginsizlik de sona erdi. Sosyal Demokrat Parti (SPD) üyelerinin mektupla oy gönderenlerinin yüzde 66.02’sinin, Hıristiyan Demokrat/Hıristiyan Sosyal Birlik Partileri (CDU/CSU) ile büyük koalisyon hükümetinin sürdürülmesine onay vermesi, özellikle Başbakan Angela Merkel’e rahat bir nefes aldırttı.

Merkel kurtardı, ya SPD ne yapacakParti içindeki rakiplerini geçen hafta başında ustaca bir hamleyle susturan Merkel, SPD üyelerinin desteğiyle koltuğunu korumayı da garantiledi. 

SPD’nin genel başkanlığını vekaleten yürüten Hamburg Eyalet Başbakanı Olaf Scholz, oylar sayılır sayılmaz hem Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’i hem de Başbakan Merkel’i bilgilendirdiklerini gizlemedi.
*
Büyük koalisyonun devamından yana olan Cumhurbaşkanı Steinmeier, bu habere hiç şüphesiz çok sevinmiştir.
Bu oylamayla başbakanlık koltuğunu korumayı garantileyen Angela Merkel de öyle.
Evet, Başbakan Merkel kurtardı.
Ya SPD?
*
Mektupla oy veren SPD’li üyelerden 363 bin 494’ünden 293 bin 604’ü, yani yüzde 66.02’si “Evet”, 123 bin 329’u, yani yüzde 33.98’i “Hayır” dedi.
Yani SPD’li her üç üyeden biri CDU/CSU ile büyük koalisyonun sürdürülmesine karşı çıktı.
Bu da SPD’de ciddi bir bölünme olduğunu açık bir biçimde ortaya koymaktadır.
SPD’deki bu bölünmeye hiç şüphesiz 24 Eylül 2017’deki genel seçim akşamı “Bizim yerimiz muhalefet. Büyük koalisyon sona ermiştir” diyen partinin o dönemdeki genel başkanı ve başbakan adayı Martin Schulz’un daha sonra CDU ve CSU ile yeninden büyük koalisyon pazarlığına oturması etkin rol oynamıştır.
“Merkel’in kabinesinde kesinlikle bakan olarak görev almam” diye defalarca açıklamada bulunduğu halde, Martin Schulz’un olası bir büyük koalisyon hükümetinde Federal Dışişleri Bakanı olmak istediğini ilan etmesi ise bardağı taşıran son damla oldu.
Birçok SPD üyesi küplere bindi.
Schulz’un bu ‘dönek’ tutumu, parti içinde tam bir güven kaybına yol açtı.
Schulz, tabandan gelen tepkiler üzerine SPD Genel Başkanlığını bırakmak zorunda kaldı.
Ancak hem parti içinde hem de halk arasında SPD’ye dönük güven kaybı bitmedi.
Hatta arttı bile.
Nitekim son dönemlerde yapılan kamuoyu yoklamalarına göre, Almanya’da bu hafta sonu genel seçim olsa SPD’nin toplam oyların en fazla yüzde 18’ini alabileceği saptandı.
Bir dönemler toplam oyların yüzde 46’sını alan SPD’nin tepedeki politik sorumlularının tutarsız davranışları, partiden kaçışı hızlandırdı.
*
Evet, bir dönemlerin ‘işçi partisi’ hem işçileri hem de ‘orta sınıfı’ kaybetti.
Şimdi SPD bir ‘kurtarıcı’ arıyor.
Gözler bir dönemler partinin genel sekreterliğini yapan Andrea Nahles’de.
Evet, büyük koalisyon protokolünde şunların yer almasında SPD etkin rol oynadı;
* Dayanışma ödeneği 2021 yılına kadar kademeli olarak sıfırlanacak.
* Çocuk parası kademeli olarak çocuk başına 25 euro artırılacak.
* Okullar için daha fazla ödeme yapılacak.
* Yarım gün çalışanlara tam gün çalışma olanağı yasal olarak artırılacak.
* 2025 yılına kadar hızlı internet devreye sokulacak.
* 2025 yılına kadar emeklilik parası, çalışılan dönemdeki kazancın yüzde 48’inin altına düşmeyecek, emeklilik sigortası primi yüzde 20’nin üzerine çıkmayacak.
* Hastalık sigortası primleri 2019 yılı itibariyle çalışanlar ve işverenler tarafından yarı yarıya ödenecek.
* Yoğun yerleşim bölgelerinde kira artışları frenlenecek.
* Güvenlik birimlerine 7 bin 500 yeni personel alınacak.
Ama bunlar kesinlikle SPD’nin yeniden güçlenmesine yetmeyecektir.
SPD’nin yeninden ‘halk partisi’ olabilmesi için kendisini de politikasını da yenilemesi şarttır.
Tabii tabanı yeniden ‘barıştırması’ ve güven kaybı yaşayanları yeniden kazanması da.
Aksi halde Almanya’da meydan sağ popülistlere kalacaktır.
Bu da çoğulcu demokrasi için bir tehlike ve tehdit oluşturacaktır.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle