Çeşme’den 50 dakika uzaktaki doğa ve kültür parkı SAKIZ ADASI

19 Haziran 2006 - 00:00:00

Homeros’un adasında bugünlerde katırtırnağı şöleni yaşanıyor. Masmavi denizin yamacındaki dik tepelere tırmanan, zeytinliklerden ve sakız ağacı bahçelerinden geçen ıssız asfaltlar sarıya boyanmış. Bu renk ve koku cümbüşünün içinden geçip, geometrik desenli evleriyle meşhur Pirgi’yi, ziyaretçisini ortaçağa ışınlayan Mesta köyünü keşfetmek, Mavra’nın siyah taşlı sahilinde yüzüp, Bayan Maria’nın ahtapot ızgarasını tatmak isterseniz iki gün yeterli: Çeşme’den bir tekneye atlayıp karşıya geçin, günlüğü 25 Euro’ya güzel bir otomobil kiralayın, deposuna 10 Euro’luk benzin koyun. Sürprizlerle dolu bir keşif serüveni sizi bekliyor.

Yunan hükümeti ulusal deniz filosunun zaafiyete uğramasını göze alıp, havaalanını ve limanı genişletse, reklam kampanyalarında ön plana çıkarsa Sakız Adası turizmde çok rahat Midilli’yi geride bırakabilirdi. Bunu biz değil, adanın yerlileri söylüyor. İki adayı gezip, kültürel ve doğal zenginliklerini karşılaştırınca haklı olduklarını görüyorsunuz. Bir zamanlar Kristof Kolomb’u misafir eden, Amerika seferi öncesinde harita desteği sağlayan, bugün dünya denizlerinde Yunan bandralı gemileri dolaştıran Sakızlı denizcilerin turizmden kolay para kazanıp mesleği bırakmasından korkuyor Yunan hükümeti. Ada turizminin gelişimini kontrol altında tutuyor. Bu sayede, sahilleri 230 kilometreyi bulan 50 bin nüfuslu Sakız, milli park gibi kalmış. Diğer adalar hızla betonlaşırken Sakız’daki tek inşaat hareketi, en önemli tarihi merkezlerinde Avrupa Birliği fonlarıyla başlatılan restorasyonlar.

Çeşme’den her gün 18.30’da hareket eden teknelerden birine atlayıp, adanın merkezi Hora’ya akşam 19.30 sularında vardık. Yolculuktan önce internette adayla ilgili bilgi toplarken, Ekşi Sözlük’te limandaki bir otelden ve İzmirli sahibinden övgüyle bahsedildiği dikkatimizi çekmişti. Güher - Teodor Spordilis çiftinin konuklarını ne kadar sevecen ağırladığı, nasıl gönüllü rehberlik yaptığı anlatılıyordu. Şansımızı deneyip, limanın sol ucundaki lüks Hotel Chandris’in hemen ardındaki Hotel Kyma’nın (Dalga) kapısını çaldık. Yaklaşık 1,5 saatlik bir sohbet sonrası Bay Teodor’dan adayla ilgili tüm önemli bilgileri ve gezi seçeneklerimizi öğrenmiştik. Rehber eşliğinde, turistik turlar /images/100/0x0/55ea19c5f018fbb8f86b475atemmuzda başlıyordu. Otobüsle köyden köye gezmek çok zaman alacaktı. Ya bir taksiciyle anlaşıp, yaklaşık 70 Euro karşılığında birkaç turistik merkeze yıldırım tur yapacaktık ya da otomobil kiralayacaktık. Biz ikincisini seçtik.

CAMİDEN BOZMA BİZANS MÜZESİ

İlk akşamı ve ertesi günün ilk yarısını Hora’nın merkezini keşfetmekle geçirdik. Limanı çevreleyen ve bir baştan diğerine 15 dakikada yürünebilen cadde, kafeler, turistik mağazalarla kuşatılmış. Türkiye’deki birçok dondurmacıya sakız sağlayan Mastic mağazası bu caddenin üzerinde. Neler yapmamışlar ki sakızdan? Kurabiyeden reçele, likörden kreme sayısız ürün. Meraklısına sakız rakısı, adanın kireçli suyunda bile saçları yumuşatabilen şampuan...

Günlük yaşamın nabzı arka sokaklarda, özellikle eski çarşının bulunduğu Plastira Meydanı civarında atıyor. Merkez camiinden bozma Bizans Müzesi’ni, elyazması koleksiyonuyla meşhur Korais Kütüphanesi’ni, aynı binadaki etnoloji müzesini gezip, dar sokaklarda turlamaya başladığınızda adalıları tanıyorsunuz. Hayatlarının her saniyesini güzelleştirmeye çalışıyor Sakızlılar. Her köşede farklı bir fotoğraf: Manavın kepengine astığı üç kafesten şakıyan kanaryalar, kasabın önüne yerleştirilmiş saksılardaki rengarenk çiçekler, özenle süslenmiş fırın vitrinleri, motosikletle ara sokaklarda koştururken bile bir yandan pipetle frape (buzlu kahve) içmeyi sürdüren alımlı kadınlar, delikanlılar. Rıhtımın arkasındaki Tasos’un Tavernası’na uğradığınızda, binaların ortasında bile nasıl kır lokantası atmosferinin yaratılabildiğini görüyor, şaşırıyorsunuz. (Tasos’un, ahtapot ve kalamar ızgarası harika.)

AĞAÇLARIN SAKIZ VERDİĞİ TEPE

Hora’dan adanın en uzak noktası Nenitouria 69 kilometre. Sekiz idari bölgeye bölünen 64 köyün hepsi kaliteli otoyollarla birbirine bağlanmış. Şehirden çıktıktan birkaç kilometre sonra yollar ıssızlaşıveriyor. Hedefimiz, adanın güney ucunda, volkanik deniziyle ünlü Emporios. Denizden uzaklaşıp, tepelere tırmanan ana yol zeytinliklerden, sakız ağacı tarlalarından geçiyor. Sadece bu bölgede yetişen ağaçlar sakız veriyor. Yılda 100 tonu bulan ürün, dünyaya tek elden, sakız kooperatifince pazarlanıyor. Buralarda kilosu 250 YTL’ye satılan sakızın İzmir’de kilo fiyatı 600 YTL.

Emporios sahilinden geçilen Vroulidia minyatür bir koy. Üç balıkçı lokantasının şöhreti turistler kadar adalıları da buraya çekiyor. Biz uğradığımızda Madam Maria’nın Porto Esparios adlı restoranı bereketli bir yaz sezonuna hazırlanıyordu. Aşçı yamağı sahilde, toplamı 100 kiloyu bulan üç varil dolusu ahtapotu dalgaların yardımıyla yumuşatıyor, ustası "turistos"lara ızgara yetiştiriyordu.

Koyun hemen arkasında volkanik Vroulidia Sahili yer alıyor. Siyah volkanik taşlarla kaplı ıssız sahilin suyu serin ve tertemiz. Nudist turistlerden bıkan ahali, sahil girişine dev bir tabela asmış: "Çıplak denize girmeyin, güneşlenmeyin!"

MİNİ REHBER

AYRINTILI BİLGİ: İngilizce ayrıntılı bilgi için internette www.chiosonline.gr , www.chios.gr ya da www.chiosnet.gr sitelerine başvurabilirsiniz.

ULAŞIM: Ertürk Lines her gün saat Çeşme - Hora arasında sefer yapıyor. (Tel: 0232 712 67 68 / www.erturk.com.tr)

KONAKLAMA: Hotel Kyma (Hora) Telefon: 22710 44500, Hotel Chandris (Hora) Telefon: (30) 22710 44401, www.chandris.gr

OTOMOBİL KİRALAMA: AVİS (30) 22710 41047, www.ioniatouristiki.gr

Etiketler:
Son Güncelleme : 17 Haziran 2006 - 19:29:11
 
HaberlerFenerbahçeGalatasaraybursaburçniobeabdAlmanya