« Hürriyet.com.tr

Burası Afrika’nın özeti

Bilmeyenler için hemen yazalım: 1) Evet; Tanzanya diye bir yer gerçekten var. Hatta Tanganika ismini duymuş ve neresi olduğunu bilmiyorsanız, bilin ki o, Tanzanya’nın Zanzibar ve Pemba adaları eklenmeden önceki ismi. Yani aralarında ‘resimdeki 7 fark’ falan yok. 2) Hayır; o, Tanzanya Canavarı değil, Tazmanya Canavarı.

Evrim SÜMER
X
Canavar birkaç deniz ötedeki bir kıtada ikamet ediyor. Bunları netleştirdiğimize göre, gerçek giriş yazısına başlayabilirim... Bülent Saraloğlu (31), Buklamania Outdoor Sports’un iki kurucusundan biri. Anlaşılan, Karadenizli olduğu için civar dağlara tırmanarak başlayan hobisini işe dönüştürmüş. Ağırlıklı olarak yurtiçinde, yeni yeni yurtdışında trekking ve tırmanış turları organize ediyorlar. Zaman zaman da Tanzanya gibi ülkelere keşif gezisi yapıyorlar. Saraloğlu son seyahatinde güzel bir üçlüyü bir araya getirip Kilimanjaro’ya tırmanmış, safari ve dalış yapmış. Hatta birçoğunun ‘O kadar yol gittik ama bir aslan bile göremedik’ dediği safariden, çok fazla hayvan gördüğü için ‘Bu kadar kolay mıydı?’ diyerek dönmüş. Saraloğlu ile bir zamanlar topladığı kavanoz kavanoz böceğin ve sürüngenin yanı başında Tanzanya’yı konuştuk.

Tanzanya’ya gitmeye nasıl karar verdiniz?

- Kaçkarlar’a ve Ağrı’ya tırmandıktan sonra ‘4 bin tamam, 5 bin de; peki şimdi nereye tırmanacağız?’ dedik ve 6 bin metrelik Kilimanjaro’yu seçtik. Bu hayalini kurduğumuz bir seyahatti. Sonunda ocak ayında başardık. Toplam sekiz kişiydik, üçü kadındı. Bu anlamda, Kilimanjaro’ya tırmanan ilk Türk grubu olduk. Bize eşlik eden yerliler ise 22 kişiydi. Bazısı aşçı, bazısı taşıyıcı; bazısı rehber ve yardımcısı; onlarsız olmuyor.

Kilimanjaro zorlu bir parkur mu?

-
Burası seviye olarak ikisinden de zor değil aslında, üstelik ekvatora yakın olduğu için atmosfer tabakası daha yüksek ve dolayısıyla 6 bin metrede kendimizi 5 bin metrede gibi hissettik. Shria kampına kadar çok rahat çıkılıyor. Dağın kayalık eteklerine kadar, bizi şaşırtacak derecede güzel patikalar var. Zaten Tanzanya’nın milli park anlayışları inanılmaz gelişmiş, Türkiye’den katbekat üstünler. Zirveye çıkışta farklı rotalar seçebiliyorsunuz. Biz Machame parkurunu seçtik, en zoru buydu. Yarı yolda hata yaptığımızı anladık çünkü o noktada bir arkadaşımız geri dönmek istese mümkün olmayacaktı. Devam etmek zorundaydık. Çünkü bütün parkurlar tek yön, çıktığınız yoldan inemiyorsunuz. Yolda çok ilginç manzaralarla karşılaştık. Bir boşluk alanda giderken karşınıza sanki bıçakla kesilmiş pasta dilimleri gibi dev buzul kütleleri çıkıyor.

Zirveye çıkış ne kadar sürdü?

- Son kampımız 4800 metredeydi. Oradan 6000 metrelik zirveye çıkmak için tırmanmaya gece yarısı başladık.

Gece tırmanışı tehlikeli değil mi? Paşa paşa gündüz tırmansanız olmuyor mu?

- Gece yarısı başladığınızda, sabah 7 gibi varıyorsunuz. Zirvede biraz dinlendikten sonra yine aşağı inmeniz gerekiyor, ki bu da akşamüstü beşi, altıyı buluyor. Bu zamanlamayı tutturmak için gece yarısı başlamak zorundasınız. Sorunuzun cevabı; evet, zor ve tehlikeli. Çünkü zifiri karanlık, çok soğuk, kar yağıyor ve kayalar iyice belirsizleşiyor... Ama işin heyecanı bu. Gündüz tırmanıp, zirvede gecelemek mümkün değil çünkü hem çok soğuk, hem o irtifada uyumak mümkün değil.

HEM TIRMANMA HEM DALIŞ

Kilimanjaro sönük bir volkan mı?

- Aslında evet ama biz tırmanırken bir deprem oldu ve çok korktuk. O sırada bir kamp alanındaydık. Önümüzde iki Çek bir kayanın üzerinde dinleniyordu, sarsıntıyla düşen kayaların biri ikisini de beraberinde götürüyordu az daha. Biri bir yana, diğer bir yana kaçarak kurtuldular. Depremin sebebini ‘dağın kendi hareketi’ olarak açıkladılar.

n Haritada Tanzanya’nın neredeyse her yeri milli park gibi duruyor...

- Öyle zaten. Üstelik çok da iyi işletiliyor. Gittiğiniz her kampta ve tırmanış noktalarında kayıt olmak zorundasınız, öyle elinizi kolunuzu sallaya sallaya başıboş gezemiyorsunuz. İstediğiniz yerde de kalamıyorsunuz, belirli kamp alanları var. Çöpünüzü ortalıkta bırakmak, gözünüze kestirdiğiniz yere atmak falan zaten söz konusu değil. Bunlar kontrolden çok, yolcunun güvenliği açısından yapılıyor. Seyahatimizin esas hedefi Kilimanjaro’ydu ama hem tırmandık, hem safari yaptık, hem de dalış.

Safari için nereye gittiniz?

- Özel bir yere gitmeye gerek yok aslında. Çünkü her yer ve yol kenarları vahşi hayvan dolu. Zürafa, fil, aslan... Hepsini gördük. Bizim safari için gittiğimiz yerler Ngorongoro ve Manyera milli parklarıydı. Manyera bir göl ile bir yarın arasına sıkışmış bir milli park. Yemyeşil bir yer. Gölün üzeri flamingo dolu. Ngorongoro ise bir kraterin içinde oluşmuş bir park. O kadar büyük ki fotoğrafta bir kareye sığdıramadım, peşpeşe üç karede çektim. Ngorongoro 2 bin küsur yükseklikte ama zamanında Kilimanjaro’dan çok daha büyük ve yüksek bir volkanmış. Patlaya patlaya küçülmüş. Buradaki hem vahşi hayatı, hem de kültürü koruyorlar, 100 civarı farklı kabile var. Hepsi ayrı bir lisan konuşuyor.

ASLANLARIN ARASINDA HAYVAN OTLATIYORLAR

Maasaileri gördünüz mü?

- Her yerde varlar ve geleneklerini devam ettirerek yaşıyorlar. Etnik kıyafetler falan turist atraksiyonu değil, gerçek hayatları öyle. Ama aralarına giremedik hiç. Uzaktan köylerini, safaride hayvanlarını otlatanları falan gördük.

Nasıl yani? Sizin araçtan inmenize izin yok ama onlar aslanların arasında hayvan mı otlatıyorlar?

- Aynen öyle. Üstelik o aslanların da umurunda değil ne olup bittiği. Size bakmıyorlar bile, uyumaya devam ediyorlar. Doğrusunu isterseniz, hayvanlarla ilgili hem çok hayrete düştüm, hem de hayal kırıklığına uğradım. Belgesellerde gördüklerimiz meğerse son derece kolay ulaşılabilir yerdeymiş. Bir de, belgesellerde bir sahne vardır ya, aslan avını parçalar ve etraf bomboştur... O sahne olurken kameranın ve sizin durduğunuz yerde onlarca başka cip ve üzerlerinde bir sürü seyirci var. Ülkede bakir kalmış, ayak girmemiş hiçbir nokta yok ama kötüye kullanılmamış bu hal. Turistlerin yapabilecekleri ve yapamayacakları çok belirli.

Dalış için Zanzibar’a mı gittiniz?

- Evet. Dar es Salaam’dan küçük uçak kiralayarak gidebiliyorsunuz, 20 dakika sürüyor ve kişi başı 50 dolara geliyor. İsteyen feribotla da gidebilir, o 40 dolar ve 2 saat sürüyor. Havadan giderken manzara çok keyifli. Kumsalları ve mercan resiflerini çok güzel görüyorsunuz. Arap etkisinde olduğu için mimarisi ve sokakları Zanzibar’ın merkezi biraz Fas’a benziyor bence. Biz Zanzibar’ın kuzey ucundaki Nungwi’de kaldık ve dalış için günübirlik Nemba Adasına gittik. Aslında Pemba ve Mafia adaları dalış için en güzel yerler ama vaktimiz olmadığı için gidemedik. Pemba, İtalyanlar tarafından kiralanmış bir ada rezervasyonunuz yoksa giremiyorsunuz. Ucuz değil, gecesi 200 dolar falan; sınırsız spor, eğlence, yeme-içme, esrar... Hepsi dahil.

Zanzibar lüks bir ada mı?

- Lüks ve şık otelleri ve bölgeleri de var, basit yerleri de. Herkes kendi zevkine ve bütçesine uygun bir şeyler bulabilir burada. Çok güzel bir ada, kesinlikle gitmeye değer. Denizaltı inanılmaz, akvaryumda yüzüyor gibi olduk. Ben ilk defa daldım, bundan sonra da devam edeceğim gibi duruyor. İsmini bile bilmediğim onlarca balık gördüm, deniz kaplumbağalarıyla birlikte yüzmek inanılmaz keyifli. Kaçmıyorlar, tutunup birlikte yüzebiliyorsunuz.

TANZANYA NERESİ

Afrika kıtasının doğusunda, Hint Okyanusu kıyısında, 945 bin kilometrekarelik, 33 milyon nüfuslu bir ülke. Komşuları, kuzeyde Kenya ve Uganda, kuzeybatıda Ruanda ve Burundi, batıda Kongo Cumhuriyeti ve güneyde Zambiya, Malawi ve Mozambik.

En etkilendiği yerler

Kaçkar Dağları ve Fırtına Vadisi Tanzanya

Batum (Gürcistan)

Nemrut Krateri

Artvin

seyahatte ne okuyor

Seyahatle ilgili kitap ve notlar okuyor.

ne dinliyor

Yanında müzik taşımıyor.

ne yiyor, ne içiyor

Yemek seçiyor, et ve balık yemiyor. Bildiklerinden (pilav, yoğurt ve patates) şaşmıyor.

ne giyiyor

Arazi koşullarına göre rahat ve spor giyiniyor.

neyle seyahat ediyor

Motosikletle.

nerede kalıyor

Parası varsa ve gittiği yerde varsa butik otelde, yoksa orada ne varsa.

kimle seyahat ediyor

Kuzeni ve ortağı Okan Yenigün’le.

çantasının olmazsa olmazları

Cep bilgisayarı, GPS, fotoğraf makinesi, gözlük, burnu için yanık kremi, yağmurluk... Aslında ona yanına almadıklarını da sormak gerek: İlaç ve kişisel bakım seti gibi şeyler ona uzak; örneğin dağ seyahatine gidiyorsa, bir hafta bile sürecek olsa diş fırçası falan olmuyor. ‘Bir haftada bundan ölünmez, sakızımı çiğnerim, yeter’ diyor.

Kaynak: Evrim SÜMER

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
170 yıl sonra bulunan batık
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Trakya'nın can damarı: Edirne
Kültür&SanatKültür&Sanat
Artvin’de sıra dışı kütüphane mimarisi
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Longozun sonbahardaki güzelliği havadan görüntülendi
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Çölün tam ortasında 2000 yıllık göl!
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Herkül ve Amazon Kadınlarının adası: Giresun Adası