GeriSeyahat Beyaz gecelerde Riga
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Beyaz gecelerde Riga

Beyaz gecelerde Riga

Baltık ülkelerinden Letonya, beş yılda bir gerçekleşen ve aynı anda binlerce kişinin dans edip şarkı söylediği Dans ve Müzik Festivali’yle dünyanın en renkli etkinliklerinden birine ev sahipliği yaptı. Yazın neredeyse tüm gün güneşin batmadığı ülkede başkent Riga, geleneksel kıyafetler içindeki binlerce Letonyalının gösterileriyle renklendi.

1991’de Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını kazanan Letonya, 2,5 milyon nüfuslu bir Baltık ülkesi. 2004’te AB’ye üye olduktan sonra turizmi hızla gelişti. Letonya’nın Ankara Büyükelçisi Ivars Pundurs’un davetiyle başlayan yolculuğumuzda uçağın camından gördüğümüz bulanık Baltık denizi görüntüsü, başkent Riga’ya gelince adeta renk cümbüşüne dönüşüyor. Rigalıların bakımlı bir kadına benzettikleri şehir, farklı dönemlerin ve kültürlerin etkilerini taşıyor. Mimari anlamda Rus tarzının etkilerinin hissedildiği, şehrin ortasında yüzlerce çiçek tarlalarının bulunduğu Riga, UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesinde.

ŞEHRİN TARİHİ MERKEZİ DAUGAVA KIYISINDA

Riga’nın tarihi bölgesi, Daugava Nehri kıyısında ve şehrin merkezi konumunda. Şehirde ortaçağa ait çok sayıda anıt ve tarihi eser bulunuyor. Eski Riga’nın dar sokakları arasında gezerken dikkatimizi en çok çeken, hayvan figürleri. Neredeyse her binanın ve kilisenin tepesine kedi, horoz ya da aslan heykeli yerleştirilmiş. Birkaç saatinizi ayırarak gezebileceğiniz Eski Riga’nın en dikkat çekici yapıları arasında Riga Katedrali, Eski Riga Sinagogu, Riga Kalesi, Roman Katolik Kardinali ve St. Peters Kilisesi bulunuyor. 1933 yılında yapılan, elindeki üç yıldızı havaya kaldırmış
/images/100/0x0/55eaf5c3f018fbb8f8a1d17c
kadın anıtı, Riga’nın özgürlük sembolü. Anıt, Riga’ya gelen turistlerin fotoğraf çektirmek için en çok tercih ettikleri yer olma özelliğini taşıyor.

Ülkede nüfusun yüzde 60’ını yerli halk, yüzde 30’unu Ruslar oluşturuyor. Riga’da gezerken, kadın nüfusun ağırlığı dikkat çekiyor. Herbiri fotomodel kadar güzel. Şehir merkezinde yürümenin altın kuralı, yanınızdan geçen kıza asla dönüp bakmamak. Çünkü karşıdan gelen daha güzel bir kızı kaçırabilirsiniz. İnsan bu kadar çok sayıda güzel kadının bir arada olduğu yerde erkeklerin ne kadar şanslı olduğu düşüncesinden kendini alamıyor. Kadınların güzel oluşundan mı, yoksa erkek nüfusun az oluşundan mı bilinmez ama şehirdeki boşanma oranı da bir hayli yüksek.

Eski Riga sokaklarında gezerken bir anda Rigalı kızların çemberi içinde kalırsanız şaşırmayın. Genellikle dört ya da beş kişilik gruplar halinde dolaşan Rigalı kızlar, gördükleri turistlerle önce sohbet etmeye başlıyor, ardından bir arkadaşlarına yardım gerekçesiyle sizden para istiyor.

YAŞAYAN ETNOGRAFYA MÜZESİ

Letonya’ya gelip de mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de Açık Hava Müzesi. Riga şehrinin hemen çıkışında, Yugla Gölü’nün kıyısında kurulan müze, Letonya’nın dört farklı bölgesinden getirilen yapılardan oluşuyor. Kurzeme, Zemgale, Vidzeme ve Latgale bölgelerinden getirilen bu yapılar 1700’lü ve 1800’lü yıllarda Letonya’nın kırsal bölgelerinde yaşayan insanlar ve etnik gruplar hakkında bilgi edinmemizi sağlıyor. Senenin belli dönemlerinde açık olan müzeye, ziyaretçiler büyük ilgi gösteriyor. 118 farklı yapının bulunduğu ve 80 hektar üzerine kurulu olan müzeyi her yıl yüz binlerce turist geziyor. Letonya’nın farklı bölgelerinden gelen yerli halk, hiçbir ücret almadan, tamamen gönüllü olarak atalarının yaşamış olduğu kültürel mirası ziyaretçilere aktarıyor. Müzede; madeni para yapan köylüden, kadınlardan oluşan köy korosuna ya da eski usullerle balık avlayan yerli halka kadar, Letonya kültürü hakkında ipuçları verebilecek onlarca performans sergileniyor.

GECE YARISI HAVUZDA GEVŞEYİN

Yürümekten bacaklarınız ağrıdıysa, dinlenmenin en iyi yolu saunaya girmek ve masaj yaptırmak. En iyi adreslerden biri Riga’ya 50 kilometre uzaklıktaki Sigulda kasabasındaki Maurini Konuk Evi. Ormanın içindeki ahşap binada yerel lezzetleri tadabilirsiniz. Evin dışındaki sıcak su havuzu ve saunada açık havada sıcak suyun keyfini çıkarabilirsiniz. Bunun için en uygun zaman gece yarısı. Çünkü gündüz oldukça nemli ve bunaltıcı olan hava güneşin batmasıyla birlikte serinliyor. Hava sıcaklığının 10 derece civarında olduğu bir gecede, sıcacık suyun içinde gevşemek ve sonrasında 80 derecelik saunanın içinde kurumuş zeytin dallarıyla vücuda hafif dokunuşlarla yapılan masaj ve ardından buz gibi gölde yüzmek, Letonya’da yapılabilecek belki de en eğlenceli şey.

FESTİVAL BEŞ YILDA BİR YAPILIYOR

Letonya Müzik ve Dans Festivali, 1873’te ülkedeki 45 koronun Riga’da verdiği konserle başlamış. Dünyanın en büyük ve en çok katılımlı festivalleri arasında. Beş yılda bir gerçekleştiriliyor. Temmuz ayında başkent Riga, Letonya’nın dört bir yanından gelen küçük korolar ve dans gruplarının gösterileriyle renkleniyor. Şehrin neredeyse her noktasında geleneksel kıyafetli Letonyalıları görmek mümkün. Sabah erken saatlerde başlayan konserlerde, halk şarkıları, gün sona erene dek Riga sokaklarında yükseliyor. Bıkmadan ve usanmadan saatlerce şarkı söyleyen ve aralıksız bütün konserleri izleyen Letonyalıları görünce, müzik ve dansın bu ülke için ne kadar önemli olduğunu anlıyorsunuz. Yediden yetmişe bütün ülke bu festivale kilitlenmiş durumda. Estonya ve Litvanya’dan da grupların geldiği bu görkemli etkinliğe ülkenin bütün köy ve kasabaları en az bir dans grubu ve koro gönderiyor. Bu küçük gruplar Riga’da bir araya gelerek dünyanın en büyük korolarını oluşturuyor. "Özgürlüğün sesi", olarak da nitelenen festival, 1990 yılında özgürlük hareketinin doruğa ulaştığı dönemlerde 20 bin 399 kişilik katılımla, o güne kadar gerçekleşen en büyük festival unvanını aldı. Bu yıl ise rakam 40 bine ulaştı. İki hafta boyunca yüzlerce konser ve dans gösterisi yapıldı. Festival iki ayrı final gecesiyle son buldu. Kent merkezindeki Duagava Stadı’nda gerçekleşen ve 14 bin kişinin katıldığı dans gösterisini, ertesi gün Mezapark Açıkhava Sahnesi’ndeki muhteşem konser izledi. Festival ulusal birliğin adeta kanıtı. On binlerce kişinin büyüleyici uyumu ve ruhlarını ortaya koyarak yaptıkları gösteriler karşısında şaşkınlığınızı ve hayranlığınızı gizleyemiyorsunuz.

RESTORANDA ORTAÇAĞA YOLCULUK

Her karesi tarihin izlerini taşıyan Riga, sıcakkanlı halkıyla da ziyaretçileri şımartıyor. Restoran, kafe ve gece eğlencesi açısından alternatif çok. Letonya mutfağında ağırlık balıkta. Black Magic adlı kafe, mutfağı kadar dekorasyonuyla da iddialı. Dünya mutfağı ve yerel yemekler var mönüsünde. Müşterilerini birkaç yüzyıl öncesine götüren mekan, ortaçağı andıran dekoru ve geleneksel kıyafetleriyle hizmet veren personeliyle ön plana çıkıyor. Garsonların güzelliği o kadar ünlü ki, turistler bu kızlarla fotoğraf çektirebilmek için adeta sıraya giriyor.

GECE HAYATI ÇOK RENKLİ

Başkent Riga’da gece hayatı da oldukça hareketli. Club Essential ve Fashion Club, şehrin en gözde iki mekanı. House müzik ve tekno müzik yapan bu iki mekan, Letonyalı gençlerin yanı sıra, turistlerin de akınına uğruyor. Gündüz olduğu gibi gece hayatında da kızlar, sayıca daha baskın. Havanın ancak gece yarısına doğru karardığı Riga’da alkolün etkisiyle sızmış ya da ayakta durmakta güçlük çeken çok sayıda genç görmek mümkün. Eğer gece bir mekanda eğlenmek yerine dışarıda vakit geçirmek istiyorsanız bunun için en iyi adres Eski Riga. En az gündüz saatlerinde olduğu kadar kalabalık olan kent merkezinde bir banka oturup çevredekileri izleyerek bile sabahlayabilirsiniz. Gece Eski Riga’nın dar sokaklarında yürürken, sizi çalıştığı kulübe çağıran ve büyük bir eğlencenin garantisini veren çok sayıda çığırtkanla karşılaşabilirsiniz.

False