Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Babamın hüznü

    CEM ERCİYES cerciyes@de.com.tr
    03 Şubat 2017 - 05:23Son Güncelleme : 07 Mart 2017 - 09:18

    Dirimart’ta açılan ‘Babamın Dünyası’ sergisindeki fotoğraflarda hep biraz efkarlı, bolca düşünceli ve binbir çağrışım yüklü bir karakter olarak yer alan baba Emin Ceylan, bir nevi oğlu Nuri Bilge Ceylan’ı simgeliyor.

    Nuri Bilge Ceylan’ın yeni sergisinde babası Mehmet Emin Ceylan var. Büyük boy etkileyici portrelerini seyrettiğimiz Emin Ceylan’ı, Nuri Bilge Ceylan’ın filmlerinden tanıyoruz. Ona sinemada büyük bir ün kazandıran ilk yapımları ‘Koza’, ‘Kasaba’ ve ‘Mayıs Sıkıntısı’nın başrollerinde hep o vardı.
    Amerika’da aldığı ziraat eğitimini memleketi Yenice’de uygulamaya koyan, titiz, inatçı, doğaya ve yaşadığı bölgeye bağlı birisi. Oğlunun ısrarıyla kamera karşısına geçtiği mesela Mayıs Sıkıntısı’nda Çanakkale şivesi, bahçesi, evi, çarşıdaki dostları ve ailesiyle onu gündelik hayatının içinde taşra hayatının tatlı bir kahramanı olarak izlemiştik. Daha sonra başta Emine Ceylan ile birlikte açtıkları sergide olmak üzere başka Nuri Bilge Ceylan sergilerinde ve fotoğraf kitaplarında da onu gördük, tanıdık. Özellikle sinema kariyerinin başlarında kendi dünyasını yakınlarının başrole çıktığı filmlerle bize aktaran Nuri Bilge Ceylan’ı simgeleyen bir karakter olarak Mehmet Emin Ceylan da yakın sanat tarihimizde yer edindi.
    Babamın hüznü
    Mehmet Emin Ceylan bütün bu fotoğraflarda yaşadığı kasabadaki evde, doğanın içinde ya da İstanbul’da hep biraz efkarlı, bolca düşünceli ve bin bir çağrışım yüklü bir karakter olarak yer alıyor. Bir nevi oğlu Nuri Bilge’yi simgeliyor. Aslında onun fotoğrafta kurup daha sonra sinemada olgunlaştırdığı dünyasını aktarıyor. Oğlunun objektifine poz verdiği karelerin neredeyse her biri bu anlamda simgesel. Bir kaç sene önce İstanbul Film Festivali’nin afişi olan ‘Uykusuzgece’de yorgun ve tedirgin; yüzünü otlara gömdüğü ‘Arkabahçe’de doğaya sığınmış; ‘Öğledensonra’da bir mayıs sıkıntısı hali içinde dalgın... ‘Galata Köprüsü’nde Bir Kış Günü’ adlı fotoğraf, karlı bir İstanbul manzarası eşliğinde Nuri Bilge Ceylan’ın geniş açılı ve hüzünlü görselliğinin tipik bir örneği. Serginin açılış günü galeriyi dolduran genç kalabalığın, biraz geriden huşu içinde seyrettiği fotoğrafların içinde tartışmasız en etkileyici olanı ise ‘Sobalı Oda’. İzleyeni içine çeken o eski ustaların resimleri gibi. Uçuşan tül, ahşap duvarlar, yer karoları, dışarıdaki ağaçlar ve onlara dalıp gitmiş Mehmet Emin Ceylan...
    Babamın hüznü
    Sergi bir nevi babaya övgü gibi. Ama aslında Nuri Bilge Ceylan’ın kendi dünyasının bir ifadesi. Ceylan, fotoğrafla başladığı sanat kariyerinde bir sinemacı olarak tanındı. Kendi imkanlarıyla, kendi kozasında çektiği filmlerinde tavizsiz bir kararlılıkla oluşturduğu anlatım dili, özgün bir sinemaya dönüştü. ‘Nuri Bilge Ceylan filmleri gibi’ dediğimiz bir tarz. Hani anların durmuş gibi olduğu, zamanın yavaşladığını hissettiğimiz ve hayatın, doğanın bir küçük detayına odaklanıp düşüncelere daldığımız o anlar vardır ya, işte onun sinemasal ifadesi. Anın farkında olan kişiye her defasında Ceylan sinemasının aslında ne kadar da gerçekçi ve doğal olduğunu ispatlayan bir hal. Bambaşka bir görsellik, zaman algısı, diyaloglar ve insana dair felsefi meselelerle oluşmuş bir sinema. 

    Sineması daha da açılıp kişisel dünyasından evrensel anlatılara doğru genişlerken Nuri Bilge Ceylan fotoğraflarıyla da kendinden söz ettirmeye başladı. Filmlerini sevenlerin aşina olduğu görüntüler, en etkileyici halleriyle fotoğraflarında kendini gösteriyor. Sanki Ceylan’ın yavaşlığıyla bilinen ve usul usul insanın içine işleyen o filmleri daha da durağanlaşıyor, tek fotoğraf karesinde izleyeni içine çeken bir yapıta dönüşüyor.
    Nuri Bilge Ceylan’ın fotoğrafları bu kez yeni boyutlarda ve sanatçının malum titizliğiyle hazırladığı özel baskılarla karşımızda. Hepsi 2006 ve 2007 yıllarında Emin Ceylan hayattayken çekilmiş. Bu yaşlı adamı ve fotoğraf makinasının arkasındaki oğlunu hiç tanımayanların bile ilk bakışta hissedeceği kırılganlık ve duygusallık aslında tek bir kavrama çıkıyor. O da Hilmi Yavuz’dan Orhan Pamuk’a Türkiyeli edebiyatçıların en sevdiği şey: Hüzün.
    Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Babamın Dünyası’ başlıklı sergisi 5 Mart’a kadar Dirimart Nişantaşı’nda görülebilir.

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı