GeriAvrupa Bir İsveç'e, bir de Norceç, Fransa ve Hollanda'ya bak!
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir İsveç'e, bir de Norceç, Fransa ve Hollanda'ya bak!

Bir İsveç'e, bir de Norceç, Fransa ve Hollanda'ya bak!

.

Bir İsveçe, bir de Norceç, Fransa ve Hollandaya bakAVRUPA ülkelerinin anayasalarında din özgürlüğü devlet güvencesindedir.
Ancak uygulamada bunun başka dinler için hiç de öyle olmadığı görülür.
İsveç’in Vaxjo kasabasında yerel yönetim, geçen hafta bir karar alarak, Cuma günleri hoparlörden ezan okunmasına izin verdi.
Karlskrona kentinde Boşnakların kurduğu İslam Kültür Derneği’ne ait camide günde 5 kez hoparlörden ezan okunmasına geçen yılın sonlarına doğru izin çıkmıştı.
Yaklaşık 4 yıl önce de İsveç’in başkenti Stokholm’deki Fittja Ulu Camii’nde hoparlörden ezan okunmasına izin verilmişti.
İşte özgürlükler ülkesi İsveç’in örnek yaklaşımı.

***
Ya komşu ülke Norveç?
Irkçı söylem ve politikasıyla tanınan İleri Görüş Partisi (FrP), camilerin içinde okunan ezan sesinin dışarıda duyulmasını engellemek için harekete geçti.
Partinin Göçmen Politikasından Sorumlu Sözcüsü, “İnsan Hakları Sözleşmesi’nde bu konuda neyin yer aldığı umrumda bile değil. Benim için önemli olan camilerin yakınlarında ikamet eden bireylerin huzur ve sükunet içinde yaşamaları, ezan sesiyle rahatsız edilmemeleridir” şeklinde bir tutum sergiledi.
Evet uluslararası sözleşmeleri ayaklar altına alan bir tutum.
Hem de Norveç gibi çoğulcu demokrasinin büyük harflerle yazıldığı bir ülkede.
Adına bakıyorum…
İleri Görüş Partisi (Fremskrittspartiet)…
Ne kadar da ileri görüşlü(!) değil mi?

***
Hollanda’da da öyle.
Hollanda Toplumcu Reform Partisi (SGP) ezan okumasının yasaklanmasını istiyor.
Zaten İslam düşmanı, ırkçı, sağ popülist Geert Wilders’in liderliğini yaptığı Partij voor de Vrijheid (Özgürlük Partisi) (PVV) yıllardır camilerin kapatılmasını, ezanın da Kur’an’ın da yasaklanmasını istemektedir.
Evet, farklı dinleri, farklı değerleri kabullenemeyen bir Özgürlük Partisi (!).
Hem de Avrupa’nın göbeğinde.
Özgürlükler ülkesi İsviçre’de de yıllardır minare yasağı kavgası yaşanmaktadır.
1990’lı yılların sonlarına doğru Almanya’nın Hessen Eyalet sınırları içindeki Dillenburg kentinde de benzer bir ezan yasağı tartışmaları yaşanmıştı.
Dillenburg Kaymakamlığı Trafik Düzenlemeleri çerçevesinde aniden ezan sesini duyan otomobil sürücülerinin şaşkınlık yaşayıp kaza yapabilecekleri gerekçesiyle minareden ezan okunmasını yasaklama kararı almıştı.
Ben de o günlerde, kaymakamlığın bu kararının ne kadar da inandırıcı olmadığına dikkat çekmek için, “Aniden kiliselerden yükselen çan seslerini duyan ve Hıristiyan olmayan otomobil sürücüleri de kaza yapabilirler diye çan seslerini susturmak mı gerekir?” diye ironik bir yazı yazmıştım.
Neyse ki, Giessen İdari Mahkemesi’nin yargıçları sağduyulu ve adil bir karar alıp, Dillenburg Kaymakamlığı’nın kararını din özgürlüğü ile bağdaşmadığı için iptal etmişti.

***
İşte bugünlerde Fransa’da bazı politikacılar ve sözde aydınlar kafayı Müslümanların kutsal kitabi Kur’an-ı Kerim’e taktılar.
Aralarında Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile eski Başbakanlardan Jean Pierre Raffarin, Bernard Cazeneuve ve Manuel Valls’ın da bulunduğu 300’e yakın sözde aydın, şiddet ve Yahudi düşmanlığı yaydığı iddiasıyla Kur’an-ı Kerim’den bazı ayetlerin çıkarılmasını istediler.
İspanya’da Engizisyon döneminde Katoliklerin kovduğu Yahudilere kapılarını sonuna kadar açıp, sahip çıkan Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Müslümanların o zaman olduğu gibi bugünkü kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’dir.
Kur’an-ı Kerim’de o günlerde ne yazıyorsa bugün de aynı ayetlerde aynı şeyler bulunmaktadır.
Evet, çağdaş gelişmeler ışığında felsefede yeni yorumları ve değerlendirmeleri içerek değişikler yapılır.
Teknolojik gelişmeler ışığında tıp kitaplarında değişiklik kaçınılmazdır.
Fizik, kimya ve başka alanlarda da.
Ama Hıristiyanların kutsal kitabı İncil’de, Musevilerin kutsal kitabı Tevrat’ta ve Müslümanların kutsal kitabı Kur-an’ı Kerim’de değişiklik yapılması tabudur.
Politik çıkarlar yüzünden Sarkozy bu gerçeği görmezden, bilmezden gelebilir.
Ya, onunla birlikte Le Parisien gazetesinde yayınlanan manifestonun altına imza koyan o aydın (!) geçinen sözde aydınlara ne demeli?


Yorumları Göster
Yorumları Gizle