GeriAvrupa Avrupa’da aşırı sağ tedirginliği
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Avrupa’da aşırı sağ tedirginliği

Avrupa’da aşırı sağ tedirginliği

23-26 Mayıs tarihleri arasında Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri yapılacak. Ama son dönemlerde Avrupa’da, Avrupa’nın geleceği konusunda tam bir tedirginlik yaşanmakta. Özellikle de ‘Avrupa’nın lokomotifi’ konumundaki ülkelerde. İngiltere ‘Brexit’ (AB’yi terk etmek) diyor.

Avrupa’da aşırı sağ tedirginliğiBRÜKSEL ile Londra arasında sürdürülen sıkı pazarlıklara rağmen, İngiltere’nin geleceğindeki belirginsizlik devam ediyor. 
Fransa’da ‘Gilets Jaunes’ (sarı yelekliler) aylardır sokaklarda.
‘Avrupa’da köklü bir reform’, hatta ‘Avrupa rönesansı’ planları yapan Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron zorda.
Neoliberal reform politikası vaadiyle iktidara gelen Macron, her geçen gün tabanın desteğini daha fazla kaybediyor.
Bu da Macron’un ‘Avrupa rönesansı’ planlarının sadece lafta kalacağını gösteriyor.
‘Avrupa’nın en güçlü lideri’ konumundaki Almanya Başbakanı Angela Merkel de artık istediği gibi at oynatamıyor.
2000 yılından beri sürdürdüğü Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) genel başkanlığını geçtiğimiz yıl aralık ayında bırakmak zorunda kalan Merkel’e, kendi partisinden ‘kafa tutanlar’ çoğalıyor.
CDU’nun yeni Genel Başkanı Annegret Kramp Karrenbauer, Macron’un ‘Avrupa rönesansı’ planlarına “Hayır” diyor.
Almanya’da hükümet ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD), büyük koalisyonu terk etmek için uzun süredir ‘bahaneler’ arıyor.
İtalya’daki aşırı sağcı Lig’in Genel Başkanı ve İtalya İçişleri Bakanı Matteo Salvini ise ‘başka bir Avrupa’ istiyor.
Göçe ve göçmene “Hayır” diyor.
İtalya’nın güneyindeki Basilicata bölgesinde geçtiğimiz hafta sonunda yapılan yerel parlamento seçimlerini aşırı sağcı Lig ve İtalya’nın Kardeşleri (FdI) ile merkez sağdan Haydi İtalya’nın oluşturduğu ittifak kazandı.
*
Hollanda’da 2017’de yapılan genel seçimlerden en güçlü parti olarak çıkan Halkların Özgürlük ve Demokrasi Partisi’nin (VVD) lideri olan Başbakan Mark Rutte de zorda.
Zira geçen hafta yapılan yerel seçimlere ilk kez katılan aşırı sağcı ‘Demokrasi için Forum’ tüm partileri geride bıraktı.
Göç ve Avrupa karşıtı ‘Demokrasi için Forum’ yerel seçimlerden ‘en güçlü parti’ olarak çıktı.
*
İşte bu gelişmeler ışığında Almanya’da hükümetin büyük kanadını oluşturan CDU ile ‘kardeş parti’ konumundaki Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU), Avrupa Parlamentosu seçimleri için ortak bir program hazırladı.
‘Bizim Avrupa güçlendirir. Güvenlik, barış ve refah için’ başlıklı bu programda, özellikle ‘sağ ve sol popülistler ile aşırı milliyetçilerin tehditlerine karşı yoğun angajman gösterelim’ çağrısı yer aldı.
“ABD ile Çin’in dünya genelinde oyun kurallarını belirlemelerine imkan kılmamak için, güçlü ve birleşik bir Avrupa’ya ihtiyacımız var” denildi.
SPD de ‘Avrupa proğramı’nı ilan etti.
‘Willy Brandt Evi’ olarak bilinen SPD genel merkezinin ‘teknik bir hatası’ nedeniyle geçen hafta sonu Berlin’de düzenlenen ‘Avrupa Proğramı Kurultayı’na eski Genel Başkan ve Avrupa Parlamentosu’nun eski Başkanı Martin Schulz katılmadı.
SPD’nin Avrupa Proğramı’nda ağırlık ‘Sosyal Avrupa’ya verildi.
AB genelinde sosyal standartın yükseltilmesi ve asgari ücretin ‘eşit düzeye getirilmesi’ yer aldı.
SPD Genel Başkanı Andrea Nahles, açılış konuşmasında Avrupa karşıtı aşırı sağcılar ile sağ popülistlere adeta savaş açtı.
“Bizim değerlerimiz onlardan çok daha güçlü” dedi.
*
Evet, Almanya’da hem SPD hem de CDU/CSU aşırı sağcılar ve sağ popülistlere karşı mücadelede kararlılar.
Diğer AB ülkelerinde de öyle.
Ancak son dönemlerde yapılan kamuoyu yoklamaları, Avrupa Parlamentosu seçimlerinden aşırı sağ ve sağ popülist partilerin güçlenerek çıkacakları yönünde tehlikeli sinyaller vermekte.
Fransa’da Marine Le Pen’in genel başkanlığını yaptığı aşırı sağcı Ulusal Birlik’in (RN), Almanya’da sağ popülist Almanya için Alternatif’in (AfD), İtalya’da aşırı sağcı Lig’in, Avusturya’da aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi’nin (FPÖ), Hollanda’da İslam düşmanı Geert Wilders liderliğindeki Hollanda Özgürlük Partisi’nin (PVV), Polonya’da aşırı milliyetçi Hukuk ve Adalet Partisi’nin (PiS), Macaristan’da aşırı sağcı Macaristan Yurttaşlar Birliği’nin ( Fidesz), Finlandiya’da sağ popülist Gerçek Finliler’in ve bazı başka ülkelerde de aşırı sağcıların Avrupa Parlamentosu seçimlerinden güçlenerek çıkmalarına kesin gözüyle bakılmakta.
İşte bu yüzden de haklı olarak AB’nin geleceğiyle ilgili olarak tedirginlik yaşanmakta.

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle