GeriSeyahat Maskelerinizi takın! Venedik Karnavalı'na gidiyoruz...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Maskelerinizi takın! Venedik Karnavalı'na gidiyoruz...

Maskelerinizi takın! Venedik Karnavalı'na gidiyoruz...

Her yıl şehri kış ortasında, uykusundan uyandırıp yeniden hayata döndüren Venedik Karnavalı bu yıl, 30 Ocak-9 Şubat tarihleri arasında düzenleniyor. Tüm şehri maskeler ve kostümlerle adeta Ortaçağ dönemine ışınlayan bu sürreal partiyi daha önce görmediyseniz, acele edin, bu sefer kaçırmamak için az zamanınız kaldı.

Venedik Karnavalı’nın tarihi 13. yüzyıla dayanıyor. Önceleri, Pagan kültüründe baharı karşılamak için düzenlenmeye başlasa da zaman içerisinde yasaklanıp, 1979 yılından itibaren tekrar kutlanmaya başlanmış. İlk zamanlarda, sosyal sınıf farklılıklarının maske takarak eşitlenmesi için başlatılan geleneğin, üst sınıfın, halkın içine karışıp bilgi toplaması için kullanıldığı varsayılıyor. 11 gün süren karnaval, bir cumartesi başlayıp, ‘Paskalya Bayramı’ndan önce 40 günlük Büyük Perhiz’in başlangıcı ‘Kül Çarşambası’ndan bir gün evvel, yani ‘Tövbe Salısı’nda son buluyor. Karnaval boyunca, tüm şehirde etkinlikler, gösteriler ve yarışmalar düzenleniyor. Gitmeden önce ‘carnevale.venezia.it’ web sitesinden programa bakıp isteğinize göre bilet satın alabilirsiniz. Venedik’e vardığınızda, havalimanında veya tren garında
broşürler bulabilirsiniz.

 

Maskelerinizi takın Venedik Karnavalına gidiyoruz...

 

MASKELERİN ARDINDA VENEDİK

Program takvimi ve karnaval teması her sene değişiklik gösterse de öne çıkan etkinliklerin başında San Marco Meydanı’nda günde iki kez yapılan En İyi Maske (La Mascherina Piu Bella) elemelerinin, kapanış günü düzenlenen final yarışması var. Seyredebilmek için bilet almanız gerekli.

 

Maskelerinizi takın Venedik Karnavalına gidiyoruz...

 

Maskeler karnavalın en vazgeçilmez aksesuvarı. Yapımında deri, alçı ve porselen kullanılıyor. Taş, boncuk ve tüylerle süsleniyor. Siz de benim yaptığım gibi, hediyelik eşya mağazalarında fiyatları 5 ile 25 Euro arası değişen, beğendiğiniz bir tane alıp sokaklarda dolaşırken takabilirsiniz. Ya da yarı değerli taşlarla bezenmiş çok daha kıymetlilerinden edinebilirsiniz. Değişik tipte ve boyutta çeşitleri var. Sadece gözleri kapatan kenarından tutularak taşınan maskelerden de edinebilirsiniz. Bu maskelerin siyah olanına Columbina, tüm yüzü kaplayan, donuk bir yüzün kalıbı görüntüsünde beyaz olanına da Buata deniyor. 1368 yılında Venedik’te nüfusun yarısının ölümüne yol açan veba salgını sırasında hastaların yaralarını gizlemek için kullandıkları uzun gaga burunlu, çirkin ifadeli ‘Veba Doktoru’ (Medico della Peste) adı verilen maskeler de karnavalın değişmez parçaları arasına girmiş durumda.

 

Maskelerinizi takın Venedik Karnavalına gidiyoruz...

 

Bir diğer önemli etkinlik, ayrı günlerde yapılan 3 uçuş. İlki, San Marco Meydanı’nda Çan Kulesi’nden aşağıya, sahneye gerilen halatla uçurulan melek (Il Volo dell’Angelo), diğeri aynı şekilde Kartal Uçuşu (Il Volo dell’Aquillo). Son gün ise, karnavalın kapanışı sırasında, şehrin simgesi aslan figürlü bayrak, müzik, konfeti ve alkışlar arasında törenle aşağıya indiriliyor. (Svolo del Leon).

Ayrıca şehrin dört bir yanında sık sık düzenlenen konserlerde özellikle Venedik doğumlu Vivaldi’nin eserlerini dinleyebilirsiniz. Kostüm yarışmaları, Maria’ların geçitleri, ödül törenleri diğer bazı etkinlikler.

 

Maskelerinizi takın Venedik Karnavalına gidiyoruz...

 

AKŞAMLARI HIZLANAN EĞLENCE

Akşamları eğlence hızlanıyor. Çeşitli şov, canlı müzik ve gala yemekli partilerin giriş fiyatları 300 Euro’dan başlayıp, Gran Ballo di Mascheranda’da 800 Euro’ya ulaşıyor. Casanova sizinle flört etsin istiyorsanız, ‘Fifty Shades of Casanova Ball’ bu yıl 6 Şubat’ta.

Dilerseniz, Arsenal tersane bölgesinde, havai fişek ve açık hava film gösterilerinin yapıldığı, ateş yakılıp herkesin kostümleri ile dans edip eğlendiği sokak partileri de var.

 

Maskelerinizi takın Venedik Karnavalına gidiyoruz...

 

Biz karnaval günü Venedik’e varır varmaz, birer maske edinip, bütün gün labirent gibi sokaklarında, maskeler yüzümüzde dolaşırken kaybolup, her köşe, her köprü üzerinde bol fotoğraf çektik. Çeşit çeşit kostümlerini giyip gelmiş insanlarla hatıra fotoğrafı çektirmek ayrı bir keyif. Siz de sadece fotoğraf çeken değil, çektirenler arasında olmak istiyorsanız, kostüm kiralayabilir, böylelikle karnavalın havasına tamamen bürünebilirsiniz. Bunun için barok tarzı kat kat etekli elbise, kocaman tüylü bir şapka, uzun eldivenler ve şemsiye; erkekler için, balon kısa pantolon, uzun çorap, kuyruklu ceket ve şapka gerekli. Şubat soğuğunu hissettirmeyen, gülümseyerek selam veren ve sohbet eden insanların sıcaklığı içinizi ısıtacak.

 

Maskelerinizi takın Venedik Karnavalına gidiyoruz...

 

Akşam ise yüksek fiyatlı partilere para vermek yerine, evlerinde misafirleriyle eğlenen yerli halkın özel partilerine, tüm sevimliliğinizle aralık kapılarından başınızı uzattığınızda davet alabilirsiniz. Sizi şampanyaya ve danslarına ortak edeceklerdir. Biz öyle yaptık. Çok daha fazla eğleneceğinizden, yeni arkadaşlıklar edineceğinizden eminim.

İtalyan arkadaşlarım, karnavalı çok ciddiye aldıklarını, geleneklerini hiç bozmadan bir sonraki nesle öğreterek devam ettirdiklerini söylüyor. Şehre ekonomik katkısını da yadsımamak lazım tabii.

 

Maskelerinizi takın Venedik Karnavalına gidiyoruz...

 

GÖRMEDEN DÖNMEYİN

Dünyanın şüphesiz bu en romantik şehrine, ‘Adriyatik’in Kraliçesi’, ‘Batan Şehir’, ‘Kanallar Şehri’, ‘Âşıklar Şehri’... Bence ne sıfat takılsa az. Ne zaman isterseniz gidin ama kesinlikle şu an devam etmekte olan karnaval, haziran ayında bienal ve ağustosta film festivali sırasında çok daha hareketli ve ışıltılı.

Gittiğinizde mutlaka Grand Kanal boyunca sıralanmış, yapımları 12. yüzyıla kadar uzanan, bugün müze ve üniversitelere dönüştürülmüş malikâneleri, San Marco Bazilikası ve Meydanı’nı, Çan Kulesi’ni (Campanile di San Marco) ve meydanın kanal girişinde yer alan St Theodore ve St. Mark sütunlarını görün.

 

 

İç Çekişler Köprüsü’nden (Ponte dei Sospiri) geçip, pembe cepheli Dükler Sarayı’nı (Palazzo Ducale) gezin. Sabah erkenden kalkıp Rialto Köprüsü yanına kurulan pazardan meyveler alın. Picasso, Miro, Dali’yi Peggy Guggenheim Müzesi’nde, Titian, Veronese ve Bellini’nin eserlerini Galleria dell’Academia’da seyredin. İtalya’nın en eski kafesi, Cafe Florian’da kahve için, gözünüze kestirdiğiniz bir barda, aynı İspanyol tapası gibi, cichetti denilen küçük atıştırmalıklarını tadın. Vaporetto’ya binip, ister Burano Adası’nda rengârenk boyanmış evleri fotoğraflayın... İster Lido sahilinde yürüyüp, lüks otelleri gezin; isterseniz de Murano Adası’nda cam eşya yapılışını seyredip hediyelik objeler alın.

 

AYAKLARA DİKKAT

Özellikle bu aralar gittiğinizde yanınızda yağmur botu bulundurun, her an karşılaşabileceğiniz su yükselmesine (Acqua alta) hazırlıklı olun. Benim haziranda bienal zamanı başıma geldi. Lastik botumuz yoktu, sandaletleri elimize aldık, paçaları sıvadık, hiç hijyenik değildi ama çok eğlendik.Son olarak ne yaparsanız yapın, Harry’s Bar’da bir kadeh Bellini içmeden dönmeyin.

False