GeriMagazin Nilgün Belgün: Bir daha aynı şeyleri yaşamak istemem
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Nilgün Belgün: Bir daha aynı şeyleri yaşamak istemem

Nilgün Belgün: Bir daha aynı şeyleri yaşamak istemem
Abone Olgoogle-news

Nilgün Belgün, geçen ay tat ve koku kaybı şikayetiyle gittiği hastaneye “Covid-19 pozitif” teşhisiyle yatırıldı. Ama umutsuzluğa kapılmadı ve virüsü alt etmeyi başardı. Belgün’le “negatif” müjdesini almasının ardından görüştüm. Enerjisini tüketen, kendisini yatağa çivileyen hastalığın izleri silinmeye, kahkahaları eskisi gibi çınlamaya başlamış başlamasına ama... Hastalık haklı olarak gözünü öyle korkutmuş ki, “Bir daha aynı şeyleri yaşamak asla istemem” diyor ve ekliyor: “Gribe falan benzemiyor. Başında belki burnunuz akıyor, başınız ağrıyor falan ama devamı çok farklı.”

Öncelikle geçmiş olsun demek istiyorum.

- Çok teşekkür ederim.

Nasıl oldu bu?

- Çok önlem alıyordum kendimce... Gerçekten az insan benim kadar dikkatlidir. Nadiren kızlarımla görüşüyordum, onlarla da mesafeliydik, yani birbirimize sarılmak falan yoktu. Onun dışında iki-üç arkadaşımla görüşüyordum, başka da kimseyle hiçbir şekilde irtibatım yoktu. Ama maalesef bu virüsü kaptım işte.

Nilgün Belgün: Bir daha aynı şeyleri yaşamak istemem

VİRÜSÜ KİMDEN, NASIL KAPTIM BİLMİYORUM

Virüs size nereden, kimden bulaştı, bir fikriniz var mı?

- Nereden ve kimden bulaştığı konusunda bazen fikir sahibiyim, bazen değilim.

O nasıl oluyor?

- Yaptığım hesaplamalar, tahmin ettiğim kişilere uymuyor. Yani bir şekilde ben bu virüsü kaptım ama nasıl kaptığımın bilincinde değilim açıkçası.

Önce hangi şikayetler baş gösterdi?

- Aniden tat ve koku alamamaya başladım. Bu belirtiyi fark eder etmez arabama atlayıp hastaneye gittim. “Lütfen bana test yapın, tomografi çekip ciğerlerime bakın” dedim. Çünkü en önemlisi oymuş, oradan kesin çıkarmış. Tomografi çektiler, kan tahlili yaptılar. Sonra da “Evet, Covid’siniz” dediler. Zaten ne olur ne olmaz, hastaneye yatmam gerekebilir diye giderken çantama pijama, terlik, diş fırçası falan koymuştum.

HASTANEYE TEK BAŞIMA GİTTİM KIZLARIMIN BİLE HABERİ YOKTU

Yanınızda kızlarınız mı vardı?

- Hayır, olanlardan kızlarımın haberi bile yoktu, tek başıma karar verdim. Hayatta her şeye hep tek başıma karar veririm zaten. Neyse... “Yatmanız gerek sizi bu şekilde eve gönderemeyiz, mutlaka hastalığı kontrol altına almalıyız” dediler. Ben de “Peki” dedim ve hastaneye yattım.

Korona olduğunuzu ilk öğrendiğinizde aklınızdan neler geçti?

- İlk söylendiğinde içimden “Bu kadar korunmana rağmen işte senin de başına geldi. Ne yaparsan yap yaşayacakmışsın bunu” dedim. Ama az önce söylediğim gibi evden çıkarken “Herhalde korona oldum” diye düşündüğümden, açıkladıklarında hiç şaşırmadım.

BİR TEK ENTÜBE OLMAKTAN KORKTUM

Korkuya, umutsuzluğa kapıldığınız anlar hiç mi olmadı?

- Hayır. Korkunun ecele faydası yok ki... Umutsuzluk ise hayatımda hiç yaşamadığım bir duygu. Ben hep umut ederim. Neler olup biteceğini yine yaşayarak görecektim.

Oksijenim çok iyiydi ama birden bire oksijen yetmezliği de yaşayabilirdim, bunun farkındaydım. Bir tek ondan biraz korktum, “Acaba entübe olur muyum?” diye...

Yine de genel olarak çok sakindim. Doktor ve hemşirelerden de Allah razı olsun, hepsi çok iyi niyetliydi. Doktorum Ferah Ece hanımefendi, her sabah yanıma geldiğinde “Sizi çok seviyorum” diyordu. Bu bana daha da umut verdi. Doktorumun sevgisi ruhuma iyi geldi gerçekten. Sevgi iyileştiriyor insanı.

Başkasına bulaştırmış olma ihtimali de var bir yandan... Virüsü sizden alan aile üyeleri ya da dostlar oldu mu?

-  Yok, ben kimseye bulaştırmadım. En son Balçiçek Pamir’in televizyon programına katılmıştım. Covid teşhisi konunca hemen onu aradım, “Covid oldum, derhal test yaptırın” dedim.

Cansel Elçin de katılmıştı programa, ona da haber verdim, “Sen, ekip, hepiniz baktırın” dedim. Vakit geçirmeden test yaptırdılar, hepsi negatif çıktı. Kızlarımla da zaten uzun süredir görüşmemiştik. Onlarda da bir şey çıkmadı.

Ne zaman “Tamamdır, bunu da atlattım” deyip rahat bir nefes aldınız?

- Hastaneden çıktığım gün... Gerçi evde devam ediyordu iyileşme sürecim. 8 gün evde kalacaktım ama hastaneden sonrası daha kolay geçti.

Bu hastalığı yeterince ciddiye almayanlara neler söylemek istersiniz?

- Hastalığı ben en başından beri çok ciddiye alıyordum. Kızlarıma da söylüyordum “Çocuklar bu şaka değil” diye.

Herkese şöyle seslenmek istiyorum; lütfen siz de bunu çok ciddiye alın. Hani ikinci, üçüncü kere geçiriliyormuş falan ya, ben bir daha aynı şeyleri yaşamayı asla istemem.

Kesinlikle gribe falan benzemiyor. Başında belki burnunuz akıyor, başınız ağrıyor falan ama devamı çok farklı. Hastalığı ciddiye almayanlara inanın çok kızıyorum. Maske, mesafe ve temizlik kuralına mutlaka herkes uymalı.

BUNDAN SONRA KENDİMİ DAHA DA ÇOK SEVECEĞİM

Çok ciddi bir hastalık atlattınız, yaşadıklarınız hayata bakışınızı etkiledi mi? Bundan sonrası için “mutlaka” veya “asla” dediğiniz şeyler var mı?

- Evet, ciddi şekilde yaşadım bu hastalığı. Çok hafif yaşayanlar var, çok ağır yaşayanlar var, orta yaşayanlar var. Ben orta yaşayanlardandım. Müthiş bir halsizlikti, kolumu kaldıracak gücüm yoktu. Ben ki çok enerjik bir kadınım... İlaçlardan dolayı midem altüst oldu falan... Ama çok da iyi ilaçlarmış, bana iyi geldi...

Bundan sonra neler değişecek meselesine gelince... Zaten kendini seven bir kadındım, bundan sonra daha da çok seveceğim. Ailemi daha çok seveceğim. Kızlarımla daha çok birlikte olacağım.

Ya “asla”lar...

- Aşırı çalışıyorum, aşırı çalışkanım ama artık bu tempoyu biraz aşağı çekmeye karar verdim.

Neden yavaşlamak istiyorsunuz?

- Bu kadar çok çalışmanın gereksiz olduğunu düşünüyorum. 45 yıldır nonstop çalışıyorum. Diziler, televizyon programları, oyunculuk, tiyatro; yapmadığım hiçbir şey kalmadı. Her işte de başarılıydım. En son yaptığım tek kişilik gösterimi sekiz senedir oynuyorum, bu benim için çok önemli bir başarı zaten.

Yani bundan sonrası sükûnet...

- Bundan sonra daha çok kendime vakit ayırmayı, daha çok doğayla olmayı, daha sakin yaşamayı seçiyorum.

Nilgün Belgün: Bir daha aynı şeyleri yaşamak istemem

BURASI ERKEKLERİN DÜNYASI

Oyunculuğa yıllarını vermiş bir sanatçı olmanıza rağmen bildiğim kadarıyla hiç başrolünüz yok sizin...

-  Hayatımın başrolünü kendi yaşadığım, kendi yazdığım ve kendi yönettiğim şimdiki gösterimde, “Nilgün Belgün’le Aşk ve Komedi”de oynuyorum zaten. Türkiye’de benim gibi sekiz sene kapalı gişe ve tek başına oynayan bir kadın hikayeci görmedim. Ben bir kadın hikayesi anlatıyorum ve bunun başrolündeyim.

Zaten bu mecrada tek başına şov yapan kadın yok. Bu genelde erkeklerin dünyasıdır. Biliyorsunuz Cem Yılmaz var, Ata Demirer var. Her ikisine de hayranım, çok severim ama onların kadın versiyonu hiç olmadı.

PATLATTIĞIM KULAK ZARI VAR

Çok gülen, az sinirlenen insanların öfkesinden korkarım ben... Sizde o açıdan biraz tehlike arz ediyorsunuz sanki...

- Evet çok gülerim, çok eğlenceliyim, çok saygılıyım ama haksızlığa asla gelemem. Haksızlık ve saygısızlık olduğu zaman da kendi usullerimce cevabını veririm.

Sizi aldattığı için eski eşinizin kulak zarını patlatmışsınız. Bunu biliyorum mesela...

- Evet aldatıldım ve karşımdaki inkar ettiği için attığım bir tokat ve patlattığım bir kulak zarı var. Ama bu her zaman olan bir şey değil. Hayatımda bir defa yaptım, onda da çok haklıydım. “Sadakatsiz”i izleyenler, bir kadının aldatıldığı, çıldırdığı zaman ne hale geldiğini görüyor (gülüyor)...

BEN DE HER İNSAN KADAR FLÖRTÖZÜM

◊ Son derece cazibeli, tabiri caizse işveli bir kadınsınız. Bazılarına göre de flörtöz...
- İşveli, cilveli falan diye uzaktan görenler diyor. Beni yakından tanıyan bilir, işvem cilvem duruşumdadır, bakışımdadır, tarzımdadır, tavrımdadır ama işveli olmak için özel çaba sarf etmem. Flörtöz müyüm, eeeh... Her kadın kadar, her insan kadar. Sonuçta iş hayatında bile flörtöz insanlar vardır. Birbiriyle flört etmek anlamında değil, birbirine hoş davranmak, sıcak davranmak anlamında söylüyorum bunu. Ben de öyle olabilirim...

HAYATIMIN AŞKI BENDEN 16 YAŞ KÜÇÜKTÜ

Biraz da aşktan konuşalım mı? Size “aşk” desem, ne dersiniz?

- Bir çekim enerjisidir.

Peki o enerji yaşa, yaş farkına takılır mı?

- Benim için aşkın yaşı başı yok. 40’lı yaşlarda, benden 16 yaş küçük biriyle yaşadığım aşk hayatımın aşkıydı mesela. Gerçek aşktı ve 10 yıl sürdü. Yaşadığım en güçlü aşk da odur. Yeter ki o enerjiyle o aşka doğru birlikte yol alın, önemli olan bu. Yaş farkına hayatımın hiçbir döneminde takılmadım, takılmıyorum. Benden çok daha büyük birine de âşık olabilirim, benden çok daha küçük birine de... Aşk bu yani. Aşkın bu kadar sorgulanması gerekmez, yeter ki yaşansın.

AŞIRI ESTETİKLİ KADINDAN HOŞLANMAM

Yıllar geçiyor ama siz sanki hiç değişmiyorsunuz. Zamanı durdurmanın sırrı ne?

- Genç kalmam enerjimle ilgili. Çünkü hayata gülerek bakarım, gülmek de beni genç gösteriyor. Aslında yaşım hiç genç değil ama öyle gözüküyor, bundan da mutluluk duyuyorum. Bazen gerçek yaşımı söylediğimde şoka girenler bile oluyor. Yaşımı başımı hiç saklamam.

Genç kalmanızda estetik müdahalelerin payı var mı?

- Aşırı estetikli kadınlardan hiç hoşlanmam. Burnum mesela kendi burnumdur. Hatta Yıldız Kenter çok uğraşmıştı, “Biraz burnunu kaldıralım mı?” diye, çünkü kemikli bir burnum var. Ama yüzümün çok manalı olduğunu düşünüyordum. Onun için yüzümün manası bozulmasın diye yaptırmadım.

 

False