Kokusuyla çocukluğuma götüren tatlar...

Güncelleme Tarihi:

Kokusuyla çocukluğuma götüren tatlar...
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 13, 2023 07:00

Annem sebze yemekleri ve hamurişlerinde tam bir ustadır; üzerine zeytinyağlı-maydanozlu bir karışım sürdüğü katmerini, göce mantısını ve ıspanaklı gül böreğini asla onun gibi yapamadım. Hayvansal proteine olan alerjisi nedeniyle ben küçükken et pişiremezdi çünkü dokununca elleri kabarır, midesi bulanırdı. Yine de yılmaz, eldivenle de olsa o köfteyi yoğururdu. Dillere destan olmazdı yaptığı ama hasta olmayı göze alarak pişirdiği o yemek, benim için dünyanın en lezzetli yemeğidir her zaman.

Haberin Devamı

Çocukluğumda Anneler Günü pek hüzünlü geçerdi. Annem, annesini bir Anneler Günü’nde ve henüz 10 yaşındayken kaybetmiş çünkü... Çok genç yaşta dünyadan ayrılan anneannemin nasıl biri olduğunu, 10 yaşındaki çocuk annemin bilmesi de pek mümkün olmamış haliyle. Genlerimiz nasıl bir insan olacağımızı belirlerken annemizden bize geçen mitokondrimiz, onun yaşam enerjisini bize veriyor. Bu durumda annem annesinin, ben de annemin enerjisini her bir hücremde taşımış oluyorum. Ortaokul-lise döneminden hatırlarsınız mitokondri terimini... Hücre içi organellerden biri bu. Onu özel kılansa, hücreden bağımsız bölünüp çoğalabilmesi ve bize sadece annemizden aktarılması. Görevi, hücre için gereken enerjiyi üretmek yani bedenimizdeki yaşam enerjimizi veren mitokondri, bu yönüyle annemizin bizdeki bir parçası... Yazıya böyle başlamam sizi şaşırtmış olabilir. Ama eğer Anneler Günü’nde annem gibi buruk hissedenleriniz varsa hissetmesin diye anlatmak istedim. Siz yaşadığınız müddetçe anneniz de sizinle ‘yaşıyor’.

Haberin Devamı

Sadece yaşam enerjisini değil, damak tadı ve yiyecek seçimi gibi konuları da genelde annemizden referans alırız. Genelde diyorum çünkü benim gibi istisnalar var. Annemin hayvansal proteine alerjisi var, ben küçükken et pişiremezdi. Denerdi tabii ama hazırlarken dokunduğu için elleri kızarır, kabarır, kaşınır; midesi bulanır ve perişan olurdu. ‘Fedakâr anne’ yönü çok ama çok güçlü bir annem var. Hasta olsa da yılmadan denerdi, en azından tavuğu düdüklüde haşlayabilir, eldivenle de olsa köfte yoğurabilirdi ama ne yalan söyleyeyim, hani dillere destan ‘anne köftesi’ olmazdı yaptığı. Ama sırf biz yiyebilelim diye hasta olmayı göze aldığı yemek, dillere destan değilse de benim için dünyanın en lezzetli köftesidir her zaman.

Annem hâlâ et yiyemiyor. Yıllar geçtikçe alerjisinin derecesi azaldı biraz; en azından artık et kokusundan yatak döşek hasta olmuyor. Ayrıca yıllar geçtikçe ailece vejetaryen ağırlıklı beslenmeye başladık. Bu esnada annem tahmin edersiniz ki hamurişlerinde ve sebze yemeklerinde tam bir usta oldu.

Haberin Devamı

İSTER SICAK, İSTER SOĞUK YİYİN

Patlıcanlı yemekleri de çok sever ve çok güzel yapar. Tavada patlıcan mesela... Ailede herkesin bayıldığı, özellikle yeğenimin “Babaanne patlıcanları koy tavaya, geliyorum” diye aradığı, bağımlılarını yaratmış uydurma bir yemek bu. Biraz imambayıldığı andırıyor. 3-4 orta boy patlıcanı alacalı soyup acısının çıkması için tuzlu suda bekletiyor. Sonra uzunlamasına 4 parçaya bölüyor ama uç kısmını kesmiyor, yani parçaları tam koparmıyor. Yapışmaz bir tavayı azıcık yağlayıp patlıcanları tavaya koyuyor, kapağı kapalı şekilde ve kısık ateşte terletiyor. Sonra 2-3 olgun domatesi soyup kalın kalın dilimliyor. Birkaç biberin de çekirdeklerini çıkarıp 2’ye kesiyor. Patlıcanlar iyice yumuşamışsa domates ve biberi ekleyip, artık biraz altını açıp patlıcanlar hafifçe kızarana kadar yine kapağı kapalı şekilde pişiriyor. Domates suyunu salıp çekince tuz ve bolca zeytinyağı koyuyor, patlıcanların biraz daha kızarmasına müsaade edip ocaktan alıyor. İster sıcak ister soğuk yiyin; müthiş bir lezzet bu. Sırrı sabrında saklı bence. Çünkü patlıcanları ilk etapta çok yavaş pişiriyor.

Haberin Devamı

Ortaokuldayken okulumuz tam gündü ve öğle yemeği için eve giderdik. Yaza doğru, kimi öğleleri peynirli patlıcan kızartması kokardı evimize çıkan merdivenler. Hatırlıyorum da daha bir hızlı çıkardım yukarı... Yapar mısınız peynirli patlıcan kızartması? Bu yazıyı yazarken fark ettim ki ben de uzun zamandır yapmıyorum ve şimdi patlıcanın zamanının gelmesini iple çekiyorum. Pratik, tadı efsanevi bir yaz yemeği bu... Lor peynirini (tulum gibi sert bir peynir de olur ama rendeleyin) ve ince ince kıyılmış maydanozu bir kapta karıştırın. Üzerine yumurta kırıp iyice harmanlayın. Patlıcanları alacalı soyup bütün olarak tuzlu suda bekletin. Enlemesine 2’ye kesin. Ardından bu kez dikine 2’ye veya 3’e bölüp uzunlamasına kalın ve iri dilimler elde edin. Ama bu işlemi sandviç ekmeği keser gibi yapın yani uç kısmını kesmeyin. Patlıcan diliminin ortasına peynirli harcı elinizle sıkıştırarak yerleştirin, üstteki patlıcan dilimini üzerine iyice bastırarak peynirli bir patlıcan sandvici elde edin. Ardından da derin kızgın yağda nar gibi oluncaya dek pişirin. Patlıcanın kremsi dokusu arasında çıtırlaşan peynirler nefis oluyor. Dilerseniz yanında pilavla servis edebilirsiniz.

Haberin Devamı

Annemin, kokusuyla çocukluğuma götüren yemekleri sadece bunlar değil tabii... Göce mantısı, eliyle açıp pişince üzerine zeytinyağlı-maydanozlu bir karışım sürdüğü katmeri, yine el açması ıspanaklı gül böreği, karışık otlarla yaptığı çırpması... Açıkçası ben bunların hiçbirini onun kadar lezzetli yapamıyorum. Ama kararlıyım, birlikte mutfağa daha çok gireceğiz, daha sık yemek pişireceğiz.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!