Her yaşın bir güzelliği var, yaşlanmaya hazırız

Her yaşın bir güzelliği var, yaşlanmaya hazırız

Yaşlılığımız nasıl hayal edersek öyle geçer mi? Yapılan araştırmalar yaşlılığa yönelik pozitif beklentisi olanların söz konusu dönemi sağlıklı geçirdiğini gösteriyor. Sanki 20 yaş gençmiş gibi muamele gören yaşlıların vücutlarında enflamasyon azalırken görme becerileri keskinleşiyor. Bunun nedenlerini uzmanlara sorduk, kendilerini yaşlılığa nasıl hazırladıklarını öğrendik.

Haberin Devamı

Yaşlanmak pek çoğumuzda hayatımız zorlaşacak, sağlığımız kötüleşecek, hareket kabiliyetimiz azalacak ve yalnızlaşacağımız düşüncesiyle olumsuz duygular uyandırıyor. Oysa The Guardian gazetesindeki bir makalede 30’lu, 40’lı yaşlarda yaşlanmaya yönelik pozitif beklenti ve umutları olanların daha sağlıklı, negatif olanlarınsa daha kötü bir yaşlılık geçirdiği yazıyor.

HİSSETTİĞİMİZ YAŞTAYIZ

Hatta yazıda 1979 yılında yapılan bir çalışmadan da bahsediliyor: 70 yaşındaki bir grubu alıyorlar ve 20 yıl öncesinin atmosferinin olduğu, radyo yayınlarının yapıldığı, filmlerin gösterildiği bir ortamda bir hafta misafir ediyorlar ve onlara 50 yaşında gibi davranıyorlar. Sonuçlar şaşırtıcı; katılımcıların sırt ağrıları, vücuttaki enflamasyon azalırken görme becerileri keskinleşiyor.

Haberin Devamı

‘Her Yaşta’ sosyal sorumluluk projesi kapsamında yayımlanan ‘Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa-Yaşlanmaya yeni bir açıdan bakın!’ kitabıysa yaşlanma üzerine okuyuculara bilgi vermeyi amaçlıyor. Kitabı hazırlayan AgeSA’nın pazarlama ve strateji genel müdür yardımcısı Roşan Dilek, bu süreçte Türkiye’de ve dünyanın farklı yerlerinde insanların nasıl yaş aldığını araştırdıklarını anlattı: “Yaş kavramıyla barışıp kendimizi orta yaştan itibaren bu döneme hazırlayarak mutlu, sağlıklı ve güven içinde bir yaşlılık dönemi geçirebiliriz. Bunun somut örneklerini araştırmalarımız sırasında gördük.”

Elbette benzer pek çok araştırma var. Ama sonuçları şöyle özetleyebiliriz: İnsan gerçekten de hissettiği yaşta!

Biz de uzmanlara bunun nasıl mümkün olduğunu, 30’lu-40’lı yaşlarda yaşlılığa kendimizi nasıl hazırlamamız gerektiğini sorduk, onların kendilerini yaşlılığa nasıl hazırladıklarını da öğrendik.

‘YAŞLILARI SOSYAL HAYATTAN ÇEKMEYİN’
Prof. Dr. Aslı Çungurlu (İç hastalıkları ve geriatri uzmanı)

Dünya Sağlık Örgütü 65 yaş üstünü yaşlı kabul ederken Japonlar 2017’den beri 75 yaş üstünü yaşlı olarak adlandırıyor.

Bazen 70 yaşındaki biri 45 yaşındaki birinin performansını gösterebiliyor. Bunun genç yaşlarından itibaren iyi beslenme, düzenli spor yapma ve sosyalliğini korumayla alakası var.

Haberin Devamı

Araştırmalarda olumlu olmanın yaşam süresini uzattığı görüyoruz çünkü stresi azaltıyor, mutluluğu arttırıyor. Dans, yürüyüş, yoga, meditasyon gibi fiziksel aktiviteler bu pozitiflik halini destekliyor. Pozitif olmak da kronik hastalıkları azaltıyor.

Sosyalliği sürdürmeyi, aile üyeleri ve arkadaşlarla bir araya gelmeyi, hayatın içinde olmayı mutlaka öneriyorum. Aile üyeleri ‘Anne-babama bir şey olmasın’ diye çok korumacı davranıyor. Tabii ki önlemler alınmalı ama yaşlı insanları sosyal hayattan çekmemek lazım.

Ben 51 yaşındayım, oldukça sosyal bir hayatım var. Çalışmak bana iyi geliyor, insanlarla iletişimde olmayı çok
seviyorum. Düzenli spor ve yoga yapmaya çalışıyorum. Hem kardiyovasküler açıdan hem de meditasyon için her gün yürüyorum. İleride kendi kendime yetmemi sağlayacak edebiyat gibi ilgi alanlarım var. Sağlıklı beslenmeye özen gösteriyorum ama hayattan keyif almaktan da hiç vazgeçmiyorum.

Haberin Devamı

‘HUZURUN EN ÖNEMLİ KOŞULU KABULLENMEDİR’
Klinik psikolog Beyhan Budak (‘Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa’ kitabından…)

Yaşlanmak kişisel bir deneyimdir ve bu sürecin olumlu yönlerini keşfedebilmek bize bağlı. Eğer içinde bulunduğumuz dönemi, bunun getirdiklerini kabullenebiliyorsak yaşlılık bize cömert hediyelerini sunar. Ancak kendinizle savaştığınız sürece bu hediyeleri fark etme şansınız oldukça düşüktür.

İnsan huzurunun en önemli koşulu kabullenmedir. Bir insan kontrol edebileceği ve edemeyeceği şeylerin farkına varıyorsa mutluluğun kapısını aralar.

İnsanı mutlu eden şeyler olağan mucizelerdir; bunların temelini rutinler oluşturur. Günlük hayatında bir rutini olanlar (belli saatte yatan kalkan, her gün yürüyüşünü yapan, belli günler arkadaşlarıyla buluşan) diğer insanlara göre daha az psikolojik problem yaşar. Bu rutinleri aksatmamanız, fiziksel ve zihinsel açıdan zinde olmanızı sağlar.

Haberin Devamı

Her yaşın bir güzelliği var, yaşlanmaya hazırız

‘Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa’ Kırmızı Kedi Yayınevi

Psikolojik olarak dayanıklı olmak için her yaşta bir amaç ve anlam duygusu olması önemli. Emekli olunca dünyadaki görevinizi tamamlamış gibi hissetmeyin. İnsanın her yaşta hem kendisine hem çevresine hem de dünyaya sağlayabileceği bir katkı var.

Yaşlılıkta karşılaşılan sağlık problemleri hem fiziksel hem de psikolojik açıdan daha zorlayıcı olabiliyor. Ama sürekli sağlık sorunlarını düşünmek endişeyi arttırır, kaygı bozukluğuna neden olabilir. Rutinlere yönelmek önemli.

“Ben artık bu dünyayı ve teknolojiyi anlamıyorum” demeyin. Bir hastalık yaşanmadığı durumlarda yaşlı insanların zihni de fazlasıyla güçlüdür. Ancak burada ‘öğrenilmiş çaresizlik’ karşımıza çıkıyor. Kişi bir konuyu anlamakta zorlanınca kendisine öfkelenip öğrenme çabasından da vazgeçiyor. Oysa teknolojik cihazları kullanmak, sosyal medya sitelerini değerlendirmek, gazete, dergi ve kitap okumak, bulmaca çözmek gibi zihinsel aktiviteler olumlu bir yaşlanma deneyimi için çok etkilidir.

Haberin Devamı

‘KENDİNİZİ SEVİN VE POZİTİF OLUN’
Diyetisyen Dilara Koçak

Mutfağınız ne kadar sağlıklıysa siz de o kadar sağlıklısınız. 30’lu yaşlardan itibaren kendinize yatırım yapın. Omega-3 yağları ve tekli doymamış yağlar gibi sağlıklı yağlar, yüksek lif, vitaminler, mineraller ve antioksidanlardan zengin beslenin. Günde ikişer porsiyon meyve ve sebze/salata tüketin.

Kendini daima genç hissedenlerden olun. Önemli olan ruhumuzu ve yaşama sevincimizi canlı tutmak ve iyiye odaklanmak. Aktif yaşamanın yaşı olmaz.

Araştırmalar Akdeniz diyetinin daha sağlıklı bir yaşlılıkla ve daha iyi hissetmekle bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bir çalışma balık, meyve, sebze, tahıllar ve zeytinyağıyla beslenen 65 yaşın üzerindeki insanların, benzer yaştaki ama Akdeniz diyetiyle beslenmeyenlerden daha büyük beyin hacmine sahip olduğunu söylüyor. Akdeniz tipi beslenmeye geçmek sağlığınız için atacağınız en büyük adımlardan biri olacaktır.

Her yaşın bir güzelliği var, yaşlanmaya hazırız

Yaşamınızın ilerleyen yıllarında iyi bir sosyal ağınız varsa daha gelişmiş bilişsel işleve sahip olursunuz. Yapılan araştırmalar, zayıf sosyal ağlar ve sağlık arasındaki bağlantının, sigara içme ve sağlık arasındaki bağlantı kadar güçlü olduğunu gösteriyor.

Ben de yeterli ve dengeli beslenme, düzenli egzersiz, yeterli su tüketimi, uyku kalitesi ve bağırsak sağlığıma özen gösteriyorum. Egzersize, Dünya Sağlık Örgütü’nün de belirttiği gibi haftada minimum 150 dakika vakit ayırıyorum.

Haftada iki gün mutlaka balık tüketiyorum. Kırmızı et tüketimimi hem kendi sağlığım hem de gezegen için giderek azaltıyorum. Yerine nohut, mercimek gibi bitkisel protein kaynaklarını tüketiyorum.

Düzenli kan tahlili yaptırıp eksiklik durumunda mutlaka vitamin, mineral takviyesi alıyorum. Stresten ve beni olumsuz etkileyen durumlardan olabildiğince uzaklaşmaya çalışıyorum.

Her yaşın bir güzelliği var, yaşlanmaya hazırız

‘MERAKLI VE UMUTLUYSANIZ DAHA GENÇ HİSSEDEBİLİRSİNİZ’
Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver (NP Feneryolu Tıp Merkezi’nde psikiyatri uzmanı)

Olumsuzluklar karşısında iyimser bir tutum sergilersek stres azalır ve bedenimizin yıpranma oranı düşer. İyimserlik, olumlu beklentiler bağışıklığı güçlendirir, böylece yaşın ilerlemesiyle ortaya çıkabilecek hastalıkları ya azaltır ya da onlarla başa çıkmayı kolaylaştırır.

İleri yaştaki danışanlarım arasında yaşadıkları fiziksel kısıtlılıklara ve kayıplarına dertlenmeyi yani genç bedenin yasını tutmayı bırakamayanların hayat kalitelerinin düşük olduğunu ve fiziksel sağlıklarının kötüye gittiğini gözlemliyorum. Yaşın getirdiği kısıtlılıkları kabullenen, diyelim okuma gözlüğünü takmaktan kaçınmayan ya da baston kullanan danışanlarım da- ha doyumlu bir hayat yaşıyor.

Birey kendisini hayattan uzağa atan faktörleri belirlemeli. Sonra da bu faktörleri ortadan kaldırmak için neler yapabileceğini, kendi özkaynaklarını ve çevresinden alabileceği yardımları gözden geçirebilir. Gerçekçi, iyimser bir bakış açısı benimsemek, elimizde olmayana değil olanlara odaklanmak iyi olabilir.

İnsan hissettiği yaştadır. 65 yaşında biri halen merak duygusunu koruyor, okuyor, araştırıyor, yeniliklere kendini açıyor, sosyalleşiyor, fiziksel faaliyetlerde bulunuyorsa... Karşılıksız sevebiliyorsa... Hayata kendinden bir şeyler katma arzusundaysa... Kin ve nefret duygularını yatıştırabiliyorsa... Ve aynı zamanda umudunu da canlı tutabiliyorsa sanırım kendisini 25 yaşındaymış gibi de hissedebilir.

Bunlar dışında, sosyal bağlarda anlayışlı olmaya çalışmak, yalnız kalabilme becerisini arttırmak, başkaları tarafından sevilmeye izin vermek, hareket etmek, bol su içmek, seyahat etmek ve sanatla uğraşmak da işe yarayacaktır.

 

Haberle ilgili daha fazlası: