‘Hayatta her şeyi de hatırlamayalım, önümüzdeki maçlara da enerji lazım’

Güncelleme Tarihi:

‘Hayatta her şeyi de hatırlamayalım, önümüzdeki maçlara da enerji lazım’
Oluşturulma Tarihi: Mart 03, 2024 07:00

Altın Portakal’ı da kucakladı (1996), dizileriyle reyting rekorları da kırdı. Hep kendi gibi oldu, içinden geldiği gibi yaşadı. Magazin gündeminden hiçbir zaman düşmedi, bu konuda espri de yapıyor, “Magazine ucundan köşesinden katkım olmuş. Bu da size hediyem olsun” diyor. Hande Ataizi, şimdi Kanal D’de başlayan ‘Taş Kağıt Makas: Hayatın Oyunu’ dizisiyle ekranda. Onunla buluşup oyunculuğu, aşkı, oğluyla ilişkisini ve yaşamını konuştuk: “Ben hayatı taş-kâğıt-makas oyunu gibi yaşayarak ilerledim.”

Haberin Devamı

Sözleştiğimiz saatten önce gelip çekim için hazırlıklara başlamış bile. O hep neşeli, enerjik ve pozitif. Şarap gibi deyiminin tam karşılığı gibi, zaman onda ters işliyor. Her buluşmamızda daha güzel ve seksi olarak karşıma çıkıyor. Üstelik lafını hiç esirgemeyenlerden. Her şeyi dürüstçe anlattığı muhabbetimize başlıyoruz.

-Taş Kağıt Makas: Hayatın Oyunu’ geçen çarşamba Kanal D’de başladı. Senin hayatının oyunu neydi?

Ben hayatı, taş-kâğıt-makas oyunu gibi yaşayarak ilerledim.

- O nasıl oluyor?

Çok stratejik bir ilerleme sergilemedim, etki-tepki olarak yürüdüm. Taşı görünce kâğıdı hazırladım, kâğıdı görünce makası. Kendi savunmalarım, bariyerlerim var. Karşıdan gelen tehlikeye karşı gardımı almam gibi şeyler. Şimdi oğlum burada olsaydı “Anneciğim hayat böyle bir şey” derdi.

Haberin Devamı

- Aslında hayatı akışında yaşamayı seçmişsin. Yeni nesil ünlülerin tozpembe görünen, korunaklı hayatlarına ne diyorsun?

Aslında materyalist dünya içinde doğru yapıyor olabilirler çünkü bir kazanç payı var. Mesela reklam sektörü dizide canlandırdığınız karakter kötüyse bile veto veriyor. Ben oralarda değilim, işimi yapıyor, seviyorum.

‘Hayatta her şeyi de hatırlamayalım, önümüzdeki maçlara da enerji lazım’

- Sen yine de içinden geldiği gibi yaşadığın için hiç pişman oldun mu?

Hayat dediğin ne? Karakterini çok gizlemeden, özgürce istediğin gibi yaşamak değil mi? Çok stratejik olunca sen artık sen olmuyorsun, başka bir şeye dönüşüyorsun. Oyunculara bakarsak yanlarındaki insanların, yani menajerlerin ve onlara akıl verenlerin o korumacı tavrı... Hiç kimse senin hırpalanmanı istemiyor; temiz, düz bir yolda ilerlemeni arzu ediyorlar. Ama hayat öyle bir şey değil.

- Herkes hatasız, steril ve korunaklı olunca sıkıcı olmuyor mu?

İçinden gelenleri yapamıyor, söylemek istediklerini söyleyemiyorsan çok sıkıcı oluyorsun, hayat sıkıcı oluyor. Mesela bence 20 yaşındaki birinin hata yapmaması süper sıkıcı bir şey. Çünkü hata yapacak ve hatayı kaldıracak yaşlar vardır. İnsanlar tanınan kişilerden örnek şeyler bekliyor ama insanın hata yapma payını da hesaplamak lazım. Aslında o hata olarak gördüğümüz şeyler bizim renklerimiz. Hepimiz çok düzgünüz, hiç hata yapmıyoruz, kimse bize karışmasın şeklinde yaşayınca olay renksiz, tatsız, kokusuz, içinde malzemeleri eksik bir yemeğe dönüyor.

Haberin Devamı

- O halde “Sanatçı topluma örnek olmalıdır” lafı hakkında ne düşünüyorsun?

Daha demlenmiş biri yaşadıklarını anlatarak, kendi hatalarından ders alarak, çıkarımlar yaparak örnek olabilir. Ben mesela kendimi seviyorum, söylediklerimden, yaptıklarımdan hiçbir zaman pişmanlık duymadım. Bazı şeyleri daha farklı kotarabilir miydim, şu anki aklım olsaydı, evet. Ama 20’lerin, 30’ların getirdikleri oluyor, ayağın tökezliyor, öğreniyor ve ondan
bir çıkarım yapıyorsun. Ben hep
kendim oldum. Örnek olmayacak bir karakterim de yok, nasıl içimden geliyorsa öyle yaşadım. Bu hayata bir kere ve mutlu olmak için geldim.

- Dizinin sorularından biri: “Hatırlamak mı zor unutmak mı?” Sence?

Haberin Devamı

Hatırlamak. Eğer başımdan kötü bir olay geçtiyse, travmatik bir durum yaşadıysam önüme bakmayı tercih ederim. O yüzden de ben geri dönüp eski fotoğraflara, hatta iki gün öncesine bile bakmam, benim için artık eskimiştir. Hatırlamıyorum, siliyorum. İstekli alzheimer yaşıyorum. Bir de Hakan, bazen şuursuzluk iyidir, hayatta her şeyi de hatırlamayalım, önümüzdeki maçlara da enerji lazım.

- Peki, seni bu sefer nasıl bir rolde izliyoruz?

Bu defa bir savcıyı oynuyorum, adı da Süreyya. Gardlı bir kadın. Enteresan biri. Dönüşüm yaşayan ve sebebi olan karakterler beni mutlu ediyor, Süreyya da öyle. Dizide çoklu hikâye olması da hoşuma gitti. Hem bir cinayet görüyoruz hem hukuk sistemini izliyoruz; bir taraftan da mizah yanı var. Bence ortaya çok hoş bir karışım çıkıyor. Bu sezon 3-4 işi reddetmiştim. Ama bu senaryoyu okuduğum zaman, öncelikle bir kadın olarak dizinin içinde kadının güçlü olmasını, ayaklarının üzerinde durmasını çok sevdim.

Haberin Devamı

- Dizilerde kadına şiddet çok tartışılan bir konu. Bu hikâye de kadın cinayetlerine değiniyor. Dizilerde şiddetin gösterilmesine “Durumu normalleştiriyor” diyenler de “Bunları göstermekbir şeyleri değiştirir” yorumunu
yapanlar da var. Senin bu konuya bakışın ne?

Hepimiz kadına şiddet konusunda hassasız. Ama hayattan alınan kesitler var dizilerde. Tabii ki iyi de olacak, kötü de. Biz bunları inceleyip yargılamayacak mıyız?

- Nasıl çalıştın role? Örnek diziler izledin mi?

Çevremdeki avukat arkadaşlarımdan aldığım farklı örnekler oldu. Ekranlarda takip ettiğimiz bu konularla ilgili olaylar da bana yol gösterdi.

‘Hayatta her şeyi de hatırlamayalım, önümüzdeki maçlara da enerji lazım’

Haberin Devamı

ANLADIM, AFFETTİK

- Dizinin fragmanlarında “Kötülük anneden doğmaz, babadan doğar” diyor. Sence kötülük anneden mi babadan mı doğar?

Koşullar da önemli ama genleri atlamamak lazım. Bazı insanlar gerçekten, karakter olarak dünyaya kötü ve acımasız gelebiliyor. Ama çocukluk dönemi insanın gelişiminde çok önemli. Sürekli örselenerek sevgisiz büyümek büyük etken. Sevgi çok önemli. Sevgiyi bilmeyenler daha vicdansız oluyorlar.

- Sen babanı hayatında iki kere görmüşsün. Onun sevgi eksikliği seni nasıl etkiledi?

Bilmediğim bir duygu. Çok küçük yaşlarda annem “Bunu baban aldı” derdi. Ama hep annem alırdı. Ergenlik ve ergenlik sonrası çok sorguladım, çekirdek ailede eksik bir şey vardı. Ama annemin ikinci eşi, o da vefat etti, beni “Sen benim tek kızımsın” diye severdi. Önceki eşinden iki oğlu vardı ama kızı yoktu. O sebeple çok baba eksikliği hissetmedim. Bir de çok kuvvetli bir annem var, ayakları yere basan. Bazı yönlerden ona çektiğimi düşünüyorum.

- Sonra babanı affettin mi?

Anladım, affettik.

- Uzun yıllar görmeyip ünlü olduktan sonra karşına çıkan ebeveynler vardır. Öyle şeyler mi yaşadın?

Benimki kendi halinde, kendi dergâhında, daha spiritüel, öbür tarafa yönelik bir hayat yaşamış. Bu dünyanın nimetlerinden hiç faydalanmadı; gezmek, eğlenmek gibi... Şimdi diyorum ki öbür tarafa çalıştı, umarım orada mutlu olur. Üniversite son sınıftan başlayarak hayatı boyunca bir yere kendini adamak da saygı duyulası bir şey. Şekli çok önemli değil çünkü hepimiz bizi mutlu edecek şeyler aramıyor muyuz? Kimimize tek başına kalmak iyi geliyor, kimimize mesleğini icra etmek. Demek ki o da orada nefes bulmuş.

- Görüşmediğin babandan kardeşin var mı?

İki erkek kardeşim var.

Onlarla temasın var mı?

Yok, babamla da çok fazla ilişkim olmadığı için herkes kendi hayatında.

‘Hayatta her şeyi de hatırlamayalım, önümüzdeki maçlara da enerji lazım’

ÜÇÜMÜZÜN ARASINDA DA 20’ŞER YAŞ VAR

- Dinç Aydoğdu ile 5,5 senedir birliktesiniz. Sağlıklı ilişki sürdürmenin sırrı ne?

Beklentisiz olmak. Karşı taraftan çok büyük beklentilerin olmayacak. Bu arkadaşlık ilişkisi için de geçerli. Sen yolunda giderken, hatta hiç ilişki düşünmezken, “Tek başıma iyiyim” derken karşına biri çıkıyor. Benim bir erkekten maddi manevi beklentim de yok. Karşımdaki çok vericiyse benim motivasyonum bozuluyor. Yani ben çok dekorlu bir odaya ait değilim. Çok dekorlu olunca algı dağılıyor.

- Dekorlu oda derken tam neyi kastediyorsun?

Karşı taraftan gelmesindense ben kendi planımı yapayım, çabamı göstereyim, kendi istediğimi elde edeyim istiyorum. Beni o mutlu ediyor. 

- Oğlun Leon’la araları nasıl?

Çok iyi anlaşıyorlar, o benim için çok önemli. Birlikte PlayStation oynuyorlar, yaşlar da yakın (gülüyor). Üçümüzün arasında da 20’şer yaş var.

- Yaş senin için ilişkide önemli midir?

Benim hiç benden genç sevgilim olsun gibi şeylerim olmadı. Hatta bu anlamda muhafazakâr bile sayılırım. Çünkü ilişkiye başladığımızda aramızdaki yaş farkı doğru bir şey gibi gelmedi bana. Sonra taşlar yerine oturdu. Çok sağlam ve sağlıklı bir ortam, evin içinde bir neşe yaratıldı.

‘Hayatta her şeyi de hatırlamayalım, önümüzdeki maçlara da enerji lazım’

- Erkeklerin kendinden yaşça küçük sevgilisi olduğunda normal karşılanırken kadınlara daha çok tepki gösterilmesine ne diyorsun?

Ataerkil bir toplum projesinde, erkekler her türlü hakka sahip olmuş, bunu da toplum kabul etmiş. Bunu tersdüz eden kadınsa farklı bir durum oluyor. Biraz çifte standart var.

- Geçen konuştuğumuzda evlilik teklifi almıştın. Evlenmeyi düşünüyor musunuz?

Onu çok seviyorum, çok keyfim yerinde. Zaten öyle olmasa bu kadar sene sürmezdi. Ben hiç ilişkimiz bozulsun istemiyorum. Güzel giden bir şey var ve neden bir imzayla iki tarafı da böyle kelepçeleyelim? Herkes özgür olup istediği gibi davrandığı zaman zaten daha güzel gidiyor o ilişki. İki kere evlilikle ilgili şanssız deneyimler geçti başımdan. İlişkilerde de evlilik sistemi beni çok ileriye götürmedi. Bana hep ters yönde ilerledi bu zamana kadar.

- Oğlun Leon 9 yaşında. Babasıyla görüşüyor mu?

Evet, tabii çok. Benjamin’le (Harvey) anne ve baba olarak güzel bir ilişkimiz var. Sürekli kontaktayız. Zaten Leon’u babasıyla birlikte büyüttük.

ONU EVLİLİK SAYMIYORUM, KÜÇÜK BİR TRAVMA GİBİ OLDU, BUNLAR DA BİZİ BİZ YAPIYOR

- Hayatında başarıların kadar magazin olaylarıyla da gündem yarattın. Hep çok renkli oldun...

Gerçekten ne hissediyorsam onu söylüyorum. Laflarımı çok süzgeçten geçirmiyor olabilirim ama bunun çok da gerekli olduğunu düşünmüyorum.

- Eskiden magazinciler ünlüleri daha mı çok sıkıştırırdı? Kaçmalar, kovalamalar olurdu...

Evet, artık o dönem bitti. Arz talep meselesinin değiştiğini zannetmiyorum. Başka dengeler oldu, herkes kendi içinde kararlar aldı. Çünkü hâlâ yurtdışında öyle magazin yapılıyor. Bizimkiler pes etti, yoruldu bence. Bir de magazine çok “Ay magazin mi ya” gibi laflar atıldı. Halbuki magazin toplumumuzun en ana başlıklarından, herkesin istediği, talep ettiği bir şey.

- O yıllara dair silmek istediğin bir şey var mı? Mesela meşhur cama sıkışma olayı...

Niye sileyim, gerçekten kaçmak amaçlı yapılan bir şeyin bu kadar konuşulması... Demek ki benim de magazine ucundan köşesinden bir katkım olmuş (gülüyor). Bu da benim size hediyem olsun.

- Bir günde boşanmaya bugün bakınca ne diyorsun?

Her şey bir tecrübe. Ben onu evlilik saymıyorum, küçük bir travma gibi oldu. Onlar da bizi biz yapıyor ya Hakan. Öbür türlü de nereden öğreneceğiz bir şeyleri, kendi içimizdeki hisleri?

‘Hayatta her şeyi de hatırlamayalım, önümüzdeki maçlara da enerji lazım’

KİMSEYLE ALAKALI NEGATİF BİR ŞEY HİSSETMİYORUM

- ‘Bihter’ sana ne ifade ediyor?

Farah Zeynep Abdullah.

- Farah Zeynep Abdullah sana ne ifade ediyor?

İyi bir oyuncu.

- Filmin üzerinden zaman geçti. Gerçekten aranızda sorun var mıydı?

İnsanların dönem dönem kafaları karışık olabiliyor. O dönem onun problemli dönemiyse... Sadece Farah için söylemiyorum. Manavla problemin oluyor, kasapla, arkadaşınla, yaptığın, çalıştığın işle... Biz onun öyle bir dönemine denk geldik diyelim. Ama bir insanı o dönemine denk gelindi diye totalinden silmek, yargılamak olmaz yani. Hepimizin öyle dönemleri var. Ben o konuda çok daha üstten bakmayı başarabiliyorum artık. O yüzden kimseyle alakalı kötü düşüncem yok veya negatif bir şey hissetmiyorum.

- Hayattaki en büyük meydan okuman neydi?

İstediğim özgür hayatı seçmek. Onun da bedelleri vardı.

- Ödediğin en büyük bedel neydi?

Hep mücadele edip ispatlamaya çalışmak.

 

BOTOKS YAPTIRMIYORUM

- Birçok genç oyuncunun aksine mimik falan yapıyorsun. Estetiğin yok mu?

Botoks yaptırmıyorum, doğal dokunuşlar...

- Nasıl bu kadar güzel kalmayı başarıyorsun?

Yok canım, abartıyorsun.

- Hiç abartmıyorum, dondurulmuş gibisin.

Rutinim çok sağlıklı. Çok erken yatıyorum, spor yapıyorum, beslenmeme dikkat ediyorum. Tabii arada saçmalamak, eğlenmek, dans etmek de lazım. Araya onları koyduğun zaman, daha tatlı bir şekilde yaş alıyorsun.

- Spor sevginde spor eğitmeni olan sevgilin Dinç Aydoğdu’nun etkisi var mı?

Spor akademisi çıkışlı ama benim ona etkim olmuştur. Kendimi bildim bileli spor yapıyorum. Hem tenis takımındaydım hem hep spor salonuna giderdim. Onun için birbirimizi bu anlamda destekliyoruz.

BAKMADAN GEÇME!