GeriHürriyet Pazar Benim babam katil!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Benim babam katil!

Benim babam katil!
Abone Olgoogle-news

Erkek şiddeti sonucu ölen 10 kadın ve geride bıraktıkları 47 çocuk... Aralarında annesi kollarında can veren, annesinin babaları tarafından ateşe verildiğini gören, cinayet sonrası bir müddet evde annesinin cesediyle kalan, intihara kalkışanlar var... Hacettepe Üniversitesi’nden Dr. Gamze Erükçü Akbaş, ‘Baba Anneyi Öldürdüğünde’ adlı kitabında çocukların bu cinayetler öncesi ve sonrasında neler yaşadığını anlatıyor. Kitapta kadınların kriz anında yapması gerekenler de sıralanıyor.

Dr. Gamze Erükçü Akbaş:
“Çocukların yaşam boyu sürecek travmanın mağdurları olarak anılması doğru değil”

Ülkemizde şimdiye dek ‘geride kalan çocuklarla’ ilgili çalışma yapılmamış. Bunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Bu coğrafyada yaşanan acıları görmezden gelmek daha kolay belki... Bu gibi çalışmalar bizi toplumsal gerçekliğimiz ve travmalarla yüzleştiriyor. Yüzleşebilmek, kadınların ve çocukların cinayetle sonlanan aile içi şiddetten nasıl olumsuz etkilendikleriyle yüzleşebilmek kolay değil. Fakat hepsi ülkemizin gerçeği. Bir çocuğun, annesinin öldürüldüğü ana tanıklık etmesi en ağırı.
Ölümün kabulü, yas süreci ve yeni yaşam düzenlemeleri gibi noktalarda çocukların yalnız bırakılmaması gerekiyor. Cinayet sonrası ilk bir yıl, hatta gereken durumlarda daha uzun süreli olarak çocukların takip edilmesi gerekiyor. Geride kalan çocukların iyileşemeyen, yaşam boyu sürecek travmanın mağdurları olarak anılmasını ve böyle muamele görmesini de doğru bulmuyorum. Bazı travma çalışmaları dayanıklılık kavramına işaret ediyor. Annesini yitirdikten sonra en ufak bir şiddet olayına tahammülü olmayan ve şiddetle mücadele eden çocuklar tanıdım. Yaşamını daha güçlü bir biçimde yeniden inşa eden, eğitime önem veren, kardeşlerine olumlu örnek olan ve hayatlarında asla şiddet istemeyen çocuklar var. Onlar, şiddetin bir insanı ne denli ve ne biçimlerde etkileyebileceğini bizzat deneyimleyen çocuklar.
Kitapta annesine babasıyla barışması için çok baskı yapan bir çocuğun hikâyesi de var. Anne çocuğunu maalesef kıramıyor. Kadınlar olarak bazen fazla duygusal davranıyoruz. Cinayet öncesinde, şiddet sebebiyle kaburgası kırılan kadınlar var. Hatır için bu insanlarla yaşamaya devam edilmemeli. Sonrasında acılar katlanıyor...

Öldürülen kadınların çocukları ve yakınları anlatıyor:

Babam ‘Söyleme kızım benim vurduğumu’ dedi

* Kaçacağız gece, o (babasını kastediyor) uyurken kaçacağız. Bekliyoruz gece olmasını. Anneme “Seninle bir test yapacağız, al beni vur” dedi. Annem ‘Ben seni vuramam, kıyamam” dedi. Babam “Ben seni vururum, hem de hiçbirinizi bırakmadan, (bizleri
kastederek) hepinizi vururum.” Tek el ateş etti. Aldı götürdü annemi, arabaya koydu. Bekletmiş, hastaneye tam iki saat sonra götürmüş. Annem ölmüş kan kaybından. Keşke buna tanık olmasaydık, çok zor bir durum. Sürekli aklımda. (Nil’in kızı Yade)

* Babam o güne kadar hiç göstermediği şefkati o gün gösterdi bana. Sevdi, öptü, “Kızım söyleme benim vurduğumu. Vurduğumu söylersen cezaevine girerim, size kimse bakmaz, muhtaç olursunuz” dedi. Orada tek düşündüğüm şey şuydu: Benim babam katil.

(Nilüfer’in kızı Emel)

* Çuvallar vardı yatağın yanında. Bir gün, annemi göremeyince babamın annemi öldürüp o çuvallara koyduğunu sandım. İçlerinde annemi aradım. (Meriç’in kızı Rukiye)

* Annem benim her şeyimdi, hem annem hem babam. Şimdi o gidince tüm ailemi kaybetmiş gibi oldum. Fakir olsak da annemin olmasını isterdim. (Göksu’nun kızı İpek)

* Annem sanki hiç gitmemiş, hiç öyle bir şey olmamış gibi. Bazen yüzünü hatırlamaya çalışıyorum, hatırlamıyorum. O zamanki gülüşlerime benzemiyor, hiçbir şey aynı değil. Artık eskisi gibi mutlu olamıyorum.

(Seyhan’ın kızı Ilgın)

* Çocuklar, o olaya (cinayete) tanık oldu. Oğlum bir hafta hafıza kaybı yaşadı, o süreçte beni tanımadı. Sabah kalktım, okula göndereceğim, boş boş bakıyor, benden korkuyor, kenara çekiliyor yatakta. Bana
“Sen kimsin” diye sorunca elim ayağım tutuldu.(Tuna’nın eltisi Elvan)

* (Erkan, karısı Aksu’yu yanıcı bir maddeyle ateşe verdi. Kızı Serap annesini alevler içinde gördü.) Doktorlar annemin İstanbul’a götürülmesi  gerektiğini söylediğinde, “Erkan gitmeme izin vermez” dedi.

(Aksu’nun kızı Serap)

Kitaptan

Onları nasıl koruyabilirdik?

* Kadınlar ayrılık kararını, evi saldırgan partnerin olmadığı zamanda terk ederek, not bırakarak veya güvenli bir yerden telefonla arayarak söylemeli. Çünkü şiddet uygulayan erkekler, ayrılık kararını kadınlardan duydukları zaman ciddi bir öfke duyuyor.

* Dicle’nin gebelikte yaşamış olduğu şiddetin hukuki mercilere hiçbir şekilde yansımadığını ve failin ceza almadığını görüyoruz. Dicle doğum için hastaneye gittiğinde, bu erken doğumun nedeninin hastane yetkilileri tarafından araştırılmadığı ya da fark edilmediği, kısacası bir ihmalin söz konusu olduğu görülüyor.

* Meriç’in hikâyesinde “(Oğlunuz) Ahmet iyileşsin diyorsanız babasıyla görüşmeli” diyen psikiyatrın yanlış bir şeyi teşvik ettiğini görmek mümkün. Celal’in uzaklaştırma kararı olmasına, kendi çocuklarını da ölümle tehdit etmesine rağmen, psikiyatrın bu yaklaşımı çocukların can güvenliğini de riske atan bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.

* Ölüm riski değerlendirmesi ve güvenlik planlaması bakımından bir kadına yaklaşmanın en iyi yollarından biri çocuklarına atıfta bulunmaktır. Şiddete maruz kalan kadınların hemen hemen tümü çocuklarıyla ilgili kaygı yaşarlar. “Sizi ve çocuklarınızı güvende tutmanın yolları hakkında konuşalım” gibi bir öneriye kayıtsız kalamazlar.

 

 

 

 

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle