Tamam, çocuklar pek farkında değil. Peki, ya yetişkinler?

Güncelleme Tarihi:

Tamam, çocuklar pek farkında değil. Peki, ya yetişkinler
Oluşturulma Tarihi: Kasım 16, 2023 16:36

17 Kasım Dünya Prematüre Günü, 20 Kasım ise Dünya Çocuk Hakları Günü… Gizem ve Gülay’ın bu hafta merceğinde çocukların tüm yaşamsal haklarının eşit bir şekilde kendilerine sunulması var.

Haberin Devamı

Gülay: Gizem önümüzdeki hafta çocuklarımız için çok önemli bir özel gün var. Onlar pek farkında değiller ama biz yetişkinlerin farkındalığı için önemli. Dünya Çocuk Hakları Günü. Sen Lorin'e anlatmaya başladın mı haklarını?

Gizem: Sence benim anlatmama gerek var mı? “Haklarıııııım” diye bağırarak dünyaya geldi o (gülüyor.) Şaka bir yana evde zaten kendisinin haklarına doğduğundan beri saygı duyuluyor ancak yaşadığımız toplumda ve şehirlerde çocuklara saygı duyulmuyor. Özellikle bu toplu taşımada yaşananlar beni delirtiyor. İnsanlar istiyor ki ayakta zor duran çocuklar koltuktan kalksın, yetişkinler otursun. Oturan çocuk, boşa yer kaplıyor gibi bir algı var toplumda.

Gülay: Evde başlıyor bu eğitim, onun için dedim yetişkinlerin farkında olması çok önemli... 'Nasıl olsa çocuktur, kucakta gitsin, ayakta dursun' durumu benim de canımı çok sıkan meselelerden biri. O kalabalığın içinde bir de izin almadan yanaktan alınan makaslar, sormadan bir şey vermeye kalkmalar...

Haberin Devamı

Gizem: İki, üç çocuğum varsa nasıl hepsini kucağıma alacağım peki? Haklısın, bunlar toplumsal bilincin arttırılmasıyla aşılması gereken meseleler ve bu yolda atılması gereken çok adım olduğunu düşünüyorum.

Gülay: Bilge sanırım 3 ya da 4 yaşındaydı sevmediği bir bereyi takması için ısrar edince “Ben bir bireyim, beni zorlayamazsın” dediğinde.

Gizem: Ne yaptın peki? Sonuçta hava soğuk, bir başka bere yoksa durum çok zorlu. Bir arkadaşımın kızı 4 yaşındayken "Bana istemediğim bir şeyi yaptıramazsınız" diye okulun önünde çığlıklar atıyor ve okula gitmeyi reddediyordu. Bence hakları ve özgürlük alanları arasında ince bir çizgi var. Unutmayalım ki çocuklar sınır sever.

Gülay: Bilge şimdi bana kızacak ama onu ikna etmek kolay, “Bu bereyi artık kullanmıyorsak, ihtiyacı olan birine verelim” dediğimde gerçekten isteyip istemediğini anlayabiliyorum (gülüyor.) Arkadaşının kızı haklı ama bak bu konuda sözleşme maddesi ne diyor: Her çocuğun duygu ve düşüncelerini istediği şekilde açıklama hakkı vardır. Çocukların da başka kişilerin zarar görmemesi için gerekeni yapmaları gerekir. Tabii arkasından da şunu eklemek gerek: Çocukların yetişmesinden ve gelişmesinden sorumlu olan büyükler, bu sorumluluklarını en iyi biçimde yerine getirirler.

Haberin Devamı

Gizem: İşte ben hep o son maddeden ilerliyorum. Lorin’i hiç manipüle etmeye çalışmadım, yaşına da bakmadım. Hep doğruları anlattım, kandırmak yok bende. Elbette hakları var ama çoğu konuda da büyüyene kadar onun yerine, onun iyiliği ve sağlığı için benim kararlarımın doğru olacağını söyledim. "Ben anneyim, anneler çocuklarının iyiliğini düşünmek zorunda. Sana zarar verecek bir şeye izin veremem, seni korumak zorundayım" dedim hep. Bunu o kadar çok anlattım ki; o da artık süt içmeden önce bile gelip bana sorar, her şey için izin alır. Onu gerçekten düşündüğüme güveni tam ve çok şükür sorun yaşamıyoruz.

Gülay: En harika iletişim yöntemi, karşılıklı güvene dayalı.

Haberin Devamı

Gizem: Herkes kendi çocuğuyla ve diğer aile büyükleriyle konuşsa önemli adımlar atılmış olur bence.

Gülay: Burada devlete, sivil topluma, medyaya düşen görevler de çok büyük. 18-19-20 Kasım'da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Çocuk Hakları Festivali var; atölyelerle, tiyatrolar ve oyunlarla çocuklara haklarını anlatacaklar. Üç gün ve tüm etkinlikler ücretsiz.

Gizem: Ne kadar güzel! Yıl boyunca devamlı konuşmak ve bu konuyu hep gündemde tutmak gerektiğini düşünüyorum ben de. Özellikle eğitim ve sağlık alanında tüm çocukların haklarını alabilmesi gerekiyor.

Gülay: Sözleşmeyi madde madde saymayayım şimdi, UNICEF’in sitesinden tüm çocuk haklarını görebiliriz ama bir hak var ki sen bu maddeyle ilgili bu hafta önemli görüşmeler yaptın: “Her çocuğun sağlık hizmetinden yararlanma hakkı vardır.” Bir yandan da 17 Kasım Dünya Prematüre Günü’ydü. Özellikle o bebeklerin daha fazla desteğe ihtiyacı var. Neler yapılıyor onlar için?

 

Haberin Devamı

Gizem: O kadar önemli bir konu ki bu Gülay! Eğer anne zamanında doğum yaparsa yenidoğan bakım ünitelerinde çocukların sağlık kontrolleri yapıldıktan sonra birlikte evlerine gidebiliyorlar. Oysa bir de dünyaya beklenen tarihten çok da erken gelen bebekler var. İşte onlar minik kahramanlar... Çok uzun süre annelerinden ayrı, kuvözde kalmaları gerekiyor. Verdikleri yaşam savaşı insanı hayrete düşürüyor. O süreçte hastanelerde fiziki koşulların yeterli olması gerekiyor ancak geçtim devlet hastanelerini, özel hastanelerde bile eksiklikler hâlâ fazla. Annelere gereken destek ve eğitimler de verilmiyor.

Gülay: Zamanında doğum yapan anneler bile şaşkınken onları düşünemiyorum...

Haberin Devamı

Gizem: El Bebek Gül Bebek Derneği Başkan Yardımcısı Neval Yılmaz Şafak ve onun aracılığıyla görüştüğüm bazı anneler oldu. Çoğu anne kendini suçlu hissediyormuş. Yaptıkları bir yanlış yüzünden bebeğin erken doğduğu fikrine kapılıp suçluluk duyuyorlarmış. Üstelik bir de kırsalda aile büyükleri "Bu çocuk olmadı, bir tane daha doğurursun" gibi imalarla süreci çok daha zor hale getiriyorlarmış.

Gülay: Ah bu çevre... Bebeklerin neye ihtiyacı var peki?

Gizem: Kuvözlerde o kadar uzun kalıyorlar ki, hem anneden ayrı olmanın yarattığı problemler hem de fiziki koşullardan dolayı sorunlar yaşıyorlar. Doğdukları haftaya göre başka sağlık problemleri de oluşabiliyor tabii… Kuvözdeki bebekler anneden uzak, yalnız, ışıklar altında ve makine sesleriyle dolu bir ortamdalar. Bunlar da birçok başka probleme yol açıyor. Oysa çok basit hamlelerle bu sorunlar bertaraf edilebiliyormuş. Yataş ve El Bebek Gül Bebek Derneği bu anlamda bir işbirliğine başlamış. 6 Şubat depremlerinden sonra deprem bölgesindeki hastanelere öncelik vererek prematüre çocuklar için anne-bebek uyum odaları oluşturmuşlar. Son gittikleri Adıyaman’daki hastanenin odasını tamamen yenilemişler, önceki ve sonraki haline inanamadım. Kuvözlerin içine konan ve bebeklerin anne karnında hissetmesini sağlayan bebek nest’leri (bebeği saran, kundak görevi gören yataklar), ışığı kesmesi için kuvöz örtüleri, yenidoğan juno yatakları bağışlamışlar...  Artık anneler bu odada kalabiliyor, çocuklarını rahatça emzirebiliyor. Sağdıkları sütlerini burada buzdolaplarında muhafaza edebiliyor ve en önemlisi çocuklarıyla bağ kurma fırsatını bulabiliyor.

Gülay: Güvenli bağlanma doğan her çocuk için çok önemliyken, annesinden uzakta kalan prematüre bebekler için ayrıca önem taşıdığını biliyorum. Yaşamak, her çocuğun temel hakkıdır ve herkesin ilk görevi çocukların yaşamını korumaktır.

Gizem: Evet, bu çocukların haklarını korurken annelerin de psikolojisini korumak gerekiyor. Bu bebekler bir su şişesi büyüklüğünde doğuyor. Zaten insanın o kadar minik bir cana nasıl bakacağını bilemediği bir süreçte bir de etrafın gereksiz baskı ve soruları anneleri çok yoruyor. Tahmin edersin ki, babaların çoğunluğu süreçte ortadan kayboluyormuş. Prematüre annelerden biri gelen bir arkadaşının kendisine "Yaşayacak mı" diye sorduğundan bahsetti mesela, inanamadım! Dünyada her 2 saniyede bir erken doğum gerçekleştiği bilgisini verdiler. Bu canların hayatta kalabilmeleri ve olası sağlık problemleriyle daha iyi baş edebilmeleri için daha çok anne-bebek uyum odalarına ihtiyaçları var. Dünyada her bir çocuğun yaşam haklarının biz yetişkinler tarafından korumasına ihtiyaç var ancak dünya son zamanlarda bu konuda kör, sağır ve dilsizi oynuyor!

Gülay: Evet, o kadar üzülüyorum ki!  Çocukların haklarını koruma altına alan Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni ABD ve Somali hariç tüm dünya devletleri imzalamışken kendi ülkemizdeki bu sorunların yanı sıra bugün Gazze başta olmak üzere savaş nedeniyle yaşamın kıyısında acılar içindeki çocukları da düşünerek bütün irade sahiplerinden rica edelim: Yaşama hakkı sözleşmenin ilkeleri çerçevesinde ayrım gözetmeksizin tüm çocuklar için geçerlidir. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu ifade edilmektedir. Çocukların yaşam hakkını koruyalım.

BAKMADAN GEÇME!