GeriSeyahat Yanardağın ağzında safari
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Yanardağın ağzında safari

Yanardağın ağzında safari

Arusha kentinin 180 kilometre uzağındaki Ngorongoro Milli Parkı, Afrika’nın 7 harikasından birine sahip.

Volkan ağzındaki çöküntüyle oluşan 260 kilometrekarelik alanda aslandan zebraya pek çok hayvan yaşıyor. Dünyanın en büyük volkanik çöküntüsü, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde. Okurumuz Filiz Üskül gitti, izlenimlerini yazdı.

Bir süre önce Kenya’ya düzenlenen bir geziye katılmak istemiştim, olmadı. Tanzanya’ya bir gezi programını haber alır almaz, “ben de geliyorum” dedim. Ve merhaba Tanzanya. Programımızın ilk üç günü safariye ayrılmıştı. Belgesellerde izlediğimiz tüm hayvanları, kendi ortamlarında görmek çok ilginç olacaktı. Ama, gezimizin birinci gününde hayvanlar kadar ilginç başka şeylerin de olduğu fark ettim.
Afrika’nın 7 harikasından biri: Dünyanın, yamaçları kesintisiz en büyük kalderası, yani volkanik çöküntüsü: Ngorongoro Krateri. Yamaçlar, tabandan 600 metreye kadar yükseliyor. Daire şeklinde 265 kilometrekareyi kapsayan bu harika kaldera, 1959’dan beri Serengeti Ulusal Parkı’ndan ayrılıp, özel yönetmelikle koruma altına alınmış. 1975’te tarım yasaklanmış, 1979’da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiş. 2003’te 200 Masai ailesi çöküntüden başka yerlere taşınmış. Kısacası, kaldera, doğal hali korunarak hayvanlara bırakılmış.

Yanardağın ağzında safari

ÇADIRDA GECELEDİK

Ngorongoro Krateri, 2-3 milyon yıl önce patlayan bir yanardağın ağzının çökmesiyle oluşmuş. Duvarları sağlam kalmış tek krater. Kraterin dışında yer yer lav birikintileri ve konileri var. Çevreye volkanik taşlar saçılmış sarı-siyah, kırmızı renkte. Taa yanardağın patladığı dönemlerden kalma, insana ait, atalarımıza ait ayak izlerinin bulunduğu bir bölgeymiş burası. Öyle ya, insan Afrika’dan yayılmadı mı dünyaya? Kraterin içinde bulunduğu bu bölge, büyük Rift Vadisi’nin doğusunda. Göçer Masailer, bu bölgede, kraterin dışında, hayvancılık yaparak geçiniyor.
Geceyi, kraterin dış yamacında, çadırlarda geçirdik. Geceyarısında dışarıda gezinen yabani hayvanların seslerini işitiyorduk. Sabah uyandığımızda, çadırın çevresindeki taze gübreler, gece işittiğimiz seslerin hayal ürünü olmadığını gösteriyordu.
Kalderanın içini görebilmek ve sonra da içeriye girebilmek için önce araçlarla yamacın dışından tepesine tırmanmak gerekiyor. Bitki örtüsü bakımından zengin olan bu yamaçlarda, geçimlerini hayvancılıkla sağlayan Masailer, ellerinde kalın uzun sopalarla hayvanlarını otlatıyorlar. Araçlarla, tatlı bir eğimle yukarıya giden toprak yoldan yamacı tırmandık. Tepeye ulaştığımızda, aşağısı görülmeye değerdi gerçekten. Otlarla kaplı, parlayan su yüzeylerinden göl ve bataklıkların bulunduğunu fark ettiğimiz dümdüz uçsuz bucaksız kocaman bir alan: Bir dünya harikası. Bir süre bu muhteşem manzaranın keyfini yaşadıktan sonra araçlarımızla, yine kırmızı renkli toprak yollardan, sarsılarak tabana doğru yol aldık. Aşağıya indiğimizde bizi çok canlı bir başka dünya karşıladı. Karşıdan, Kenya yönünden bir büyük antilop sürüsü geliyordu, ip gibi dizilmişler. Açık hava partisinde yemeklerin dizildiği masalara koşturlara benziyorlardı. Otlak büyük, ot çok. Volkanik arazide elbette toprak tabakası çok kalın değil. Bu nedenle de çok fazla ağaç yok. Her yer ot kaplı, su bol, kocaman sığ bir gölle bataklık hayranı hayvanlara da ortam hazır. Bu kaldera ortamında, gergedanları, suaygırlarını, zebraları, ceylanları, antilopları, öküz başlı antilopları, mandaları, yabani Afrika köpeklerini (benekli sırtlanları), aslanları görebildik. Elbette çok zengin bir kuş popülasyonu da bizi bekliyordu (sülün, yalıçapkını, uzun bacaklı kırmızı gagalı devasa leylekler, akbabalar). Kalderada 25 bin dolayında hayvanın barındığı söylendi. Ama hep de burada kalmıyor, gidiyorlar geliyorlarmış. Kısacası hep hareket halindeler, kuzeyden güneye, güneyden kuzeye. Bu büyük alanda gruplar halinde, sürüler halinde ya da bazen tek tek görülebiliyorlar. Çoğu otobur hayvan. Etoburlar huzurlarını kaçırmadıkça, sakin sakin otluyorlar. Karnını doyuranlar tembel tembel güneşleniyor. Aralarında bir sorun görünmüyor. Tok da olsa birbirini yemeye uğraşan insanlara benzemiyorlar. Afrika gezilerinde görülecek hayvanlardan başka şeyler de var. Jeolojik yapı, değişik doğal olaylar, farklı bir iklim ve tüm bunların insan yaşamına etkileri. Görmek isteyene.

Suyun müthiş döngüsü

Yağmurlu başlayan bir günün öğle saatlerinde güneş açtı. Zaten sıcak olan havayı ışınlarıyla daha da ısıttı. Yağmur suları hızla buharlaşmaya başladı. O da ne? Özellikle sığ gölün üzerindeki buharlaşma elle tutulur, gözle görülebilecek kadar belirgin. Gökyüzüne bir an önce ulaşmak istercesine buhar yığını hızla atmosfere doğru dik bir şekilde yükseliyor. Bir süre sonra gökyüzünden yeryüzüne şiddetli, iri damlalar halinde geri dönüyor. Ardından, kraterin iki ayrı yanında iki gökkuşağı. Yağmurun ardından yeniden pırıl pırıl bir güneş, yeniden gökyüzüne yükselen buhar yığını, ardından yeniden yağmur ve gökkuşakları. Sanki art arda yükselen buhar ve inen yağmur, gökyüzü ile yeryüzü adlı iki sevgiliyi birleştiriyor. Böyle bir görüntüyü dünyanın bir başka yerinde izlemek pek kolay olmasa gerek.

False