GeriSeyahat Truman Show’un hayalini gerçeğe döndürdüm
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Truman Show’un hayalini gerçeğe döndürdüm

Truman Show’un hayalini gerçeğe döndürdüm

Cüneyt Güven, hepimizin aklından geçirip cesaret edemediğini gerçekleştirdi. Kariyer basamaklarını hızla tırmanırken iş hayatına upuzun bir ara verdi. Doğudan batıya dünyayı dolaştı. 8,5 ayda Hindistan’da Nepal’e, Tayland’dan Arjantin’e ayak basmadık yer bırakmadı. Bu arada izlenimlerini, fotoğraflarını internette yayımladı. Gezdiği onca yer arasında Fiji Adası’nı unutamadı: “Jim Carrey’nin başrolünde oynadığı Truman Show adlı filmden çok etkilenmiştim. Truman, film boyunca Fiji Adası’nı görmek istiyordu. Hayalini bir türlü gerçekleştiremedi. Ben gerçekleştirdim, hayal ettiği gibi bir cennet.”

ODTÜ mezunu İzmirli bir makine mühendisi Cüneyt Güven (34). Seyahati seven bir ailede büyüdüğü için kendini şanslı addediyor. Seyahat tutkusunun başlangıcı, 12 yaşında ailesiyle çıktığı Karadeniz gezisi. Yurtdışına ilk çıktığında 19 yaşındaydı. İzmir’den kalkan bir feribota binip Brindisi’ye gitti ve bütün İtalya’yı dolaştı. Üniversite yıllarında da Interrail sayesinde Avrupa’da gezilmedik ülke bırakmadı. Cüneyt Güven seyahat ettikçe dünya küçülmüyor, aksine büyüyordu. Gezilip, görülecek ne kadar çok yer vardı! Genç mühendis uzunca bir süre dünya turuna çıkmanın hayallerini kurdu.

Bu arada iş hayatına atıldı. İzmir’de yabancı bir şirkette geleceği parlak bir genç yöneticiydi. Piyangolara ve emekliliklere bağladığı dünya turu düşüncesi de hep aklının köşesinde bekliyordu: “Hürriyet Seyahat’te dünya turuna çıkanların maceralarını okudukça bu hayalimi daha fazla erteleyemeyeceğimi anladım. Sonunda gözümü karartıp kendimi yollara vurdum. İşyerimden bir yıllık ücretsiz izin istedim, tüm birikimimi bu seyahate harcadım.”

8,5 AYLIK MOLA

2006 Ekimi’nde dünya turuna başlamadan, beş ay araştırma yaptı. Mühendisliğin kazandırdığı lojistik ve stratejik planlama yeteneğini sonuna kadar kullandı. Gideceği şehirleri, bağlantılı uçuşları, maliyeti azaltma yollarını, iklim koşullarını, vizeleri ve aşıları planladı. 20 uçuştan oluşan, normalden yaklaşık 5 kat ucuza gelen “OneWorld Round The World” bileti aldı. İnternette izlenimlerini sıcağı sıcağına paylaşacağı bir site (www.cuneyt360.com) hazırladı. Yolculuğa Hindistan ve Nepal’den başladı. Güneydoğu Asya’dan Okyanusya’ya, oradan da Güney Amerika’ya geçti. Bir ay Avrupa ve Fas’da dolaşıp haziranda İzmir’e döndü.
Güven, turunun Okyanusya ayağında gördüğü Fiji Adası’nı yere göğe koyamıyor. Heyecanı sebepsiz değil: “Jim Carrey’nin unutulmaz oyunculuğuyla favori filmlerim arasında yer alan Truman Show’da, Truman nihai mutluluk noktası olarak Fiji’yi görür, tüm film boyunca oraya kaçmak ister. Filmi gördüm göreli burasının ne menem bir yer olduğunu merak eder dururdum. Truman haklı. Nihai mutluluk burada. İnsan, dünyada böyle cennet varken hayatımızı niye başka yerlerde heba ediyoruz, diye düşünüyor.”

Truman Show’un hayalini gerçeğe döndürdüm
320 ADA BİR ARADA

İrili ufaklı 320 adadan oluşan Fiji Adalar Cumhuriyeti’nde Mana Adası’nda konakladı Cüneyt Güven. Burası daha çok sırt çantalı turistlerin rağbet ettiği, tatil köylerinin istilasına uğramamış bohem bir adaydı: “Mana, Tom Hanks’in ‘Cast Away’ filminin çekildiği Monuriki Adası’na 5-10 mil uzaklıkta. Tam bir balayı cenneti. Zaten döndükten sonra burayı o kadar çok anlattım ki, bir arkadaşım balayına gitti. Fiyatlar ucuz, sadece yol pahalı. Günde 30-40 TL’ye yemek, konaklama dahil şahane vakit geçirdim. Yeni Zelanda’dan geçtiğim için büyük yol masrafı yapmadım. Türklere vize yok. Fiji’ye gitmek için en ucuz yol Kore Havayolları ile Seul aktarmalı uçmak.”

Cüneyt Güven’i Mana Adası’nın barışçıl halkı kadar, tasasız ve yumuşak hayat tarzı da etkiledi: “Sabah 8’de kalkıyor, reggae müziği yayımlayan bir radyoyu dinleyerek güne başlıyorlar. Uzun bir kahvaltı yapılıyor. Sonrasında hindistan cevizi toplanıyor. Bu esnada, metrelerce öteden geçen bir arkadaşa Fiji dilinde laf atılıyor, kinayeli bir gönderme yapılıyor. Karşı taraf altta kalmayıp lafı gediğine koyuyor. Herkes olan bitene gülüyor, yollarına devam ediyorlar. Bunu biraz bizim aşık atışmasına benzettim.”

PEMBE KUMSAL, TURKUVAZ DENİZ

Adanın turkuvaz rengi ılık denizi, pembe-beyaz pudra gibi kumsalları, sıcak havası, dev palmiyeleri ve sessizliği de halkın yaşamını epeyce etkiliyor: “Denize girip serinledikten sonra, tam iki saat sürecek öğle yemeği başlıyor. Yemek sık sık sohbet ve gülüşmelerle kesiliyor. Yemeği fazla kaçıranlar, birkaç metre ötedeki gölgelik alana kıvrılıp kestiriyor. Uyanınca sohbete tekrar katılıyorlar. Bu esnada, saatlerdir denizde çıplak oynaşan çocukları ‘yavrum, evladım’ diye uyarmak kâr etmeyince, elbiseleriyle denize girip ailece eğleniyorlar.”

Güven’in “güzel insanlar, güzel hava, güzel deniz, güzel ülke” diye tanımladığı Fiji’de akşam yemeği öncesinde “kava” seremonisi yaşanıyor: “Kava; ağızda buruk tat bırakan, dili hissizleştiren, vücudu gevşetip uyuşturan yerel bir içki. Kava içilip güzelleşildikten sonra sıra akşam yemeğine geliyor. Yemekten sonra herkes dağılıyor. Hava kararınca, günün yorgunluk atmak üzere kumsaldaki bara gidiyorlar. Yabancı turistlerle elele dans ediyorlar. Bu adayı eşsiz cennet yapan bir başka özelliği de 40-50 metre açıktaki rengarenk balıkların cirit attığı resiflerde şnorkelle dalma imkanı. Bu şekilde 10 metreye kadar daldığınızda inanılmaz güzellikte bir sualtı dünyasıyla karşılaşıyorsunuz.”

Cüneyt Güven adada kaldığı 5 günde Fijililerin doğallığına ve içtenliğine hayran kaldı: “Yoksulluğa, başkent Suva’da etkisini hissetiren askeri darbeye ve diğer sorunlara aldırmıyorlar. Mutlu ve güleryüzlü yaşayıp gidiyorlar. İstisnasız hiçbir Fijili yanımdan ‘Bula’ (Fijice merhaba) demeden geçmedi. Tatil köylerinde çalışanların yapmacık ve zorlama merhabalarına hiç benzemiyordu selamları. İnsanın içini ısıtıyor, yaşama sevincini artırıyordu.”
False