Teknoloji sosyal adalet uçurumunu azaltacak mı, yoksa artıracak mı?

Güncelleme Tarihi:

Teknoloji sosyal adalet uçurumunu azaltacak mı, yoksa artıracak mı
Oluşturulma Tarihi: Ekim 30, 2020 07:55

Sosyal adalet, en kısa tanımıyla toplum ile birey arasında haklar sözleşmesidir. Bu sözleşmenin yazılı kuralları olduğu kadar yazılı olmayan kuralları da var. Eğitim hakkı, temel anayasal bir hak. Yani her vatandaşın eğitim alma hakkı vardır ve bundan mahrum bırakılamaz. Hem anayasal açıdan hem sosyal adalet açısından eğitim toplumun her bir bireyine ulaştırılmalıdır. Daron Acemoğlu, 2014 yılında yayımladığı bir makalesinde internetin eğitimi daha demokratik bir hale getirme gücünden bahseder.

Haberin Devamı

Demokrasi: Herkesin eşit muamele gördüğü ve eşit haklara sahip olduğu durum veya organizasyon olarak da tanımlanmaktadır. 

Daron Acemoğlu’nun dikkat çektiği noktalardan birisi ders videolarının ve diğer çevrimiçi öğretim araçlarının çok geniş kitlelere ulaştırılabileceği fikridir. Bunun gerçekleşmesi ile “rekabetçi olmayan” bir ortam oluşabileceğini öne sürüyor. Bir diğer taraftan da “süperstar” öğretmenlerin ortaya çıkabileceğini ve bu durumun da farklı bir eşitsizlik ortaya çıkartabileceği endişesi de belirtiliyor. 

“Rekabetçi olmayan” çevrimiçi eğitim hizmetleri sunmanın bazı sonuçlar ortaya çıkaracağı iddia edilmekte. Bu sonuçlara bakalım ve Türkiye bağlamında bunları değerlendirelim. 

“Teknolojik talih kuşu” 

Bu sonuçla ilişkilendirilebilecek iki çıktı var. Bunlardan birincisi, öğrencilerin dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar en iyi içeriğe, ders anlatımına erişme imkanları olacağıdır. İkinci çıktı ise, öğretmenlerin bu içerikleri kullanması ile birlikte öğrencileriyle buluştukları zamanlarda bu içerikleri tekrar anlatmak yerine daha derinlemesine tartışmalar yapma veya konuları daha ileri taşıma imkanları olabileceği vurgulanmakta. Özellikle, pandemi ile birlikte birçok kurum normalde herkese açık olmayan içeriklerini ve hizmetlerini de eğitim camiasının kullanımına açtı. Aklınıza gelebilecek neredeyse her konu için çok kaliteli içeriklere erişim mümkün. Bir doçentin veya profesörün yabancı dil bilmesine gerek olmadığını iddia edenlerin olduğu bir toplulukta yaşadığımız gerçeği karşımızda. Bir diğer gerçek ise toplumdaki yabancı dil yeterliliğinin oldukça düşük olması. 100 ülkeden 2,3 milyon kişinin katıldığı bir İngilizce becerisi çalışmasında Türkiye’nin ortalama İngilizce yeterlik düzeyi çok düşük olarak karşımıza çıkmakta. 100 ülke arasındaki sıralamamız ise 79. Bu neden önemli? Bahsettiğimiz içeriklerin önemli bir kısmı İngilizce de ondan. Dolayısıyla ne kadar kaliteli içeriğe erişim imkânı olursa olsun dil bariyerinden dolayı erişim aslında sınırlanıyor. Her ne kadar otomatik çevirme algoritmaları bu soruna çözüm sunsa da henüz bireyin dile hakimiyeti kadar iyi sonuç verecek kalitede değiller. 

Haberin Devamı

“Demokratikleştirme etkisi” 

Haberin Devamı

Bu sonuç, öğrenciler arasında insan kaynağına erişimdeki eşitsizliğin azaltılacağı bağlamında ele alınmış. Kaliteli öğretmene erişimdeki eşitsizliklere değinilerek, çevrimiçi hizmetlerin bu eşitsizliği azaltılacağına vurguda bulunulmuş. 2010 yılında yayınladığım bir çalışmamda Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda sistemsel sorunlardan dolayı tecrübeli öğretmene erişim sıkıntılarını ortaya koymuştum. Sorun, coğrafi bölgelerin ötesinde doğu-batı, kuzey-güney fark etmeksizin tecrübeli öğretmene erişim sıkıntısı olan dezavantajlı bölgeler sorunu. İnternet, neredeyse hiçbir zaman erişim sağlanamayacak kaynaklara erişim sağlaması açısından var olan eşitsizliğe bir çare olarak görülebilir. Ancak, diğer taraftan hem kendi üniversitemde hem de yakın çevremde çevrimiçi derslerine bağlanmak için bilgisayarı olmayan aileler; bilgisayara erişim sağlayanlarda internete erişim sorunları olduğuna birebir şahit oldum; oluyorum. 

Haberin Devamı

Daron Acemoğlu ve meslektaşlarının ortaya koyduğu internet üzerinden sunulan eğitim hizmetlerinin olumlu etkisine gönülden katılıyorum. Bununla birlikte, bu etkinin gerçekleşebilmesi için ve uçurumun daha fazla büyümemesi için ilgili kurum ve kuruluşların daha etkin ve hızlı çözümler üretmesi gerektiğine inanıyorum. Öğrencilerin ve öğretmenlerin, teknik alt yapıya erişim sağlamaları için kamu ve özel şirket iş birlikleri yapılmalı. Teknik sorunların ötesinde, kurumlar arası ortak çalışmalar yapılarak aynı içeriğin tekrar tekrar üretilmesindense güç paylaşılarak daha kaliteli içerikler üretilmeli. Bu içeriklerin üretilmesinde, alan uzmanlarının yanı sıra eğitim teknologlarından destek alınmalı. 

Haberin Devamı

Tekerlek zaten icat edilmiş; tekrar icat etmeye gerek yok demeyeceğim. Ama daha önce icat edilmiş tekerliği tekrar icat etmek için çabalamanın gereksiz olduğunu söyleyeceğim. Mevcudu daha iyiye taşıyacak her yeni fikre ihtiyacımız var. Ancak, uzun yıllardır var olan bilgi birikimimizi kullanıp, daha kaliteli içerikleri ortaklaşa üretmemiz gerekiyor. 

Bugünü kurtarmak için atılacak her adım geleceği kurtarmak için ilk adımlar olacaktır. 

Esen kalın,

Doç. Dr. Serkan Özel
@serkanozeltx

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!