GeriKanat ATKAYA Kafada çılgın sorular
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kafada çılgın sorular

Gomis kalacak mı, Ndiaye dönecek mi, bu kadro Şampiyonlar Ligi’ne yeter mi, defans düzelir mi, Belhanda ve Feghouli işlerini ciddiye alacak mı?...

GALATASARAY sezonun kendi sahasındaki ilk maçına sırtında soru işaretleriyle tıka basa dolu bir küfeyle çıktı...

Mali sıkıntıların ve transfer açmazlarının gölgesinde geçen günlerde oynadığı maçlarda (Süper Kupa finali ve ligin ilk maçı dahil olmak üzere) göz dolduramamıştı.

Küfedeki diğer sorulara da bakalım:

Gomis kalacak mı, gidecek mi, oynayacak mı, küsecekmi?

Ndiaye dönecek mi, tek ve öncelikli ihtiyaç gerçekten de o mu?

Bu kadro Şampiyonlar Ligi’ne kadar oturacak mı, o seviyede savaşacak gücü toplayacak mı? Defans düzelir mi, Belhanda ve Feghouli gibi oyuncular işlerini nihayet ciddiye alıp katkı verebilecek mi?

Dün akşamki maç bu soruların cevaplarını kotaracak türden değildi. Daha sezonun başıdır, takım oturur, belki şehre bir film gelir vesaire!..

İlk yarıdaki bağlantı hatları kopuk (veya gevşek), orta sahada Donk ve Fernando iklilsiyle fren mekanizması iyice sertleşmiş takım moral bozacak derecede durağandı...

Enseler hafiften kararmaya başlarken gelen müthiş güzel bir pas (Fernando) ve Onyekuru’nun harikulade aşırtma vuruşu yüzleri güldürdü.

İlk yarı sona ererken kontra ataktan bulunan bu gole kadar sadece Onyekuru’nun süratine hayranlık duyulabilirdi. Nagatomo’nun zayıf kalan şutu ve 33’üncü dakikadaki gol pozisyonu dışında yaprak kıpırdamamıştı desek yeridir.

İkinci yarıda Gomis ve Emre Akbaba takviyesiyle sahaya çıkıldığında manzara biraz daha ümit verici hale geldi.

Hücumda daha etkili, hareketli, akıcı ve heyecan verici bir Galatasaray belirdi sahada; en azından ilk yarıya kıyasla.

İkinci maçında da 3 puanı cebine koyması ve takımın zamanla daha da oturacağına dair umutları korumak en iyisi herhalde.

Yoksa malum, taraftarın kafasında soru işareti bitmez.

EMRE AKBABA’YA PEKİYİ

TRANSFER sürecinde Galatasaray yönetimi de, taraftar da, kendisi de çok gerildi ancak “Sabrın meyvesi tatlı olur” derler ya; Emre Akbaba için de bu durum geçerli olacak sanki...

İlk maçında oyuna girer girmez iştahını belli ettti, tribünlerin heyecanına ve sevgisine karşılık veren bir oyun sergiledi.

45 dakikalık performansla bir karara varmak elbette imkânsız.

Ancak ilk izlenim önemlidir ve Emre Akbaba da ilk sınavından pekiyi not alarak ayrıldı. Hayırlı olsun...

11 SEZON 13 KUPA

HAKAN Balta 2007’de giydi sarı kırmızı formayı ve dün akşamki vedasına kadar 5 Süper Lig, 5 Süper Kupa ve 3 Türkiye Kupası kaldırarak şanlı Galatasaray tarihine katkı sundu.

Efendiliği, serinkanlılığı ve “görev adamı” kimliğiyle (bir maçta sağ bek oynamışlığı da vardır) hep hatırlanacak ve camiaya farklı görevlerde de katkı vermesi muhtemel, sağlam karakterli bir oyuncu olarak hatırlanacak.

Oyunun hücum yönüne çok katkı sağlayan türde bir savunma oyuncusu sayılmazdı pek.

Ancak yine de “Uzadıkça uzayan” 2011-2012 sezonundaki şampiyonluğa, Kadıköy’deki Fenerbahçe maçında, 83’üncü dakikada attığı beraberlik golü unutulmaz.

Keza Nisan 2014-2015 sezonunda, 28’inci haftada Gaziantepspor’a 85’inci dakikada attığı gol de o sezon gelen şampiyonluk açısından çok önemliydi.

Galatasaray forması için ter döktü, emek verdi ve sanırım benim gibi pek çok Galatasaray taraftarının zihninde, yüreğinde hak ettiği güzel bir köşeye yerleşti.

Teşekkürler Hakan Balta...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle