GeriAteş BAKAN Fenerbahçe’nin değil Türk futbolunun tarihi…
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    11
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fenerbahçe’nin değil Türk futbolunun tarihi…

Ateş BAKAN yazdı...

Ben tarihçi değilim. Aslında spor yazarı da değilim. Spor yazmaya başladığımda, merak ettim;

Türkiye Futbol Federasyonunun logosunda, kuruluş tarihini simgeleyen koskocaman“1923” sayısı var. Şampiyonluk sayıları ise 1959 yılında başlıyor.

Merak ettim…

Araştırmaya başlamadan önce, 1923 ile 1959 yılları arasında tüm Türkiye’yi kapsayacak ciddi bir şampiyonanın düzenlenmediğini sanıyordum…

Sonra araştırdım ve yazdım…

Farklı ve daha derin bilgisi olanlar mutlaka vardır.

Onlara da açığım.

Ancak bugün artık bu bilinmezi konuşmanın zamanıdır.

İşte benim bulduklarım… 

*** 

Türkiye’de modern futbol 19. yüzyılın başlarında başlar. Genellikle gayrimüslimlerin öncülük ettiği bir spordur. Türk gençleri gizli, gizli oynarlar… İlk Türk Futbol kulüpleri bu zaman diliminde kurulur… Beşiktaş 1903, Galatasaray 1905, Fenerbahçe 1907, Ankaragücü 1910, Karşıyaka 1912, Altay 1913 gibi…

Türkiye Futbol Federasyonu kurulana kadar il içi müsabakalar düzenlenir.

Buraya kadar anlaşılmaz ve tartışılacak bir konu yok.

Bence bundan sonra da yok ama devam etmek gerekiyor… 

TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU’NUN KURULUŞU 

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk iddia edilenin aksine, futbol meraklısı bir insan değildir. Bütün problemi, kurduğu Cumhuriyeti sağlam temeller üzerine oturtmak. Türk gencine batıda olduğu gibi spor ve sanat yaptırmak… İyi bir eğitim vermektir…

Ancak ilginçtir, daha Cumhuriyeti ilan etmeden aylar önce Türkiye Futbol Teşkilatının kurulmasını istemektedir…

Ve bugünkü ismi ile Türkiye Futbol Federasyonu, Yusuf Ziya Öniş başkanlığında 1923 yılı Nisan ayında kurulur…

Hiç vakit geçirmeden FİFA’ya başvurulur. Ve Türkiye 21 Mayıs1923 tarihide FİFA’nın 26. Üyesi olur.

Dikkat, 26!

Yani ilk üyelerinden biri… 

***

Neden?

Bu başvurunun milletler arası arenada kabul edilip edilmediğini sınayarak birkaç ay sonra ilan edilecek Cumhuriyet Devleti’nin de, Dünya ulusları tarafından kabul görüp görmeyeceğinin yoklanmasını yapılmaktadır…

Türkiye Futbol Federasyonu ilk iş olarak bir Türkiye Şampiyonası düzenlenmesi gerektiğini düşünür ve karar altına alır…

Aslında bu kararın arkasında, Türkiye Cumhuriyetini kuranların etkisi vardır...

Cumhuriyet sonrası Türkiye; “sınırları belli, bölünmez bir bütün ve üniter bir devlet”…

Bunun kanıtlanabilmesi ve Dünya’ya gösterilmesi için Türkiye’nin futbol dalında bir tane şampiyonu olmalı!

Bu strateji, tüm problemlerin önüne geçer ve Türkiye sınırları içinde futbol oynayan tüm kulüpleri kapsayacak şekilde bir Türkiye Futbol Birinciliği düzenlenmesine karar verilir… 

***

Savaştan yeni çıkılmış…

Ülke borç içinde… Bütçenin büyük bölümü ülke koruması için askeri harcamalara gidiyor. Ülkenin yeniden yapılanması için paraya ihtiyaç var…

Ancak ülkeyi kuranlar bakın ne karar veriyorlar:

“Önce Türkiye’de futbol oynanan her bölgede, bölgesel şampiyonalar yapalım. Bölgelerinde şampiyon olan takımları, ülkenin yeni başkenti Ankara’da toplayalım… Bir turnuva düzenleyip, Türkiye Şampiyonu ’nu belirleyelim”.

Adını da, “Türkiye Futbol Birinciliği” koyuyorlar… 

1924 TÜRKİYE FUTBOL BİRİNCİLİĞİ

Turnuvanın Ankara’da yapılmasının bile bir anlamı vardır. Ankara, 13 Ekim 1923’den gününden itibaren milli iradenin ve milli mücadelenin yeni başkentidir. Cumhuriyet’in kurulmasından 16 gün önce başkent olduğu ilan edilmiştir. Türkiye Futbol şampiyonası da burada yapılmalıdır!

Öte yandan o günün yokluk koşullarında; ‘kulüplerin maddi durumları, seyahat masraflarını karşılamaya yetmez. Seyahat, konaklama gibi tüm giderleri devlet tarafından karşılansın’, kararı alıyorlar… 

***

Ve şehirlerde bir yıl boyunca, şampiyonalar düzenleniyor.

Sadece İstanbul şampiyonasına 24 takım katlıyor... 4 ayrı gurup çift devreli lig usulü oynanıyor.

Bölge birincileri, 4-12 Eylül tarihinde Ankara’da yapılacak şampiyonaya davet ediliyor…

O dönemde seyahatlerin nasıl yapıldığını ve kaç gün sürdüğünü hayal edin…

Harcanan paraya ve verilen emeğe bakın!

Maçlar Ankara İstiklal sahasında oynanacak. İstiklal sahası, Ankara Bahçelievler’de, Muhafız gücünün kullandığı bir çayırlık…

Turnuva için elden geçiriliyor.

Sanırım ismi Kurtuluş savaşından sonra veriliyor…

İsmi bile şampiyonanın neden orada olduğunu bize anlatıyor…

İllerinde şampiyon olmuş takımlar, Ankara’ya geliyor…

Bakın kimler katılıyor?

Geçmiş federasyonların “yok” saydığı şampiyonlukların ilkine iyi bakın!

İyi bakın ve yöreselmiş? Mahalli miymiş?

Siz karar verin!

Şunu da unutmayın:

İtalya dört takımın katıldığı ve bir gün süren 1898 yılında yaptığı şampiyonayı bile sayıyor. “İlk şampiyonumuz Genoa takımıdır”, diyor. Bütün batılı ülkeler de olduğu gibi…

Kimse yıldız hesabındaki üç kuruş için tarihini inkâr etmiyor…

Kaldı ki bizim 1924 yılında yaptığımız şampiyona, onlara da benzemiyor! 

***

Tekrar edelim, bakın kimler katılmış? 

1.Beşiktaş (İstanbul şampiyonu)

2.Konya Gençlerbirliği(Konya bölgesi şampiyonu)

3.Trabzon İdman Ocağı (Trabzon bölgesi şampiyonu)

4.Eskişehir İdman Yurdu (Eskişehir şampiyonu)

5.Bahriye (Deniz kuvvetleri)

6.Karesi(Balıkesir bölgesi şampiyonu)

7.Anadolu Turan Sanat’karangücü (Ankara şampiyonu Ankaragücü)

8.Bursa Sanat’karan (Bursa şampiyonu)

9.Adapazarı İdman Yurdu (Adapazarı şampiyonu)

10.Antalya (Antalya şampiyonu)

11.Canik (Samsun bölgesi şampiyonu)

12.Edirne (Edirne bölgesi şampiyonu)

13.Harbiye (Kara kuvvetleri)

14.Adana Türk Ocağı (Adana şampiyonu)

15.Altay (İzmir Şampiyonu) 

***

Tam 15 takım

Her biri kendi bölgelerinde defalarca maç yaparak buraya gelmeyi hak kazanmış…

Oynanan maçlara geçmeden önce;

O dönemde Türkiye’de futbol var mıymış?

Diyeler için ve kendi tarihini yok sayanlar için birkaç örnek kulübü tanıtmak istiyorum…

Konuyu uzatıyorum ancak Türkiye’de futbol tarihini 1959 yılından başlatanlara anlatmanın başka yolu yok! 

***

Adapazarı İdman Yurdu:

1924 Türkiye Futbol Birinciliğine katılan takımlardan bir tanesi…

Bakın o şampiyonaya katılmak için nasıl bir süreçten geçiyor…

Resmi sitelerinden özetle aktarıyorum:

O dönemde sadece Adapazarı’nda 6 tane kulüp var. Adapazarı Lisesi Birinci Takımı, Adapazarı Turan Takımı (İmalat-ı Harbiyelilere ait), Adapazarı İdman Yurdu, Adapazarı Gençler Birliği, Ada Spor, Gençay Spor Kulübü…

Adapazarı İdman Yurdu bu takımları geride bıraktıktan sonra,  Kocaeli ve Kandıra, birincilerini yenen Hereke takımı ile finalde karşılaşıyor. Hereke’yi yenerek, 1924 yılında yapılan Türkiye Futbol Birinciliğine katılmayı hak ediyor… 

Trabzon İdmanyurdu-1913:

Trabzon şehrinde kurulan ilk futbol kulübüdür. İstanbul'da kurulan futbol kulüpleri ile mücadele edebilmek için 1913 yılında kurulmuştur. 1914 de tüm oyuncuları şehit düşmüş, kulüp kapanmış, 1921 yılında yeniden kurulmuş, 1965 yılında Trabzonspor kurulunca kendini feshetmiştir.

Gördüğünüz üzere bu şanlı tarih, sadece Fenerbahçe’nin değil Trabzonspor’un da tarihi…

Trabzon İdmanyurdu da bölge birincisi olarak, İlk Türkiye Futbol Şampiyonasına kayılmaya hak kazanıyor… 

Ankaragücü-1910:

MKE Ankaragücü'nün kökleri İmalât-ı Harbiye atölyesinde silah tamiratı ve imalatı yapan işçilere dayanmaktadır. Kurtuluş savaşına destek verebilmek için Ankara’ya taşınır…

1949'da Türkiye Futbol Şampiyonu olarak en büyük başarılarından birini yaşamıştır…

Ankaragücü tarihinde altın harflerle yazılan şampiyonluğu, bugün “yok” sayılmaktadır!

Tıpkı, Göztepe’nin ve Gençlerbirliği’nin olduğu gibi… 

*** 

Bunlar, bu turnuvaya katılmaya hak kazanan kulüplerden sadece üç tanesi…

Biz, 1924 Türkiye Futbol Birinciliğine geri dönelim…

Henüz aydınlatma olmadığı için maçlar gündüz oynanıyor… İlk maç Sabah 9.30 da başlıyor…

Günde dört maç yapılabiliyor. Son maçın son bölümü karanlığa kaldığı için, ertesi gün kaldığı yerden devam ediyor.

Fenerbahçe ve Galatasaray’ı geride bırakarak İstanbul Şampiyonu olan Beşiktaş, Harbiye takımına çeyrek finalde yeniliyor ve eleniyor…

9 gün süren 15 maçın sonunda Bahriye’yi 3-0 yenen Harbiye, şampiyon oluyor… Çünkü o dönemde gençlerin çoğu asker.

Altay’ı 1-0 yenen Anadolu Turan Sanat’karangücü, bugünkü adı ile Ankaragücü üçüncü oluyor.

Şampiyona sonrası verilen ödül törenine, Müdafaa-i Milliye (Milli Savunma), Maarif (Eğitim), Adliye (Adalet), Ziraat Bakanları ve büyük bir halk kalabalığı katılıyor… 

***

“Türkiye Futbol Birinciliği değersiz”, diyorlar…

Gördünüz mü, Değersiz miymiş?

Düzenleme kararını, gündemlerinde büyük problemler olan Cumhuriyeti kuranlar vermiş…

Ödül töreninde, devleti yöneten bakanlar varmış…

Nüfusa orantılarsak halk, bugünden daha fazla statları doldururmuş…

Bu anlattığım, 1924…

Birinci Türkiye Şampiyonası…

Gördünüz mü, verilen değeri? 

***

“Şampiyona yerelmiş”, diyorlar…

Gördünüz mü, yerel miymiş?

13 ayrı bölgeden takımlar yarışarak, kazanarak gelmiş…

Turnuvayı organize eden federasyon, ülkede futbol oynayan her ilin katılmasını mecbur kılmış… Tüm masraflarını üstlenmiş… 

***

Final maçının hakemi kim?

Dönemin federasyon başkanı, Yusuf Ziya Öniş…

“Yok” saydığımız şampiyonaya, verilen değere bakar mısınız?

Federasyonun resmi sitesinde:

“İlk federasyon başkanımız, Yusuf Ziya Öniş’tir”, diye yazıyor…

Ancak adamın yönettiği ilk şampiyonluk maçını saymıyoruz!

----Olmaz! 

***

Ben size şampiyonunu ‘yok’ saydığımız Türkiye Futbol Birinciliklerinin, ilkini yazdım…

En ilkelini, en zor koşullarda yapılanını…

Bana göre en değerlisi…

Takdir sizin! 

*** 

Federasyonun resmi sitesinde;

“500. Milli maçımızı oynadık.

İlk Milli maçımız, Cumhuriyet’in kurulmasında önce 1923 yılında oynanan Romanya maçıdır”, diye yazıyor…

Milli olma sayıları, 1923 yılından başlayarak sayılıyor…

Bugün bile federasyonun logosunda gururla, “1923”, yazıyor…

Ancak şampiyonluk sayılarını sayarken 1959 yılından başlıyor(!)

-----Olmaz! 

***

O dönemin çok zor koşullarında bölgelerinde defalarca maç yapıp, birinci olarak gelmeyi hak kazanan 15 takımı Ankara’ya toplayıp, 10 gün misafir eden, ulaşım masraflarını karşılayan devletimiz Türkiye Futbol Birinciliğini;

“Tek ve bütün bir devlet” olduğumuzu, Dünya’ya göstermek için yapıyor…

Biz bugün, “sayılmaz”, diyoruz…

-----Olmaz!

Kendimizi inkâr ederiz! 

***

Bırakalım yıldızı sayarak, para dağıtmayı!

Sadece tarihimizi doğru yazalım!

Baba Hakkı’yı, Şükrü Gülesin’i, 

Siyah beyazlı renklere kendi imkânları ile Şeref stadını kazandıran Şeref beyi,

Atatürk’ün yaveri, Kılıç Ali’nin oğlu Baba Gündüz’ü, 

Sarı kırmızı renklere “Aslan” lakabını kazandıran Aslan Nihat’ı,

Adını Fenerbahçe marşına vermiş, Cihatları, Lefterleri, Canları ve Fikretler’i,

Yok saymayalım! 

***

Aslında bu tarih Fenerbahçe’nin değil, Türkiye futbolunun tarihi…

Türkiye Futbol Federasyonunun tarihi…

Beşiktaş’ın, Galatasaray’ın, Ankaragücü’nün, Göztepe’nin, Gençlerbirliği’nin, Altay’ın tarihi…

Türkiye Cumhuriyet’inin tarihi…

Bizim ülkemizde, 100 yıllık kurumlar pek yoktur…

Bu tarih, hepimizin gururla anlatacağı bir tarih…

Yıldızı, parayı, pulu bırakalım!

Gençlerimize gurur duyacakları, Cumhuriyetimizle paralel giden bir futbol tarihi bırakalım!

Yorumları Göster
Yorumları Gizle