GeriSeyahat Yasaklı kent: Urumçi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Yasaklı kent: Urumçi

Yasaklı kent: Urumçi

Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin başkenti Urumçi’nin sokaklarında gözetlenme ve dinlenme korkusu dolaşıyor. Duvarlardaki duyurularda ise kadınların çarşaf giymesi ya da 40 yaşından genç erkeklerin sakal bırakması yasaklanıyor. Çin’in amansız modernleşme ve milliyetçi nüfus politikalarına sahne olan kentte Uygurlar azınlıkta kalırken, yaşadıkları mahalleler de sıkı bir denetim altında tutulduğu ve özgürlükler kısıtlandığı içi “getto”lar haline dönüşüyor.

Urumçi'yi Pekin’den ayıran 3 bin kilometre, daha önce hiç bu kadar kısa gelmemişti. Bunun nedeni, bugün iki kentin daha önce hiç olmadığı kadar birbirine bağlı ve bağımlı olması. Gobi Çölü ve kilometrelerce uzanan ıssız bucaksız toprakların ayırdığı bu iki kent arasında mekik dokuyan İpek Yolu tüccarları için bu yolculuk zamanında başlı başına bir maceraydı. Kasım 2014’te hızlı trenlerin sefer yapmaya başlamasından önce, bu mesafeyi kat etmek 33 saati buluyordu. Urumçi’ye ben de ilk böyle geldim: Tıklım tıklım dolu bir trenle uzun saatler yolculuk ederek... Bir yandan da daha iyi iş imkânları olduğundan, yıllar önce Pekin’e taşınan genç bir Uygurluyla sohbet ediyordum. “Urumçi’de insanın kendini rahat hissetmesi çok zor” diye fısıldamıştı elini ağzına götürerek. Birilerinin dinliyor olabileceğinden korkar gibi bir hali vardı. “Çin hükümeti ekonomik çıkarları için bizim bölgenin altını üstüne getirdi. Orada kendime gelecek göremiyorum.”

Yasaklı kent: Urumçi

Uygurların yaşadığı Erdaoqiao Mahallesi’nin daracık sokakları, birer birer yıkılan eski Uygur evlerinin yerine dikilen tek tip yüksek apartmanlarla sarılı.

Çin'in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin üzerinde durmaksızın genişleyen Urumçi kenti, son yıllarda Çin’in stratejik açıdan kilit noktası. İpek Yolu Ekonomik Kuşağı adı verilen projeyle Çin, Orta Asya’daki ekonomik, politik ve kültürel etki alanını genişletmek istiyor. Projeye göre Çin’in doğal kaynak ve mal ticareti Türkmenistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan, Rusya, Gürcistan, İran, Suriye, Suudi Arabistan ve Türkiye üzerindenartmaya devam edecek. Şian’dan başlayıp Urumçi üzerinden batıya doğru devam eden bir dizi tren yolu, karayolu ve boru hattı, Çin'i Avrupa’nın kalbine bağlıyor. Pekin’in ortasında uzanan Urumçi'yi geliştirip modernleştirmeyi en büyük öncelik olarak görmesinin nedeni tam da bu: Ülkenin kuzeybatısında ekonomik açıdan stratejik bir bölge başkenti yaratmak ve aynı zamanda petrol, gaz ve hammadde bakımından zengin olan kaynaklarından faydalanmak. Fakat bu gelişmenin bedelini en ağır ödeyen de, yüzyıllardır burada yaşayan ve bugün Çin hükümranlığı altında ezilen Müslüman Uygur Türkleri.

Yasaklı kent: Urumçi

Kentte son yıllarda gece hayatı canlanmaya başladı; yeni açılan 200’ün üzerinde bar ve kulüp eğlence anlayışını değiştirdi. Kentin gözde gece kulüplerinden biri de 2020.

Günümüzde Uygurların çoğu Urumçi’nin güneyinde, şehrin en eski yerleşim bölgesi olan Erdaoqiao Mahallesi’nde yaşıyor. Buradaki bir okulda öğretmenlik yapan Nur, ders öncesi sınıfında öğrencileri beklerken “Çinliler evlerimizi yıkıp devasa apartmanlar dikiyor” diye anlatıyor durumu.

Derme çatma Uygur evlerinin arka planında, eski şehri kemiren modern binalar dikkat çekiyor. “İşgal altında yaşıyoruz” diye devam ediyor Nur sözlerine. “Terörist olduğu gerekçesiyle keyfi şekilde tutuklananlar var. Bazıları burayı terk edip köye kaçtı. Diğerleri kontrol altında olmalarına rağmen özgürlüklerini yitirmemek için direniyor. Üstümde telefon bile taşımıyorum, her an izlendiğimin farkındayım.” Gerçekten de “Büyük Birader”in gözleri Urumçi’nin her yerinde insanları gözetliyor. Tüm caddelere ve sokak aralarına kameralar yerleştirilmiş; belirli alanlarda polis ve asker kol geziyor. Özellikle Müslüman Uygurların Erdaoqiao Mahallesi’ndeki cuma namazları polis araçları ve silahlı polisler eşliğinde kontrol altında tutuluyor.

Yasaklı kent: Urumçi

Kent merkezindeki Hong Shan Parkı’nın hemen yanı başında yer alan Hong Shan Mahallesi, alışveriş merkezleri ve restoranlarıyla Urumçi’nin en hareketli kesimi.

Urumçi’ye iş için taşınan çoğu Han Çinlisi için Erdaoqiao ve civarı ellerini kollarını sallayarak dolaşamayacakları kadar tehlikeli bir yer. “Han Çinlisi olduğum için insanların bana saldıracağından korkuyorum” diye anlatıyor 33 yaşındaki Jiang Jiang. Dolgun maaşlı bir iş bulduktan sonra, 2005'te Urumçi’ye taşınmış. “Buranın halkı iyi mi kötü mü bilemiyorum, ama sürekli bombalar patlıyor, protesto gösterileri oluyor, öyle olunca insan da çekiniyor” diye devam ediyor. Jiang Jiang gibi pek çok Çinli Uygur mahallelerinde dolaşmayı aklının ucundan bile geçirmiyor. Çoğu genellikle kentin kuzeyindeki mahallelerde vakit geçirmeyi tercih ediyor.

Yasaklı kent: Urumçi

Urumçi’nin mahalle dokusu kentsel dönüşüme uğruyor. Yıkılan eski evlerin olduğu yerde yükselen devasa apartmanlarda yaşam henüz tam anlamıyla başlamış sayılmaz. Sitelerin etrafından akan geniş otoyollar da geleceğin yoğun trafiğine hazırlık niteliğinde.

Urumçi’de hızlı bir ekonomik gelişme dayatılmasının nedenlerinden biri de, Çin'in politikaları uyarınca etnik milliyetçiliği azaltıp Çin’e özgü değerler etrafında kültürel homojenleşmeyi teşvik ederek “milli” bütünleşmeye katkıda bulunmak. Fakat Çin yönetiminin Uygur kültürünü turist çekmeye yönelik bir unsur olarak kullanması başlı başına problem teşkil ediyor, çünkü bu bakış açısı gerçek kimliği yansıtmayıp içini boşalttığı gibi, özüne de ters. İşin aslı bu politikaların tek marifeti iki halk arasındaki makası daha da açmak oldu.

Yasaklı kent: Urumçi

Uygurlu kadınlar bir sinema posterinin önündeki durakta işten eve dönmek için otobüs bekliyor.

1990’lı yıllarda Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Uyguların da Orta Asya’da oluşmaya başlayan yeni bağımsız devletlerin izinden gideceğinden korkan Çin, Uygur toplumu üzerindeki hakimiyetini iyiden iyiye artırmış, sonucunda da bir isyan dalgası meydana gelmişti. Çin hükümeti, 9 Eylül 2001’de New York'ta İkiz Kuleler’e düzenlenen saldırıların ardından BM Güvenlik Konseyi’nde Uygurlu bir grubun Taliban’la ilişkileri olduğunu ve İslami örgütlerce de desteklendiğini dile getirerek Sincan Eyaleti’ndeki denetimini sıkılaştırma fırsatı yakaladı. Bunun sonucunda, ABD hükümeti, Doğu Türkistan İslami Hareketi’ni El Kaide’yle bağlantılı terörist örgütler listesine ekledi. 2008 Pekin Olimpiyatları’nın öncesinde ve sonrasında yeniden ayaklanmalar baş gösterdi ve şiddet, münferit vakalarla geçtiğimiz yıllara kadar devam etti. Pekin o gün bugündür kadınların çarşaf giymesini ve 40 yaşından genç erkeklerin sakal bırakmasını yasaklamak gibi halkın tepkisini çeken kanunlar dayatıp muhalifler üzerindeki baskısını artırmış ve kültürel homojenleşme projesini daha sıkı uygulamaya geçmiş durumda. Türk ve Doğu Türkmenistan bayrakları yasadışı kabul ediliyor. Söz konusu yasakları ilan eden posterler Uygur bölgesinin her tarafında göze çarpıyor.

Yasaklı kent: Urumçi

Uygur kökenli öğrenciler okulda Uygur halk danslarını öğrenme şansı da buluyor. Urumçi’de 2004 yılına kadar Çin kökenli öğrencilerle diğer etnik gruplara ait öğrenciler farklı okullara giderken Çin hükümeti öğrencileri kaynaştırma çabası içine girdi.

Terörizmle mücadele etmek için devlet Uygur nüfusunun en yoğun olduğu bölgeleri yok etti, buralarda yaşayanlar da yerinden yurdundan oldu. Pekin’in uyguladığı politikanın kültürel ve toplumsal açıdan ağır olduğu açık. Öncesinde kurulan toplumsal ve ailevi bağlar da yıkılan evlerle birlikte yerle bir oluyor. İnsanlara sunulan seçenek, ya yeni inşa edilmiş turuncu apartmanlardan indirimli fiyata daire almak, ya da kenti terk edip bölgenin ücra bir köşesine yerleştirilmek. Yeni apartmanlara taşınmaya gücü yetmeyen çoğu insanın kenti terk etmekten başka şansı yok. Yeni ipek yollarının başlıca merkezi konumunda yepyeni bir Urumçi tasarlanırken Uygur mahalleleri giderek daha sıkı kontrol edilen, özgürlüğün kısıtlandığı ve hiçbir muhalefete izin verilmeyen “getto”lar haline geliyor. İş piyasasına erişiminin kesilmesi ve bu bölgenin metropolün büyüyüp gelişen kısımlarından kopması da cabası. Ve tüm bu uygulamalar kentin iki ucu arasında görünmez bir duvar oluşmasına neden olarak iletişimin tamamen kesilmesini kaçınılmaz kılıyor.

atlasdergisi.com TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR.

False