GeriSeyahat Semerkant’tan Buhara’ya...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Semerkant’tan Buhara’ya...

Semerkant’tan Buhara’ya...

Popüler yerlerden sıkıldıysanız yönünüzü doğuya çevirin. Hiva, Buhara Semerkant, Taşkent... Geçmişin gizemini koruyan gizemli şehirler... Özbekistan’da geçirdiğiniz günler belleklerinizde ömür boyu hoş anılar bırakacak, inanın. Her şeye rağmen...

Özbekistan’a adım atar atmaz öğrendiğim bir ders oldu: “Neden” diye sormamak... ‘Neden her tren bileti satın alma süreci ancak bir saat içinde bitiyor?’, ‘Neden en büyük banknot Türk Lirası ancak 55 Kuruş’a denk geliyor?’, ‘Neden doktorlar ve hemşireler zorunlu olarak pamuk hasatında düşük ücrete çalıştırıldığı için ilçelerdeki hastaneler kapalı?’ Hiçbirini sormamak lazım...

Başka olumsuz maddeler de ekleyebiliriz: İnsan hakları ihlali korkunç. Vize pahalı. 24 yıldır başbakan olan İslam Kerimov yönetimi ülkede Potemkin Köyü gibi bir demokrasi yürütüyor. Gece otelde kaldığınızı kanıtlayamazsanız sizi hapis ve para cezası bekliyor. O halde şu soru gayet doğal: “Böyle bir ülkeye niye gideyim ki?”

Semerkant’tan Buhara’ya...

Registan Meydanı

Gitmelisiniz çünkü Özbekistan gibi başka bir ülke yok. Buhara kentinin esrarengiz medreselerinden Semerkant’ın nefes kesen Registan Meydanı’na, Türkmenistan sınırına dayanan Hiva’nın görkemli mavi çinili camilerinden Taşkent’in modernist Sovyet mimarisine ve her Özbekten sıcak bir ‘Xush Kelibsiz’ (hoş geldiniz) duymaktan ülkenin nefis ‘pilov’ yemeğine kadar Özbekistan’da geçirdiğiniz günler belleklerinizde ömür boyu hoş anılar bırakıyor.

BİLETLERİ GÜÇ BELA ALDIK

Özbekistan seyahatime herhangi bir ülkeyi en iyi tanıma yöntemi olan milli yemeklerini tadarak başladım. Gerçek adıyla ‘Milliy Taomlar’ (Milli Yemekler) restoranında, Bolu Dağı’nın yakınlarındaki otobüs tesislerindeki lokantalar kadar büyük bir alanda bir mutfak dolusu insan, at eti doğruyor, çorba karıştırıyor, yeşil çay demliyor ve ‘şaşlik’ (şiş kebabı) pişiriyor. Et, baharat, kuşüzümü, biber, sebze ve hayvan yağı barındıran ‘pilov’ ve ‘norin’in (at etli erişte) tadını çıkardıktan sonra tren garının yoluna koyuldum.

Semerkant’tan Buhara’ya...

Tren garında eski bir Sovyet havası vardı. Eski Sovyet klişesine uygun olarak bilet almak için sırada bekleyen nice müşteri olmasına rağmen gişedeki bütün memurlar o anda moladaydı. 20 dakika sonra memurlardan biri birinci gişede yerini aldığı zaman bize bilet olmadığını söyledi. Şansımızı altıncı gişede denemeye karar verdik ve 30 dakika sonra bu sefer huysuz olmayan bir kadın memuru bize yardımcı oldu. Kendisine bir deste so’m (Özbekistan’ın para birimi) teslim ettikten sonra biletler nihayet elimizdeydi. Çocukluğumdan beri merak ettiğim Semerkant ve Buhara’ya gitmek için her şey hazırdı.

Semerkant’tan Buhara’ya...

Esrarengiz ve görkemli bir havası var Semerkant’ın. Mavi çinileriyle birbirinden güzel üç medrese sunan tarihi Registan Meydanı her görenin ilk başta nefesini kesiyor. 10 dakika yürüyüş mesafesinde, karısı için Timur tarafından yaptırılan Bibi Hanım Medresesi de aynı Registan gibi mavi çinileriyle gelenin gözlerini kamaştırıyor. Semerkant’a, özellikle de ihtişamlı medreseleri ve lezzetli pilov ve kocaman yuvarlak ‘issoq non’a (sıcak ekmek) doyamadım ama vakit kısaydı. Söylendiğine göre Buhara, Semerkant’tan daha da güzeldi. Arkadaşlarım Buhara’yı boşu boşuna övmemiş: Semerkant gibi mavi çinili medreseler barındıran Buhara’da görülmesi gereken eski mahaller mevcut. Akşam şaşlik ve ‘araq’ı (Özbekistan votkası) biraz abartsam da sabah altıda kalkıp yola çıktım. Şafak ışığıyla Kalon Camii ve Mir-i-Arab Medresesi’ni bütün görkemleriyle önümde görünce doğru bir karar verdiğimi anladım.

Kederli bir şekilde gece treniyle Taşkent’e geri döndüm. Özbekistan’ı terk ettim ama yeni arkadaşlar edinmeden, ülkenin misafirperverliğini yaşamadan, nefis yemeklerini yemeden ve olağanüstü güzel yapılarını görmeden değil...

BUNLARA DİKKAT EDİN!

Semerkant’tan Buhara’ya...

Türkiye vatandaşlarının vize alması şart. Şahsi başvurular için mutlaka davetiye gerekli. THY ve Özbekistan Hava Yolları Taşkent’e direkt uçuyor. Daha ucuz bilet için Rusya, Ukrayna, Kazakistan aktarmalı uçuşlar tercih edilebilir. Yaz güneşi henüz her şeyi yakmadan Özbekistan’ı gezmek için son şans... Temmuz, ağustosta gitmek çılgınlık. Önceden otel rezervasyonlarınızı yapın. ATM’ler nadiren bulunuyor. Çoğunda da para yok. Yanınızda ABD Doları götürebilirsiniz.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle