GeriSeyahat Hem küçüklere hem büyüklere: Universal Stüdyoları
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Hem küçüklere hem büyüklere: Universal Stüdyoları

Hem küçüklere hem büyüklere: Universal Stüdyoları

Los Angeles turumuzun ön önemli noktalarından birisi Universal Stüdyoları. Kendinizi zaman zaman bir filmin en korkunç sahnesinde hissettiğiniz, yemeğinizi Frankenstein ile yediğiniz, tam bu dinazorlar gerçek değil diye düşünürken size doğru yaklaştığında ürperdiğiniz, izlediğiniz bir filmin sahnesinde kendinizi gördüğünüz muhteşem saatler.

Los Angeles’taki günlerimiz sınırlı olduğu için biz Universal Stüdyoları ve Disneyland turumuzu aynı gün içerisinde yapmaya kara verdik. Bir çok kişi ikisinden birine giderken biz hızlandırılmış ve ekstra yorucu bir tercih yaptık ve 08:00-00:30 mesaisiyle iki dünyanın da hakkını verdik. Universal Stüdyolarına giriş için biletimizi online olarak satın aldık. Bu sayede erken giriş hakkı kazandık. Normal şartlarda alana giriş saati 10:00, biz Harry Potter’ın Büyücülük Dünyası’na özel online bilet sayesinde stüdyolara 1 saat daha erken girebildik. Sunset Bulvarında yer alan otelimizden Universal Stüdyolarına yaklaşık 15 dakikada ulaştık ve sabahın 8:30’unda bile oldukça kalabalık olan giriş alanında bulduk kendimizi. Alana girerken mesafelere göre ücretlendirilmiş otopark alternatifleriyle karşılaştık.

Hem küçüklere hem büyüklere: Universal Stüdyoları

En yakın, orta mesafedeki ve en uzak. Biz orta mesafedekini seçtik, çok da yakındı, 5 dakika bile yürümedik dersem yalan olmaz. Hem elimizdeki eşyaların fazlalığı hem de Efe’nin yorulma ihtimaline karşı bebek arabasını da yanımıza aldık. Bize yük olur mu, alanlara girerken ne yaparız diye endişeliydik fakat içeride herşey düşünülmüş, her bölgeye bebek arabası park alanları yapılmış, oldukça da güvenli. Bu küçük ama önemli bilgilendirmeden sonra başlasın Universal Stüdyoları maceramız.

Hem küçüklere hem büyüklere: Universal Stüdyoları

Stüdyolara 1 saat erken girebilme avantajımız ile hemen Harry Potter’ın Hogwarts Şatosuna doğru yola koyulduk. Efe’nin boyu 120 cm olmadığı için şatoya giremedi maalesef, biz Eren’le dönüşümlü olarak girmek durumunda kaldık. İlk olarak şatoya ben girdim, bizimkiler de o arada Harry Potter treninde 5 tur attılar. Benim ilk Universal deneyimimin Harry Potter ile olması çıtayı oldukça yukarıya taşıdı diyebilirim. Hogwart Şatosunun filmdeki ile birebir aynı maket binasına girerken kendimi filmin içerisinde hissetmeye başlamıştım bile. Şatonun dar koridorları arasında sırayla karşıma çıkan film kahramanları, duvarlarda hareket eden, beni izleyen, kulağıma birşeyler fısıldayan tablolar filmdeyim duygusunu daha da pekiştirdi.

Hem küçüklere hem büyüklere: Universal Stüdyoları

Şatoya giriş alanında çanta, makina gibi eşyaları dolaplara kilitlediğimiz için telefonlarla maalesef bu alanları çekemedim fakat gerçekten filmin içerisinde gibiydim. Son alanda gruplar halinde oturduğumuz ve her yerimizden kilitlenen koltuklar ile kendimi müthiş bir simülasyonun içerisinde buldum. Biraz önce koridorlarında gezdiğim şatonun en yüksek noktasından aşağıya atladım, uçtum, tepetaklak durup rüzgarı yüzümde hissederken ben de savaştım onlar gibi.

Hem küçüklere hem büyüklere: Universal Stüdyoları

Gerçekten kelimelerle anlatılamayacak bir deneyimdi. Çıktığımda yüzümdeki ifadeyi gören Eren hızlıca kendi sırası için yola koyuldu. O bu tecrübeyi yaşarken biz Efe’yle Ollivander’in dükkanından asamızı seçip orada yapılan ‘Asa büyücüsünü seçer’ ilüzyonunu izledik. Bu alandan alınan asalar ile stüdyoların belirli alanlarında sihir yapabiliyorsunuz, Efe bu fikri çok sevdi. Hogwarts treni, şeker dükkanları, kaymak birası deneyimlerimizden sonra Harry Potter dünyasına veda ederek, Efe’nin heyecanla beklediği Minions’lara doğru yola koyulduk. Efe Minionslarda o kadar şaşırdı, o kadar eğlendi ki, hala anlatıyor hayranı olduğu karakterle tanıştığı anı. 

Hem küçüklere hem büyüklere: Universal Stüdyoları

Bu arada Universal Stüdyoları o kadar büyük ki bir noktadan diğerine giderken bile bir çok aktiviteyle karşılaşıyorsunuz. Film ve simülasyon alanlarına girebilmek için maalesef en az 30dk- 40 dk sıra beklemeniz gerekiyor. Çok tercih edilen bölümlerde bu süre 2-2:30 saate kadar çıkabiliyor. Dilerseniz ‘Universal Studios Hollywood’ uygulamasını telefonunuza indirerek anlık olarak bekleme sürelerini takip edebilirsiniz. Ayrıca eğer bizim gibi çocuklu gidecekseniz yine aynı uygulama üzerinden girmek istediğiniz bölümlerin en düşük boy limitlerini de kontrol edebiliyorsunuz. Bizim için, özellikle de Efe için bekleme süreleri oldukça zorlayıcı oldu. Dilerseniz biletinizi alırken ekstra bir ödeme ile hızlı geçiş hakkı da satın alabiliyorsunuz, aklınızda bulunsun.

Hem küçüklere hem büyüklere: Universal Stüdyoları

Minionslar’dan sonra Jurassic Park’a gitmeye karar verdik. Çocukluğumuzun filmi Jurassic Park’ta bol bol ıslandık, güldük ve son noktada o dinazorun ağzına gerçekten giriyor muyuz diye bir hayli korktuk. Yazımın sonundaki videoda ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bütün bu macera dolu deneyimlerden sonra tabi ki acıktık. Universal Stüdyolarında yemek için farklı alternatifler var, fakat öğle saatinde oldukça sıra oluyor, zaman kaybetmemek için yemek saatinizi çok da öğle arasına denk getirmeyin benden söylemesi.

Hem küçüklere hem büyüklere: Universal Stüdyoları

Yemek molamız sonrasında sırada Universal Stüdyolarının olmazsa olmazı stüdyo turu vardı. Bindiğimiz araçlar ile filmlerin çekildiği setleri ziyaret ettik, yeri geldi bir depremin içerisine düştük, üzerimize sular patladı, yeri geldi 3D simülasyon alanlarında gorillerden kaçtık. Bir çok filmde gördüğümüz denizin kenarındaki o muhteşem evin aslında deniz kenarında değil de mavi bir duvarın önünde olduğunu fark ettik. Jaws’dan kaçalım derken büyük bir uçak kazasının ortasında bulduk kendimizi. Kah New York’taydık, kah Fransa’da, seyahat etmek hiç bu kadar hızlı ve heyecanlı olmamıştı, hele ki Hızlı ve Öfkeli simülasyonunda. İşte böyle, oradan oraya savrulduğumuz, her köşesinde bir çizgi film karakteriyle karşılaştığımız, bunu nasıl yapmışlar diye hayrete düştüğümüz unutulamayacak bir gündü bizim için. Zor da olsa vedalaştık Universal Stüdyoları ile, rotamızı Disneyland’a çevirip. 

Hem küçüklere hem büyüklere: Universal Stüdyoları

Anlatabildiklerim dışında kelimelerin tanımlayamadığı anları, neler yaşadığımızı izlemek isterseniz videomuz aşağıdaki gibi...

Hem küçüklere hem büyüklere: Universal StüdyolarıLos Angeles turumuzun ön önemli noktalarından birisi Universal Stüdyoları. Kendinizi zaman zaman bir filmin en korkunç sahnesinde hissettiğiniz, yemeğinizi Frankenstein ile yediğiniz, tam bu dinazorlar gerçek değil diye düşünürken size doğru yaklaştığında ürperdiğiniz, izlediğiniz bir filmin sahnesinde kendinizi gördüğünüz muhteşem saatler. (Video: İpek Evci)

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle