GeriSeyahat Atatürk’ün izinde Anadolu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Atatürk’ün izinde Anadolu

Atatürk’ün izinde Anadolu

Bundan 81 yıl önce bugün saat 09.05’te, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk hayata gözlerini yumdu. 10-16 Kasım tarihleri arası Atatürk Haftası olarak kabul ediliyor. Biz de ulu önderimizin aramızdan ayrıldığı bugünde yaşamı boyunca iz bıraktığı yerlerden bazılarını gazeteci, tarihçi ve yazarlara sorduk. Anadolu’nun dört köşesinden, farklı boyutlarıyla Atatürk’ü hissedebileceğiniz yerleri anlattılar.

Saffet Emre Tonguç
Hürriyet Seyahat yazarı

Çocukluğunu geçirdiği yer

Atatürk Evi Müzesi, Selanik

 Atatürk’ün Selanik’te doğduğu, çocukluk ve gençlik günlerinin bir kısmını geçirdiği tarihi ev bugün ‘Atatürk Evi’ adıyla müze olarak gezilebiliyor. Apostolou Pavlu Caddesi, 17 numaradaki ev, Türkiye Cumhuriyeti Selanik Başkonsolosluğu ile aynı yerleşkenin bir parçası. Dolayısıyla sınırlarımız içinde olmasa da Türkiye toprakları içinde sayılıyor. Ev, 1878 yılı başlarında Atatürk’ün anne ve babası, Ali Rıza Efendi ve eşi Zübeyde Hanım’ın mülkiyetine geçmiş. Atatürk, 1881’de bu evde doğmuş, 1907’de önemli pek çok siyasi toplantıyı burada yapmış. 1911’de Trablusgarp’a gittikten sonra doğduğu kente bir daha hiç dönmemiş. Selanik Belediyesi, 1936 yılında evi satın alarak Atatürk’e hediye etti. Ev, tadilatlardan sonra 10 Kasım 1953’te müze olarak ziyarete açıldı. Sergilenen eserler arasında Atatür’ün frak yeleği, ayakkabı, şapka, kravat, ağızlık, tabaka, kibritlik, baston, kaşkol ve yemek takımı gibi kişisel eşyalar bulunuyor. Müze, resmi tatiller de dahil olmak üzere her gün saat 10.00 – 17.00 arasında açık. Giriş ücreti alınmıyor.

İlber Ortaylı
Tarihçi, yazar

Kurtuluş mücadelesine
adım attığı yer

Bandırma Gemi Müzesi, Samsun

Osmanlı İmparatorluğu’nda bir sancak o zaman Samsun... Yerleşik, kozmopolit bir yer. Kendince bir iskele... Fevkalade yetkili bir müfettiş paşa, İstanbul’dan gelmiş. Ancak arz-ı tazimle karşılanabilir. Öyle de oldu. O da fazla emir vermedi. Zaten Samsun’da bir şey yapmaya niyeti yoktu. Ama Samsun’a yaptığı yolculuk önemlidir. Çünkü o yol, Anadolu’ya geçiş yolu, o yolculuk da hedefe giden yolculuktur. Savaş, 19 Mayıs’ta Samsun’a adımını attığı gün başladı. Onu 1919’da Samsun’a getiren Bandırma Vapuru, 1924’te emekli edilerek Haliç’te söküldü. Gemi 2005’te orijinal çizimleri referans alınarak yeniden yapıldı. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Bandırma Gemi Müzesi’ne dönüştürüldü. Müzede Samsun ve ilçelerinden İstiklal Savaşı’nda şehit olan 1200 kişinin adlarının olduğu yazıt, Milli Mücadele’yi anlatan bronz rölyefler ve İstiklal Mücadelesi’nde kullanılan top, tüfek, torpido, denizaltı mayınları gibi savaş malzemeleri sergileniyor. Her günü 08.30 - 16.45 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Cahide Sınmaz Sönmez
Akademisyen, Çanakkale
18 Mart Üniversitesi

Milli Mücadele’nin
duyurulduğu yer

Saraydüzü Kışla Binası, Amasya

Amasya, Osmanlı devleti zamanında şehzadelerin yetiştiği bir kent olmanın yanı sıra ‘Amasya Tamimi (Genelgesi)’nin imzalandığı yer olarak da Cumhuriyet tarihinde büyük öneme sahip. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa, buradan Havza’ya, oradan da 12 Haziran 1919’da Amasya’ya gelmiş ve şehrin girişinde kentin ileri gelenleri tarafından coşkuyla karşılanmıştır. 21-22 Haziran gecesi Amasya’da hazırlanarak tüm mülki ve askeri yöneticilere gönderilen genelgeyle Milli Mücadele’nin amacı ve yöntemi belirlenmiş, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının imzasıyla tüm yurda duyurulmuştur. ‘Amasya Genelgesi’nin imzalandığı ‘Saraydüzü Kışla Binası’ 1986’da heyelan tehlikesi nedeniyle yıkıldı. Aslına uygun olarak tekrar inşa edilip, 2007’de açıldı. Yıl boyunca, sabah 08.00-17.00 arası ziyarete açık müzede Mustafa Kemal’in Amasya’ya gelişini canlandıran balmumu heykeller, burada kaldığı sürece gelişen olayların anlatıldığı bilgi panoları ve görseller yer alıyor.

Ömer Erbil
Gazeteci

Tarih sahnesinde gücünü gösterdiği yer

Conkbayırı, Çanakkale

Çanakkale Savaşları, Mustafa Kemal’in tarih sahnesinde gücünü göstermesini sağlar, düşman güçler Gelibolu Yarımadası’ndan ayrıldıktan sonra, ismi ‘Çanakkale Galibi’ olarak ün yapar. 18 Mart 1915’te düşman, Çanakkale Boğazı’ndan geçemeyeceğini anlayınca 24 Nisan sabahı yarımadaya karadan çıkarma yapmış ama 10 ay boyunca sahilden ileriye gidememişlerdir. Yarbay Mustafa Kemal, savaşın ileri safhalarında Anafartalar Grup Komutanı olur. 10 Ağustos 1915 günü taarruz emri verdikten kısa bir süre sonra, harekâtı yönettiği tepe yakınında patlayan bir bombadan kopan şarapnel parçası göğsünün sağ tarafına isabet eder. Cep saati sayesinde ölümden kurtulur ve kader Atatürk’ü Türk milletine bağışlar... İşte bu olayın yaşandığı Conkbayırı, o günkü izleri halen taşıyor. Gelibolu Yarımadası‘nın batı sahilinde, Kabatepe ile Suvla Koyu ve Rakımlı Tepe ile Besim Tepe arasında kalan tepenin ismidir Conkbayırı. Tepeden körfeze bakıp hayal kurduğunuzda yüzlerce gemiden atılan bombaların sizi tesiri altına aldığını rahatlıkla hissedersiniz.

Deniz Sipahi
Hürriyet Ege Temsilcisi

Kurtuluşun ardından kaldığı yer

Uşakizade Köşkü, İzmir

Atatürk denince İzmir’de çeşitli simge mekânlar var. İlki; ‘Uşakizade Köşkü’. İzmir Göztepe’de 1860 yılında yapılmış bir evdir. Atatürk ilk defa İzmir’in kurtuluşunun altıncı günü, 14 Eylül 1922’de Uşakizade Köşkü’ne gelmişti. Burada 16 gün kalıp; köşkü ‘Başkomutanlık Karargâhı’ olarak kullanmıştı. Atatürk, 29 Ocak 1923 tarihinde Latife Hanım’la Göztepe’deki bu köşkte kıyılan nikâh ile evlenmişti. İkincisi, Kordon’daki Atatürk Evi Müzesi. Bu ev modern Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomi politikalarının belirlendiği yerdir. Atatürk İktisat Kongresi için geldiği İzmir’de 13 Şubat 1923’te bu evi kullanmıştı. 13 Ekim 1926’da bina İzmir Belediyesi tarafından satın alınmış, Atatürk’e hediye edilmiştir. Atatürk 1930-1934 arasında İzmir’e beş kez gelmiş ve her gelişinde burada kalmıştır. Üçüncü yer ‘Latife Hanım Köşkü Anı Evi’dir. Köşk, Latife Hanım’ın ailesine aitti. Atatürk’ün annesi, Zübeyde Hanım son günlerini burada geçirmiş ve bu evde vefat etmişti.

Zeynep Bilgehan
Gazeteci

Cumhuriyet’in ilklerinin yaşandığı yer

Pembe Köşk, Ankara

Atatürk’ün Ankara’daki resmi evi Çankaya Köşkü’ydü. Ancak haftanın birkaç akşamını  birkaç yüz metre aşağıdaki ‘Pembe Köşk’te geçirirdi. Bu evde, Atatürk’ün ‘ikinci adam’ı İsmet İnönü i oturuyordu. Pembe Köşk, Ankara ‘da sosyal ve kültürel hayattaki pek çok ‘ilk’e sahne oldu. Atatürk’ün devrim çalışmaları burada gerçekleşti. 1927’de Ankara’nın ilk balosu burada verildi. Yemek odasının döşenmesinde Atatürk’ün emeği geçmişti. Atatürk, akşamları İnönü’ye telefon eder ve gelmek istediğini bildirirdi. Evde konukları için yemek yoksa kendisi getirirdi. Pembe Köşk, yılda iki defa ziyarete açılıyor. 1 Aralık 2019’a kadar ‘Demokrasiye Geçiş Çabaları: 1945-1950’ başlıklı sergi var. İçeride, Atatürk’ün yemek yediği sofrayı, Kurtuluş Savaşı’nda kullanılmış silahları ve İnönü’nün kişisel eşyalarını görebilirsiniz. Her gün saat 10.00-12.00 ve 13.00-17.00 arasında ücretsiz gezilebilir. İçeride İsmet İnönü’nün kızı Özden Toker, tüm ziyaretçileri bizzat gezdiriyor

Yıldırım Güngör
Seyahat yazarı, dağcı
Doğa sevgisini pekiştirdiği yer
Yürüyen Köşk, Yalova
Atatürk, 1 Ağustos 1929’da Bursa’ya giderken Yalova açıklarında bir çınar ağacı gözüne çarpar. Karaya çıkarak ağacın dibinde dinlenir. Ağacı çok sever ve buraya bir köşk yapılmasını ister. Köşk 22 günde yapılır. Ertesi yıl bir sorun çıkar; ağacın dallarından biri sürekli köşkün çatısını rahatsız etmektedir ve kesilmesi gerekir. Bunu duyan Atatürk ağacın dalının kesilmesi yerine köşkün taşınması emrini verir. 8 Ağustos 1930 tarihinde bina çevresindeki toprak kazılıp yapının temeline inilir. İstanbul’dan getirilen tramvay rayları döşenir ve bina 4.80 metre civarında kaydırılır. İki gün süren çalışmaların ardından ulu çınar ağacı kesilmekten kurtulur. O günden beri köşkün adı Yürüyen Köşk olarak kalır. Köşk ve ağaç tam 89 yıldır aynı yerde duruyor. Atatürk, bu olayla daha dünyada çevre hareketleri başlamadan onlarca yıl önce örnek bir çevre dostu olduğunu göstermiştir. Köşk, 2006’da müze olarak ziyarete açıldı. Pazartesi hariç her gün 09.00 - 17.00 arasında açık. Giriş ücreti kişi başı 2 lira.

Nezih Başgelen
Yazar

Arkeolojik çalışmaları
başlattığı yer

Vize Tümülüsleri, Kırklareli

Atatürk arkeolojiye özel bir ilgi duyuyordu. Bizzat başlattığı Trakya araştırmaları ve 1938’de Kırklareli’nin Vize ilçesinde bulunan eserlerle Dolmabahçe’deki son günlerinde dahi yakından ilgileniyordu. Atatürk’ün isteğiyle 1936 yılında Trakya’da arkeolojik araştırma ve kazılara başlanmıştı. Çalışmaların başında İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdür Muavini A. M. Mansel vardı. Mansel, 1938’de araştırma merkezi olarak Roma Dönemi’nde vasal Trakya Krallığı’nın merkezlerinden Vize’yi (Bizye)seçmişti. Buralarda 40 kadar tümülüs saptandı, kazılar yapıldı. Değerli eserler çıkarıldı. Prof. Dr. Afet İnan, Atatürk’ün son günlerinde bile arkeoloji ve kazılarla ilgilendiğini anlatır: “Hasta yatağında dahi Türk Tarih Kurumu’nun işleri ile alakadar olmaktan zevk duyardı. Bir gün Trakya höyüklerinde son çıkan eserlerden bahsetmiştim. O kadar alakadar oldu ki ‘O çıkan eserlerden bana getir, göreyim’ diye arzu gösterdi. Birkaç parça eşyayı müzeden alarak saraya götürdüm. Hepsini birer birer gördü. “Kral mezarından gelen eserler içindeki bir yüzüğü alıp parmağına takmış, “Onun da parmakları benimki gibi ince imiş” diyerek tablasına geri koyarak, “Devam ediniz, memleketimizin kültür tarihi zenginliğini daha çok bulacaksınız” demiştir. Bu yüzük şu an İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.

Sedat Bornovalı
Sanat tarihçisi, rehber

Gözlerini hayata yumduğu yer

Dolmabahçe Sarayı, İstanbul

Dolmabahçe Sarayı’nın inşası 1856’da Sultan Abdülmecit devrinde tamamlandı. Mustafa Kemal Atatürk, 1927-1938 yılları arasında Dolmabahçe’de yaşadı. Resmi çalışmalarını burada yürüttü, 10 Kasım 1938’de hayata gözlerini burada yumdu. Dolmabahçe, Atatürk’ten birçok hatıra barındırıyor. Saray, Atatürk’ün harf inkılabını hazırladığı yer olarak biliniyor. 1932 yılında Atatürk’ün bizzat takip ettiği 1. Türk Dil Kurultayı’nı ağırladı. ‘Selamlık’ güzergâhının son mekânı Muayede Salonu, Atatürk’ün 1927’de İstanbul’a yaptığı ilk ziyarette kentin ileri gelenlerini kabul ettiği yer olmanın yanı sıra vefatından sonra katafalkına da mekân oldu. Saray, 1984’te müze olarak ziyarete açıldı. Pazartesi ve perşembe günleri dışında Selamlık veya Harem bölümleri ayrı iki biletle ziyaret edilebiliyor. Atatürk’ün hayata gözlerini yumduğu mütevazı oda, ‘Harem’ bölümünde.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle