GeriSeyahat Sevimli çiçekçiler kafe ve pastaneler kenti
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Sevimli çiçekçiler kafe ve pastaneler kenti

Sevimli çiçekçiler kafe ve pastaneler kenti

Fotoğraf sanatçısı Timurtaş Onan’ı (51) en iyi tanımlayan sözcük hiperaktif olabilir. Durmadan fotoğraf çekiyor, hayatı fotoğraf etrafında dönüyor. Ülkelere, şehirlere fotoğraf çekmek için gidiyor, başka bir iş için gittiğinde de mutlaka fırsatını bulup fotoğraf makinesiyle sokaklara çıkıyor.

Fransa’nın Brötanya bölgesinin başkenti Rennes’e, geçen yıl bir fotoğraf sergisinin küratörlüğü için gitmişti. Onan, kafelerine ve şaraplarına hayran kaldığı kenti anlattı. "Fotoğraf çekmezsem gezmem." Timurtaş Onan’ın gezginlik anlayışını özetleyen cümlesi bu. Onan konu olarak çalışacağı yerlere gidiyor. Gölyazı, Akseki, Toroslar, Edirne, Londra gibi farklı birçok yere gidip saatlerce, günlerce çalışıyor. Bazen de başka vesilelerle gittiğinde bir yandan fotoğraf çekiyor. Kendi tercihiyle gittiğinde günlük hayatın içine girmeyi, yerel pansiyon ya da küçük otellerde kalıp bölge halkına yakın olmayı tercih ediyor. Otomobil kullanmadığı için yolda başkalarının eline teslim. Fotoğraf avı için uzun uzun yürüyor. "Büyük şehirde metroya binip halkın arasına karışmak çok güzel. Dağlara çıkıp doğa safarisi yaparsam asistanlarım araç kullanır ama ben kullanmayı bilmiyorum. Fotoğraf yürüyerek çekildiği için araç kullanmaya hiç merakım olmadı. Gideceğim yerlere yalnız gitmeyi seviyorum çünkü bir yere gidiyorum ve ben fotoğraf çekerken bazen aynı yerde 1 saat harcadığım için yanımdaki kişiler sıkılıyor, yürüyüp gidiyor. Onlar bir yeri görüp geçerken ben uzun uzun detay çekiyorum, yürüyen insanları çekmek için uygun anı bekliyorum. Yani şehirleri bir stüdyo gibi görüyorum."

METRODA TÜRKİYE SERGİSİ

Onan Fransa’nın kuzeybatısında bulunan Brötanya bölgesindeki Rennes kentine 2007 Kasımı’nda gitti. Önce Paris’e, ardından 1 saatlik uçuşla bu kente ulaştı. Rennes Belediyesi sponsorluğunda düzenlenen "Kültürler Yakınlaşması" haftasında metro istasyonunda Türkiye Kavşağı isimli bir serginin küratörlüğünü, ardından da kitap çalışmasını yaptı. Sergide Onan’la birlikte Yusuf Tuvi, İbrahim Zaman, İzzet Keribar, Sadık Demiröz, Haluk Uygur, Nadir Ede gibi
/images/100/0x0/55eabe9cf018fbb8f893f4b1
önde gelen Türk fotoğrafçıların 44 büyük baskı fotoğrafı yer aldı. Onan bu sırada Brötanya’nın başkenti sayılan Rennes’i de gezdi. "Küçük bir üniversite şehri. Merkezinde ortaçağdan kalma birçok bina bulunuyor. Sokaklarında gençler ağırlıkta. İçinden ufak bir nehir geçiyor. St. Anne’deki barlar akşamları gençlerle doluyor. Avrupa’nın birçok yerinde olduğu gibi hafta sonları neredeyse bütün dükkanlar kapalı, bazı meydanlarda sergi ve pazarlar kuruluyor. Rennes’de Le parc des Gayeulles, Le parc Oberthur, Le parc du Thabor gibi güzel park ve bahçeler, dört müze var. İki üniversitesi olan şehirde gençliğinin varlığı çok hissediliyor. Yaz aylarında müzik ve sinema alanında iki önemli festival düzenleniyor."

PASTANELERİN SUNUMUNA

VE ŞARAPLARA BAYILDIM

Timurtaş Onan, bölgeyi gezenlerin mutlaka Rennes’e uğramasını tavsiye ediyor. Kent kadar, çevresindeki kırların da kışın bile çok güzel olduğunu söylüyor: "Işık sürekli bulutların arasından süzülüyor. Kasım ayının ışığı da tam fotoğraf için uygun ışıktı. Rennes’in bir çok sanat müzesi var. Kentin çok sayıda kafesi ve bistrosu var. Buralarda oturanları izlemeyi, fotoğraflamayı sevdiğim için, cennet gibiydi. Ama bana göre Fransa’nın bir sorunu var: Yemek çeşitliliği az. Özellikle benim gibi vejetaryenler sorun yaşıyor. Kruvasan ve baget ekmek içine sandviç ya da Fransız yemek çeşitlerini seçmeniz gerekiyor. İtalyan lokantasını bile nadiren bulabiliyorsunuz. Buna karşın şarapları çok güzeldi. Fransa’nın her yerinde olan güzel şarapları orada da buldum. Yine Fransa’nın genelinde gördüğünüz özellikle pastanelerdeki sunum güzelliği Rennes’de muhteşemdi. Hediye dükkanlarındaki sunum bile çok akıllıcaydı. Kentin iki büyük bulvarı vardı. Birinde orta yaşlı normal halkı görüyorsunuz. 100 metre ilerde ise bir başka meydanda bir kilise ve önünde daha marjinal gençlerin takıldığı bir kafe var. Afrikalı ve Arap göçmeler de çoğunlukla bu meydanda, kimileri seyyar satıcılık yapıyor."

PAPAZLARIN GÖRKEMLİ ŞATOSU ADA ÜZERİNDE
/images/100/0x0/55eabe9cf018fbb8f893f4b3


Onan, Rennes’de "derli toplu güzel bir işletmeydi" dediği iki yıldızlı küçük bir otelde kalmış. Şehir içinde en sevdiği şekilde, yani yürüyerek gezmiş. Gezisinin ikinci bölümünde bir saatlik otomobil yolculuğuyla Normandiya bölgesine geçerek küçük bir ada üzerine kurulu şato Mont St. Michel’e gitmiş. Papazların yaptırdığı bu görkemli şato ve kıyısında oluşan gel-gitten çok etkilemiş. "Biz gittiğimizde sular çekilmişti. Burası muazzam bir kale. İçinde girdiğinizde birçok dükkan, kafe ve pastane var, şatonun içi gece kalan kimse olmamasına rağmen gündüz sanki gerçek bir kasaba gibi yaşıyor. Şatonun yakınlarında minik oteller ve pansiyon olarak kullanılan köy evleri var. Burada 30-35 Euro’ya kalınabiliyor."

En sevdiği beş yer

á Atina á Paris á Kahire

á Şirince á Adana

seyahatte ne okuyor

Paul Auster, Bukowski, Dostoyevski gibi yazarları

ne yiyor ne içiyor

Yerel yemekleri, sebze, peynir, vejetaryen yemekleri

ne giyiyor

Blucin, mont, genelde rahat spor bot ve ayakkabı

nerede kalıyor

Orta halli küçük otel ya da pansiyon

neyle seyahat ediyor

Uçakla gidip, toplu ulaşım araçlarıyla ve yürüyerek

çantasının vazgeçilmezleri

Fotoğraf ekipmanları, şapka

kiminle seyahat ediyor

Yalnız ya da fotoğrafçı arkadaşlarıyla

oradan ne alıyor

Arkadaşlarına mıknatıs, anahtarlık gibi hediyeler
False