Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    Sanat ve müzik bağlamında konservatuvar eğitimi

    Prof. Dr. Adnan KOÇ - İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Müdürü
    27.07.2015 - 09:00 | Son Güncelleme:

    Sanat, sanat için midir yoksa toplum için mi” sorunsalı hararetle tartışıladursun en temel yaklaşımla sanat bir güzellik, uyum ülküsünü dile getiren yapıtlar yaratılmasını amaç edinen insan etkinliğidir. Sanatçı daima güzeli ararken, ortaya koyduğu ürünle de hoşa gideni yaratma çabasındadır.

    Bu amaçla hangi yönünden bakarsanız bakın sanat herkes içindir. Görsel sanatların alt dalları olarak ön plana çıkan müzik, resim, heykel, mimari, tiyatro vs. insanlarda estetik açıdan zevk uyandıran alanlardır. Sanatın bir amaç mı yoksa belli bir amaca hizmet eden bir araç olarak mı algılandığı son derece önemli.

    Zira sanatta eğitim denilince, sanat kavramı merkezinde yetkinleşmeye ve uzmanlaşmaya götüren bir anlayışın ifadesi anlaşılırken sanat yoluyla eğitim ise öğrenme kapasitesinin eğitim odaklı geliştirilmesini hedefleyen bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Öte yandan sanat için eğitim, sanatın özünü anlamaya ve hem teknik hem de estetik açıdan onu takdir etmeye yönelik bir anlam içerirken sanat ve hobi ilişkisinde ise bir yaşam stilinin oluşturulması sürecinde estetik kaygıların ön plana çıktığını söylemek mümkün.

    Yetenek nasıl keşfedilir, nasıl ölçülür ve geliştirilir?

    Sanatın alt dallarından biri olan müzik ve onun eğitimi, birçok değişken parametreyi bünyesinde bulundurmasından dolayı çok tartışılan bir alandır. Müzik ve eğitimi denildiğinde akla hemen ‘yetenek’ gelir. “Yetenek nasıl keşfedilir? Nasıl ölçülür ve geliştirilebilir?” gibi sorular günümüzde çok sıkça tartışılıyor.

    Yetenek, kısaca ilgili alandaki doğal yatkınlık ve hazır bulunuşluktur. Güzelliğin kendiliğinden ortaya çıkmasıdır. Sözgelimi seslere karşı duyarlı, nota bilmese de sesleri ayırt edebilen ve tanıyan, müziğin dikey ve yatay yapısının farkına varabilen, müziğe eşlik edebilen, müziği hafızasında tutabilen, melodinin yanı sıra ritmi algılayan, müzik enstrümanlarına karşı ilgisi ve çalmaya yatkınlığı olan, öğrendiği müzikleri doğru biçimde söyleyen bir birey müzik alanında yeteneklidir. Bu özelliklerin birden fazlasına veya hepsine sahip birey geliştirilebilir müzik potansiyeli ve gücüne sahiptir. Peki, böyle biri müzikal açıdan kendini geliştirebilmek için ne yapmalı? Bunun için nasıl bir yol izlemeli?

    Öncelikle birey, müziğin hayatının merkezinde durup durmadığına ve vazgeçilmezi olup olmayacağına karar vermeli. Karar olumlu ise bu kişi ciddi bir eğitim yaklaşımı ve sürecini göze almalı ki bir müzik okulunda eğitim almak ve donanmak bunun en etkili yoludur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki konservatuvarda veya diğer müzik okullarında eğitim alınmaya karar verilsin ya da verilmesin, yetenek önemlidir ancak tek başına asla yeterli değildir. Başarının onda biri yetenek ise geri kalanı, periyodik çalışma ve emek vermedir.

    Nasıl bir konservatuvar eğitimi tercih edilmeli?

    Kuruluş misyonu ve vizyonu çeşitli farklılıklar gösterse de konservatuvarlar genel olarak müzik üzerine yapılandırılmışlardır. Üniversiteler bünyesinde yer alan bu kurumlar, müzik bölümlerinin yanı sıra dans, bale, tiyatro, opera gibi sahne sanatları bölümlerini de içerebilirler. Bununla birlikte ülkemizdeki konservatuvarların, Avrupa Müziği (Batı Müziği) eğitimi veren devlet konservatuvarı ile Türk müziği devlet konservatuvarları olarak iki büyük gruba ayrıldığını söylemek mümkün.

    Türkiye’de, Türk müziği alanında kurulan ilk konservatuvar olan İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı; Çalgı, Ses Eğitimi, Kompozisyon, Müzik Teknolojileri, Müzik Teorisi, Müzikoloji ve Türk Halk Oyunları Bölümlerinin Avrupa-Bologna kriterlerine tam uyum sağlayan anasanat/anabilim dalı yapılanması ile üst düzeyde eğitim veren kurum olarak dikkat çekiyor.

    Burada eğitime başlayan öğrenciler, Avrupa müziği eğitimi veren devlet konservatuvarlarından farklı olarak Batı müziği temelleri üzerinde geleneksel Türk halk müziği ve klasik Türk müziğinde uzmanlaşarak çok yönlü eğitime sahip olma şansını yakalıyorlar. Nitekim okulun çalgı bölümünde ana branş olarak piyanodan bağlamaya, gitardan neye, obuadan kemençeye kadar 22 farklı çalgının eğitimi veriliyor.

    Benzer şekilde İTÜ TMDK’nın Müzik Teknolojileri Bölümü, Çalgı Yapım Programında hem Avrupa müziği çalgıları hem de Türk müziği çalgılarının yapım eğitimi alınabiliyor. Diğer bir deyişle Batı ve doğu çalgıları aynı tezgâhta buluşuyor. Bu bölümün ses tasarımı programı ise rağbet gören güncel çalışma alanı ve çağdaş uygulamaları ile geleceğin cazip meslekleri arasında yerini aldı. Geniş yelpazedeki bu kapsamlı eğitimin karşılığı ise mezunlarının başarılarıyla ve ülke müzik gündemine yaptıkları katkıyla alınıyor.

    İTÜ TMDK öğrenci kabul koşulları ve snav kriterleri neler?

    Lise veya dengi bir okuldan mezun olan, o yılın Yükseköğretime Geçiş Sınavı’na (YGS) girerek kayıt için ilan edilmiş puanı alan ve konservatuarca bölümlerin özelliklerine göre belirlenen yaşa uygun aday öğrenciler, özel yetenek sınavlarına girmek için kayıt yaptırabilirler.

    Genel olarak özel yetenek sınavları eleme ve kesin kabul sınavı olmak üzere iki aşamada yapılır. Bu sınavların, soru tipleri benzer olmakla birlikte baraj puanları ve zorluk seviyeleri farklıdır. Eleme sınavı genellikle müziksel işitme (tek ses, çift ses, üç ses), ezgisel bellek (melodi algılama ve tekrarı) ve ritimsel bellek (ritim algılama ve tekrarı) kısımlarından oluşur.

    Kesin kabul sınavında ise başvurulan bölümün amaçlarına yönelik adayın, mesleki alandaki kişisel özellik, bilgi ve becerisi yanında genel müzik bilgisi ve yeteneği test edilir. Eleme ve kesin kabul sınavı arasında seviye farkının dışındaki en belirgin ayırım, kesin kabul sınavının kontenjanlar ile sınırlı olmasıdır. Zira eleme sınavında her aday başarılı olabilir ancak kesin kabul sınavında baraj puanını aşan her aday kontenjana yerleşemez. Bu bakımdan ikinci aşamada rekabet en üst seviyededir.

    Konservatuvar mezunlarının günümüzdeki iş olanakları

    Konservatuarın temel amacı sanatçı adayları yetiştirmektir. Mesleki alanı ister çalgı, ister ses, isterse dans olsun asıl amaç kuvvetli müzik altyapısıyla donanmış, branşında üst düzey tekniğe sahip ustalar yetiştirmektir.

    Konservatuvardan başarıyla mezun olanlar, aldıkları ihtisas alanlarına göre çalgı icracısı, ses icracısı, dansçı, çalgı yapımcısı, müzikolog, teorisyen, tonmayster, bestekar, aranjör, orkestra şefi, akademisyen, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda öğretmen (formasyon almaları halinde) olabilirler.

    Türkiye Radyo Televizyon (TRT) Kurumu ya da Kültür Bakanlığı’na bağlı orkestralar ve korolar, devlet ve vakıf üniversiteleri, özel okullar, özel müzik dershaneleri, özel müzik mekânları, kayıt stüdyoları, diğer canlı performans platformları konservatuvar mezunları için potansiyel çalışma alanlarıdır.

    Etiketler: egitim
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı