Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Peki ya delileri ne yapacağız?

    KEMAL VAROL kemalvarol21@gmail.com
    18 Mayıs 2017 - 11:01Son Güncelleme : 18 Mayıs 2017 - 11:01

    Salman Rushdie’ye göre çağdaş Hindistan öykücülüğünün tartışılmasız ustası Saadat Hasan Manto’nun ‘Tobe Tek Singh’ adlı başyapıtı, bir yandan bir akıl hastanesindeki delileri dinlerine göre paylaşmaya çalışan iki devletin politikalarını iğnelerken diğer yandan da bölünme fikrine itirazını dile getiriyor.

    Yıl 1947’dir. Büyük etnik ve dini kıyımlardan sonra Hindistan ve Pakistan nihayet bölünmüş, sınırlar emniyete alınmış, sınırın iki yakasına iki ayrı bayrak asılmış, ülkeler coğrafyası haritaları revize edilmiş, siyasi ve adi mahkûmlar takas edilmiş, iki ülke arasındaki ihtilaflı meseleler kısmen de olsa çözüme kavuşmuştur. Görünürde herkes bu bölünme meselesine razı olmuş, kendi sınırlarına çekilmiş gibidir. Ancak bir süre sonra, iki ülke arasında acilen çözülmesi gereken önemli bir sorun daha ortaya çıkar. Müslüman akıl hastaları Hindistan’da, Hindu ve Sih akıl hastaları Pakistan’daki akıl hastanelerinde kalmıştır ve onların da takas edilmesi gerekmektedir. Ülke bölünsün diye yıllarca mücadele verenler için bölünme fikri kolaydır. Ancak delilere ülkenin bölündüğü ve artık yeni ülkelerine gitmeleri gerektiği nasıl anlatılacaktır? Sınırın diğer tarafına çoktan geçip aklından vazgeçmiş delilere yeni ülke kavramı nasıl kavratılacak, dahası gitmemekte ısrar edenler nasıl ikna edileceklerdir? 

    Tarıq Ali’ye göre bir başyapıt olan ‘Toba Tek Singh’, 1954 yılında yayımlandığında, edebiyat çevrelerinde geniş bir yankı uyandırmış ve bu öykü en iyi bölünme öyküsü olarak gösterilmişti. Salman Rushdie’ye göre çağdaş Hindistan öykücülüğünün tartışılmasız ustası olan Saadat Hasan Manto’nun bu başyapıtı, bir yandan bir akıl hastanesindeki delileri dinlerine göre paylaşmaya çalışan iki devletin politikalarını iğnelerken diğer yandan da bölünme fikrine itirazını dile getirir. Gerçekte, Saadat Hasan Manto’nun kendisi de tıpkı kitabında anlattığı deliler gibi, bu bölünme esnasında arada derede kalmıştır. Sonuçta edebi üretimini sürdürdüğü Hindistan’dan ayrılıp Pakistan’a yerleşmiş ama kendi ırkı ve dininden olanlarla da başı beladan kurtulamamıştır. Hindistan’dayken bir Pakistanlı olarak ‘öteki’ olmanın baskısını her vakit üzerinde hissetmiş, sonunda yerleştiği kendi ülkesi Pakistan’da ise yeterince ‘milli’ bulunmadığı için devamlı baskı görmüştür. Manto, muhtemelen, alkolizm tedavisi yüzünden iki kez yatırıldığı akıl hastanesinde bu başyapıtını yazma şansına erişmiştir. Nitekim, “Saadat Hasan Manto, deliliği gerçek dünyadaki bu hadsiz çılgınlıkla karşılaştırırken tımarhanedeki normalliği keşfetti,” diyecektir Tarıq Ali, “Deliler, nasıl bir suç işlenmiş olduğunu, bölünmeyi kabul etmiş politikacılardan daha iyi anlıyorlardı.”

    Hikâye içinde hikâye
    Türkçeye ilk kez çevrilen ve çok etkileyici bir ironik hat üzerinden ilerleyen ‘Toba Tek Singh’, tıpkı bölünme karşıtı yazarı Manto gibi, delilerin bu yeni ülke kavramı hakkındaki dirençlerini gözler önüne seriyor. Manto, bu kitabıyla, bir yandan akıl hastanesinden panoramik bir görüntü sunarken, diğer yandan da ‘bölünme’ fikrinin kendisini tartışmaya açıyor. Hastanede yatanların tümü akıl hastası değildir aslında. Aralarında aileleri tarafından yetkililere rüşvet verilerek akıl hastanesine gönderilmek suretiyle idamdan kurtarılan katiller de vardır. Ancak hastabakıcılar da dâhil olmak üzere, akıl hastanesindeki hiç kimse iki ülkenin neden bölündüğünü, şimdi ne olacağını bilememektedir. Dahası, akıl hastaları yeni ülkelerine gitmek istememektedir. Öykünün en çarpıcı yerinde, bir akıl hastası bu baskıya daha fazla dayanamaz ve bir ağaca tırmanır. Manto, bu kısa hikâye içinde anlattığı kısa kısa hikâyelerle bir kez daha hem yazarlık gücünü hem de asıl niyetini belli eder: “Akıl hastası, Hindistan-Pakistan, Pakistan-Hindistan döngüsünü düşüne düşüne kafayı daha da yedi. Bir gün yeri süpürürken bir ağaca tırmandı ve büyük bir dalın üzerine oturup iki saat boyunca Hindistan ve Pakistan mevzusu üzerinde nutuk atıp durdu. Görevliler ona aşağı inmesini söyledikçe o daha da yukarılara tırmandı. İkaz edilip inmesi için tehdit edilince de: “Ben ne Pakistan’da yaşamak istiyorum ne de Hindistan’da... İşte tam bu ağacın üstünde yaşamak istiyorum,” dedi.
    ‘Toba Tek Singh’le aynı anda yayımlanan ve Hindistan-Pakistan ayrılığı ekseninde Saadat Hasan Manto’nun hayatına yer veren ‘Bölünmenin Acısı’ adlı biyografisinden öğrendiğimize göre, Manto, Hindistan ve Pakistan bölündükten tam sekiz yıl sonra, 42 yaşındayken öldüğünde geride yirmiye yakın hikâye kitabı ve çok sayıda radyo oyunu ile film senaryosu bırakır. Ölmeden önce, mezar taşına şunların yazılmasını istemiştir: “Saadat Hasan Manto burada yatıyor. Kısa hikâye anlatıcılığı da onunla birlikte burada, toprağın altında artık... Tonlarca toprağın altında bile hâlâ kendisinin mi yoksa Tanrı’nın mı daha iyi bir kısa hikâye yazarı olduğunu merak ediyor.”

    Peki ya delileri ne yapacağız
    TOBA TEK SINGH
    Saadat Hasan Manto
    Çeviren: Arzu Çiftsüren
    Zoom Kitap, 2017
    141 Sayfa, 17 TL

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı