GeriSeyahat Paris ve Londra belediyesi 4x4’lere savaş açtı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Paris ve Londra belediyesi 4x4’lere savaş açtı

Paris ve Londra belediyesi 4x4’lere savaş açtı

Londra ve Paris belediyeleri 4x4 tipi arazi araçlarının şehir içinde dolaşmasını engellemek için bir dizi önlem almaya hazırlanıyor. Belediyeler araçların çevreyi kirlettiğini, park sorunu yarattığını, yayaların güvenliğini tehdit ettiğini ve ‘görgüsüzlük simgesi’ olduğunu düşünüyorlar. Londra belediye başkanı 4x4 sahiplerini ‘idiot’ (aptal), Paris belediye başkanı ‘ölüm makineleri’ olarak tanımlıyor.

Londra Belediye Başkanı Ken Livingstone’un şehir içinde arazi araçlarıyla dolaşanları ‘idiot’ (aptal) ilan etmesinden sonra, Paris Trafik Müdürü Denis Baupin de bu kişileri ‘ölüm makineleri’ne benzetti. Her iki kentte de, şehir içinin dar ve sıkışık yollarında dolaşan tonlarca ağırlıktaki arazi araçlarına karşı ciddi tepki var.

Paris’te kent yönetimi bu araçların ‘amaç dışı’ kullanımını engellemek için her türlü önlemi almaya hazır. Başbakan Jean-Pierre Raffarin başkanlığındaki hükümet, gelecek yıldan itibaren özellikle çevreye en çok zarar veren araçları alanlara sürpriz hazırlıyor.

Hükümet özellikle neredeyse kamyon sınıfına girebilecek ‘ağır sıklet’ ve dizel motor modellere üç bin 200 Euro’ya kadar çıkabilecek yeni çevre vergisi getirmeyi tasarlıyor. Vergi alınırken göz önünde bulundurulacak kriterler araçların benzin tüketimi ve egzoslarından çıkan zararlı maddelerin miktarı olacak. En fazla karbondioksit serbest bırakan 18 model aracın 14’ünün cip olduğu belirtiliyor.

Paris Trafik Müdürü Baupin, şehir içi trafiğine giren ‘dört çeker’lerin normal araçların park alanlarına sığmadıkları için kaldırımlara park ettiklerini ve yayalar için tehlike oluşturduklarını söylüyor. Şehir yönetimi, polise ve belediye görevlilerine, ciplerin başkentin sokaklarında dolaşmalarını zorlaştırmak için her türlü yasal yönteme başvurma yetkisi verdi. Kent halkına da özel otoparklara ciplerin alınmasına izin vermemeleri çağrısı yapılıyor.

Çevreciler, şehir içinde 20 litreye kadar benzin yutan ve arazide kullanılmak üzere tasarlanan ‘dört çekerler’i hava kirliliğini artırmak, park sorunun büyümesine ve ölümcül kazalara neden olmakla suçluyor. Merkezi Paris’te bulunan üç çevreci grup ‘Tuvalu’ adını verdikleri bir ödül dağıtıyor. Ödül adını Pasifik Okyanusu’ndaki bir grup adacıktan alıyor. Tuvalu adalarının, dünyanın geleceği için  tehdit oluşturan global ısınmanın sonucu sular altında kalacağı ve yok olacağı belirtiliyor.

Paris’te giderek büyüyen 4x4 öfkesine karşın, 2003 yılında arazi araçlarının satışı yüzde 31 arttı Fransa’da trafiğe çıkan araç sayısında ise yüzde 2.3’lük düşüş yaşandı.  Fransız arazi aracı sahiplerinin oluşturduğu dernek ise tüm bu önlemleri ‘1 milyon Fransız ailesine karşı ayrımcılık’ olarak değerlendiriyor.

Lüks malların yeni kalesi Çin

Uzun bir dönem alışveriş çılgınlığı yaşayan Japonların yerini Çinliler almaya başlıyor. Tokluk dönemi yaşayan Japonlar artık paralarını kültür ve gastronomiye harcıyor.

The Economist’in yaptığı araştırmaya göre, Çin’de 10-13 milyon potansiyel tüketici var. Uluslararası şirketlerde çalışan genç yönetici sınıfından oluşan bu tüketici grubu, Pekin, Şanghay ve Dalian gibi büyük şehirlerde yaşıyor.

Çin seferine çıkan lüks markaların başını Armani çekiyor. 2008 yılına kadar anakara Çin’de 20-30 mağaza açmayı tasarlıyor. Prada, önümüzdeki iki yıl içinde 40 milyon dolar yatırım yapacağını ve yedi olan mağaza sayısını 15’e çıkaracağını söylüyor. Louis Vuitton, eylülde Şanghay’da ilk mağazasını açacak ve yıl sonuna kadar bu sayıyı 13’e çıkaracak.

Seyahate ve alışverişe para harcayan Çinliler’in en sık gittikleri yer Hong Kong. Çinliler, lüks markalarla önce burada tanışıyor. Çinliler bu yıldan itibaren 12 AB ülkesine seyahat etme özgürlüğüne de sahip olacaklar.

Louis Vuitton’un Çin’deki Genel Müdürü Zanardi, Paris’e giden Çinliler’in iki yıldızlı otellerde kalıp, ucuz Çin yemeği yediğini ve tüm paralarını alışverişe harcadıklarını söylüyor. Marka tutkusu öyle bir hal almış ki, markaların sahtesini alanlar bile mağazaya gidip satıcıya sahtesiyle gerçeği arasındaki farkı soruyormuş.

İngiltere Euro’ya ‘yumuşak geçiş’ yapıyor

Avrupa Birliği’nin (AB) ortak para birimi Euro resmi olarak İngiltere’de kullanılmıyor. Turistik yerlerde ise Kraliçe’nin süslediği sterlinler yerini yavaş yavaş Euro’ya bırakıyor. Hediyelik eşya satan dükkanların çoğunda cama ‘Euro kabul edilir’ yazıları asılmış. Pansiyonlar ve otellerde de Euro tedavüle girmiş. Harrods mağazasında ise para üstünü sterlin olarak almayı kabul etmek şartıyla Euro ve ABD Doları’yla alışveriş yapmak mümkün. Londra ve çevresinde dört bin telefon kulübesinin Euro kabul ettiği üzerine yapıştırılan çıkartmalarla ilan ediliyor.

False