GeriMehmet Yavuz Ayrıntı Hastalığını Daha Önce Duydunuz mu?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ayrıntı Hastalığını Daha Önce Duydunuz mu?

Ayrıntı Hastalığını Daha Önce Duydunuz mu?

"Bazı insanların işleri bitmek bilmez. O kadar titizdirler, ayrıntılarla o kadar çok ilgilenirler ki giyinmeleri, soyunmaları, yüzlerini yıkamaları, evden çıkmaları saatler sürebilir. Birlikte yaşadıkları kişileri çıldırtırlar. Her yere genellikle geç kalırlar. İş yerinden en son çıkanlar da çoğunlukla bu kişilerdir. Ayrıntıya kapılıp gitmek onların hayatlarının ana parçasıdır. İşte bu kişilerde ayrıntı hastalığı ya da obsesif yavaşlık vardır."

Ayrıntı hastalığı olan hanım ve beylerin, evlerinde ve ofislerindeki işleri bitmediği gibi, evden dışarı çıkmaları da tam bir işkencedir. Defalarca üst baş düzeltilir, etraf kontrol edilir. Hele bir de davet, düğün, toplantı gibi bir etkinlik varsa aynanın ya da gardırobun karşısında saatler geçirilir.

Evden çıkmadan her şey en az birkaç kere kontrol edilir. Tüp veya kombi kapalı mı, pencereler kapalı mı, elektrikli cihazların fişleri çekilmiş mi, musluklar sıkı sıkıya kapatılmış mı? Bu arada sehpadaki gazete oradan kaldırılıp eski gazetelerin arasına özenle yerleştirilir, halıdaki bir renk değişikliği bile o anda fark edilir. Hatta televizyonun kapatılıp kapatılmadığına tekrar bakılır, o arada uzaktan kumandaya gözü takılır, itina ile alınıp yerine konulur. Nihayet mutfağa girilip yine tüp ya da doğal gaz tekrar kontrol edilir, derinin hasar görmemesine itina göstererek ayakkabılar giyilir, tam çıkılacakken portmantonun aynasında makyajını ya da saç düzenini beğenmez tekrar eve geçilir ve aynı ritüel tekrarlanır.

Ayrıntı hastalığı bir OKB yani takıntı hastalığı mıdır?

Ayrıntı hastalığı ve obsesif yavaşlığı olan bu kişilerin sabit bir takıntıları yoktur. Fazla el yıkayabilirler ama hayatlarını ağır bir takıntı hastalığı gibi el yıkamaya veya tekrarlayan davranışlara adamış değillerdir. Kapıları, pencereleri fazla kontrol edebilirler ama bu hayatlarını kabusa çevirmez. Bunların asıl problemi; bütün işlerini hata yapmamak için ayrıntıya dalarak son derece titizlikle yapmalarıdır. Aslında bu kişiler ‘uyuşuk’, ‘mıymıntı’  da değildirler. Kusursuzluk peşinde koşan ve ayrıntıya aşırı takılan insanlardır. Ancak her takıntılı, ağaca bakarken ormanı gözden kaçırır, ormandaki diğer güzelliklerin farkına varmaz ve ayrıntıda boğulur. Bu yüzden de bir türlü kusursuzluğa erişemez. Kendisine de çevresindekilere de hayatı çekilmez hale getirir. Diğer taraftan ayrıntı probleminin her zaman için Obsesif Kompulsif Hastalığa (OKB) dönüşme ihtimali vardır. Dolayısıyla bu kişiler potansiyel olarak OKB hastalığına yatkın kişilerdir.

Ayrıntı hastalığı, bürokrasiyi de kilitler

Ayrıntı hastalığının en fenası bürokraside görülür. Kişi eğer önemli bir mevkide ise gelen evrakları incelemesi saatler sürer. Tüm genelgeleri, yönetmelikleri defalarca okumasına rağmen yeni gelen bir talimat durumunda bunları tekrar tekrar gözden geçirir. Bir karar vermesi ise tam bir olaydır. Üst mevkilerdeki şeflerine sorar soruşturur, yanındakilere danışır daha kötüsü yazışmalar yapar. Bu arada vatandaşın işi gecikmiş ya da gecikmemiş onun umurunda bile değildir. Eğer vatandaşla bire bir olduğu bir konumda ise bir türlü işi bitirip teslim edemez ve vatandaş bekler de bekler. Başka bir memurun 2 dakikada yapıp teslim ettiği işi, bu kişilerin halletmesi saatler sürer. Bürokrasinin tıkanmasına neden olan şeyler böyle mükemmeliyetçi, ayrıntı takıntısına sahip kişilerdir. Bu karakterdeki kişiler, iş bitirip sorumluluk almaktansa işi yokuşa sürüp riskten uzak durmak isteyebilirler.

Ayrıntı Hastalığını Daha Önce Duydunuz mu

Ayrıntı hastalığı ya da obsesif yavaşlık geneli elden kaçırmak mıdır?

Fazla ayrıntı ile meşgul olan kişilerin her zaman geneli elden kaçırma ihtimalleri vardır. Bu nedenle parçanın genelini göremezler ve ayrıntıda boğulurlar. Bu da başarı şanslarını tehlikeye düşürür. Eğer idareci mevkidelerse alttaki elemanları iyi sevk ve idare edemezler. Hata yapılır korkusu ile sorumlulukları paylaşma yoluna da gitmezler. Böylece hem çok fazla çalışırlar hem de başarıyı yakalayamazlar.

Peki, başarı ayrıntılarda gizli değil midir?

Evet, başarıların arkasında ayrıntıları görmek vardır ama geneli kaçırarak ayrıntılara takılmak başarı getirmez. Parçanın bütününü görerek ayrıntılara nüfuz etmek önemlidir. Zaten bütünü gözden kaçırarak kontrolsüz ayrıntılara dalmak, başarı değil, başarısızlık getirecektir.

Ayrıntı hastalığı, ilişkileri de zedeler

Kadınları mutlu etmede sıkıntı çeken erkekler, ayrıntılara takıntılı olan kadınlardan uzak durmaya çalışırlar. Bir kadın, erkeğinde ayrıntılara ne kadar çok dikkat ederse o kadar çok hata bulmaya başlayacaktır. Bu da kadının ilişkisinde mutsuz olmasına neden olacaktır. Her ayrıntısı mükemmel ve her detayını kendisi düzeltebilen mükemmel bir erkek yoktur. Bu yüzden küçük ayrıntılara takılmak ilişkinin sonunu getirebilir. Bu ayrıntı hastalığı devam ettikçe insan mutsuzluktan kurtulamaz. Tabi ki bu durumun tersi de mümkündür. Bir kadının mükemmeliyetçi ayrıntı takıntısı olan bir erkekle birlikte olması da aynı derece zordur. Nitekim ayrıntının yoğunluğu arttıkça ilişkinin zorluğu da artar. Elbette ki ayrıntılara önem veren erkekler kadınların hoşuna gider. Ancak burada kastettiğimiz ilişkiyi boğan, bunaltan anormal ayrıntı takıntısıdır. Yoksa ilişkinin genelini gözden kaçırmayan kontrollü ayrıntılar, erkek olsun kadın olsun herkesin hoşlanacağı davranışlardır. İlişkinin bütününü dikkate almayıp ufak bir ayrıntı noksanlığında, bunu abartarak tüm yaşama mal etmek ve parçanın tamamını gözden kaçırmak evlilikleri de ilişkileri de tehlikeye atan bir unsur olabilir. Bu nedenle çiftlerin mükemmel insan olmayacağını, herkesin kusur ve kabahatlerinin olabileceği bilinciyle hareket ederek; ayrıntılarda boğulmamaları ve hayatlarına dar açıdan değil genel perspektiften bakmayı bir davranış tarzı haline getirmeleri gerekmektedir.