GeriSeyahat Kredi kartı gezginleri çoğalıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Kredi kartı gezginleri çoğalıyor

Kredi kartı gezginleri çoğalıyor

Kredi kartları arasındaki rekabetin kızışması, birbirini izleyen kampanyalar milleri kullanarak yapılan seyahatlerin cazibesini artırdı. Mil programlı kredi kartı kullanıcıların sayısı katlanarak çoğalıyor. Alışverişlerini ücretsiz uçuşa çeviren, hobilerinin peşinde seyahat eden gezginlere tecrübelerini sorduk. Gezilerini ve millerini kullanma yöntemlerini anlattılar.

SEDA BİNBAŞGİL
Akçaağaçları görmek için iki kez New England’a gittim


Seda Binbaşgil (51) radyo programcısı, Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri Bölümü’nde “Cazın Tadına Varmak” başlığıyla ders veriyor. Üniversite yıllarından bu yana dünyayı geziyor. Şimdilerde yılda en az dört kez, eşiyle birer haftalık yurdışı tatili yapıyor. Bu yolculuklarda kredi kartı millerini kullanıyor. Binbaşgil çifti gezi konusunda işbölümü yapmış. Seda Binbaşgil gidilecek yerle ilgili ön araştırmayı yapıyor, bankacı Hakan Binbaşgil millerle en avantajlı biletleri alıyor. Akçaağaç sevdasına, 1999’daki ABD yolculuğunda tutulduklarını söylüyor Seda Binbaşgil. “İş için gittiğimiz Seattle’dan otomobil kiralayıp ülkenin kuzey doğusunda, Kanada sınırındaki New England bölgesine tura çıktık. Sonbahardı, akçaağaçlar sarıdan kırmızıya gözalıcı renklere boyanmıştı. Hayran olduk ve bu bölgede uzun bir geziye çıkmayı planladık...” Çift bu geziden dönüşte bahçeli bir eve taşınınca Seda Binbaşgil akçaağaç koleksiyonu oluşturmaya girişmiş. Bugün evinin
/images/100/0x0/55ea4d4ff018fbb8f876fb22
bahçesinde çoğu Japon kökenli olmak üzere 30 farklı türde akçaağaç bulunuyor. Her sonbaharda bahçesi ressamların paletindeki renk zenginliğine bürünüyor. Binbaşgil çifti, yine millerini kullanarak 2008 ve 2009’da New England’da akçaağaç turuna çıkmış. Sonbaharda akçaağaçların New England’da önemli bir turizm hareketi oluşturduğunu, binlerce kişinin bu güzelliği seyretmek için bölgeye gittiğini söylüyor Binbaşgil. “Eylül ortasından ekim sonuna kadar süren, renklerin en güzel olduğu dönemde internet siteleri, hatta özel radyo istasyonları yaprakların renklenmesi ve en iyi gözlem noktalarıyla ilgili güncel bilgi veriyor. Vermont’ta bağbozumu turlarına benzer etkinlikler düzenleniyor, hatta akçaağaç şurubu festivali yapılıyor. 2008’de Main’deki Acadia Ulusal Parkı’na, ertesi yıl New Hampshire’daki White Mountains Ulusal Ormanı, Vermont’taki Green Mountain Ulusal Parkı’na gittik. Acadia’nın çok farklı meşe türleri, huş ve acı fındık gibi renklenen ağaçlardan oluşan zengin bir bitki dokusu var. Bunlar sonbaharda doyumsuz tablolar oluşturuyor. Akçaağaç türleri açısından en zengin ulusal park Vermont’ta. Burada, şeker akçaağacı, gümüş akçaağacı gibi çok sayıda tür gördüm. New Hemshire’daki park, diğer iki parkın karışımı gibi. Tüm bu ulusal parklar öylesine güzel düzenlenmiş ki, herbirinde dört, beş gün farklı rotalardan yürümek, bisiklet turuna çıkmak mümkün. Vermont, ABD’nin en ünlü akçaağaç şurubu üreticisi. Bal gibi yoğun kıvamda, füme, meşe fıçısı, reçinemsi tadlar içeren bu şurup tatlılarda sos olarak kullanılıyor. Icewine’la (kar yağana kadar bağda bekletilen üzümden yapılmış şarap) karıştırılıp özel bir içki yapılıyor. Vermont’daki çiftliklerde özel akçaağaç tadımı turları düzenleniyor. New England bölgesi deniz ürünlerini sevenler için de bir cennet. Balıkçı kasabalarında inanılmayacak kadar ucuz fiyatlara istakoz dahil her türlü deniz ürünü tadılabiliyor.” Seda Binbaşgil’in bundan sonraki hedefi, akçaağaçların ikinci vatanı Japonya. Yine millerini kullanarak nisanda kiraz çiçeği şenliklerine gitmek, sonbaharda akçaağaç coşkusunu yaşamak istiyor.

MÜJDE MISIRLI ZOTO
Bask bölgesinin lezzet cenneti St. Sebastian’ı keşfettik


İletişim danışmanı Müjde Zoto (32), İngiltere’deki üniversite yıllarından bu yana dünyayı geziyor. İngiltere eksenli gezileri, sonraki yıllarda eşinin işi nerdeniyle Fransa ve çevresine odaklanmış. Anne olduktan sonra kış aylarında kızıyla sıcak ülkelere seyahat etmeye başlamış. Kayak ve hareketsiz geçirilen resort tatillerini sevmiyor. Yaklaşık sekiz yıldır milleriyle seyahate çıkıyor. Uçuş korkusu olan yakın bir arkadaşının millerini de alıp, karşılığında gezilerden ona güzel şaraplar getiriyor. “Millerimi sadece yurtdışı uçuşlarda kullanırım. Kısa uçuşlarda kampanyalardan yararlanıyorum. Dört saatten uzun uçuşlarda, ekonomi sınıfı biletimi business’e aktarıp yolculukları keyifli hale getiriyorum” diyor. Zoto, haziranın ilk haftasında eşiyle İspanya’nın Bask bölgesinde lezzet turuna çıktı. Gezi güzergahını, kalacağı otelleri, uğrayacağı restoranları, gezeceği bölgeleri yeni keşfettiği Michelin Kılavuzu’nun web sitesinden (www.viamichelin.com) belirledi. Eşiyle Madrid’den St. Sebastian’a uçtu, kiraladığı otomobille Bilbao ve Rioja’ya gitti. Michelin’den aldığı bilgileri aracın GPS’ine yükleyip, ilk kez yollarda kaybolma korkusu yaşamadan yolculuk yaptıklarını anlatıyor: “Madrid’den St. Sebastian’a uçtuk, otomobille Bilbao ve Rioja’ya gittik. Okyanus kıyısındaki 180 bin nüfuslu St. Sebastian, dünyada nüfusuna oranla en çok Michelin yıldızlı restoran bulunan şehir. Bazıları üç yıldızlı olmak üzere 20 civarında Michelin’li restoran var. İspanyollar, günde altı öğün yediği için restoranlar gece yarısına kadar hareketli. Şehirde yabancı turiste seyrek rastladık, İspanyollar ucuz ve çok çeşitli deniz ürünlerini tatmak için geliyor. Plajları çok güzel, şehrin arkasındaki tepelere çıktığınızda doyumsuz bir manzara uzanıyor ayaklarınızın altında. Fiyatlar ucuz. Biz bir gecede üç, dört tapas bar gezdik. Yedik, içtik, toplam 40 Euro ödedik. Şehrin rafine bir yemek kültürü var. Michelin yıldızlı restoranlarda şarap seçmesini istediğimizde somelier bize 45 Euro’luk şaraplar getirdi, yani müşteri aldatılmıyor. Michelinli restoranlar pazartesi, salı kapalı olduğu için en meşhuru Arzak’a gidemedik. Fakat diğerlerinde Bask pişirme teknikleriyle hazırlanan, sebzelerle pişirilen, soslarla sunulan çok leziz deniz ürünleri tattık. Yolu düşeceklere merkezdeki üç tapas barı öneririm: Bernardo, Martinez ve Gambara...” Zoto’nun bundan sonraki hedefi İtalya’nın Toscana bölgesinde bir lezzet turuna çıkmak.

ÖNDER FOCAN
Enstrümanlara meraklıysanız fuar zamanı Frankfurt’a gidin

/images/100/0x0/55ea4d4ff018fbb8f876fb24

Önder Focan (55), bir koltukta çifte karpuz taşıyanlardan. Makine mühendisi ve bu alanda bir firmanın sahibi. Aynı zamanda 12 albüm yayımlamış bir caz gitarcısı. Yaklaşık 20 yıldır dünyayı geziyor. Brezilya’dan Avustralya’ya çok sayıda ülkeyi gördü. Sekiz yıldır millerle uçuyor. “Sadece yurtdışı uçuşlarda kullanıyorum, özel kampanyaları takip ediyorum. Bazen ekonomi sınıfı biletin 54 bin mil gerektirdiği uçuşlarda, business bilet 24 bin mille alınabiliyor, bu fırsatı kaçırmıyorum” diyor. Dört kez millerini kullanarak, oğlu Ali’yle gittiği Frankfurt Müzik Fuarı’nı enstrümanlara meraklı tüm müzikseverlere öneriyor: “Baba oğulların merakı çoğunlukla otomobillerdir, biz oğlum Ali’yle enstrümanlara meraklıyız. Fuar zamanı Franfurt’a gitmekten zevk alırız. Tüm yenilikleri, son ürünleri bu dev fuarda görmek mümkün. Caz, klasik müzik dahil her tür müzik aleti, elektronik donanım fuarda görücüye çıkıyor. Deneyebiliyorsunuz, hatta ucuza alabiliyorsunuz. Fuarın girişinde sürekli konserler düzenleniyor. Ayrıca geceleri kentin caz kulüplerinde, konuk müzikçiler buluşup doğaçlama çalıyor. Ali’yle gündüz fuarı geziyoruz, akşam sevdiğimiz İtalyan restoranlarında güzel yemekler tadıp, caz kulüplerinde jamsession’lara katılıyoruz. Fuar zamanı şehrin sokakları da canlanıyor, şehrin tarihi bölgesindeki sokaklarda konserler veriliyor.”
Focan ilk fırsatta romantizminden etkilendiği İtalya’da eşiyle bir tura çıkmak istiyor. Bir sonraki hedefi ise doğasını, kültürünü merak ettiği Japonya.

EROL TÜRKOĞLU
Madrid’e gidecekseniz bu restoranlara mutlaka uğrayın


Erol Türkoğlu (38), İstanbul’un en popüler restoranlarından Otto’nun sahiplerinden. Mil kazandırmayan kredi kartı kullanmaktan üç yıl önce vazgeçmiş. O günden beri alışverişlerinde kazandığı millerle seyahatlerini planlıyor. “Kredi kartıyla yüksek harcama yapıp, mil kazanmayı düşünmeyenleri artık hiç anlamıyorum” diyor. Millerini genellikle yurtdışı uçuşlarında harcıyor. Millerinin yetmediği uçuşları ise avans millerle bilet alıyor. Şu ana kadar kazandığı millerlerle ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte Amsterdam, Madrid ve Paris’e gitti. Mart ayında gittiği Madrid’de iki restorandan etkilendiğini söylüyor: Casa Lucia ve Madrid’den 40 dakika uzaklıktaki ortaçağ şehri Toledo’daki Adolfo. Bunun dışında uğradığı yerlerden zevk alamamış, yemekleri pek sevmemiş. Türkoğlu, Madrid’i sokaklarında kaybolarak keşfetmek gerektiğini söylüyor. Turistik Sol Meydanı ve Plaza Mayor’la yetinilmemesi gerektiğini savunuyor. Ara sokaklardaki özellikle butik dükkanların herkesin ilgisini çekeceğini düşünüyor. Şimdi millerle seyahat etmek istediği yerler arasında New York ve Küba var.

LEVENT KULU
Londra sokaklarında zafer turu attım

Fotoğrafçı Levent Kulu (32), üniversite yıllarından bu yana Türkiye ve Avrupa’yı geziyor. Geçmişte charter uçuşları yakalayıp yolculuk yapıyordu. Dört yıldır kredi kartı milleriyle geziye çıkıyor. Alışverişle biriktirdiği millere, iş seyahatlerinin millerini ekleyip yolculuklara çıkıyor. Koyu Beşiktaşlı bir futbol tutkunu olan Kulu, takımının yurtdışındaki tüm maçlarını miller sayesinde izliyor. Gittiği şehirlerde arkadaşlarıyla otomobil kiralayıp çevreyi geziyor. “Geçen kasımda İngiltere’de Manchester United’ı yendiğimiz efsanevi maçta da oradaydım” diyor. “Londra’ya uçup, arkadaşlarımla otomobil kiraladık. Ülkenin yeşil çayırlarından, Robin Hood’un ormanlarından geçip Manchester’a vardık. Yol boyunca durakladığımız her yerde Beşiktaş taraftarlarıyla karşılaştım. Şehirde zamanımızın büyük bölümü stadyum civarında geçti. Ertesi gün Londra’ya dönüp, Beşiktaş yağmurluğuyla sokaklarda zafer turu attım. Yolda bir Arsenal taraftarı beni durdurup tebrik etti, takımımla gurur duydum. Şehirde ilk uğradığım yerlerden biri, CD arşivim için Oxford Street’teki HMV mağazasıydı. Birkaç CD’ye bakmak için girdim ve üç saat geçirdim. Akşam ünlü İngiliz publarını gezdim.”
Levent Kulu gelecek sezonun gezi programını yapmak için Beşiktaş’ın Avrupa’daki maç takviminin belli olmasını bekliyor. Bu arada uzun zamandır hayal ettiği Amerika seyahati için mil biriktiyor. “50 bin mile ulaşmama az kaldı” diyor.

ELİF TÜRKAY
New York’ta ucuz alışverişin adresi şehir dışındaki mall’lar


İletişim danışmanı Türkay (41), önemli harcamalarını mutlaka uçuş mili biriktirebileceği alışveriş kartıyla yapıyor. İş gezilerinde biriktirdiği miller de bunlara ekleniyor. Yuriçi uçuşlarda mil kullanmıyor. Uzun mesafeli yurdışı uçuşlar için saklıyor. “Zaten yurtiçine uçabilmek için istenen ödül millerin tutarı çok yüksek. Aynı tutarda mille bazı komşu ülkelere gitmek daha avantajlı” diyor. Milleriyle ilk uzun seyahatini New York’a yapmış. Kuzenlerinin yanında kalıp, konaklama harcamasından da kurtulmuş. “Biletlere de para vermeyince bütçem çok rahatladı. Bol bol gezdim, yemek yedim ve ABD’ye giden her Türk gibi alışveriş yaptım. Şunu öğrendim: Ucuz alışverişin adresi kent dışındaki mall’lar” diyor. New York’u çok seven Türkay, “Adeta bir ülke. İstanbullular’ın yabancılık çekmez, ilk gidişimde bile kendimi New Yorklu gibi hissettim. Her ulustan insan var. Metropolitan ve Doğa Tarihi Müzeleri şahane. Central Park’da yürüyüş yapmak hoş bir deneyimdi” diyor.
Soho’daki gece hayatının canlılığından etkilenmiş. İstanbul’un 4 saat yaşadığını, New York’ta eğlence yerlerinin sabaha karşı 3’te kapandığını görünce yaşadığı şehirle gurur duymuş. 3’üncü Cadde’de her yıl en iyi hamburgerci seçilen JG Melon’a uğrayan Türkay, “Köfteleri çok kalın, farklı baharatlar kullanıyorlar, ben beğenmedim” diyor.
Türkay’ın yeni hedefi sonbaharda önce Toronto, oradan da Boston’a geçmek. “Kuzey Amerika’nın sonbaharı çok güzel olurmuş. Ağaç yaprakları rengarenkmiş... Buna tanıklık etmek istiyorum” diyor.

ARAS ŞENVAR
Kilimanjaro Dağı’nın büyüsüne kapıldık


Cerrah Doç. Dr. Aras Şenvar (63) sık sık seyahat ediyor. Eşiyle yaptığı yurtdışı gezilerde uzun yıllardır milleri kullanıyor. Paris, Amsterdam, Varşova, Prag, İtalya millerle gittiği yerler arasında. ABD uçuşlarında ekonomi sınıfı biletini, milleriyle business’a aktarıyor. Milleriyle en son Afrika turu yapmış. Eşiyle İstanbul’dan Kenya’nın başkenti Nairobi’ye uçmuşlar. Bu Afrika’ya ilk seyahatleri olmuş. “Afrika çok ilginç bir ülke. Doğası mükemmel. Buraya safari yapmak için gittik” diyor. Bu arada Afrika’ya uçuşlarını milleriyle yaptıkları için anlaştıkları tur şirketi uçak biletlerinin parasını turun fiyatından düşmüş.
Afrika’da en çok Kilimanjaro dağından etkilenmişler. Amboseli ve Masai Mara tabiat parkları içinde kalmışlar. En ilgilerini çeken şey otellerdeki babunların neredeyse odalarına kadar girmeleri olmuş. Şenvar, eylülde yine eşiyle Kanada’ya gidecek. Biletini biriktirdiği millerle almış. “Millerinizi daha ekonomik kullanmak için programınızı erken yapmanız gerekiyor” diyor. Kendisi de Kanada biletini gezi tarihinden sekiz ay önce almış. Ayrıca yine ekim, kasım gibi sezon dışı aylarında daha az mille uçuş yapılabileceğini bunu iyi takip etmek gerektiğini söylüyor.

İSMAİL EREN
Seyşel Adaları’nı görme hayalimi gerçekleştirdim


Kalp, damar hastalıkları uzmanı Doktor İsmail Eren (55) eşi ve iki oğluyla çıktığı seyahatlerde millerini kullanıyor. Yoldaki harcamalarını kredi kartıyla yapıp, bir sonraki gezi için mil biriktiriyor. Bu yöntemle iki yıl önce ilk hayalini gerçekleştirdi, Seyşel’e gitti. Ailece gittikleri seyahatte, bakir kalabilmiş, doğallığını henüz kaybetmemiş Seyşel Adaları’nın büyük kısmını sekiz günde gezdi. Başı sonu olmayan kumsalları, turkuvaz mavisi denizi, zengin sualtı, doyumsuz günbatımlarını gördü.
Dr. Eren, “Bence Seyşeller’in en güzel yanı dünyadaki tüm tropikal adaların özelliklerini içermesi. Maldivler’in ufak adaları, Polinesia’nın büyük adaları, Bahamalar’ın plajları, Karayipler’in doğası burada toplanmış. Seyşel’de tatilin maliyeti yüksek. Az sayıda adada turistik yerleşime izin verilmiş. Yarım pansiyon konaklama 500 Euro’dan başlıyor. Başkent Victoria’da oteller pahalı, pansiyonlar kısmen ucuz ama gıda fiyatları yüksek. Eğlence, adrenalin arayanlara göre değil. Doğanın mucizelerini görmek, sükuneti yaşamak isteyenler için ideal” diyor.
Dr. Eren, en son İtalya’nın güney kıyılarını gezerek bir hayalini daha gerçekleştirmiş. “Dört kişilik ailenin harcamalarıyla bir hayli mil birikiyor. Şimdi yine millerle Bodrum’a uçup oradan guletle Yunan Adaları’na gitmeyi planlıyoruz.”

AYÇA ÖZTÜRK
Oxford Street’teki Japon restoranını unutamıyorum


Kadir Has Üniversitesi Erasmus Programı Koordinatörü Ayça Öztürk (32), seyahatle ilgili her şeyi çok seviyor. Tek şikayeti bavul toplamak. İlk yurtdışı seyahatine 1990’da çıktı. O yıllara ait anıları hafızasındaki berraklığını gitgide kaybetse de, ilk Paris seyahatini tüm ayrıntırayla net olarak hatırlıyor. O tarihten bu yana Avrupa, Afrika, Ortadoğu olmak üzere birçok gezi yaptı. Yurtdışında okuduğu yıllarda uçuşlarının, tren yolculuklarımın sayısı oldukça fazlaydı. Bu dönemde kredi kartlarının uçuş mili biriktirme kampanyalarıyla tanıştı. Mil ödülüyle gittiği en güzel seyahatlerden birinin, birkaç yıl önceki Londra gezisi olduğunu söylüyor: “Yeni bir işin arifesinde kısa süreliğine de olsa uzaklaşma fikri, millerimle birleşince Londra yoluna çıktım. Piccadilly, Soho ve Camden en çok eğlendiğim yerlerdi. Unutamadığım mekan Oxford Street yakınında Hashi No Kai. Evet, kulağa güzel bir Japon restoranı gibi geliyor ama çok daha fazlası: İngiliz- Japon Kardeşlik Kulübü (UK- Japan Amity Club). Tatilimin son gününde gittim. Hashi No Kai bir Japon lokaliydi, restoran bölümü vardı ancak çalışan ya da içeride bulunanlar sadece Japonca konuşuyordu. Siparişler İngilizce veriliyor, cevap Japonca geliyordu. Sushileri leziz ve hesaplıydı. Ben el kol hareketleriyle anlaştım, iletişimde sadece gülümsemek bile çok güzeldi.”

SEREN HAKMEN
Avrupa ve Amerika’yı gezdim sıra Uzakdoğu’ya geldi


Seren Hakmen (34), 10 yıldır reklam ve pazarlama sektöründe çalışıyor. ABD’nin Boston kentinde, Emerson College’de üniversite öğrenimi gördü, sonra New York, Parsons School’da moda pazarlama yüksek lisansı yaptı. Eğitim sırasında gezilere başladı. Paris, Atina, Londra, Roma, Milano, Hong Kong, Phuket, Amsterdam, Singapur, İbiza, Barselona, Turks & Caicos, Bahamalar ve Los Angeles’i gördüğü yerler listesine kattı. Hakmen uçuş millerini genellikle yurtdışı seyahatlerde kullanıyor. Görmeyi çok istediği, kısa süreli gidebileceği şehirlere milleriyle gidiyor. Seyahatlerindei tüm yüksek meblağlı alışverişlerini mil toplayan kartıyla yapıyor, böylece yolda mil biriktiriyor. Seren Hakmen’in kredi kartı bayramlarda da kat kat mil kazandırıp yurtdışında taksit imkânı sağlıyor. Bugüne kadar en çok Avrupa ve Amerika’ya seyahat ettiğini söyleyen Hakmen’in son zamanlarda ilgisi Uzakdoğu’ya kaymaya başlamış. “Değişik kültürlere sahip yerleri tercih ettim. Kültürel gezilere tatil hali de eklenince alışveriş benim için kaçınılmaz oluyor” diyor. Seren Hakmen’in en sevdiği şehir İstanbul’dan sonra New York. Hatta New York’a hayran olduğunu söylüyor: “Dünya’nın her yerinden farklı insanları içine alması, canlı ve çılgın hayatı, uğruna yazılan şarkıları ve onu tanıyan tanımayan herkesin hayatlarının bir zamanında o şehrin bir parçası olmayı istemesi hiç de garip değil.” Buna karşın ilk gözağrısını ihmal etmiyor: “New York’un bile en güzel yanı İstanbul’a dönüşü...”
Yorumları Göster
Yorumları Gizle