Yusuf Taktak: Depremdan sonra ev motifi girdi resmime

Güncelleme Tarihi:

Yusuf Taktak: Depremdan sonra ev motifi girdi resmime
Oluşturulma Tarihi: Eylül 25, 2023 17:57

Türk resminin usta isimlerinden Yusuf Taktak’ın 'Başka Zaman - Başka Mekân' başlıklı kişisel sergisi Gümüşsuyu'ndaki Brieflyart Galeri’de açıldı. Son aylarda ülkemizde yaşanan doğal afetlerin etkisinin de eserlere yansıdığı sergiyi Yusuf Taktak'la konuştuk: "Son iki yıldır yaşadığımız felaketler, toplumsal umutsuzluk beni çok etkiledi. Daha da içine kapandım. İşlerimde hikâye anlatan biri değilim. Deprem sırasında yıkılan, yok olan evleri, hayatları gördükçe ağladım. Dolayısıyla ev motifi girdi resmime."

Haberin Devamı

Serginizin adı 'Başka Zaman - Başka Mekân'ın arkasındaki anlamı ve bu isme karar verme sürecini anlatabilir misiniz?
Pandemi ve ardından deprem felaketi, beni içe kapanmaya, kendi kendimle hesaplaşmaya itti. Zaman kavramı pek çok sergimde başlık oldu. Zaten ele aldığım, “benim” diyebileceğim biçimler “zaman” ile bağ kuruyor “mekân” ise sergi yorumlamalarında mutlaka, yanılsama ya da gerçek olarak hem resimlerde hem de sergilerimde sözünü ettiğim özelliktir. İşte buradan yola çıkarak kendiliğinden sergi adım oluverdi. Ayrıca düz anlamıyla; tarih ve yeni bir galeri olması da başlık seçme nedenlerimdendi.

Son dönem çalışmalarınızda doğal afetlerin etkisinin eserlerinize nasıl yansıdığını düşünüyorsunuz? Bu temayı işlerken ne tür duygusal ve düşünsel yolculuklar yaşadınız?

Yusuf Taktak: Depremdan sonra ev motifi girdi resmime

Atölyeme kapanmayı seven biriyim. Son iki yıldır yaşadığımız felaketler, toplumsal umutsuzluk beni çok etkiledi. Daha da içine kapandım. İşlerimde hikâye anlatan biri değilim. İstediğim resmim kendini anlatsın!  Deprem sırasında yıkılan, yok olan evleri, hayatları gördükçe ağladım. Dolayısıyla ev motifi girdi resmime. Bazen boyayla yanılsama olarak, bazen asamblajlarda konstrüksiyonunu yaptığım evleri üç boyutlu olarak düzenledim. Bu tavrımın konuyu ön plana çıkarıp etkili olduğunu düşündüm. Ancak, sergiyi gezerken renk ögesinin etkin olduğunu göreceksiniz. Bu tutumumun gerekçesini ben de merak ettim. Bir dram, acı ortaya çıktığında bildik anlatım şekli: koyu renkler, siyah egemenliğinde armonidir ne var ki, renkli anlatım seçeneği sanırım her şeyin iyi olacağı temennisi olsa gerek...

Haberin Devamı

Serginizde yer alan tuval resimleri, üç boyutlu işler ve büyük kutu çalışmaları arasındaki ilişki nedir? Bu farklı formları bir araya getirme fikri nasıl ortaya çıktı?Akademi son yıllarından bu yana kolaj ve üç boyutlusu asamblajı yapıyorum. Bilindiği gibi kolaj tekniği 20. yüzyılın başlarında sanat ortamına dahil oldu. Dolayısıyla resim sanatına hem hız hem de günün konuları kullanılan gazete, dergi gibi iletişim araçlarıyla girmiş oldu. Bu, yüzyıllardır süren perspektifi de ortadan kaldırmaydı. Ben de günümüze dek farklı boyutlarda kutular yaptım. Kutu; mekânı ifade ettiği gibi ara sıra oluşturduğum enstelasyonlarla bağ kurdu. Sergideki resimler ile kutular aynı dönem yapılmaları nedeniyle benzer mesajlar iletmektedirler. Biri iki öteki üç boyut olması birbirlerinden ayırmıyor tersine lego parçaları gibi bağlayıcı, anlatımı güçlendirici öge oluyorlar.

Haberin Devamı

Sanatınızda sıklıkla kullandığınız temalar veya semboller var mı? Bu sembollerin veya temaların sizin için özel bir anlamı var mı? Örneğin, dikilitaşlar ve bisikletler sizin için ne ifade ediyor?

Yusuf Taktak: Depremdan sonra ev motifi girdi resmime

Başından beri vazgeçemediğim biçim; bisiklettir. Bir bakıma benimle özdeşleşti, mühürüm ya da imzam gibi oldu. Neden bisiklet; insan hayatı benzeri geri dönüşü olmaması, enerjiniz bittiğinde yere düşmek, ölmek gibi. Bisikletin konstrüksiyonu üçgen olması ki başlarda çadırlardan kaynaklı üçgen yapmaktaydım, işime yaradı. Çadırdan söz etmişken  göçebe Türklerin yaşam mekanı, grev yapan işçilerin hak arayışları ve dirençlerinin simgesidir. Devamında dikeyleşen üçgen Sultanahmet Meydanı'na gittiğimde ilgi alanıma giren dikilitaşa ulaştı. Zaman kavramını irdelediğim bisikletle özdeştiler. Ben de 21. yüzyılda İstanbul’da yaşayan bir kişi olarak dikilitaşlarımı yapmaya başladım ve üzerindeki hiyeroglifler de resim üzerine yazıyı sevmeme koşut olarak güncel düşüncelerimin ögesi oldular. Şimdilerde ev biçimini işlerime taşıdım. Bir bakıma çadır ve dikilitaşla (dikilitaşın tepesi tamamen evi çağrıştırmaktadır) birleştiler. Sonuç olarak; bana ait biçimlere yüklediğim anlamlar sessizce istediğim sözü söylüyorlar.
Yusuf Taktak: Depremdan sonra ev motifi girdi resmime


Haberin Devamı

Akademik kariyeriniz ve sanat pratiğiniz arasındaki ilişkiyi açıklar mısınız? Akademideki öğrencilik yıllarınızın sanat anlayışınıza nasıl etki ettiğini düşünüyorsunuz?
Akademi, ayakta kalabilmek için bir araç niteliğindeydi, başlangıçta. Sonra öğretme ve öğrenme fikri sanat hayatıma tahmin etmediğim ufuk açtı. Her daim sanat tarihi ile yüz yüze kalmak, hesaplaşmak, nedenselliğini kavramak ve bunu öğrencilerin dinamikliğiyle harmanlamak beni de etkin duruma getirdi. Kendimin ve Türk sanatıyla ilgili sergilerin ilhamı buradan kaynaklanmaktadır, kanımca.

Sanatın toplumsal meselelere ve olaylara nasıl bir yanıt verebileceği konusundaki düşüncelerinizi paylaşır mısınız? Sanatın bu tür sorunlarla başa çıkma sürecinizdeki rolünü anlatabilir misiniz?
Bence, sanatın tek dili olmalıdır. O da kendini yani sanatı anlatmasıdır. Farklı anlatımlar, hikayeler başka mecraların malıdır. Toplumsal sorunlar, olayların özünü kavrayıp kendi süzgeçinde geçirerek kavram yaratmaktır, sanat!
Yusuf Taktak’ın 'Başka Zaman - Başka Mekân' başlıklı sergisi 15 Ekim'e kadar Gümüşsuyu'ndaki Brieflyart Galeri’de görülebilir.

 

 

 

BAKMADAN GEÇME!