Yerle gök arasında bir yerde

Güncelleme Tarihi:

Yerle gök arasında bir yerde
Oluşturulma Tarihi: Haziran 16, 2023 09:29

Romanlarında kendine has ve zengin dili geniş bir varlıklar dünyasının hizmetine sunan Sezgin Kaymaz yeni kitabında hikâyeleri birbirine ekleyerek koca bir roman oluşturuyor. ‘Düz Dünyacılar’ hikâyelerin sadece anlatıya değil birbirlerine de destek olduğu, tüm iplerin birbirine ilişik durduğu fakat her bir kahramanın kendi yolunu da bulduğu, Sezgin Kaymazca anlatılmış bir varoluş hikâyesi...

Haberin Devamı

Edebiyatımızın kendine has üslubu ve dünyasıyla dikkat çeken yazarı Sezgin Kaymaz, her şeyden önce çok iyi bir anlatıcı. O nedenle kaleminden çıkanlarla ilgili birkaç satır da olsa yazmadan önce bunun üzerinde durmakta yarar var.
Her kitabında, üzerinde imzası olmasa dahi yazanın kendisi olduğunu hissettirecek denli özgün bir dille başarıyor bunu Kaymaz her şeyden önce. Dolayısıyla bu dil Kaymaz dünyasının en dikkat çeken özelliklerinden biri. Romanlarının bir unsuru değil bu dil ya da romana katkı veren bir başka değer... Romanların bizatihi kahramanlarından. Kanlı canlı, sayfalar arasında kendini her satırda gösteren ve en az diğer roman karakterleri kadar yakınlık kurabileceğiniz bir başka varlık Sezgin Kaymaz’ın kurduğu metinler için yarattığı bu dil.

Haberin Devamı

İhsan Oktay Anar, Erdal Öz Edebiyat Ödülü’ne değer görüldüğünde, çok değerli Asuman Kafaoğlu Büke, törene katılanlara dağıtılan bir kitapçı yazmıştı. O kitapçıkta Anar’ın roman dili için de şöyle bir paragraf açmıştı: “Yazarın hayal gücü sadece olağanüstü haller yaratmakla kalmaz, çok daha önemli olarak olağanüstü bir dil yaratır. Bu dil antikiteden, Osmanlıcadan, felsefe ve bilimden beslendiği kadar, aynı zamanda hayal ürünüdür. Böyle bir dilin tarihin bir döneminde, bir kültür tarafından kullanılmış olma olasılığı düşüktür. Bu dil sadece bu romanlarda anlatılan öykülerin dilidir.”
Asuman Hanım’ın Anar için kurduğu cümlelerin her kelimesine katılmakla birlikte Kaymaz’ın dil dünyası için de aynı ifadeleri kullanmak mümkün. Sezgin Kaymaz’ın zengin algı evreninin her köşesine yayılmış, görüp işittiklerinden, dokunup derlediklerinden, okuyup dinlediklerinden neşet etmiş enteresan bir dil bu ve her romanının köşe taşını öncelikle bu dil meydana getiriyor. Okuyanı dünyasının içinde sarıp sarmalamak ise başlıca görevi. Sezgin Kaymaz’ı her ne anlatırsa anlatsın bir edebiyat meddahına dönüştüren de bu dilin ta kendisi.
Bugüne kadar Kaymaz’ın herhangi bir romanıyla karşılaşmamış okurlar, hemen yukarıda kaleme getirilenlerin abartılı ifadeler olduğunu düşünebilir fakat bunların bir Sezgin Kaymaz romanıyla derhal değişeceğini de belirtmek isterim. Ki bu neden yeni roman ‘Düz Dünyacılar’ olmasın!

Haberin Devamı

BİR ÖTE ÂLEM CURCUNASI
Geniş bir ‘varlık’ algısı vardır Sezgin Kaymaz’ın. Hemen yukarıda bahsettiğimiz o kendine has ve zengin dil, işte bu geniş varlıklar dünyasının hizmetine sunulur romanlarda. Melekler de insanlar da köpekler hatta bitkiler de Sezgin Kaymaz’ın kahramanları haline gelip dünyamıza ses verebilirler. Geniş varlık algısı diyorum ama romanın ismini ilk gördüğümde bu kadar da genişlemiş olamaz diye düşündüm. Düz bir dünyanın bugün dahi varlığını savunan topluluğun da mı Kaymaz’ın varlık algısına takıldığını sanıp bir adım geri attım. Gerçek ise romanın sayfalarında ilerlemeye başladıkça ortaya çıktı.
Sezgin Kaymaz’ın roman dünyasında Düz Dünyacılar evrenin işleyişinde ‘varlık hakları’ndan sorumlu, Tanrısal nizam ve intizamın korunmasında çok kritik rolü haiz görevlilerin oluşturduğu ilahi topluluğun adı. Kaymaz’dan -biraz uzun olacak ama- bir alıntıyla durumu ‘izah edeyim’, zira okurunu içine soktuğu karnavalı ondan daha iyi tanımlayacak bir başkası yok: “Zaman denizinin içinde debelenip duran dünya varlıklarının hakkını korumak Düz Dünyacıların üstüne vazife değil, onlara hak da değildir katiyen, çünkü debelenmek de, diğer varlıkların hakkını çiğnemek ve diğer varlıklar tarafından hakkı çiğnenmek de düpedüz bir varoluş hakkıdır ve Düz Dünyacıların haklara doğrudan müdahale etmesi, varlıkların dünyada sürdükleri hayat içindeki iş ve oluşlara dokunması, yapan yaptığını yapmakta istediği kadar haksız olsun, karışması yasaktır. Dümdüz bakar onlar sadece, bakar, kaydeder ve bahse konu varlığın dünyada sürdüğü hayatın mola zamanını kollarlar. Mola zamanı, yani berzâh, yani ölüm. Ama son değil, son diye bir şey yoktur.”

Haberin Devamı

İşte, ‘Düz Dünyacılar’ın hikâyesi de tam olarak böyle bir noktada başlıyor. Bir öte âlem curcunası içinde romanın kapıları aralanıyor. Sezgin Kaymaz, bu dünyaya dair söylemek istediklerini âlemin diğer tarafından bize bildiriyor. Fakat Kaymaz’ın kaleminden çıkmış bir romanın içindeysek eğer sadece bir yüzü olmaz bu hikâyenin. ‘Düz Dünyacılar’ için de geçerli bu durum. Kaymaz, göklerden yerlere kaydırdığı bakışıyla öte âlem ve bu dünya arasında bir kurmacanın içine çekiyor okurlarını. Meselenin ‘düz dünyacılar’ boyutunda varlığın dünyadaki rolleri, tekamül yasalarının gerekleri, reenkarnasyon gibi çetrefil konuların Sezgin Kaymaz evreninden yansımaları var. Bunları ise ironiyi de öfkeyi de eğlenceyi de içinde barındıran karnavalesk bir atmosferde gerçekleştiriyor yazar. Hikâyenin bu dünyada gezinen boyutunda ise üç köpeğin peşine takılıyoruz. Kitabın arka kapak yazısında çok güzel özetlenmiş: “Üç köpeğin, arafta bir merhumun, bir düz dünyacı meleğin, bir de apartman sakinlerinin hikâyesi bu.”
Hikâyelerin birbirine eklenerek koca bir romanı oluşturduğu, sadece anlatıya değil birbirlerine de destek olduğu, tüm iplerin birbirine ilişik durduğu fakat her bir kahramanın kendi yolunu da bulduğu, Sezgin Kaymazca anlatılmış bir varoluş hikâyesi ‘Düz Dünyacılar’. En ağır meseleleri bile kadifeden bir kumaşa, edebiyat kumaşına sararak okurlarına anlatan Sezgin Kaymaz, bu romanında da beklentileri boşa çıkarmamış. ‘Düz Dünyacılar’, Kaymaz’ın roman evreninde ‘Kün’ ile birlikte anılacak bir metin.

Haberin Devamı

Yerle gök arasında bir yerde
Düz Dünyacılar
Sezgin Kaymaz
İletişim Yayınları, 2023
228 sayfa.

BAKMADAN GEÇME!