Piyanodaki derviş: Ivo Pogorelich

Güncelleme Tarihi:

Piyanodaki derviş: Ivo Pogorelich
Oluşturulma Tarihi: Şubat 16, 2017 14:36

Glenn Gould’un eksantrik yaklaşımını günümüze taşıyan ve her adımıyla müzik dünyasında küçük fırtınalar kopartan piyanist Ivo Pogorelich, orkestra eşliğinde nadiren konser verir. Bu nadir anlardan biri yarın Ankara’da Bilkent Senfoni eşliğinde yaşanacak. Pogorelich, 20 Şubat’ta ise İstanbul’a geçip Zorlu PSM’de resital verecek.

Haberin Devamı

Ivo Pogorelich, müzik dünyasına girişi kadar, sonrasındaki her adımıyla fırtına yarattı. Moskova Konservatuvarı’ndan aldığı diplomayla virtüozların öğretmeni Aliza Kezeradze’nin kapısına dayanıp ders vermeye ikna etmesinin üstünden 41 yıl, 33 yaş büyük hocasının aşktan başını döndürüp eşinden ayrılmasını, kendisiyle evlenmesini sağlamasının üstünden 37 yıl, ünlü piyanist Martha Argerich’in genç Pogorelich’e ödül vermeyi reddeden Chopin Yarışması jürisinden “O bir deha” diyerek istifa etmesinin üstünden 36 yıl, Deutsche Grammophone (DG) solistleri arasına girmesinin üstünden 34 yıl, görüş ayrılığı yaşadığı DG’den yayımlanan en yeni kaydının üstünden 19 yıl geçti. Önümüzdeki sene 60 yaşına giriyor. Ve yorumları kadar, inişli çıkışlı yaşamı, tavırlarıyla da müzik dünyasında küçük fırtınalar yaratmayı, ilgi çekmeyi sürdürüyor.

Haberin Devamı

Takıntısı tempolar
Ezber bozmak en önemli özelliği. 1960-70’lerin sansasyonel Kanadalı piyanisti Glenn Gould gibi kuşaklar boyunca alışılmış icraları, hatta notada yazan tempoları bir kenara bırakıyor. Müzik tarihinin başyapıtlarını özgürce dalgalandırıp eserleri yeniden yoğuruyor.
Geçmişte eserlerin en yüksek ve en hafif duyulduğu yerleri çok abartmakla eleştirilirdi. Bu yaklaşımı zamanla terk etti. Fakat müziğin akışını yavaşlatmaktan vazgeçmedi. Resmine gölgelerle boyut kazandıran ressamları çağrıştırıyor çabası. Müzikte duraksamalarla sessizlik alanları yaratarak, icranın hızını düşürerek yorumu zenginleştirmeyi deniyor.
“Sesin belirli bir uzunluğu ve karakteri vardır” diyor geçen yıl Çinli gazeteci Yuan Pu’ya eserlerin tempolarını değiştirme gerekçesini açıklarken. “Halk dilinde hız olarak tanımlanan kavrama ben nabız atışı diyorum. Konser salonunda sesin uzunluğu, bükülmesi daha farklı. Bu nedenle konser atmosferinde daha özgürüm.”
Tempoyu yavaşlatma özgürlüğünü Bach’tan Chopin, Beethoven’e pek çok bestecinin eserinde sonuna kadar kullanıyor. Örneğin pek çok virtüozun ortalama 5.5 dakikada yorumladığı Brahms’ın Opus 118 İntermezzo’sunu tamamlaması 9 dakika sürüyor. Muhafazakâr dinleyicinin kulağını tırmalayan yaklaşım, yeniliklerden hoşlananlara eserleri farklı ışıkta görme fırsatı sunuyor.
Orkestra konserleri yerine resitalleri tercih etmesinin nedeni de bu...
Yine de kendisini ‘gelenekçi’ kategorisine sokuyor. 20 yıl önceki sohbetimizde Liszt ekolüyle yetiştiğini, 19’uncu yüzyıldaki besteci piyanistlerin icrada yenilik arayışını benimsediğini anlatmıştı. “Orijinal olmak için orijinale dönmek gerekir. İyi ve saygın bir gelenekçi olmak mümkün” demişti.
Verdiği örnekler ikna ediciydi: “Fransa’nın Bask bölgesinde Ravel’in Gaspard de la Nuit’sini çalmıştım. Konseri dinleyen, bestecinin arkadaşı Rafael Calporsoro ‘Ne yazık, dostum bu yorumu duyamadı’ demişti. Paris’te Prokofiyef çaldığım konsere eşi Carolina gelmişti. Aynısını söyledi...”

Haberin Devamı

Cinnetin kıyısına geldi
Pogorelich, son 25 yılda iki büyük dram yaşadı; bu acıyla pişti ve olgunlaştı. İlk travması Yugoslavya İçsavaşı’ydı. Annesi Sırp, babası Hırvat, Belgrad doğumlu genç piyanist Saraybosna’daki vahşeti dehşetle izledi. Sırp kimliğini iptal edip, Hırvatistan vatandaşı oldu. Kaçmak yerine hasar gören köprüleri onaran ekiplere katıldı. Sonraki yıllarda düzenlediği yardım konserleriyle Saraybosna’da köprülerin, çocuk hastanesinin inşası için fon topladı.
İkinci travmayı 1996’da yaşadı. Kansere yakalanan hocası, ilham perisi, danışmanı, eşi Kezeradze kucağında son nefesini verdi. “Ciğeri patlamıştı” diye anlatıyor o anı. “Son kez öpmek için eğildiğimde öksürdü. Siyahlaşmış kana bulandı saçlarım. Bir süre yüzümü silemedim...”
Bu acıyı unutamadı. Hatta birkaç kez cinnetin kıyısına kadar geldi.
Kezeradze’nin ölümünden birkaç ay sonra yası bırakıp turneye çıkması gerekti. Saraybosna’ya çocuk hastanesi yapılması için 200 konser verecekti. İlk durağı, en büyük desteği veren Türkiye’ydi. İstanbul Müzik Festivali’nin açılış resitalinde Chopin’i andıran peleriniyle, hayalet gibi çıkmıştı AKM’nin loş sahnesine. Programı değiştirip, hiç konuşmadan, ara vermeden çalmış, konser sonunda konuğu, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i sahneye davet edip kucaklamış, izleyicilerin yüzüne bakmadan kulise yönelmişti.
Ertesi yıl konserlerine ara verdiği duyuldu. 1999’da Londra’da hastaneye yattı. Altı ay sonra taburcu edilse de babasının ölümüyle yeni bir kriz geçirdi. Ardından manastıra kapandığı haberleri geldi. Nihayet 2003’te sahneye döndü.

Haberin Devamı

Pogorelich, İsviçre’nin Lugano Gölü kıyısında, eşinin oğluyla yaşıyor. Çok nadiren konser dinlemeye gidiyor. Boş zamanlarında okuyor. Uğruna Katalanca öğrenmek isteyecek kadar Marquez hayranı.
Derviş gibi yaşadığı söyleniyor. Bu konuyu röportajda gündeme getiren “Piyanonun son dervişlerinden birisiniz galiba” diyen İspanyol Ritmo dergisi muhabiri Javier Extremera’ya bakın ne cevap vermiş: “İşçi gibi çalışmıyorum sadece. Bir tür hizmetçilik yaptığım söylenebilir. Bestecilerin hizmetkârıyım.”
Pogorelich ise özgürlüğü dijital yayıncılıkta buldu. Beethoven sonatları kayıtlarını klasik müzik paylaşım platformu Idagio’dan yayımladı. Albümünü dijital ortamda yayımlayan ilk klasik müzik yıldızı oldu.
Ivo Pogorelich, şef Avi Ostrowski yönetimindeki Bilkent Senfoni Orkestrası eşliğinde yarın saat 20.00’de Ankara Bilkent Konser Salonu’nda. 20 Şubat Pazartesi saat 20.30’da ise İstanbul’daki Zorlu PSM’de resital verecek.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!