Osmanlı’yı Batı’dan okumak

Güncelleme Tarihi:

Osmanlı’yı Batı’dan  okumak
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 05, 2023 14:14

Osmanlılar ve Macarlar arasındaki münasebetin tarihinin bir Macarın Türkçe kaleme aldığı çalışmasından okuyoruz. Sándor Papp, ‘Osmanlılar ve Macarlar/Bir Diplomatik Tarih’ adlı kitabının önsözünde Neden Türk-Macar tarihi ilişkileriyle ilgilendiğini şahsi hikâyesinden başlayarak ayrıntılarıyla anlatıyor.

Haberin Devamı

Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğulu değil Batılı bir devlet olduğu seçkin tarihçiler tarafından sıklıkla dillendirilir. Kuruluşundan başlayarak genişlemesinin Batı’ya yönelmesi de sadece coğrafya ile ilgili değil, siyasi erekle ilişkilendirilir. Nihani hedefinin Batı Roma’nın kalbine çıkan ‘kızıl elma’ miti hatırlandığında, Batı’nın içeriği daha da netleşir. Şöyle söylemek mümkündür: Osmanlı Batı’dan toprak kopara kopara ve zihniyet devrimi yapa yapa büyümüşken yine oradan toprak kaybede kaybede ve ufuk yitire yitire yok olur. Bu sebepten kendisi dışındaki Batılı devletlerle yaşadığı süreçler onun bu gerçekliğini kavramak için son derece önemlidir. Macarların da daha başta Osmanlıların karşılarına çıkmaları şaşırtıcı değildir; çünkü onlar da bölgelerinde siyasal ve askeri bir güç durumundadırlar.
Türklerle Macarların Altayistik yönden akrabalıkları bir yana, Osmanlıların Batı’ya yerleşme tarihlerini savaşın dışında diplomasi üzerinden izlemek önemli bir yaklaşım. Osmanlılar ve Macarlar arasındaki münasebetin tarihini bir Macarın Türkçe yazması daha dikkat çekicidir. Sándor Papp, ‘Osmanlılar ve Macarlar/Bir Diplomatik Tarih’ adlı kitabının önsözünde ‘Neden Türk-Macar tarihi ilişkileriyle ilgilendiğini’ şahsi hikâyesinden başlayarak ayrıntılarıyla anlatır. 1989 yılında Macaristan’ın Sovyet Bloku’ndan adım adım uzaklaşması ve sonrasında kendi ayakları üzerinde durmayı başarması, Türkçe öğrenmek maksadıyla İzmir’e gelişi önemli bir başlangıçtır. Sándor Papp, bir iliminsanı olarak alanındaki dile vâkıf halde işe koyulmuştur. Bu bağlamda ona göre, ‘kendine özgü bir fenomen olan tarih’ barındırdığı çok yönlü değişim, dönüşüm ve hal ile her zaman ilgi odağı olmayı sürdürmüştür. Milliyetçi reflekslerin dışında ‘geçmişteki devlet birimlerinin, kurumlarının ve yapılarının halihazırda kullandığımız tarihsel kaynaklara damga vurmuş olması’ sebebiyle ‘eski geçmişin işleyişini, toplumun o dönemki çerçevesini, ekonomiyi, orduyu, kamu yönetimini, siyaseti, diplomasiyi, dini ve bilimi tartışmak’ gerekir. Çünkü diplomaside hamasete değil belgeye yer vardır. Gerçekler hayal gücünün ateşini söndürür.
Elbette Osmanlı-Macar ilişkileri de romantik bir geçmişe sahip değildir. “İlk başlarda birbirleriyle ancak tampon devletler ve sadece harbi olarak bağlantıda olurlar.” 1529’da Kanuni’nin Macar kralı olarak Janos’u tanımasıyla birlikte “Macaristan her halükârda Osmanlıların vasal/haraçgüzar ülkesi haline gelir”. Bu bilgi Osmanlı gücünü öne çıkarsa ve neredeyse sonuna kadar tek taraflı bir güç görüntüsü tanısa bile, tarihin Macar gözüyle nasıl ‘süzüldüğü’ mühimdir. Sándor Papp, ‘Macar tarih literatüründe Fatih’in ve İstanbul’un fethinin nasıl yankılandığı’, Eflak ve Boğdan ile Osmanlı ilişkilerinin geri planı, Habsburg Hanedanlığı dönemi, elçilerin İstanbul hakkındaki gözlemleri, Jön Türkler, 2. Abdülhamit ve Macar şahsiyetlerin konumu, birer Osmanlı şehri sayılan Peçuy, Segedin ve Yanıkkale’nin görünüşleri hep birbiriyle ilişkilidir.
Sándor Papp modern tarihçilik ve ilim hayatının vazgeçilmez ölçütü eleştirel yöntemi ve belgelere bağlılığı aynı anda işleterek, Batı’dan Batı’ya (Osmanlı) bakışın ilginç ve şaşırtıcı bir örneğini sunuyor. Sadece Mohaç ve Zigetvar düşünüldüğünde tarihin sembolizmi güçlenir. Estergon, Buda ve Peşte’nin yanında Fatih’in top ustası Urban’ı hatırlamak yeterlidir. Tarihte tesadüfe rastlanmaz. Sadece sebepler çalışır. Diplomasi tarihi sebeplere yoğunlaşır bu yüzden.

OSMANLILAR VE MACARLAR

Osmanlı’yı Batı’dan  okumak

BİR DİPLOMATİK TARİH
Sándor Papp
Vakıfbank Kültür Yayınları, 2023
468 sayfa.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!