GeriKitap Sanat Ölüme iyi gelen sergi
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ölüme iyi gelen sergi

Ölüme iyi gelen sergi
İhsan Oturmak

Galata Rum Okulu’nda açılan ‘Ölüme Ne İyi Gelir?’ başlıklı sergide Alp Sime’nin fotoğrafları ile İhsan Oturmak’in desen, resim ve yerleştirmeleri hem kişisel ölümleri hem de kitlesel, kültürel, mimari ya da sistem ölümlerini hazmetmenin yollarını arıyor.

Küçük bir çocuğun ebeveynine sorduğu uygunsuz sorulardan biri gibi geliyor kulağa. ‘Ölüme Ne İyi Gelir?’ paradoksal kurgusuna rağmen kendisine cevap ararken hiçbir kusursuz sorunun ulaştıramayacağı yerlerde gezdiriyor bizi. Galata Rum Okulu’nun her odası bu deneyimin bir parçası haline geliyor. Ölümü hazmetmeye, iyileşmeye ve paylaşmaya fırsat sağladığı için bu sergi fikrinin bile ölüme iyi gelme olasılığı var.
Alp Sime’nin fotoğrafları ile İhsan Oturmak’ın desen, resim ve yerleştirmeleri hem kişisel ölümleri hem de kitlesel, kültürel, mimari ya da sistem ölümlerini hazmetmenin yollarını arıyor. Kendi hikâyelerinden yola çıkan sanatçılar kendilerini özne yapmasalar da kimi zaman otobiyografik öğeleri de saklamıyorlar. İhsan Oturmak, Diyarbakır’daki hayatını ve bölgeye ait hikâyeleri yeniden yorumlarken camideki hiyerarşiden şehir planlamasına kadar kitle kontrol mekanizmalarını şeffaflaştırıyor. Alp Sime ise sokakta yakaladığı yüzü görünmeyen karakterlerinin ölümle baş etmek için sığındıkları ilk absürd çareleri ortaya çıkarıyor. Fakat başkalarının zor anlarına davetsiz misafir olmanın verdiği vicdan azabını hafifletmek için ise kendi kaybını hatırlatan annesinin bir fotoğrafını sergiye dahil ederek biraz da kendi canını acıtıyor.
Karavil Contemporary’nin düzenlediği serginin her odası farklı bir yerleştirme düzeniyle karşımıza çıkıyor. Bir alanda Alp Sime’nin yerde duran beton çerçeveli bir fotoğrafı ile karşılaşıyoruz, bir başka odada sanatçının ilk defa sergilediği renkli bir fotoğrafla... ‘Kırmızı Halı’ isimli bu fotoğraf belki kalabalığın ayak değil de parmak izlerini taşıyor. İhsan Oturmak ise anıta dönüşen yerleştirmesinde sanki ölen her insan için bir tuğla dikiyor. Beton lahit heykeli hem mezar hem de bir bebek evini çağrıştırarak ölüm ve yaşamı aynı kutuya sığdırıyor. Sergi, yer yer karşımıza çıkan kara mizah sayesinde izleyiciye ‘Ölüme ne iyi gelir?’ sorusunun karanlık ve aydınlık taraflarını bir arada sunuyor.

Ölüme iyi gelen sergi

Alp Sime

Sergi başlığı aslında çok çaresiz bir anda internette aratılmış bir sorudan alınmış. Çok güvendiğimiz internet ne yapıp edip bize rasgele sıralanmış yanıtlar üretiyor, bazen de sorumuzun hatalı olduğunu iddia ediyor, tıpkı ufak bir çocuğun ebeveyni gibi. Aslında asla ‘bilmiyorum’ demeyen yalnızca internet değil, beynimiz de. Bize kurgu-gerçek ayırt etmeden tonlarca açıklama üreten beyin, ‘Ölüme ne iyi gelir?’ sorusuna da yavaşlamak-koşturmak, yalnız kalmak-sosyalleşmek, yüzleşmek-kaçmak gibi kendi içinde çelişkili cevaplar sunabiliyor.
Zeynep Sayın’ın ses kaydının bulunduğu karanlık oda bizi sanki bir başkasının beyninin içine sokuyor. ‘Ölüme ne iyi gelir?’ sorusunun sanat tarihindeki, Yunan felsefesindeki ve günümüzdeki birçok yorumunu üst üste dinliyoruz. Venedik Bienali’nden, İstanbul Boğazı’ndan, Hitler Almanya’sından, hatta bir ara ‘Ölüler Günü Festivali’ yapan Meksika’dan bile geçiyoruz. Bu beyin, zaman ve mekân ayırt etmeden ölümle yüzleştiriyor bizi. Hepsini not almak istiyoruz, sanki burada bir şeyler ölüme iyi gelecek.
Zeynep Sayın’ın ‘Ölüm Terbiyesi’ adlı kitabını okumak da iyi gelecek. Sergiye dahil edilen ses kaydı ve katalog yazısıyla Zeynep Sayın aslında Alp Sime ve İhsan Oturmak’ın sessiz hikâyelerini tamamlayan bir zemin yaratıyor. Sergi alanındaki en uç odaya yerleştirilmiş bu ses kaydını diğer odalardan önce ya da sonra dinlemek tüm deneyimi değiştirebiliyor.

Alp Sime ve İhsan Oturmak’ın ‘Ölüme Ne İyi Gelir?’ başlıklı sergisi 23 Haziran’a kadar Galata Rum Okulu’nda görülebilir.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle