‘Küçük Otel’de sonsuz misafirlik

Güncelleme Tarihi:

‘Küçük Otel’de sonsuz misafirlik
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 22, 2022 10:14

Avustralyalı yazar Christina Stead, İkinci Dünya Savaşı sonrası İsviçre’deki küçük bir otelde, ülkelerinden koparılmış konukların huzursuz hayatlarını ortaya koyuyor. Kahramanlar değişen bir dünyada sonraki yaşamlarını kurmak için hayatta kalmaya çalışıyor.

Haberin Devamı

Romancı ve kısa öykü yazarı Christina Stead (1902-1983) Nobel ödüllü Patrick White ile birlikte edebiyat dünyasının en önemli Avustralyalı yazarıdır. Sydney doğumlu Stead üniversite yıllarının ortasında gittiği Londra’da yazmaya başlar. Genellikle yoksulluk içinde yazar. Komünist avının başladığı McCarthy’nin Amerika’sında senaryo yazamayacağını anlayınca, komünist dünya görüşüne sahip bir ekonomist olan eşi William Blake ile birlikte 1950’li yılların başında Amerika’yı terk eder. Avrupa’da İngiltere, Belçika, Fransa ve İsviçre’de yaşar. Bu süre zarfında sürekli not tutar. Bulundukları yerlerin manzarası ve hava durumu, rüyaları, sinema ve opera gezileri, otel personeliyle diğer konuların tasvirleri ve geçmişleri yazarın neredeyse 20 yıl boyunca kurguladığı ve çeşitli taslaklarını yazdığı ‘Küçük Otel’in arka planını oluşturur. 1973 yılında yayımladığı ‘Küçük Otel’ savaş sonrası Avrupa’da değişen hayatların keskin ve esprili bir hicvini okuyucusuna sunuyor.
“Bir otelde her gün neler yaşandığını bir bilseniz! Bir şeyler olmadan geçen bir gün bile yoktur” diye başlıyor otel sahibi anlatıcı. İlk cümleyle birlikte okuyucu Cenevre Gölü kenarındaki İsviçre-Turu Oteli’nin bir başka konuğu oluveriyor. Anlatıcı Madam Bonnard ilk başlarda sahne sahne otelin konuklarını ve personeli tanıtıyor. Çalışma izni olmayan çalışanlar, savaşta vurgun yapanlar, hükümet işbirlikçileri ve sanatçıların ortak noktaları evleri ve alışık oldukları çok yıldızlı otelleri karşılayacak paralarının olmaması. Stead kitabında, savaşın mirasını, Soğuk Savaş tutumlarını ve uluslararası kara para aklama ve vergi kaçakçılığının yükselişini analiz ediyor. Otelin müşterilerinin çoğu İngiliz. İngiltere’de savaş sonrası İşçi Partisi liderliğindeki Attlee hükümetinin varlıklılardan çok yüksek vergiler alması, kemer sıkma programları ve birçok önemli endüstrinin kamulaştırılmasıyla bir nevi sosyalist program başlatmasından kaçan İngiliz zenginlerinin ruh halini ortaya koyuyor. İngilizler, bir sonraki aşamada nereye gideceklerini ve sermayelerini İngiltere’den nasıl çıkaracaklarını düşünürken İsviçre’de ucuza yaşıyorlar. Bu insanlar geçmişlerinden kaçmış ve geleceklerini yani yaşayacakları yeni ülkeye gitmeyi ertelemişler gibi görünüyor. Otelin İngiliz olmayan müşterileriyle birlikte herkesin en büyük endişesi ise her an İsviçre’yi istila edebilecek ve İsviçre Frangı’nın değerinin korunması için dağlarda saklanan altınları çalabilecek olan Ruslar.
‘Küçük Otel’in belli bir odaklanma noktası yok. Yazar bir otel ortamında kurduğu küçük toplumda, insan davranışlarına ilişkin keskin gözlemleriyle bir sosyal komedi yaratıyor. Burada otel misafirleri çoğunlukla birbirlerine çok kötü davranıyor. Birbirlerinden şikâyet etmedikleri zaman, personelden şikâyet ediyorlar. Şikâyet etmek ve karşısında kusur görmek insan doğası gibi görünüyor. Otel çalışanları bu burjuvalarla savaşmak zorunda kalıyor. Stead, bu noktada otel içindeki toplumsal sınıfları ve hizmetçiler ile misafirler arasındaki sınıf ve kültür çatışmalarını gösteriyor. Dünya değişirken oteldeki herkes birbirinin dedikodusunu yapsa da uluslararası düşmanlıklara karşı hassas. Artık bir savaşı daha kaldıramayacaklarının farkındalar. Harap kıtanın dört bir yanından tuhaf karakterlerin toplandığı ‘Küçük Otel’, çaresizlikleri, kıskançlıkları ve kibirleriyle onları sonsuza kadar misafir edecek gibi görünüyor.

KÜÇÜK OTEL

‘Küçük Otel’de sonsuz misafirlik

Christina Stead
Çeviren: Bülent O. Doğan
İş Kültür, 2022
200 sayfa.

BAKMADAN GEÇME!